Güncel Yazılar
escort bursa-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-escort istanbul bayan-bodrum escort-denizli escort-marmaris escort bayan-kayseri escort-sakarya escort-samsun escort-mersin escort bayan-bursa escort-kocaeli escort-ataşehir escort-istanbul escort bayan-sikiş-bursa escort-bursa escort

2007 Yılında Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri

Başlıktan da anlaşılacağı üzere yazının amacı 2007 yılı Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ilişkilerini ve gelişmelerini kritik etmektir. 301. madde, Kıbrıslı Rumlara Türk limanlarının açılması, enerji ilişkileri, cumhurbaşkanlığı krizi, Sarkozy gibi konular, 2007 yılı içinde ortaya çıkan ve iki tarafın ilişkilerinin seyrinde gündeme gelen önemli sorunların başında yer almıştır.

Hatırlanacağı üzere Türkiye, 2007’ye de pek iyimser ve ümitvar bir havada girmemişti. 2006 yılının sonunda Türkiye’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ne limanlarını açmaması dolayısıyla 8 müzakere başlığı askıya alınmıştı. Diğer yandan 2007’nin başında Bulgaristan ve Romanya’nın Birliğe katılımıyla AB üye sayısı 27’ye çıkmış ve son genişleme dalgasıyla beraber hazımsızlık durumu dillendirilmiş ve yine Türkiye’nin üyeliği için erken olduğu vurgulanmıştı. Ayrıca, 2007 AB’nin 50. yıl dönümü ve Reform Antlaşması tartışmalarının yaşandığı yıl olması bakımından, Türkiye’nin geri planda kaldığı bir yıl olma hususiyeti de göstermiştir. Şimdi ay bazında AB ve Türkiye ilişkilerini kısaca hatırlamaya çalışalım.

Ocak: Türkiye 2007’ye Hrant Dink’in suikastı ile başladı. Bu hiç de iyi bir başlangıç olmadı tabi. 301. maddeden dört defa yargı önüne çıkmış olan Dink’in 19 Ocak’ta menfur bir cinayete kurban gitmesi, Avrupa’da 301. madde tartışmalarını alevlendirdi. 22 Ocak tarihinde AB Dışişleri Bakanları, Genel İşler Konseyi toplantısında Kuzey Kıbrıs’a doğrudan ticaret tüzüğünün uygulanması için çalışmalara gecikmeden başlanması konusundaki kararı onayladı. Kıbrıs Rum yönetiminin, Mısır ve Lübnan’la Ada’nın güney kıyılarında petrol aranmasına ilişkin yaptığı anlaşma, KKTC’nin tepkinse neden oldu.

Şubat: KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Anlaşma hayata geçirilirse sıcak durumlar yaşanabilir” uyarısında bulundu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, GKRY’nin Kıbrıs adasının deniz alanlarındaki petrol yataklarında arama yapılmasına ilişkin çıkardığı yasaların ve ilgili ülkelerle yaptığı anlaşmaların Türkiye açısından hükmü bulunmadığını açıkladı. Karamanlis, Papadopulos’tan bölgede gerginliğe neden olabilecek petrol arama işinden vazgeçmesini istedi. Ama vazgeçilmedi ve ihale sürecine geçildi. Türkiye, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aranması için ihale sürecini başlatan GKRY’ne karşı bu aşamada gerginliği tırmandırmama kararı aldı.

Mart: Bu ayda ilişkiler AB’nin 50. yıl dönümü nedeniyle durgun geçti. 25 Mart tarihli Berlin Deklarasyonu’nda AB’yi Lizbon Antlaşması’na götürecek sürece hız verilmesi Türkiye’yi geri planda bırakacağının işaretiydi.

Nisan: Türkiye bu ayda “2007-2013 AB-Türkiye Yol Haritası” ile reform sürecine bağlılığını ve 2014 yılından önce üye olma isteğini somutlaştırdı. Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeler bu aya damgasını vurdu. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Genelkurmay açıklamaları bu ayda geldi. AB, Türkiye’deki ordu siyaset ilişkisini dikkatle takip etti ve TSK’nın bir testi olarak yorumladı.

Mayıs: Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan açıklamalarıyla bilinen Halk Hareketi Birliği lideri Nicolas Sarkozy bu ayda Fransa Cumhurbaşkanı oldu. 16 Mayıs’ta görevi devralan Sarkozy, kendinden beklendiği şekilde hareket ederek, Türkiye’nin coğrafi olarak Avrupa sınırlarına dahil olmadığını ileri sürmüş ve Akdeniz Birliği Projesi’nin merkezinde yer alarak AB ile imtiyazlı ortaklık ekseninde ilişki kurmasını önermişti. Genişlemeden Sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn, Sarkozy’e karşı çıkan isimlerdendi.

Haziran: “Türkiye ve AB: Avrupa Enerji Politikası İçin Hep Birlikte” konulu konferans 6 Haziran tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferansta AB ve Türkiye ilişkileri bağlamında Türkiye’nin enerji politikaları masaya yatırıldı. 26 Haziran’da Sarkozy, Türkiye’nin üyeliğine karşı duruşunu netleştiren en somut adımı attı. Sarkozy genişleme ile ilgili düzenlenen konferansta iki başlığın açılmasına(istatistik ve mali kontrol) yeşil ışık yakarken, tam üyeliğe götürdüğü gerekçesiyle “ekonomi ve para politikaları” ile ilgili müzakere başlığının açılmasını veto etti.

Temmuz: 22 Temmuz tarihinde Türkiye’nin siyasi hayatında yeni bir seçim gerçekleşti ve seçimi AKP büyük bir oy farkıyla kazandı. Erdoğan yine başbakan oldu. Seçim sonucunu memnunlukla karşılayan AB, reformların hızlanmasını istedi. Olli Rehn, 7 Kasım’da açıklanacak ilerleme raporundan önce Türkiye’deki çabaların ikiye katlanılması gerektiğini belirtti. Seçim sonuçlarını hem AB hem de Türkiye için bir şans olarak niteleyen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Erdoğan’a ifade-din özgürlüğü başta olmak üzere kilit reformlarda kaybedilen iki yılı telafi fırsatı verildiğini belirtti. İngiltere Başbakanı Gordon Brown, İtalya Başbakanı Romano Prodi, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, Erdoğan ve partisi AKP’nin seçimden galip çıkmasını memnuniyetle karşılayan ve destek sunan isimler arasında yer almıştı.

Ağustos: Seçimlerin akabinde gelen Cumhurbaşkanlığı seçimi bu aya damgasını vurmuştur. Seçim kadar Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması da AB’de yankı buldu. Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ile ilgili yaptığı açıklamada, Gül’ün müzakerelere “taze ve pozitif bir hava” katacağını belirtti. Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi genel olarak AB’de olumlu karşılandı.

Eylül: Avrupa Adalet Divanı’nın 20 Eylül tarihindeki Veli Tüm ve Mehmet Darı kararının ardından Türkiye ‘de vize tartışmaları gündeme geldi. Türk vatandaşlarının karara istinaden Avrupa’ya girerken vize almasına gerek olmayacağı yorumları iç basında yoğun şekilde yer aldı. İngiltere dışında AB-Türkiye Ortaklık Antlaşması’na taraf olan ülkelerin kendi yasalarını gözden geçirip bu doğrultuda nasıl bir uygulamaya gideceklerine karar vermeleri gerekiyor.

Ekim: Paris Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde konuşan Olli Rehn, “Türkiye’nin demokrasi açısından Ortadoğu bölgesi ile Fas’tan Malezya’ya kadar Müslüman dünyası için referans teşkil ettiğini” ve “Türkiye’nin stratejik konumu kıtamızın istikrar ve güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor” sözlerine konuşmasında dikkat çekti. 18 Ekim tarihinde Meclis hükümete sınır ötesi operasyon için bir yıl izin verdi. 21 Ekim tarihinde ise anayasa değişiklik paketi kabul edildi. Bu ayda madeni Eurolar üzerindeki Avrupa haritasında Türkiye’nin olmadığı tartışması yaşandı.

Kasım: Bu ayın 7’sinde AB Komisyonu Türkiye’nin ilerleme raporunu açıkladı. Raporda Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmediği ifade edilerek, reformların 2005’den itibaren yavaşladığı tespitinde bulunuldu ve siyasi reformların hızlandırılması istendi. 301. maddenin kaldırılması ve vakıflar yasası gibi hukuki düzenlemelerin bir an önce yapılmasına dikkat çekildi. Komisyon tarafından açıklanan 4 yıla ilişkin mali yardım çerçevesinde, diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle birlikte 2.5 milyar euronun üzerinde yardım yapılması önerildi. Enerji alanında 18 Kasım’da Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı hizmete açıldı.

Aralık: AB Dışişleri Bakanlarını bir araya getiren AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi(GAERC) tarafından 10 Aralık tarihinde hazırlanan taslak bildirinin “genişleme üzerine Konsey kararları” bölümünde Türkiye’ye yönelik yer alan ifadelerden “katılım müzakereleri” ifadesinden “katılım” kelimesinin çıkarılması tartışmalara neden oldu. Fransa sembolik bir zafer kazandı. Buna rağmen 19 Aralık tarihinde düzenlenen Hükümetlerarası Konferans’ta Türkiye ile iki başlıkta (Tüketici haklarının korunması ile Trans-Avrupa Ağları) müzakereler başlatıldı.

Görüldüğü üzere aylara bölerek vermeye çalıştığım AB ve Türkiye ilişkileri ne çok parlak ne de çok karanlık. İnişli çıkışlı bir seyir izlemeye devam etmekte. 2007’ye bakıp 2008 için tahminde bulunmak zor olmasa gerek. 2007 yılı 2006’dan çok farklı olmadı. 2008 de belki farklı olmayacak, ama 2005 yılından beri birazda seçimlerin ne olacağı belirsizliği ile atalet ve durgunluk içerisine giren ilişkiler, muğlak dönemin bitmesiyle harekat kazanma potansiyeli de taşımaktadır. Bunu, içerisinde bulunduğumuz yılda hep beraber göreceğiz.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et – Tumblr’dan takip et)

20 Ocak 2008

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir