Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

2011 İlerleme Raporu Değerlendirmesi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu müzakere süreci devam eden AB adayı ülkelerde bir yıl boyunca kabul edilen mevzuat ve uyumlaştırma çalışmaları temelindeki ilerlemeleri değerlendirmek amacıyla rapor hazırlamaktadır. 2011 ilerleme raporunda, Komisyon, Türkiye’nin Eylül 2010 – Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleştirdiği düzenlemeleri ele almıştır.

Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nde aday ülke statüsü elde eden Türkiye, 2005 yılında AB ile katılım müzakerelerine başlamıştır. Üyelik sürecinin tamamlanması için açılması gereken 33 müzakere başlığından bugüne kadar on üç fasıl (Bilim ve Araştırma, İşletme ve Sanayi Politikası, İstatistik, Mali Kontrol, Trans-Avrupa Ağları, Tüketicinin ve Sağlığın Korunması, Fikri Mülkiyet Hukuku, Şirketler Hukuku, Bilgi Toplumu ve Medya, Sermayenin Serbest Dolaşımı, Vergilendirme, Çevre, Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası) müzakereye açılmış olup, bunlardan biri (Bilim ve Araştırma) geçici olarak kapatılmıştır. Aralık 2006 tarihli, Ortaklık Antlaşması’na Ek Protokol’ün Türkiye tarafından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uygulanmadığı sürece hiçbir faslın geçici olarak kapatılmamasını öngören Konsey kararı hâlâ yürürlüktedir. Rapor döneminde AB ile Türkiye arasındaki güçlendirilmiş siyasi diyalog devam etmiştir. Türkiye’nin Kopenhag kriterlerini yerine getirme konusunda karşılaştığı zorluklar ve kaydedilen ilerlemeler siyasi diyalog kapsamında düzenlenen toplantılarda görüşülmüştür. Gümrük Birliği konusunda ise Türkiye ile AB arasında ticaretin 103 milyar Euroluk bir seviyeye ulaştığı, ancak Türkiye’nin gümrük birliği mevzuatından doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği belirtilmiştir.

Siyasi kriterler konusunda ilerleme raporunda ele alınan başlıca konular demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını güvence altına alan kurumların istikrarı, uluslararası yükümlülüklere uyum, bölgesel işbirliği ve genişleme ülkeleriyle ve üye devletlere komşuluk ilişkilerdir.

Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü

Demokrasi ve hukukun üstünlüğü kriterinde 12 Haziran 2011 tarihinde düzenlenen genel seçimlere katılımın yüksek oranda olduğu ve seçimlerin sakin bir ortamda geçtiği belirtilmiş, ancak basın ve ifade özgürlüğü konularında eksiklikler olduğu da vurgulanmıştır. Rapora göre temel siyasi kurumlar arasındaki ilişkilerde diyalog ortamının bulunmaması siyasi uzlaşının ve dolayısıyla da reform sürecinin önünü tıkamıştır. Raporda yargı süreci devam eden davalara da yer verilmiş ve delillere ulaşım, savunma ve adil yargılanma hakları, basın özgürlüğü hususlarının endişe yarattığı belirtilmiştir. Davalar bir yandan demokrasinin gelişmesi için önemli olarak değerlendirişmiş olsa da, soruşturmaların ele alınış şekilleri eleştirilmiştir. Raporda Eylül 2010 referandumunda kabul edildiği şekilde anayasa reform paketinin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlanıldığına yer verilmiştir. Ancak bu çalışmaların tüm siyasi partilerin ve sivil toplumun ortak çalışmaları ve uzlaşılarıyla yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

6 Nisan 2010’da Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun’da yapılan değişiklikle Türkçe’den başka bir dil kullanılması hakkındaki yasağın kaldırılması ve seçim kampanyalarında Türkçe’den başka bir dilde yazılı ve sözlü reklam verilebilmesine izin verilmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Buna karşılık TBMM’de temsil için gereken %10’luk seçim barajının Avrupa Konseyi üyeleri arasında en yüksek oran olduğu ve barajın düşürülmesinin gerekliliği dile getirilmiştir. Ayrıca siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin mevzuatın, siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının ve milletvekili dokunulmazlıklarıyla ilgili kanunların AB standartlarına uygun hale getirilmesi konusunda ilerleme kaydedilmediği de belirtilmiştir.

Yerel yönetimlere yetki devri konusunda ve mali kaynakların aktarılmasında ilerleme sağlanmadığı raporda yer almıştır. Yerinden yönetim ve kamu yönetimi konularında reform yapılmaması gerekliliği üzerinde durulmuştur.

Raporda, güvenlik güçlerinin sivil denetime açılması noktasında, Askeri Şura kararlarının sivil yargı denetimine açılmış olması, ordudan ihraç edilen askerlerin temyize başvurma hakkını elde etmeleri ve 2010’da kabul edilen Sayıştay Kanunu’yla askeri harcamaların da sivil denetime tâbi tutulması iyi yönde ilerlemeler olarak değerlendirilmiştir.

Yargı Sistemi 

Rapora göre yargı reformu alanında, özellikle 2010 yılı Anayasa değişikliklerinin uygulanmaya geçirilmesiyle birlikte ilerleme kaydedilmiştir. Yargının “bağımsızlığına” ilişkin olarak, Aralık 2010’da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri, bireysel başvuru usulünün getirilmesiyle genişletilmiş olması, buna göre Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden herhangi birinin kamu otoriteleri tarafından ihlal edildiği iddiasında bulunan herkesin, tüm olağan yargı yollarının tüketilmiş olması koşuluyla, Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi yargı alanında önemli gelişmeler olarak görülmüştür. Buna karşılık çeşitli kurumların Mahkeme üyeliği konusunda katı bir temsil oranına sahip olduğu, bunun da yargı mensuplarının Mahkeme’de yeterince temsil edilememelerine neden olduğu vurgulanmıştır. TBMM’nin Anayasa Mahkemesi oluşumu üzerinde yeterli yetkiye sahip olmamasının, Mahkemenin tarafsızlığının güvence altında olmadığını gösterdiğinin altı çizilmiştir.

Yolsuzlukla mücadele için strateji ve eylem planının uygulanmasında sınırlı düzeyde ilerleme kaydedildiği ve birçok alanda yaygın olan yolsuzluğun azaltılması için söz konusu stratejinin etkili şekilde uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Siyasi partilerin finansmanının şeffaf olmaması ve dokunulmazlıkların kapsamı başlıca eksiklikler olarak sayılmıştır. Yolsuzlukla mücadelede yasal çerçevenin güçlendirilmesi ve bunun uygulanması için tedbirler alınması gerekliliği ve Türkiye’nin, soruşturmalar, iddianameler ve mahkûmiyet kararlarına ilişkin izleme mekanizması oluşturması ihtiyacı vurgulanmıştır.

İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması

Türkiye uluslararası insan hakları hukukuna uyum konusunda olumlu bazı adımlar atmıştır: Kasım 2010’da Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’nin onaylanmasına ilişkin kanunun TBMM’de kabul edilmesi, Eylül 2011’de BM İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi İhtiyari Protokolünün onaylanması. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin üç ek protokolü hâlâ onaylanmayı beklemektedir. Ayrıca BM Paris İlkeleri ile uyumlu kurumlar henüz oluşturulmamıştır.

İfade özgürlüğü konusunda ilerleme ihtiyacı Komisyon tarafından sunulan raporda eksiklik olarak yer almıştır. Uygulamada basın özgürlüğünün kısıtlamalara tâbi tutulduğu, gazetecilerin hapsedildiği altı çizilen hususlar olmuştur. Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler hakkında açılan davaların ve soruşturmaların medya üzerindeki baskılarla ifade özgürlüğünün uygulanamamasının endişe verici olduğu da belirtilmiştir.

Toplanma özgürlüğü konusunda ilerleme kaydedildiği ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgili mevzuatın büyük ölçüde AB standartları ile uyumlu olduğu raporda yer almıştır. Ancak, orantısız denetimler ve kanunun kısıtlayıcı yorumlanışının sürmesi; STK’ların finansmanına ilişkin kuralların kısıtlayıcılığı da eleştiri konusu olmuştur.

Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü konusunda, ibadet özgürlüğüne “genelde” saygı gösterilmeye devam edildiği raporda yer almıştır. Dini gruplar halinde örgütlenmiş dini cemaatlerin tüzel kişiliğe sahip olmamaları nedeniyle mülkiyet hakkı ve kaynak yaratma imkânlarından faydalanmamalarına sebep olduğu ve Türkiye’nin bu çerçevede Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu 2010 tavsiyelerini henüz uygulamadığı belirtilmiştir. Patriğin “ekümenik” ünvanını her durumda kullanamaması ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapalı olması da Komisyon tarafından eleştirilmiştir. Ayrıca nüfus cüzdanlarında şahısların dinleriyle ilgili bir bölümün bulunması ayrımcılığa yol açabilecek uygulamalara sebep olabileceği gerekçesiyle eleştirilmiştir.

Kadın haklarını güvence altına alan hukuki çerçeve esas itibariyle mevcut olsa da, bu çerçeveyi destekleyecek siyasi, sosyal ve ekonomik şartların sağlanmaması kadına yönelik şiddetin ve toplumsal eşitsizliğin devam etmesine neden olması açısından ilerlemeye ihtiyaç duyan etkenler arasında sayılmıştır. Çocuk hakları, çocuk işçiliği ile mücadele, çocuk mahkemesi ve çocukların tutukluluk halleriyle ilgili de mevzuatın Avrupa standartlarına yükseltilmesi beklenmektedir. Engelli vatandaşların durumlarıyla ilgili ise BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve İhtiyari Protokolü’nün uygulanmasını izlemeye yönelik bir ulusal mekanizmanın henüz oluşturulmadığının altı çizilmiştir. Engelli kişilerin istihdamını artırmak için sarf edilen çabalar kamu sektöründe belli ölçüde başarı sağladığı, bununla birlikte, hem kamu hem de özel sektörde farklı istihdam yöntemlerinin yaratılması ve evden çalışmanın teşvik edilmesi dahil, ilave tedbirlerin alınması gerektiği belirtilmiştir.

Ayrımcılıkla mücadele ilkesine Anayasa’da ve birçok kanunda yer verilmiş olsa da, kapsamlı bir ayrımcılıkla mücadele mevzuatının eksikliği, mevcut hukuki çerçevenin AB müktesebatı ile yeterince uyumlu olmadığı Komisyon tarafından dile getirilmiştir.

Rapora göre mülkiyet hakkı ile ilgili olarak, 2008 tarihli Vakıflar Kanunu’nda değişiklik yapan yasal mevzuatın kabulü ile birlikte uygulamada ilerleme kaydedilmiştir. Mevcut hukuki çerçeve, gayrimüslim cemaat vakıflarının 1936 yılı beyannamesine giren mallarının iadesine geniş ölçüde imkân tanımakta ve Şubat 2008’e ait kanunun kapsamını genişletmektedir.

Türkiye’nin azınlıklara yönelik yaklaşımı kısıtlayıcı olarak değerlendirilmiştir. Dile, kültüre ve temel haklara tam olarak saygı gösterilmesinin ve bunların korunmasının, Avrupa standartlarıyla uyumlu olarak, henüz tam anlamıyla gerçekleştirilmediği belirtilmiştir. Mevcut mevzuatın kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi, ayrımcılıkla mücadele için kapsamlı bir mevzuatın oluşturulması, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, anti-semitizm ve hoşgörüsüzlük ile mücadele edecek koruyucu mekanizmaların veya özel kurumların oluşturulması gerektiği üzerinde durulmuştur.

Bölgesel Konular ve Uluslararası Yükümlülükler 

Raporda, Müzakere Çerçeve Belgesi ve Konsey deklarasyonlarında vurgulandığı üzere, Türkiye’nin, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak ve Birliğin üzerine inşa edildiği ilkeler paralelinde Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde adil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüm bulmayı amaçlayan müzakereleri aktif olarak desteklemesinin, kapsamlı bir çözüme bağlılığının ve somut katkılarının hayati önem taşıdığı vurgulanmıştır.

Ancak Türkiye’nin Ortaklık Antlaşması’na Ek Protokol’ü GKRY’e uygulamıyor olması, Konsey ve Komisyon’un çağrılarına rağmen yükümlülüklerini tam olarak, ayrım yapmadan yerine getirmemesi, Kıbrıs’la doğrudan ulaştırma bağlantılarındaki kısıtlamaların ve malların serbest dolaşımı önündeki engellerin devam etmesi eleştirilen hususlar olmuştur.

Türkiye’nin GKRY ile ilişkilerini normalleştirme konusunda ilerleme kaydetmediği ve GKRY’nin OECS, konvansiyonel silahlar ve çift kullanımlı malların ihracatının kontrolü hakkındaki Wassenaar Düzenlemeleri de dahil olmak üzere çeşitli uluslararası örgütlere üyeliğine ilişkin vetosunun kaldırmamış olması da raporda eleştirilmiştir. Bu durumun GKRY’nin AB dönem başkanlığını üstleneceği 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren altı aylık bir süre için ilişkilerin dondurulacağının sinyalleri olduğu belirtilmiştir.

Türkiye ve Yunanistan ikili ilişkilerini geliştirmek konusundaki çabalarını devam ettirmiştir. Yunan karasularının muhtemel genişletilmesine karşılık olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1995 yılında aldığı casus belli kararının yürürlükte olduğu hatırlatılarak, Türkiye’nin gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmak dahil, BM Şartı’yla uyumlu olarak iyi komşuluk ilişkileri ve sorunların barışçıl şekilde çözümüne bağlı kalması, ilişkilere zarar verebilecek her türlü eylemden kaçınması doğrultusunda çağrısında bulunmuştur.

Türkiye’nin, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) ve Bölgesel İşbirliği Konseyi (BŞK) de dahil olmak üzere, bölgesel girişimlere aktif olarak katılmaya devam ettiği hatırlatılmıştır. Diğer genişleme ülkeleri ve AB üyesi ülkelerin komşularıyla ikili ilişkiler olumlu seyretmektedir. Türkiye, Batı Balkanlarla temaslarını bölgede barış ve istikrarın teşvik edilmesine güçlü bağlılığını beyan etmek suretiyle önemli ölçüde artırmıştır. Türkiye bölgedeki bütün ülkelerin Avrupa bütünleşmesini desteklemektedir.

Ortak güvenlik ve savunma politikası çerçevesinde Türkiye, Bosna-Hersek’te AB liderliğindeki askeri misyonlara (EUFOR/ALTHEA) katkıda bulunmaya devam etmektedir. Türkiye ayrıca EUPM’ye (Bosna-Hersek’te AB liderliğindeki polis misyonu) ve Kosova’daki EULEX misyonuna da katkıda bulunmaktadır. Türkiye Kosova’nın uluslararası toplumla, Avrupa Kurumlarıyla ve bölgesel girişimlerle bütünleşmesini desteklemektedir. Türkiye, Aralık 2010’da, Arnavutluk ve Karadağ’daki sel felaketinden sonra bu iki ülkeye insani yardım sağlamıştır. Türkiye, Makedonya ile olan güçlü bağlarını muhafaza etmektedir. Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek ve Kosova ile üst düzey ikili toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bulgaristan ile ilişkiler olumlu seyretmiştir.

Sonuç

Türkiye’nin geçtiğimiz bir yıl içinde siyasi kriterler başlığı kapsamında kaydettiği ilerleme genel anlamda Komisyon tarafından olumlu olarak değerlendirilse de, demokratikleşme, yargı bağımsızlığı, insan hakları konularında devam eden eksiklikler olduğu ifade edilmiştir. Özellikle ifade özgürlüğü, internet erişim izni ve pek çok gazetecinin tutuklu bulunması endişe verici olarak değerlendirilmiştir. Ekonomik kriterler bağlamında, Türkiye’nin rekabet edebilir kapasitede güçlü bir ekonomiye sahip olduğu belirtilmiştir. Genişleme ve Komşuluk Politikası’ndan sorumlu Komisyon üyesi Stefan Füle’nin de açıkladığı gibi AB, Türkiye için özellikle üyelik müzakerelerinin başlamasından sonra dönüştürücü bir rol oynamıştır. Türkiye’deki mevzuatın AB mevzuatıyla uyumlaştırılması hem Türkiye’nin gelişmesi, hem de AB’ye üyelik sürecinin hızlanması için önem taşımaktadır. Siyasi alan yanında ekonomik alanda da Türkiye ve AB arasında ekonomik ilişkilerin üst seviyede olduğu, ticari ilişkilerin derinleştirilmesi çalışmaların sürmesi Füle tarafından her iki taraf için de önemli görülmektedir.  Dış politika alanında ise ortak stratejik menfaatlerin tartışılması ihtiyacı ve Kuzey Afrika’da ve Orta Doğu’daki son gelişmeler değerlendirilerek Türkiye ve AB’nin demokrasi, insan hakları ve refah taleplerini birlikte desteklemeleri gerektiğini vurgulamıştır. Türkiye’nin AB mevzuatına tam anlamıyla uymadığı ve demokratikleşme konusunda eksiklikler olduğu savunulsa da, ekonomik ve diplomatik alanda işbirliğinin derinleştirilmesi ve gerektiğinde ortak hareket etmesinin istendiği görülmektedir. Müzakere sürecinin yavaş seyrettiği görülmektedir. Bunda Türkiye’nin eksikliklerinin rolü olduğu kadar, kimi AB üyelerinin isteksizliği de önemli rol oynamaktadır. Buna karşılık Türkiye ekonomik potansiyeli ve bölgesel aktör sıfatı dolayısıyla AB için stratejik ilişkilerin devam ettirilmesi gereken bir ülke olmaya devam etmektedir.

Notlar:

2011 ilerleme raporu: http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/Tur_En_Realitons/Progress/turkey_progress_report_2011_en.pdf.

2011 ilerleme raporu üzerine AB Parlamentosu Basın Bildirisi: http://europa.eu/rapid/pressReleasesAction.do?reference=MEMO/11/694.

Stefan Füle, Türkiye için Olumlu bir Avrupa Gündemine Doğru, http://www.avrupa.info.tr/News_Archieve/October2011,20111013-1.html

Yazar: Aslıhan P. TURAN

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Düşüncesinin Kökenleri: Bir Bütünleşmenin Anatomisi

Avrupa Birliği (AB) bugün uluslararası politikada üzerine düşen sorumluluk payını üstlenmeye hazır, küresel bir oyuncudur. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle