Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

2012 Nobel Barış Ödülü ve Avrupa Birliği

Barış ödüllerin verilmesine gerek olmayan bir dünya dileğiyle…

“Nobel goes to” ve “Oscar goes to” ile başlayan cümleler her yıl merakla beklenmektedir. Ancak ödüllerin verilmesi yetmemekte, ödül sahipleri üzerine yapılan tartışmalar kimi zaman ödülü gölgede bırakmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde, Norveç’in Oslo kentindeki Nobel Enstitüsü tarafından 2012 Nobel Barış Ödülü Avrupa Birliği (AB)’ne verildiğinde benzer tartışmalar yeniden alevlendi. Nobel Komitesi Başkanı Thorbjoern Jagland ödülün AB’ye verilmesinin sebebini “AB, 60 yıldan fazla süredir barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarına katkıda bulundu” şeklinde açıklamıştır. Avrupa’da yapılanlar için verilen bu ödül acaba dünya için ne anlam ifade etmektedir?

Önce AB’den başlarsak. AB, hiç kuşkusuz tecrübe edilmiş en büyük barış projesidir. Teorik zeminle hiç uğraşılmadan geride bırakılan iki dünya savaşının yıkımını sokaklarına kadar hisseden bir kıtanın kendi tarih akış seyrine dur demesidir. Öyle ki, Avrupa’da savaş olmayınca neredeyse siyasi tarih ders kitaplarını güncellemeye pek gerek kalmıyor. Kendi içindeki yüzyılların birikimi savaş pratiğini bir kenara bırakıp, adeta “birbirimizi kesip biçtiğimiz yeter artık” diyerek barış üzerinde mutabık kalıp, ekonomiyi önplana çıkaran AB’ye Barış Ödülü’nü kazandıran ne olmuştur?

AB’nin kendi içindeki bir çok sorunu gerçek anlamda çözdüğü doğrudur. Doğu Avrupa genişlemesinde siyasi kriterlerin üzerinde ısrarla durması, AB’ye üye olmak isteyen kimi ülkeler için eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliğini zorunlu tutması gibi örnekler bu durumu göstermektedir. Ancak küresel anlamda Barış Ödülü’nü almak için neler yaptığı en azından bu satırların yazarı için merak konusudur.

AB’nin, “60 yıldan fazla süredir barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarına katkıda bulunduğu” kendi kıtası için kesinlikle doğru bir ifadedir. Kıtanın 60 yıl, Doğu Avrupa ülkelerinin ise 20 yıl önceki halleri gözönüne alındığında bu ifadenin ne kadar doğru olduğu görülmektedir. Ancak küresel düzeyde Barış Ödülü’nü alan AB; Soğuk Savaş’ta ne yaptı? Bosna’da, Kosova’da, Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de (yani sıcak savaşlarda) ve daha bir çok coğrafyada ne yaptı? Arap Baharı’nda ölümden kaçan onbinlerce insan için ne yaptı? Bağımsızlığını ilan eden ülke(ler) için ne yaptı? Bunlara ilave olarak onlarca soru daha sorulabilir. Bu sorulara verilecek yanıtlar kesin olmadıkça ödül sorgulanmaya devam edecektir.

AB’nin ekonomik bir dev, siyasi bir cüce olduğuna yönelik genel kabul ortadayken şunu sorabiliriz. Eğer siyasi bir cüceyse barış, demokrasi, insan hakları için bir şey yapabilir mi ve böylece Barış Ödülü’nü nasıl alır? Şayet ekonomik bir devse, ki son iki-üç yıldır bazı sorunlarla uğraşmaktadır, barış, demokrasi, insan hakları için bir şey yapabilir mi ve böylece Barış Ödülü’nü nasıl alır?

Bir soruya cevap ararken bu kadar çok soru sorulabiliyor olması durumun bir başka göstergesidir. AB için, ekonomik krizle mücadele ederken biraz motivasyon sağlayabilecek bu ödülün çok fazla işlevsel olmayacağı ortadadır. AB, kendisi için bu ödülü almayı hakedebilir ancak dünya için bu ödülü almayı ne yazık ki haketmemektedir. Belki de, dünya çapındaki savaşlara “karışmadığı” için barış ödülü verilmiştir.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

13 Ekim 2012

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret