istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink 60. Hükümetin Dış Politika Önceliği | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

60. Hükümetin Dış Politika Önceliği

Türkiye Cumhuriyeti’nin altmışıncı hükümeti ve kabinesi belli oldu. Yeni bir cumhurbaşkanı ve yeniden şekillenen Bakanlar Kurulu ile Ankara’nın dış politika gündemini ve önceliğini tahmin etmek zor değil.

Eski Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olması ve diğer yandan eski Hazine Bakanı ve AB Müzakerelerinde başmüzakereci sıfatıyla görev alan Ali Babacan’ın yeni hükümetin bakanlar kabinesinde Dışişleri Bakanı olarak görevlendirilmesi ve ‘başmüzakereci’ görevini devam ettirmesi, hükümetin dış politikada öncelik sırasını Avrupa Birliği ile olan diplomatik ilişkilere vereceğinin açık bir göstergesi. Zikredilen her iki ismin Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere ne kadar önem verdiği biliniyor. Şimdi her iki isim daha etkin bir konumda rol oynayacaklar. Zaten Başbakan Erdoğan, hükümet programını TBMM’de sunarken de bu önceliği vurguladı.

Görülen o ki, devletin zirvesinde oluşan kadro ile AB ve Türkiye arasındaki diplomasi trafiği artacak. Artan trafikle beraber beklemekte olan problemler tekrar gün yüzüne çıkacak. Ceza Yasası’nın 301. maddesinin değiştirilmesi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, Vakıflar Yasası’nda yer alan azınlıklarla ilgili hükümler ve Kıbrıs. Bilindiği üzere Kıbrıs konusuyla ilişkilendirilen 8 faslın müzakeresi askıya alınmış durumda.

Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, AB Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmadan önce Türkiye’nin 5 tane faslı açmaya hazır olduğuna dikkat çekti. Seçim sonrası kurulan yeni hükümetin AB diplomasisine hızlı başladığı görülüyor. Diğer taraftan AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Avrupa Komisyonu’nun, Türkiye’nin AB üyeliği müzakerelerinin devamı konusunda, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy tarafından istenen ve AB’nin geleceğinin tartışılacağı “Akil Adamlar Komitesi” kurulmasıyla ilgili toplantının 13 Eylül Perşembe günü yapılacağını söyledi. Ayrıca bu konudaki görüşmelerin AB başkentlerinde önceden başladığı da biliniyor.

Sarkozy, akil adamların Avrupa’nın sınırlarının belirlenmesini istemişti daha önceden, ama şimdi nasıl bir Avrupa sorusuna cevap verilmesini bekliyor. Toplantıdan çıkacak neticenin, Fransa’nın Türkiye’yi Birlik içinde tam üye olarak istemeyen tavrını artırıcı ya da azaltıcı etkisinin olacağı açık.

Tek sorun Sarkozy ve ülkesi de değil. Almanya ikna edilmesi gereken diğer bir ülke. Sadece Angela Merkel ve partisi değil, koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar ve hatta Liberaller içerisnde bile Türkiye’nin üyeliğine muhalif duranlar var. Vaziyet böyle olunca Türkiye tarafının üyelik sürecinde muhataplarını ikna etme çabasında azami gayret göstermesi gerekecek.

Aslında Türkiye’yi herkes istemiyor değil. İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband, AB’nin Hıstiyan bir kulüp olarak içe kapanıp kapanmayacağının ortaya konması bakımından Türkiye’nin Birliğe alınıp alınmamasının bir test olduğunu düşünenlerden. 5 Eylül Ankara ve İstanbul ziyaretindeki temaslarında İngiliz hükümetinin Blair hükümeti zamanında olduğu gibi Türkiye’nin üyeliğine kuvvetli destek vermeyi sürdüreceğini teyit eden Miliband, AB’nin güvenlik, iklim değişikliği konularında Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu da ekliyor sözlerine.

İtalyan ve İsveç hükümetlerinin de Türkiye’ye karşı İngiltere ile aynı çizgide olduğunu düşünürsek, Türkiye’nin AB tam üyeliği hayal sayılmaz. Bu noktada Türkiye’nin takip edeceği akıllı siyaset önem arz ediyor.

İlter Türkmen’in* saptamasına katılarak, Türkiye için en akıllı politikanın ikili ilişkilere ağırlık vermesi olacağını düşünüyorum. AB üyesi ülkelerle birebir ilişkiler ne kadar kuvvetlendirilirse, Almanya ve Fransa gibi düşünen ülkelerin Türkiye hakkındaki menfi tavırları o nispette azalır.

Türkiye’nin önünde yorucu ve yıpratıcı bir dönem var. Yılgınlığa düşmeden, azim ve sebat refakatinde, ‘teenni siyaseti’ izlenerek dış politikamız tayin edilmeli. Şimdiden dış politika yapıcılarına başarılar dilerim.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

——
* Hürriyet, 8 Eylül 2007 Cumartesi

10 Eylül 2007

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan