kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
8 Kasım'a Doğru Kıbrıs Bilmecesi | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

8 Kasım’a Doğru Kıbrıs Bilmecesi

Finlandiya Dışişleri Bakanı Errki Tuomioja, haftalardır sürdürdüğü temasları sonunda, Avrupa Birliği (AB)’nin 8 Kasım’da açıklayacağı Türkiye İlerleme Raporu öncesinde Türk limanlarının Güney Kıbrıs’a açılması ve KKTC’nin de ticaret ambargosundan kurtulması yönünde bir uzlaşma bulmak için tasarlanan toplantı fikrinden vazgeçildiğini duyurmak zorunda kaldı. Başbakan Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklaması toplantının iptaline açıklık getiriyor. Finlandiya’nın önerdiği Helsinki toplantısına Türkiye’nin çağrılmış olduğu halde, Yunanistan’ın çağrılmamış olmasını neden gösteren Erdoğan, biri resmi olmak üzere iki kez Atina’ya ziyaret gerçekleştirdiği halde, Kostas Karamanlis’i Ankara’ya getiremediğine de vurgu yapıyor.

Kıbrıs konusunun AB zemininde çözülemeyeceğini belirten ve çözüm adresini “Bunun çözüm zemini BM’dir”sözleriyle gösteren Erdoğan, katıldığı News Xchange İstanbul toplantısında, 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda KKTC’nin Annan Planı’na AB üyesi ülkelerin Türkiye’den istediği istikamette ‘evet’ derken, Rum kesimininse ‘hayır’ dediğine atıfla hatırlatma gereği duyuyor. Ayrıca Başbakan’ın “Güney Kıbrıs gemi ve uçaklarına deniz ve hava limanlarımızın açılmasını istiyorsanız, önce sözünüzü tutun, Kuzey Kıbrısa uyguladığınız izolasyonları kaldırın”savunması benim de şahsen haklı bulduğum ve savunduğum bir noktadır.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, üyelerinden biri arasında Rum Yönetimi olan AB’den Kıbrıs sorununda objektif olmasının beklenemeyeceğini ve çözümün BM’de olduğunu söylerken, tüm AB üyelerinin imzalarını taşıyan Kıbrıs Katılım Anlaşması’nın 10 numaralı ek protokolüyle BM çerçevesinde bir çözüme destek verme taahhüdünde bulunduklarını hatırlatmayı ihmal etmiyor. Müzakere çerçevesinde yaptığı görüşmelerde gündemin yarısını Kıbrıs ve diğer yarısının da 301. madde olduğunu belirten Babacan, “AB’nin Kıbrıslı Rumların esiri olmaması gerektiğini”nin altını önemle çiziyor.

Şimdi buraya kadar aktardığımız Türkiye’nin iktidar cenahında yer alan güncel Kıbrıs temenni ve taleplerinin sonrasında gelelim birkaç reel politik hatırlatmaya. Öncelikle sormamız lazım gelen birkaç husus var. Kıbrıs için, soruna muhatap Rum Kesimi, Yunanistan ve total bir bakışla AB tarafında gerçekten ne kadar samimi çözüm aranıyor? Finlandiya’nın görünürde iyi niyet taşıyan girişimi gerçekten çözüm odaklı mı? Yoksa günü kurtarmak mı ya da aşamalı siyasetle Kıbrıs’ı Türkiye’den koparmak mi?

Korkarım ki, bu ve benzeri soruların cevabı, yürütülen devlet politikaları çerçevesinde ve varılan son gelişmelerin neticesinde havada kalmaya mahkumdur. 1997’de Lüksemburg zirvesinde adeta AB’den şamar yiyen Türkiye’nin, 1999’da yine Finlandiya’nın dönem başkanlığında, Helsinki’de AB üye adaylığı onaylanarak yüzü güldürülmüştü. Ne tesadüftür ki, bugün yine benzer bir şekilde Fin diplomasisi AB’ye üyelik sürecinde, Türkiye’nin Kıbrıs’ta tıkanan sorununa el atmış durumda. 99’da olduğu gibi ABD de yine meseleyi yakinen takip ediyor. Umutların yitirilmemesi için iyimser mesajlar vererek Türkiye’nin yanında bir tutum izliyor. Bakalım Türkiye lehinde oluşan bu olumlu hava nasıl bir sonuca bizi götürecek.

Finlandiya ya da herhangi bir AB üyesi ülke veyahutta ABD, Aralık ayına kadar Kıbrıs’ta bir uzlaşı olacağına inanıyor ve bunun için ümit taşıyorsa da ben buna nedense pek inanamıyorum. Bu mesele ne birkaç aylık ne de birkaç yıllık bir meseledir. 40 küsur yıldır çözülemeyen, ne kadar çözüm üretilse mutlaka bir tarafın engeline takılan Kıbrıs, iki kesimli yapısıyla tarihinde çözümsüzlüğü en güçlü ve kararlı politik tavır olarak belirlemiş olmasıyla biliniyor. Bugün çözüm arayışlarının sonuçsuz kalacağını söylemek kahin olmayı gerektirmese gerek. Şu birkaç ayda çözüme varılacağına ben iyimser bakamıyorum ve çözüm için ümit taşımıyorum. Ya da şöyle söylemek daha yerinde olur. Uzlaşma sağlansa bile, bu Türkiye’nin arzuladığı bir sonuç ve/veya çözüm olmayacaktır.

8 Kasım’a çok zaman kalmadı, ama asıl önemli nokta, 14-15 Aralık tarihleri arasında yapılacak olan AB zirvesine bu sorunun nasıl taşınılmış olacağıdır.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Chechen Wars

When Chechnya left the Soviet Union in 1991 to declare independence, its prospects were just …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle