Kasım 1995 tarihinde AB üyesi ülkeler ile 12 Akdeniz ülkesi arasında gerçekleştirilen Barselona Konferansı’nda, Avrupa-Akdeniz Ortaklığı açısından önemli bir dönüm noktası oluşturan Barselona Bildirgesi kabul edilmiştir. Akdeniz bölgesinin güvenliğini garanti altına almayı hedefleyen Bildirge’de, Avrupa-Akdeniz Ortaklığı aşağıda sıralanan üç temel amaç çerçevesinde toplanmaktadır:
Basit görüş yöntemi, Konsey kararlarında Avrupa Parlamentosu’na danışılmasını ve onun görüşlerinin göz önünde bulundurulmasını öngörmektedir. Konsey’in, Avrupa Parlamentosu’na danışma zorunluluğu olmakla birlikte Parlamento’nun görüşleri bağlayıcı değildir. Basit görüş yöntemiyle alınan kararlar ağırlıklı olarak Ortak Tarım Politikası’na yöneliktir.
Basit Görüş Yöntemi şeması için tıklayınız
Batı Avrupa Birliği bir savunma ve güvenlik işbirliği kurumu olarak 1948’de Brüksel Antlaşması’yla kurulmuştur. Kurucuları Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’dur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’ya karşı bir savunma sistemi olarak düşünülmüş, ancak 1949 yılında NATO’nun kurulmasıyla daha örgütlenemeden önemini yitirmiş, buna rağmen lağvedilmemiştir. Almanya ve İtalya 1954 yılında BAB’a katılmışlardır. Londra’da kurulan sekretaryası, BAB’ın 1980’li yıllarda Alman-Fransız işbirliği çerçevesinde yeniden canlandırılmasına karar verilinceye kadar BAB, Batı’dan Komünist ülkelere yapılan silah satışlarını denetleyen bir kuruluş olarak kalmıştır. 1991’de Maastricht’te kabul edilen bir kararla BAB’ın Topluluklara bağlı bir Avrupa Savunma sistemi olarak yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. AB üyesi ülkeler 1997 yılında imzalanan Amsterdam Antlaşması ile daha gelişmiş bir AB-BAB işbirliğinin yanısıra Avrupa Konseyi tarafından onaylanması halinde BAB’ın AB’ye entegre edilmesine karar vermiştir.
Haziran 1999’da yapılan Köln Zirvesi’nde Petersbeg görevleri olarak bilinen insani yardım ve kurtarma operasyonlarının yapılması, barış sağlama ve koruma ve kriz yönetimi görevleri AB’ye devredilmiştir. Ayrıca Kasım 1999’da AB Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana, BAB Genel Sekreteri olarak atanmıştır. 2001 yılında BAB Merkezi Brüksel’e taşınmış, BAB Askeri Karargahı kapatılmış, Ocak 2002’de BAB Uydu Merkezi ve BAB Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü AB’ye devredilmiştir. Halihazırda BAB sınırlı görevleri olan sembolik bir yapı durumundadır.
BAB’ın asıl üyeleri İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, Portekiz, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Yunanistan’dır. İzlanda, Norveç ve Türkiye ortak üyelerdir. Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda ve İsveç gözlemci statüsündedirler.
Bir ürün, hizmet veya sistemin belirli bir standart veya teknik düzenleme kapsamındaki koşullara ve özelliklere uygunluğunun, yetkili kurumlarca yapılan inceleme veya testler sonucunda belirlenmesi halinde verilen yazılı karardır. Belge ya da sertifika olarak adlandırılan bu karar, Avrupa Birliği'nin “notified body” olarak tanımladığı, söz konusu test ve incelemeleri yapma kapasitesine sahip yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşlarınca verilir.
24-25 Mart 1999 tarihlerinde gerçekleştirilen Berlin Zirvesi’nde üye ülkeler Gündem 2000 üzerinde uzlaşmaya varmışlardır. Gündem 2000 kapsamında Birlik politikalarında yapılacak reformlar, 2000-2006 dönemi mali çerçevesi ve genişlemenin mali boyutu konularında karar alınmıştır.
Berlin Zirvesi’nde Ortak Tarım Politikası harcamalarının 2002-2006 döneminde 40.5 milyar Euro’yu aşmaması kararlaştırılmış ve söz konusu hedefi gerçekleştirmek için tarım harcamalarında yapılacak reformlar belirlenmiştir. Reformlar büyük ölçüde süt, süt ürünleri, et ve hububat alanlarındadır.
Yapısal politikalar alanında yapısal fonların kullanıldığı öncelikli hedeflerin sayısı altıdan üçe indirilmiş, 2000-2006 döneminde hedeflere ayrılacak kaynaklar belirlenmiştir. Kişi başına düşen GSMH’sı Topluluk ortalamasının %90’ından az olan dört ülkenin (İspanya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan) yararlandığı Uyum Fonu’nun devam etmesi ancak yardım kriterlerinin 2003 yılında gözden geçirilmesi kararlaştırılmıştır.
Genişleme çerçevesinde 2000-2006 döneminde aday ülkelere sağlanacak mali destek yıllık 3,12 milyar Euro olarak belirlenmiş, 2002 sonrasında Birliğe katılacak yeni üyelere yönelik mali desteklerin sınırı kararlaştırılmıştır. AB bütçesinin ise Topluluk GSMH’sının %1,27’si olan mevcut düzeyinde kalmasında, öz kaynakların KDV’den oluşan bölümünün tavanının ise 2002 yılından itibaren kademeli olarak azaltılmasında uzlaşmaya varılmıştır.
Komisyon tarafından yayınlanan Beyaz Kitaplar, belirli bir alanda Topluluğun faaliyet önerilerini içeren belgelerdir. Bunlar bazen, Avrupa düzeyinde belli bir konuda bir danışma süreci başlatılması amacıyla ortaya koyulan yeşil kitapların uzantısı niteliğini taşımaktadır. Beyaz Kitaplara örnek olarak, "İç Pazar'ın tamamlanması", "Büyüme", "Rekabet", "İstihdam", "İç Pazar ile ilgili alanlarda MDAÜ’lerin mevzuatlarının yakınlaştırılması" verilebilir. Beyaz kitaplar, Konsey tarafından onaylanmaları halinde ilgili alanda bir "Birlik Eylem Programı"na dönüşebilmektedir.
Birinci Derece Mahkemesi’nin Adalet Divanı’nı desteklemek amacıyla kurulması, Avrupa Tek Senedi ile kararlaştırılmıştır. Tek Senet’in 11. Maddesi ile Konsey’e Birinci Derece Mahkemesi’ni kurma yetkisi verilmiş, Mahkeme 1989 yılında kurulmuştur. Birinci Derece Mahkemesi’nin yetki ve sorumlulukları Amsterdam Antlaşması’nın 225. Maddesinde düzenlenmiştir. Birinci Derece Mahkemesi’ne her üye devlet 6 yıllık süre için bir yargıç atamaktadır. Mahkemenin sorumluluk alanları kapsamında AB kurumları ile çalışanları arasındaki uzlaşmazlıklar, rekabet kurallarından doğan anlaşmazlıklar, Birlik veya üye ülkeler tarafından açılmamış anti-damping ve fikri sınai haklar konularındaki davalar, gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılan iptal, eylemsizlik ve tazminat davaları yer almaktadır. Birinci Derece Mahkemesi kararlarına karşı Adalet Divanı’na hukuki sorunlarla sınırlı olmak kaydıyla temyiz başvurusunda bulunulabilir. Birinci Derece Mahkemesi’nin ön karar yetkisi bulunmamakla beraber Nice Antlaşması’nda bazı sınırlı alanlarda söz konusu yetkinin tanınması öngörülmüştür.
Topluluk hukuku genel olarak iki başlık altında incelenmektedir: Birincil mevzuat ve ikincil mevzuat. Birincil mevzuat, Topluluk hukukunun temel kaynakları olan Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar (AKÇT, AET ve EURATOM Antlaşmaları) ve bu Antlaşmaları tadil eden diğer belge ve antlaşmalardan (Avrupa Tek Senedi, Maastricht Antlaşması, Amsterdam Antlaşması, Nice Antlaşması, yeni üyelerin katılımını sağlayan Katılım Antlaşmaları) oluşur. Birincil mevzuat kaynakları Topluluğun anayasası niteliğindedir (Bkz. İkincil Mevzuat).
1 Temmuz 1967 tarihinde yürürlüğe giren Birleşme (Füzyon) Antlaşması (Avrupa Toplulukları için tek bir Konsey ve tek bir Komisyon kuran Antlaşma) ile, üç ayrı Avrupa Topluluğunun (Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu) yürütme organları birleştirilmiştir. Her Toplulukta ayrı ayrı bulunan Konsey ve Komisyonlar her üç Topluluk için bire indirilmiştir. Kuruluşlarından itibaren AET ve AKÇT için ortak bir kurum olan Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Adalet Divanı , EURATOM’a da teşmil edilmiştir.
Roma Antlaşması’nın serbest rekabete ilişkin 85. Maddesi’nin birinci paragrafı çerçevesinde üye ülkeler arasındaki ticareti ve Ortak Pazar içerisindeki rekabeti olumsuz yönde etkileyebilecek tüm anlaşmalar, teşebbüs birliği kararları ve piyasa düzenine zararlı olabilecek ortak davranışlar yasaklanmıştır. Ancak belirli koşullar altında yasaktan muaf tutulma imkanı da tanınmıştır. Bu çerçevede elde edilen yararın:
durumunda, teşebbüsler arasındaki anlaşmalar, teşebbüs birliği kararları ya da ortak davranışlara izin verilmektedir. Söz konusu ortak karar ya da davranışların, bu amaçlara ulaşmak için gerekli olandan fazla kısıtlama getirmemesi ve ilgili teşebbüslere ürünlerin önemli bir kısmı için rekabeti ortadan kaldırma olanağı vermemesi de şarttır. Bu kapsamda tanınan muafiyete “bireysel muafiyet” adı verilmektedir.
Zaman içerisinde bireysel muafiyet taleplerinin artması sonucu Topluluk, çeşitli tüzükler vasıtasıyla bazı anlaşma kategorilerini yasaklamalardan muaf tutma kararı almıştır. Konsey, Komisyon’a bazı koşulları yerine getiren anlaşma kategorilerinin 85. Madde’nin birinci paragrafından muaf tutulduğunu açıklama yetkisi vermiştir. Söz konusu uygulamaya “blok muafiyet” adı verilmektedir.
Günümüze dek patent-lisans, “franchising”, know-how, uzmanlaşma, Ar-Ge, tekelden satınalma ve dağıtım, otomotiv sektöründe dağıtım anlaşmaları gibi birçok anlaşmaya blok muafiyet tanınmıştır. Ancak, zamanla sınırlı tutulan blok muafiyet uygulamaları, muafiyet tüzüklerinin herbirinde belirtilen zaman dilimi süresince geçerli olmaktadır.
Gümrük Birliği’ni düzenleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararının 39. Maddesi’ne göre Türkiye’nin, 1.1.1996 tarihi itibariyle bir yıl içerisinde blok muafiyet tüzüklerini ilke bazında uygulamaya koyması gerekmektedir. Türkiye 1997 yılında çıkarılan tebliğler ile bu alanda gecikmeli de olsa uyum sağlamıştır. AB’nin blok muafiyet tüzüklerinde yapacağı yenilik ve değişiklikler konusunda ise, AB tarafından bilgilendirilmesini takiben Türkiye’nin bir yıl içerisinde ilgili mevzuat değişikliklerini yapması gereklidir.
Maastricht Antlaşması ile oluşturulan Bölgeler Komitesi, üye ülkelerin tavsiyeleri doğrultusunda Konsey tarafından beş yıl için atanan toplam 222 adet yerel ve bölgesel yetkiliden meydana gelmektedir. Eğitim, gençlik, kültür, sağlık, sosyal ve ekonomik bütünleşme gibi bölgesel çıkarları etkileyen alanlarda Konsey ve Komisyon, Bölgeler Komitesi’ne danışır. Komite ayrıca bu alanlarda kendi inisiyatifi doğrultusunda görüş beyan edebilir.
Amsterdam Antlaşması’nın ardından Bölgeler Komitesi’nin daha başka alanlarda da (çevre, sosyal fon, mesleki eğitim, sınır-ötesi işbirliği ve ulaştırma) görüşü alınmaktadır. Nice Antlaşması’nda genişlemenin ardından Bölgeler Komitesi’nin üye sayısının 344 olması öngörülmüştür.
Avrupa Birliği’nin Bölgesel Politikası, Birliğin ekonomik ve sosyal alanda uyumlu bir biçimde gelişmesi ve bütünleşmesini sağlamak, bölgelerarası gelir dağılımı farklılıklarından doğan istihdam ve gelişme sorunlarıyla mücadele etmek amacıyla kurulmuştur.
Avrupa Birliği’nde gelişme düzeyi açısından, gerek üye ülkeler gerek üye ülkeler içerisindeki çeşitli bölgeler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle AB’nin güneye doğru genişlemesi ve diğer üyelere kıyasla daha az gelişmiş Akdeniz ülkelerinin AB’ye üye olmasıyla birlikte, bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal gelişme düzeyi eşitsizliğinden doğan gelir dağılımı farklılıkları daha belirgin hale gelmiştir. Bunun yanı sıra, demir-çelik, tekstil, gemi inşaatı gibi sektörlerin yoğunlaştığı bölgelerin yapısal açıdan kendilerini yenileyememeleri nedeniyle, daha önce gelişmiş alanlar arasında yer alan bölgelerde de sorunlar gözlenmeye başlamıştır. Bu durum ise Bölgesel Politikanın önemini artırmıştır.
Yapısal farklılıkların giderilmesi için Avrupa Birliği’nin Bölgesel Politikası kapsamında iki yöntem kullanılmaktadır. Öncelikle Topluluğun kurulduğu yıllarda oluşturulan ve giderek daha önemli hale gelen üç Yapısal Fon (Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu (FEDER), Avrupa Sosyal Fonu (FES), Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (FEOGA)) aracılığıyla ekonomik ve sosyal açıdan geri kalmış bölgelere mali destek sağlanmaktadır. Bu üç Fon’un yanı sıra, 1993 yılında oluşturulan Balıkçılık Alanında Mali Destek Sağlamaya Yönelik Araç (IFOP) ile AB üyeleri arasında en az gelişmiş ülkeler olan Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İrlanda’nın çevre ve ulaştırma çalışmalarını desteklemek amacıyla oluşturulan Uyum Fonu ile de mali destek sağlanmaktadır. Bunlara ek olarak Avrupa Yatırım Bankası ve AKÇT’den çeşitli fonlar ayrılmaktadır. Bölgesel Politika kapsamında kullanılan ikinci yöntem, üye ülkelerin bölgesel politikalarının koordinasyonunun sağlanmasıdır. Bu amaçla üye ülkelerin ulusal düzeyde çeşitli alanlarda sağladıkları devlet yardımları denetlenerek, bu yardımların AB içerisinde rekabeti olumsuz yönde etkilememesi ve bölgesel farklılıklara neden olmaması sağlanmaktadır.
Kaynak: www.ikv.org.tr