CARDS (Batı Balkanlarda Yeniden Yapılanma, Kalkınma ve İstikrara Yönelik Topluluk Yardımı) Programı ile Arnavutluk, Bosna Hersek, Hırvatistan, Yugoslavya ve Makedonya’nın, AB’nin bölgeye yönelik olarak oluşturduğu İstikrar ve Ortaklık sürecine uyumunun sağlanması hedeflenmektedir. Bu çerçevede 2000-2006 yıllarını kapsayan dönemde 4,6 milyar Euro tutarında bir yardımın, yeniden yapılanma, demokratik istikrar, kurumsal ve hukuki yapıların geliştirilmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma gibi konulara ayrılması öngörülmüştür.
CARDS Programı ile bölgesel işbirliği kapsamında sınır ötesi suçların azaltılması, bölgesel ve uluslararası ticaretin artırılması, azınlık haklarının korunması, sivil toplumun güçlendirilmesi, kamu kurumları arasında işbirliğinin artırılması, ulaşım, enerji ve çevre sorunları konusunda bölgesel çözümler üretilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra altyapı hizmetlerinin geliştirilmesi, ekonomik yeniden yapılanmanın ve demokratikleşmenin sağlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca normlar ve standartlar, gümrükler ile ulusal emniyet ve yargı programlarının da CARDS fonundan mali destek alması öngörülmektedir.
CE (Conformité Européenne) işareti, bu işarete sahip ürünün ilgili AB yönergeleriyle belirlenen sağlık, güvenlik, tüketicinin ve çevrenin korunması gerekliliklerine uyduğunu belirten bir işarettir.
CE işareti, AB genelinde kullanılan değişik uygunluk işaretleri yerine AB yönergelerine uygunluğu belirlenen tek tip bir AB işareti kullanılması anlamına gelmektedir. Bir yönerge kapsamında yer alan tüm ürünler için CE işareti alınması zorunludur. CE işaretinin iliştirilmesi için “modüler” yaklaşım benimsenmektedir. Ürünün tasarım ve üretim aşamasında ilgili yönergelere uyduğunu belirlemeye yönelik olan modüllerin (AB uygunluk beyanı, AB tip incelemesi, AB Tipe uygunluk beyanı vb.) bir ya da birkaçının uygulanması zorunludur. Modüller ürünün tehlike derecesine göre sınıflandırılırlar. Düşük riskli ürünlerde uygunluk değerlendirmesi için gerekli test ve belgelendirme üretici tarafından yapılır. Yüksek riskli ürünler için ise test ve belgelendirmenin AB tarafından onaylanmış kurumlarca (“notified bodies”) yapılması gereklidir. Üreticilerin yönergelerle belirlenen teknik özellikler yerine CEN ve CENELEC tarafından hazırlanan Avrupa Standartlarına uymaları durumunda, ürünlerin yönergelere de uygun olduğu varsayılarak CE işareti iliştirilebilir.
Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliğini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 8-11 maddeleri, malların serbest dolaşımının en iyi şekilde sağlanması amacıyla ticarette teknik engellerin kaldırılması konusundaki AB mevzuatının Türk mevzuatına dahil edilmesini öngörmektedir. Bu kapsamda, AB’nin ticarette teknik engellerin kaldırılması konusundaki mevzuatının listesi ile bu mevzuatın Türkiye tarafından uygulanma koşul ve kuralları 2/97 sayılı Ortaklık Konseyi kararında belirlenmiştir.
Uyumu yapılan teknik mevzuatın hukuki altyapısını oluşturmak üzere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun 11 Ocak 2002 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun kapsamında hazırlanan “Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ile Onaylanmış Kuruluşlara Dair Yönetmelik”, “CE uygunluk İşaretinin Ürüne İliştirilmesi ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik” ve “Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik” 17 Ocak 2002 tarihli ve 24643 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 11 Ocak 2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de üretilerek iç piyasaya arz edilecek olan ürünlerin CE işareti taşımasının zorunlu olabilmesi için, ilgili Bakanlıklar ve kamu kuruluşları tarafından hazırlanan ve ürünlere CE işareti iliştirilmesini öngören teknik mevzuatın Türkiye’de yürürlüğe girmesi gerekmektedir.
Kısa adı CEN olan Avrupa Standartlar Komitesi, standartların AB düzeyinde uyumlaştırılması amacıyla faaliyette bulunan temel kurumdur. Çalışma alanı diğer iki kuruma (Bkz. CENELEC ve ETSI) oranla daha geniş olan CEN, tüm sektörlerde uyumlaştırılmış AB standartları oluşturarak, ulusal standartların farklılığından doğan ve Tek Pazar’ın işleyişini olumsuz yönde etkileyen teknik engellerin kaldırılması yönünde çalışmalar yapmaktadır.
Kısa adı CENELEC olan Avrupa Elektroteknik Standartlar Komitesi, Avrupa düzeyinde standardizasyon alanında çalışmalarda bulunan üç kurumdan biridir (Bkz. CEN ve ETSI). Avrupa düzeyinde her sektörde standardizasyon çalışmaları yapan CEN’e kıyasla daha küçük ve homojen bir yapısı olan CENELEC, ürün emniyeti ve ürünün elektroteknik yapısına yönelik standartlar hazırlamaktadır.
Coreau, üye ülkelerin dış politikada işbirliği sağlayabilmeleri amacıyla oluşturulmuş AB düzeyinde bir bilgi ağıdır.
Üye ülkelerin AB nezdindeki Daimi Temsilcilerinden (Büyükelçiler) oluşan Coreper, AB Bakanlar Konseyi gündeminde yer alan konuların hazırlanmasına yardımcı olur. Komisyon’un hazırladığı yasa teklifleri ve tavsiyeler öncelikle Coreper tarafından ele alınır, daha sonra ilgili Bakanlar Konseyi’nde gündem maddesi teşkil eder. Daimi Temsilcilerin oybirliğiyle kabul ettiği teklifler ilgili Bakanlar Konseyi’nde öncelikli gündem maddesi olarak ele alınır (“Gündem A”), Coreper’de oybirliğinin sağlanamadığı konular ise ikinci derece öncelikli sayılır (“Gündem B”). Bu nedenle Coreper, Topluluğun karar alma sisteminde son derece önemli bir görev üstlenmektedir.
Tüm üye devletlerin Daimi Temsilcileri, gerek kendi hükümetleri gerek diğer Daimi Temsilciler ile sürekli diyalog halindedir. Bu nedenle Coreper üye ülkeler arasında da daimi bir iletişim ortamı sağlar.
Çalışma konuları açısından Coreper ikiye ayrılmıştır:
Cotonou Anlaşması 23 Haziran 2000 tarihinde AB ile 77 Afrika-Karayip-Pasifik Ülkesi arasında imzalanmıştır. Cotonou Anlaşması, 1975-2000 döneminde AB ile AKP ülkeleri arasındaki ticari ilişkileri ve ekonomik yardımları düzenleyen Lome Konvansiyonlarının yerini almıştır. 20 yıl süreli Anlaşmanın ilk beş yılında, AB’nin Avrupa Kalkınma Fonu aracılığıyla 13,5 milyar Euro tutarında mali yardım yapması öngörülmüştür. Anlaşmanın temel hedefleri Afrika-Karayip-Pasifik ülkelerindeki yoksulluğun azaltılması, ekonomik ve ticari işbirliğinin artırılması, mali yardımların daha etkin kullanımının sağlanması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve AKP ülkelerinde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesidir.
Kaynak: www.ikv.org.tr