A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Dahilde İşleme Rejimi (Inward Processing Regime)

Dahilde işleme rejimi*, firmalara dahilde işleme izin belgeleri kapsamında ihraç edecekleri ürünlerin üretiminde kullanılacak girdileri, gümrük vergisi, fon, vb. mali yükler teminata bağlanmak suretiyle ithal etmelerini sağlayan bir rejimdir. Dahilde işleme rejimi aşağıda sıralanan üç unsurdan oluşmaktadır:

İthalatta şartlı muafiyet sistemi, firmalara dahilde işleme belgeleri kapsamında ihraç edecekleri malların üretiminde kullanacakları girdileri her türlü vergiden muaf olarak ithal etme olanağı sağlamaktadır. Eşdeğer eşya kullanımıyla, üretim girdisi olarak ithal eşyanın yerine serbest dolaşımda bulunan bir malın kullanılması sonrasında yapılacak ihracatı takiben, üretimde kullanılan girdileri her türlü vergiden muaf olarak ve teminat alınmaksızın ithalat etme imkanı sağlanmaktadır. Geri ödeme sisteminde ise, tüm ithalat vergileri ödenerek serbest dolaşıma giren malların, girdi olarak kullanılmasıyla üretilen ürünlerin ihraç edilmesi halinde, ithalat esnasında tahsil edilmiş olan vergiler geri ödenir.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi dahilde işleme rejimi bir tür ihracat teşviğidir. Ancak söz konusu vergi muafiyetleri, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği çerçevesinde yalnızca üçüncü ülkelere yapılan ihracat için geçerlidir. Üçüncü ülkelerden ithal edilen girdilerin kullanımıyla üretilen malların AB ülkelerine ihraç edilmeleri durumunda ise bu malların üretiminde kullanılan girdiler için Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) oranında fark giderici vergi ödenmesi gerekmektedir. AB menşeli girdiler ile üretilen malların AB’ye ihracatında ise vergi ödenmemektedir.

* 25.12.1995 tarihli ve 95/7615 sayılı kararla Resmi Gazete’de yayınlanarak belirlenmiştir.

Değişken Geometrili Avrupa (Europe of Variable Geometries)

Bkz. Çok Vitesli Avrupa

Demokrasi Açığı (Democratic Deficit)

Demokrasi açığı, Avrupa Birliği’nin yeterince demokratik olmadığı ve işleyiş yöntemlerinin karmaşıklığı nedeniyle sade vatandaşlardan giderek uzaklaştığı görüşünü temel alan bir kavramdır. Bu görüşe göre Topluluk kurumsal yapısı, yasama ve yürütme yetkilerine sahip bir organ olan Konsey ile demokratik meşruiyeti olmayan bir organ olan Komisyon’un (Komisyon üyelerinin Avrupa Parlamentosu'nun onayı alınarak üye ülkeler tarafından atanması ve Parlamento’ya karşı ortak sorumluluklarının olmasına rağmen) egemenliği altındadır.

Topluluğun demokrasi açığının Amsterdam Antlaşması ile azalacağı öngörülmüştür. Antlaşma’da, Avrupa Parlamentosu’nun yetkilerinin artırılması ve ulusal parlamentoların bilgiye düzenli erişiminin sağlanması için çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. Bunun yanısıra Antlaşma’da, “kararların mümkün olduğu ölçüde açık ve vatandaşlara yakın düzeyde alınması yoluyla, Avrupa hakları arasında daha sıkı bir birlik kurulması yönünde yeni bir aşama” oluşturulduğu belirtilmektedir. Topluluğun demokrasi açığının azaltılması, Antlaşmaların basit ve anlaşılır hale getirilmesi, Avrupa mimarisinde ulusal parlamentoların konumu Avrupa Konvansiyonu’nun ve 2004 Hükümetlerarası Konferansı’nın gündeminde yer almaktadır.

Derinleşme (Deepening)

Derinleşme, Avrupa Birliği sistemi içinde bazı ortak politikaların güçlendirilmesi anlamında kullanılan terimdir. Derinleşme süreci, bazen ortak politikaların güçlendirilmesinin yanısıra Avrupa bütünleşmesini kolaylaştıracak yapısal reformların uygulanmasını da iç değerlendirilmektedir.

DG'ler (Genel Müdürlükler) DG's (Directorate General)

DG kısaltmasıyla bilinen Genel Müdürlükler (Directorates General) AB Komisyonu’nun belirli bir konu üzerine uzmanlaşmış yönetim birimleridir. Her DG bir Genel Müdürün sorumluluğunda faaliyet gösteren daimi personelden oluşur ve Müdürlükler ile daha alt birimlere ayrılır. Konuları itibariyle DG’ler, o alandan sorumlu tek bir Komiser’e bağlıdır, ancak Komisyon’un kollektif sorumluluğu ilkesi uyarınca diğer Komiserlere karşı da sorumludurlar. Genel Müdürler ve bağlı oldukları Komiserlerin farklı milletlere mensup olmalarına dikkat edilir. Tüm DG’lerin alt müdürlükleri bulunmaktadır. Eylül 1999 tarihinde yapılan düzenleme ile o tarihe kadar geçerli olan DG’lerin numaralandırılmasına son verilmiştir. Halihazırda faaliyet gösteren 24 DG ve sorumlu oldukları alanlar şunlardır:

Dilekçe Hakkı (Right of Petition)

Tüm Avrupa Birliği vatandaşları ile üye ülkelerden birisinde ikamet eden ya da kayıtlı ofisi bulunan tüm gerçek ve tüzel kişilerin AB nezdinde dilekçe hakkı vardır. Dilekçe hakkı, Topluluk yetkisi dahilindeki konulardan vatandaşları doğrudan ilgilendiren alanlarda, Avrupa Parlamentosu’na istek ya da şikayetlerin bildirilmesi için verilen haktır.

Avrupa Parlamentosu bünyesinde oluşturulan Dilekçeler Komitesi, bu isteklerin kabul edilir olup olmadıklarını değerlendirir. Gerekli görülen durumlarda Avrupa Uzlaştırıcısı’nın (Ombudsman) görüşlerine de başvurulur. Dilekçeler Komitesi, bir başvurunun kabul edilir olup olmadığı kararını vermeden önce Komisyon’dan, karar için gerekli bilgi ve dokümanları kendisine sunmasını talep edebilir.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte her AB vatandaşı, Bölgeler Komitesi, Ekonomik ve Sosyal Komite ya da Avrupa Uzlaştırıcısı da dahil olmak üzere tüm AB kurumlarına, resmi dillerden birisinde (İrlandaca dahil) yazılı başvuruda bulunabilecek ve bu başvuruya aynı dilde cevap verilecektir.

Direktif (Directive)

Bkz. Topluluk Hukuki Araçları

Dolaylı ve Doğrudan Vergiler (Direct and Indirect Taxes)

Doğrudan vergiler (dolaysız vergiler), vergi mükellefi ile ödeyicisinin aynı olduğu, kişi ve kurumlardan elde ettikleri gelir düzeyine göre alınan vergilerdir. Bu vergilerde vergi mükellefinin, kendisine düşen vergi yükünü başkalarına yansıtma olanağı bulunmamaktadır. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi doğrudan vergilere örnektir.

Dolaylı vergiler, mal ve hizmet kullanımından kaynaklanan vergilerdir. Vergiye tabi mal ya da hizmetlerden yararlanan herkes, gelir düzeyi ne olursa olsun aynı oranda vergi öder. Bu vergilerde vergi mükellefi ile ödeyicisi farklıdır. KDV ile özel tüketim vergisi, dolaylı vergiler arasında yer alır.

Roma Antlaşması’nın 95-98. Maddelerinde AB üyesi ülkelerin, ithal ettikleri Topluluk mallarına kendi mallarına uyguladıklarından daha yüksek oranda iç vergi (doğrudan ve dolaylı vergi) uygulayamayacağı ilkesini belirlemiştir. Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği’ni kuran 6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararının 50. Maddesi’ne göre de taraflar, diğer tarafın mallarına kendi mallarına uyguladıklarından daha yüksek oranda dolaylı ve dolaysız vergi uygulayamazlar.

DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) (World Trade Organisation-WTO)

DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü), GATT’ın 15 Aralık 1993 tarihinde sona eren Uruguay Round müzakereleri sonrasında 1995 yılında kurulan ve halihazırda GATT’a taraf olan tüm ülkelerin üye olduğu bir kurumdur. Sekreteryası Cenevre’de bulunan DTÖ’nün temel görevleri, üyeleri arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve gelecekte gerçekleştirilecek çok taraflı ticaret müzakereleri için bir platform oluşturulmasıdır. Yalnızca malların ticaretini konu alan ve sağlam bir yasal temeli olmayan GATT’ın aksine DTÖ, hizmetler, yatırım, fikri ve sınai mülkiyet gibi farklı alanları da kapsar. DTÖ’nün kurulmasından sonra GATT, DTÖ kapsamında yer alan birçok anlaşmadan biri halini almıştır.

DTÖ’nün faaliyete geçmesinin ardından örgütün en yüksek karar alma organı olan Bakanlar Konferansı 9-13 Aralık 1996 tarihlerinde Singapur’da toplanmıştır. Bu toplantıyı 18-20 Mayıs 1998 tarihlerinde yapılan Cenevre ve 30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Seattle Bakanlar Konferansları takip etmiştir. Söz konusu toplantılarda daha ileri liberalizasyon sağlanmasına yönelik çalışmalar sonuçsuz kalmıştır.

9-14 Kasım 2001 tarihlerinde Doha'da gerçekleştirilen DTÖ IV. Bakanlar Konferansı’nda liberalizasyon konusunda uzlaşma sağlanmıştır. Toplantı sonucunda kabul edilen Bakanlar Deklarasyonu ve Deklarasyonun içeriğini oluşturan Çalışma Programı çerçevesinde;

Kaynak: www.ikv.org.tr