Test raporları ve teknik dosyaların hazırlanması gibi faaliyetleri gerçekleştirme yetkisi bulunan, teknik özellikler, altyapı, organizasyon vb. kriterlere uygun kurumlara yetkin kurum (competent body) adı verilmektedir. Bu kurumların ürün ya da AB yönergesi bazında yetkin olduğu alanlar, AB üyesi ülkeler tarafından belirlenir. Onaylanmış kurumlar ise (notified body), çeşitli yönergeler ile gerekli kılınan sertifikaların (örneğin ürün güvenliği) hazırlanması açısından yetkinliği AB Komisyonu tarafından onaylanan kurumlardır. Onaylanmış kurumlar da yetkin kurumlar gibi yönerge ya da ürün bazında yetkindirler. Uyumlaştırılmış standartlara uygunluğunu (EN 4500 serisi) akreditasyon sertifikası ya da başka bir yazılı belge sunarak ispat edebilen yetkin kurumların yönerge şartlarına uygun oldukları kabul edilir. Onaylanmış kurumların listesi Avrupa Topluluğu Resmi Gazetesi’nde yayınlanır.
Organize Suça Yönelik Üyelik-öncesi Paktı (Pre-accession Pact on Organised Crime)
AB’nin genişleme hazırlıkları çerçevesinde AB üyesi ve aday ülkelerin Adalet ve İçişleri Bakanları, 28 Mayıs 1998 tarihinde organize suça yönelik üyelik-öncesi Paktı kabul etmişlerdir. Söz konusu Paktın amacı:
Aday ülkeler, özellikle suçluların iadesi (1957 tarihli Avrupa Konvansiyonu), uyuşturucu ticareti (Birleşmiş Milletler Konvansiyonu), terörizm (1977 tarihli Avrupa Konvansiyonu) konularında olmak üzere süratle bu alandaki uluslararası sözleşmeleri kabul etmeye başlamışlardır. Taraflararası bilgi aktarımının değişim programları aracılığıyla desteklenmesi ve AB ile ortakları arasındaki faaliyetlerin önceliklerinin belirlenmesi amacıyla Europol ile de anlaşmalar yapılması planlanmaktadır.
Roma Antlaşması’nın Tarım Politikası’na ilişkin bölümü kapsamında yer alan Ortak Balıkçılık Politikası’nın hedefleri, balıkçılık sektöründe faaliyet gösterenlerin yaşam standartlarının yükseltilmesi, fiyat istikrarı ve arz garantisi sağlanması, tüketicilere elverişli fiyatlarla ürün sunulması ve balık kaynaklarının korunmasıdır.
Başlangıçtan itibaren Roma Antlaşması’nda yer almasına rağmen, Ortak Balıkçılık Politikası’na ilişkin mevzuat ancak 1970 yılından itibaren oluşturulmaya başlanmış, 1973 yılında Danimarka, İngiltere ve İrlanda’nın üyeliğiyle birlikte Topluluğun kuzeye doğru genişlemesi, Balıkçılık Politikasının önemini artırmıştır. Ortak Balıkçılık Politikası’nı desteklemek amacıyla Topluluk düzeyinde oluşturulan tüm mali araçlar, 1994 yılında Yapısal Fonlar kapsamında belirlenen ve tüm kıyı bölgelerine yönelik olan Balıkçılık İçin Mali Araç (IFOP) kapsamında birleştirilmiştir.
Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP), Maastricht Antlaşması’nın V. bölümü (J.1-J.11) ile kurulmuştur ve bu bölüm hükümleriyle yönetilir. ODGP zaman içinde ortak bir savunma politikasının tanımlanmasını öngörmektedir.
Birliğin bu ikinci temel sütununun amaçları, J.I maddesinde tanımlanmıştır ve Konsey’de oybirliği ile kabul edilmiş olan kendisine özgü hukuksal araçlar aracılığıyla izlenmektedir (ortak tutum, ortak eylem). Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, bu alanda “ortak strateji” adı verilen yeni bir araç daha oluşturulmuştur (Madde J.2).
Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası’nın etkinliğini artırmak için Kasım 1999’da ODGP Yüksek Temsilcisi görevine beş yıllık süre için Javier Solana atanmıştır. 1 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe giren Nice Antlaşması’nda yer alan ODGP ile ilgili hükümler, nitelikli oy çoğunluğu ile karar alınan alanları artırmış, kriz yönetiminde Siyasi ve Güvenlik Komitesi’nin yetkilerini güçlendirmiştir.
Üye devletlerin, AB çerçevesinde veya AB adına birbirleriyle eşgüdüm içinde gerçekleştirdikleri eylemdir. Üye devletler, kendi başlarına hareket etmektense AB hedeflerine ulaşmakta, hedefin boyutları veya yaratacağı sonuçlar açısından ortak eylem içinde bulunmayı uygun gördüklerinde bu yola başvurabilirler.
Amsterdam Antlaşması yürürlüğe girmesiyle, ortak eylemin yerini “karar” ve “çerçeve karar” adlı iki yeni araç almıştır.
Maastricht Antlaşması’nın V Bölümünde adı geçen hukuki bir araçtır. Buna göre AB’nin altı ayda bir toplanan Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi’nde belirlenen genel ilkelere uygun olarak AB Bakanlar Konseyi somut hedefler saptar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi için üye devletlerin bütün kaynaklarını (insan kaynakları, know-how, mali kaynaklar, lojistik, vb.) seferber ettikleri eşgüdümlü bir eylem gerçekleştirilir. Bu eyleme Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası işleyişinde Ortak Eylem adı verilir.
Bkz. Gümrük Birliği
Ortak İzleme Komitesi, aday ülkeler ile AB arasındaki mali işbirliğinin adem-i merkeziyetçi bir temelde etkin ve düzenli işlemesini sağlamak için her aday ülkede oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır. Ortak İzleme Komitesi, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi, Mali İşbirliği Komitesi ve Avrupa Birliği Komisyonu temsilcilerinden oluşur. İzleme raporları kapsamında Finansman Protokollerinde yer alan hedeflerin gerçekleşmesinin değerlendirilmesi ve belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için önceliklerde değişiklik, programlar arasında kaynak aktarımı ve gerekli hallerde program bazında ilave mali kaynak önerisinde bulunulması Ortak İzleme Komitesi’nin sorumluluğu altındadır.
Ortak karar yöntemi (Madde 189 B), Maastricht Antlaşması’yla kabul edilmiştir ve Avrupa Parlamentosu’na Konsey’le birlikte karar alma yetkisi verir. Uygulamada Avrupa Parlamentosu’nun yasama yetkisini güçlendirmekte ve işçilerin serbest dolaşımı, yerleşme hakkı, hizmetler, iç pazar, eğitim, kültür ve sağlık alanlarında teşvikler, tüketiciler, Trans-Avrupa ağları (yönlendirmeler), çevre (genel nitelikli faaliyet programları) ve araştırma (çerçeve-program) gibi alanlarda veto hakkı vermektedir.
Komisyon, ortak kararın uygulama alanı ile ilgili olarak Temmuz 1996 tarihli raporunda, madde 189 B’de öngörülen yöntemin Topluluğun yasama faaliyetinin tümünü kapsamasını önermiştir.
Amsterdam Antlaşması, ortak karar yönteminin daha hızlı, etkin ve şeffaf duruma getirilmesi amacıyla bazı sadeleştirmeler öngörmüştür. Antlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, kamu sağlığı ve Topluluğun mali çıkarlarını zedeleyen, hile ile mücadele gibi konularda alınacak kararlarda da ortak karar yöntemi kullanılmaya başlanmıştır.
Ortak Karar Yöntemi şeması için tıklayınız.
Avrupa Birliği’nin Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP), bir Ortak Savunma Politikasının tanımını da içermektedir. Bu çerçevede AB, Batı Avrupa Birliği’nden (BAB) savunmaya ilişkin (Maastricht Antlaşması’nın J.4 maddesi) girişim ve kararların hazırlanması ve yürürlüğe koyulmasını istemiştir.
Ortak Savunma
Politikası, geniş anlamda güvenlik politikasının bir unsurunu oluşturur.
Amacı, üye ülkelerle AB’nin ortak değerleri ve temel çıkarlarını tehdit
eden tehlikeleri azaltmak ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne, Helsinki
Nihaî Senedi’ne, Washington Antlaşması’na (NATO) ve değiştirilmiş
Brüksel Anlaşması’na (BAB) uygun olarak barışın sağlanması ve
güçlenmesine katkıda bulunmaktır.
Ortak Savunma Politikasının ilkesi, NATO ve BAB içinde kurulmuş olan
işbirliği temeline dayanarak, çıkarların derinlemesine incelenmesinden
sonra, ortak bir girişimde bulunmaktır. Avrupa kıtasının yeni güvenlik
kıstaslarına ve Atlantik ötesi işbirliğinin gösterdiği gelişmeye uygun
olarak Merkez ve Doğu Avrupa’nın ortak partönerleri de bu savunma
düşüncesi içine alınmışlardır. Ayrıca, Rusya ve Ukrayna ile de bilgi
alış verişi ve diyalog geliştirilmektedir (14 Kasım 1994 Noordwijk BAB
Konseyi kararlarının giriş bölümü).
Amsterdam Antlaşması, Ortak Savunma Politikası’na önemli bir yenilik getirmiştir. Bu çerçevede Petersberg görevleri (insani misyonlar, kurtarma ve barış misyonları ve kriz yönetiminde mücadele güçlerinin kullanılması) adı verilen misyonlar, Kurucu Antlaşma’ya eklenmiş, J.4 Maddesi ise J.7 Maddesi ile değiştirilmiştir.
Ortak strateji, Amsterdam Antlaşması’yla Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP) kapsamına alınan yeni bir araçtır. Yeni J.3 Maddesi uyarınca AB Konseyi’ne, ODGP için genel yönlendirici ilkeleri tanımlama ve üye ülkelerin önemli ortak çıkarlarının söz konusu olduğu durumlarda AB’nin uygulaması gereken ortak stratejileri belirleme görevi verilmektedir.
Ortak stratejinin hedefleri ile süresi ve bu çerçevede üye ülkeler ile AB’ye tanınan imkanlar, uygulamada belirlenecektir. Ortak stratejiler, özellikle ortak eylemler ile ortak tutumlar vasıtasıyla AB Bakanlar Konseyi tarafından hayata geçirilecektir. Bunun yanısıra Bakanlar Konseyi’nin, AB Zirvelerinde tartışılmak üzere AB Konseyi’ne ortak strateji önerme yetkisi de bulunmaktadır.
Avrupa Birliği’nin en önemli politikalarından biri olan Ortak Tarım Politikası (OTP), münhasıran Topluluğun yetkisindedir ve Roma Antlaşması’nın 39. maddesinde yer alan amaçların gerçekleşmesine, özellikle tarım piyasalarının ortak biçimde düzenlenmesine yöneliktir. Tarım giderleri, Topluluk bütçesinin %45’ini oluşturmaktadır. OTP’nin hazırlanması ve yürütülmesi, Konsey’in nitelikli çoğunlukla karar almasını ve Avrupa Parlamentosu’na danışılmasını öngören bir yönteme bağlıdır.
Genişleme perspektifi içerisinde, bugün yürürlükte olan OTP’nin reformuna ilişkin bir tartışma süreci başlatılmıştır. Komisyon tarafından Temmuz 1997’de sunulan ve XXI. yüzyılın başında AB’nin gündeminde yer alacak sorunların tümünü kapsayan Gündem 2000’de, OTP’nin reformu önemli yer teşkil etmektedir. Bu alanda sunulan uygulamaya yönelik tedbirler, 24-25 Mart 1999 tarihlerinde düzenlenen Berlin Zirvesi’nde değerlendirilerek, 2006 yılına dek hayata geçirilecek OTP reformu üzerinde uzlaşmaya varılmıştır. Bu alanda gerçekleştirilecek reformlar, OTP’nin bütçe payının söz konusu süre içerisinde mevcut düzeyde tutulmasını sağlamaya ve 1999 yılında DTÖ çerçevesinde başlayan yeni tur müzakerelerinde AB’nin pozisyonunu güçlendirmeye yöneliktir.
Ortak Ticaret Politikası münhasıran Topluluğun yetkisindedir (Maastricht Antlaşması’nın 113. Maddesi). Bu politika, Topluluk üyesi devletler arasında bir gümrük birliğinin gerçekleşmesini sağlamıştır ve özellikle üçüncü ülkelerle ticaret ve tarife anlaşmaları yapılmasında, ithalat ve ihracat politikasında, standart ilkeler üzerine kurulmuştur. Ortak Ticaret Politikası çerçevesinde kararlar, Konsey’de nitelikli çoğunlukla alınır.
Amsterdam Antlaşması’yla 113. Maddede değişiklikler yapılarak, Ortak Ticaret Politikasının kapsamı, hizmetler ve fikri mülkiyet hakkına ilişkin uluslararası müzakereler ve anlaşmaları da içerecek biçimde genişletilmiştir.
Adalet ve İçişlerini ilgilendiren alanlarda ortak tutum, Konsey’in AB’nin hedeflerinin gerçekleşmesi yönünde işbirliği sağlamasını temin eden hukuksal araçtır. Bu suretle üye devletler, gerek iç gerek dış politikalarında Konsey toplantılarında oybirliği ile kararlaştırılmış olan tutum doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler.
Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası çerçevesindeki ortak tutumun amacı, işbirliğini daha düzenli ve sistematik bir hale getirmektir. Üye devletler, Konsey toplantısında oybirliği ile kabul ettikleri bu tutumları izlemek ve savunmak zorundadırlar.
Ortak Ulaştırma Politikası, bir üye devlet toprağından çıkan ya da oraya giden ya da bir veya bir kaç üye devletin toprağından geçerek yapılan uluslararası taşımalarda ortak kuralların yerleşmesi amacını gütmektedir. Bir üye ülkede ikamet etmeyen nakliyecilerin bir üye devlet ulusal ulaştırma sistemi içine kabulü koşullarının saptanması da bu politika kapsamındadır. Ulaştırma güvenliğinin iyileşmesine olanak sağlayacak önlemler de bu çerçevede yer almaktadır.
Topluluğun bir Ortak Ulaştırma Politikası oluşturmasının ana nedeni, Ortak Pazar’ın temel unsurları arasında yer alan mallar, hizmetler ve kişilerin serbest dolaşımının, ancak kara, hava ve deniz yollarındaki yolcu ve araç taşımacılığının serbestliğiyle mümkün olabileceği düşüncesidir. Bu çerçevede Roma Antlaşması’yla yasal temeli belirlenen Ortak Ulaştırma Politikası kapsamında ilk dönemlerde yalnızca demiryolu, karayolu ve içdeniz ve nehir taşımacılığı konuları yer almaktaydı. Avrupa Tek Senedi’yle Bakanlar Konseyi’ne, politikanın kapsamını deniz ve hava taşımacılığını kapsayacak biçimde genişletme hakkı verilmiştir. 1993 yılında Tek Pazar’ın oluşturulmasıyla birlikte, üye devletlerden birinde ulaştırma sektöründe faaliyette bulunanların, diğer üye ülkelerde de hizmet sunmasına imkan tanınmıştır. Trans-Avrupa ağlarının oluşturulmaya başlaması sonucunda ise, ulaştırma altyapılarının Topluluk düzeyinde planlanması ve ulusal ağların birbirine bağlanarak ulaştırma altyapısının geliştirilmesi gündeme gelmiştir.
Amsterdam Antlaşması’yla ulaştırma alanındaki tüm kararlar, ortak karar yöntemine göre alınmaktadır.
Avrupa Birliği, Maastricht Antlaşması’yla değiştirilmiş olan Roma Antlaşması’nın 238. Maddesine göre bir veya bir kaç devlet veya Milletlerarası kuruluşlarla karşılıklı hak ve yükümlülük esasına dayalı olarak Ortaklık Anlaşmaları yapabilir. Bu anlaşmalarda ortak eylemler ve özel yöntemler öngörülebilir.
Ortaklık anlaşmalarının müzakereleri genel olarak AB Komisyonu tarafından yürütülmekte ve Konsey tarafından onaylanıp Avrupa Parlamentosu’nun uygun görüşünün alınmasından sonra geçerlilik kazanmaktadır.
Ortaklık Anlaşmaları, AB üyesi olmayan üçüncü ülkelerle yapılmaktadır.
Ortaklık Komitesi, Ankara Anlaşması’nın 24. Maddesinin 3. Paragrafının Ortaklık Konseyi’ne verdiği yetkiyle kurulmuştur. Görevi, Ortaklık Konseyi’ne yardım etmek ve özellikle, Anlaşma’nın yürütülmesi için gerekli işbirliğinin devamlılığını sağlamaktır.
Ortaklık Komitesi teknik bir organdır. Üye devletler, Türkiye, Konsey ve Komisyon yetkililerinden oluşur. Ortaklık Komitesi’nde Başkanlık, Ortaklık Konseyi’nde olduğu gibi altışar aylık sürelerle Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından sıra ile yapılır.
Ortaklık Konseyi Ankara Anlaşmasının 23. Madde hükmü uyarınca kurulmuştur. Ortaklık Konseyi’ne AB üyesi devletler ve Türkiye Hükûmeti temsilcileriyle, Konsey ve Komisyon yetkilileri katılır. Bakanların toplantıya katılamadığı hallerde Ortaklık Konseyi Büyükelçiler düzeyinde de toplanabilir. Kararlar oybirliği ile alınır. Türkiye’nin ve AB’nin birer oy hakkı vardır.
Ankara Anlaşması’nın 22. Maddesine göre, Anlaşma ile belirtilen amaçların gerçekleşmesi için Anlaşma’nın öngördüğü hallerde Ortaklık Konseyi’nin karar yetkisi vardır. Taraflar, kararların uygulanması için gerekli tedbirleri alırlar. Ortaklık Konseyi tavsiyelerde de bulunabilir. Bu tavsiyeler yasal metinlerde yer almayan ama Ortaklığın işleyişi ile doğrudan ilişkisi bulunan alanları da kapsayabilir.
Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın hedeflerini göz önünde tutarak ortaklık rejimi sonuçlarını belli aralıklarla inceler. Ortaklık Konseyi başkanlığı, altışar aylık sürelerle, Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından sıra ile yapılır. 2003 yılında Avrupa Birliği-Türkiye Ortaklık Konseyi’nin 42. toplantısı gerçekleştirilmiştir.
Ortaklık Konseyi her yıl Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu’na bir faaliyet raporu sunar.
Oybirliği, Topluluk Konseyi’nde bir önerinin kabul edilebilmesi için bütün üye devletler tarafından varılması gereken uzlaşma anlamına gelir. Avrupa Tek Senedi’nden bu yana oybirliğinin uygulama alanı eskiye oranla önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Böylece günümüzde, Topluluğun birinci temeli çerçevesinde nitelikli çoğunlukla oy verme genel kuralı oluşturmaktadır. Bunun aksine ikinci ve üçüncü temellerde ya hükümetlerarası yönteme başvurulmakta ya da oybirliği ile oy verme yoluna gidilmektedir
Kaynak: www.ikv.org.tr