Avrupa Birliği ülkelerinde sigara, tütün, alkollü içkiler, benzin, mazot vb. ürünlerden tüketimin yapıldığı ülkede ve tüketim aşamasında alınan vergilerdir. Sözkonusu ürünlerin tüketiminin kamu harcamalarını artırdığı (sigara ve alkollü içkilerin tüketiminin sağlık harcamalarını, benzin mazot gibi akaryakıt tüketiminin çevre kirliliği, karayolları vb. harcamaları artırdığı) yaklaşımından hareketle KDV'ye ilaveten alınan bu vergilerin amacı, bu ürünlerin tüketimini azaltmak ve bunları tüketen kişilerin ek kamu harcamalarının finansmanına katkıda bulunmalarını sağlamaktır.
1993 yılından itibaren adalet ve içişleri alanında işbirliği konusunda kaydedilen gelişmeler, Amsterdam Antlaşması’yla bu konuda daha ileri hedefler belirlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu çerçevede kişilerin AB içerisinde her açıdan serbest dolaşımının sağlanması ve organize suç ve hile ile daha etkin mücadele edilmesi amacıyla bir “özgürlük, güvenlik ve adalet alanı” oluşturulması kararlaştırılmıştır.
Amsterdam Antlaşması, Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümünde yer alan (üçüncü sütun) ve hükümetlerarası yönteme göre ele alınan adalet ve içişleriyle ilgili konuları, birinci ve üçüncü sütunlar arasında paylaştırmaktadır.
Topluluk yöntemine göre ele alınan birinci sütun kapsamında Roma Antlaşması’na yeni bir bölüm (IIIa-vize, sığınma, göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer politikalar) eklenmiştir. Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümü ise artık daha az sayıda alanı kapsamakta, ancak bu çerçevedeki hedefler daha açık biçimde tanımlanmaktadır. Polis, gümrük ve adalet yetkilileri ile adli makamlar arasında daha sıkı işbirliği öngörülmektedir.
Üçüncü sütun kapsamında yer alan hükümler için, yetki alanlarının üye ülkelerce VI. Bölümden, IIIa Bölümü’ne aktarılmasını sağlayacak “Geçiş Köprüsü” imkanı bulunmaktadır.(*) Söz konusu aktarma yöntemi çok karmaşık olmasına ve günümüze dek hiç uygulanmamasına rağmen bu yöntemin varlığı, zaman içerisinde adalet ve içişleri kapsamındaki alanların Topluluk çerçevesine alınabileceğine işaret etmektedir.
Üye devletlerden bazılarının, belirli alanlarda daha hızlı ilerlemek ve daha sıkı işbirliği oluşturmak istemeleri durumunda, VI. Bölüm kapsamında yer alan yeni K.12 Maddesi çerçevesinde buna izin verilmektedir. Bu ülkelerin Schengen alanında olduğu gibi ayrı bir yasal sistem oluşturmaları gerekli değildir.
* Topluluk Geçiş Köprüsü, hükümetlerarası yönteme göre ele alınan (ikinci ve üçüncü sütunlarda yer alan Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ile Adalet ve İçişleri) bazı konuların, Topluluk yöntemi (birinci sütun) ile ele alınabilmesini sağlayan bir mekanizmadır. Bu sayede kararlar oybirliğiyle değil, oy çokluğuyla alınabilmektedir. Bu imkâna başvurabilmek, Konsey’de oybirliğini ve her üye devletin ulusal anayasal hükümlerine göre onayını gerektirir.
Kaynak: www.ikv.org.tr