A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Pan-Avrupa Menşe Kümülasyonu (Pan-European Cumulation of Origin)

Bir malın ekonomik kimliği olarak nitelenebilecek menşeinin belirlenmesi, çeşitli kurallara tabidir. “Menşe kuralı” olarak tanımlanan bu ilkeler, ulusal mevzuat ya da uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş ilkelerden hareketle geliştirilen ve eşyanın menşeini tesbit etmek amacıyla kullanılan özel hükümlerdir.

Topluluk otonom rejimleri (Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi vb.) ve tercihli anlaşmaları (serbest ticaret anlaşmaları, ortaklık anlaşmaları vb.) çerçevesinde diğer ülkeler menşeli mallara tercih tanımaktadır. Ancak bu sistemlerin tümünde menşe tespiti için belirlenen kıstaslar farklılık göstermektedir. Eşyanın menşeini saptamak amacıyla kullanılan farklı menşe kuralları ise, malların serbest dolaşımını engelleyerek uygulamada çeşitli sorunlara sebep olabilmektedir.

Özellikle MDAÜ’lerle ilişkilerin geliştirilmesi sonrasında gerek AB ile bu ülkeler arasında imzalanan, gerek bu ülkelerin kendi aralarında tamamladıkları anlaşmalarla menşe sistemi karmaşık hale gelmiştir. Anlaşmaların çokluğunun yanısıra bütün anlaşmalarda menşein farklı kurallara bağlı olarak belirlenmesi sebebiyle Avrupa menşe bloklarına bölünmeye başlamıştır. Bu nedenle AB, 1994 yılında tüm Avrupa ülkelerini kapsayacak ve bu ülkeler kaynaklı ürünlerin kümülasyonunu sağlayacak bir sistem oluşturma kararı almıştır. Pan-Avrupa Menşe Kümülasyonu Sistemi olarak adlandırılan bu sisteme taraf ülkelerin menşeini taşıyan maddeler, diğer taraf ülkelerden birinde üretilen ürünlerde girdi olarak kullanıldığında o ülke menşeli kabul edilir. Bu maddelerin yeterli işlemlerden geçmiş olması şartı aranmaz. Halihazırda AT, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Bulgaristan, Romanya, Litvanya, Letonya, Estonya, Slovenya, İzlanda, Norveç ve İsviçre, Pan-Avrupa Menşe Kümülasyonu Sistemine dahildir. AB ülkeleri Dışişleri Bakanları, 25 Ocak 1999 tarihli Konsey toplantısında Türkiye’nin de bu sisteme katılımını kararlaştırmışlardır.

Para Politikası (Monetary Policy)

Roma Antlaşması’nın Maastricht Antlaşması’yla yenilenen 105-109 maddelerinde yer alan para politikasına ilişkin hükümler, Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB)’in temel unsurunu oluştururlar (Bkz. Ekonomik ve Parasal Birlik). EPB’nin uygulamaya koyulması, ele alınan konulara göre, değişik karar yöntemlerini öngörmektedir.

Petersberg Deklarasyonu (Petersberg Görevleri) (Petersberg Declaration (Petersberg Missions))

19 Haziran 1992’de kabul edilen Petersberg Deklarasyonu, Batı Avrupa Birliği’nin (BAB) AB’nin savunma unsuru olarak geliştirilmesi ve NATO’nun Avrupa kanadının kuvvetlendirilmesi için bir araç olarak kullanılması yönündeki kararlılığı belirtmesi açısından son derece önemlidir. Deklarasyonun üç bölümü, BAB’ın geleceğine ilişkin yönlendirici ilkeleri tanımlamaktadır.

Deklarasyonda BAB üyesi devletler, konvansiyonel silahlı kuvvetlerinin tüm unsurlarını, BAB yönetiminde gerçekleştirilecek askeri misyonlarda kullanıma sunmaya hazır olduklarını açıklamaktadırlar. BAB’ın yürütebileceği askeri misyonlar şu şekilde tanımlanmaktadır: Washington Antlaşması’nın 5. Maddesi ve tadil edilen Brüksel Antlaşması’nın V. Maddesi çerçevesinde ortak güvenliğe katkıda bulunmanın yanısıra, BAB üyesi devletlerin askeri güçleri aşağıda belirtilen alanlarda kullanılabilir:

Ayrıca, Petersberg Deklarasyonu, çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi için düzenlenecek girişimlerin (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ya da AGİT’in barış operasyonları da dahil olmak üzere) etkin biçimde uygulanabilmesi için BAB’ın, olay bazında ve kendi prosedürlerine uygun biçimde destek vermeye hazır olduğunu beyan etmektedir.

Tüm bunların yanısıra Deklarasyon, güçlü bir transatlantik ortaklığını desteklemekte ve Maastricht Antlaşması’na eklenen BAB Deklarasyonu’nun (No 30) uygulanmasının önemini vurgulamaktadır.

Deklarasyon’un üçüncü bölümü, BAB’ın genişlemesiyle ilgilidir. Bu bölümde BAB üyesi devletler, gelecekte BAB üyesi, ortak ya da gözlemci üyesi olabilecek AB ve NATO üyesi diğer ülkelerin hakları ve yükümlülüklerini tanımlamaktadır.

Phare

Phare programı, Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinde komünist rejimlerin yıkılmasıyla birlikte, bu devletlerin ekonomilerini yeniden yapılandırma çabalarını desteklemek amacıyla 1989 yılında oluşturulmuştur. Başlangıçta yalnızca Polonya ve Macaristan’a yönelik olan program, zaman içerisinde onüç ülkeyi (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Makedonya, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya) kapsayacak biçimde genişletilmiştir.

1995-99 yılları arasında Phare kapsamında sağlanan yardım 6.7 milyar ECU’ye yakındır. Söz konusu yardım, başta aşağıda sıralanan temel alanlar olmak üzere onbeş ayrı sektörde verilmektedir:

• enerji, ulaştırma ve haberleşme altyapısı;
• özel sektörün gelişimi ve işletmelerin desteklenmesi;
• eğitim, mesleki eğitim ve araştırma;
• çevrenin korunması ve nükleer güvenlik;
• tarımsal yapıların yeniden düzenlenmesi.

Phare aynı zamanda, AB’ye üye olmak için başvuran on MDAÜ için hazırlanan üyelik-öncesi strateji kapsamında kullanılan temel mali araçtır. 1994’ten bu yana Phare’ın kullanıldığı alanlar, MDAÜ’lerin öncelik ve gereksinimlerine göre belirlenmiştir. Bu çerçevede özelleştirmenin desteklenmesi, yatırımların finansmanı, Trans-Avrupa ağları, demokrasinin ve kurumların gelişimi gibi hedefler yeni öncelikler arasındadır. 2000-2006 döneminde Phare kapsamında yılda 1 milyar 577 milyon Euro hibe yardımı yapılması öngörülmüştür.

Prelevman (Levy)

Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) bir aracı olan prelevman, Topluluğa ithal edilen tarım ürünlerinin fiyatını eşik fiyatı (Bkz. Eşik Fiyat) seviyesine yükseltmek amacıyla uygulanan değişken oranlı bir vergidir. Dünya fiyatlarına göre değişiklik gösteren prelevman, gerek temel tarım ürünleri gerek işlenmiş tarım ürünlerine uygulanmaktadır. İşlenmiş tarım ürünleri ithalatında uygulanan prelevman, değişken ve sabit olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.

Kaynak: www.ikv.org.tr