Avrupa Birliği bütçesinde yolsuzluk yapılmasını engellemek amacıyla 1988 yılında kurulan UCLAF, AB Komisyonu bünyesinde faaliyet gösteren, ancak araştırmaları ve çalışmaları itibariyle Komisyon’dan bağımsız hareket eden bir birimdir. UCLAF, Komisyon’un ilgili birimleri ile üye ülkeler arasında hile ve yolsuzlukla mücadele edilmesi amacıyla koordinasyon sağlar. UCLAF, üye ülkelerin yetkili birimlerine yolsuzluklar konusunda araştırma yapma çağrısında bulunabileceği gibi, kendisi de bu konularda araştırma yaparak raporlar sunar.
AB Komisyonu 17 Mart 1999 tarihinde sunduğu bir tüzük önerisiyle UCLAF’ın yerine, Avrupa Hile ile Mücadele Ofisi (OLAF) kurulmasını teklif etmiştir. İlgili karar 1 Haziran 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. OLAF, AB’nin mali çıkarlarının korunması amacıyla tüm AB kurum ve organlarının yanı sıra, yolsuzluğa ilişkin AB mevzuatına uymak şartıyla üye ülkelerde de araştırmalar yapma yetkisine sahiptir. UCLAF gibi OLAF’ın bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur ve Komisyon bünyesinde faaliyet göstermektedir. Ancak araştırmaları sırasında hiçbir şekilde Komisyon’dan talimat almaması ve yalnızca kendi inisiyatifi doğrultusunda araştırma başlatması açısından OLAF’ın yetkileri UCLAF’a oranla daha fazladır.
Avrupa Birliği’nin eğitim alanındaki Socrates, Leonardo ve Gençlik programlarına katılan ülkeler, programların tanıtımı, izlenmesi ve katılımı kolaylaştıracak bilgi akışının sağlanmasından sorumlu bir Ulusal Ajans kurmak zorundadır. Programlar kapsamında yer alacak projelerin seçiminde rol alan Ulusal Ajans, programlar çerçevesinde sağlanan desteklerin yönetimi konusunda da önemli görevler üstlenmektedir.Özerk bir yapı olması öngörülen Ulusal Ajans’a ilişkin hazırlık çalışmalarını yürütmek üzere 29 Ocak 2002 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde bir Ulusal Ajans Dairesi kurulmuştur.
Türkiye, eğitim programlarına katılım için öngörülen hazırlık süreci kapsamında yürütülecek çalışmalar ve finansmana ilişkin dört anlaşmayı 27 Aralık 2002 tarihinde AB Komisyonu ile imzalamıştır. Leonardo, Socrates ve Gençlik programlarının herbiri için Hazırlık Tedbirleri Anlaşmaları ve Socrates Programı Pilot Uygulamaları Anlaşmaları imzalayan Türkiye, 2003 Aralık ayına kadar hazırlık çalışmalarını sonuçlandırmayı öngörmektedir. Hazırlık sürecinde Ulusal Ajans’ın özerk bir kurum olarak işlerlik kazanması hedeflenmektedir
Aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için her aday ülkede oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’nın (Decentralized Organization) bir parçası olan Ulusal Fon, Topluluk fonlarının, yardımın yapıldığı ülkeye aktarımını sağlayan ve yardımların muhasebesini tutan merkezi hazine birimidir. Türkiye’de Ulusal Fon Hazine Müsteşarlığı sorumluluğunda işleyecektir .
Ulusal Mali Yardım Koordinatörü katılım sürecinde aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için aday ülkelerde oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır. Ulusal Mali Yardım Koordinatörü Türkiye’nin AB’ye katılım süreci ile AB’nin sağladığı mali kaynaklar arasındaki ilişkinin sağlanması ile AB kaynaklarının izlenmesi ve değerlendirilmesinden sorumludur. Başbakanlık Genelgesi ile Avrupa Birliği ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Ulusal Mali Yardım Koordinatörü olarak görevlendirilmiştir. Ulusal Mali Yardım Koordinatörünün başlıca görevleri arasında aşağıdakiler yer almaktadır:
Her aday ülke Katılım Ortaklığı Belgesi’nde belirtilen önceliklerin yerine getirilmesi ve AB müktesebatına uyumun sağlanması için detaylı bir Ulusal Program hazırlamaktadır. Ulusal Program belirlenen önceliklerin gerçekleştirilmesi ve alınması gereken önlemlere yönelik belirli bir takvim ile bu amaçlar için gerekli insan ve mali kaynakları içermektedir. Adaylık sürecinde Ulusal Programlar gelinen aşamalar ve oluşan ihtiyaçlar kapsamında belirli dönemlerde gözden geçirilerek yenilenmektedir.
AB tarafından Katılım Ortaklığı Belgesi’nin ve Türkiye’ye sağlanacak mali desteğin hukuki temelini oluşturan Tüzüğün onaylanmasının ardından “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” tamamlanmış ve Program 19 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. 14 Nisan 2003 tarihinde Komisyon tarafından açıklanan Gözden Geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi doğrultusunda Ulusal Program revize edilmesi öngörülmektedir.
Ulusal Yetkilendirme Görevlisi katılım sürecinde aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için aday ülkelerde oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır.
Ulusal Yetkilendirme Görevlisi, Topluluk fonlarının, yardımın yapıldığı ülkeye aktarımını sağlayan ve yardımların muhasebesini tutan Ulusal Fon’un bağlı bulunduğu bakan/müsteşar düzeyindeki sorumlu kişidir. Başbakanlık Genelgesi ile Ulusal Fonu yönetmek üzere Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ulusal Yetkilendirme Görevlisi olarak atanmıştır. Ulusal Yetkilendirme Görevlisinin sorumlulukları arasında; Komisyon’dan mali kaynakların transferini talep etmek, Finansman Protokolü’nde geçen ulusal ve diğer mali kaynakların akışını sağlamak, AB mali yardımları için mali raporlama sistemi oluşturmak ve Finansman Anlaşması’nda belirtilen usule uygun olarak mali kaynakları Merkezi Finans ve İhale Birimi’ne aktarmak bulunmaktadır.
Uluslararası organize suçlar ve kara para aklama ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler, üye ülkeler arasında bilgi alışverişinin ve polis ve gümrük alanlarında işbirliği sağlanmasının güvence altına alınması amacıyla Europol'ün “Uyuşturucu” birimince yürütülmekteydi. Ancak 1 Ocak 1998 tarihinde Europol Konvansiyonu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1994 yılında kurulan bu geçici birimin yetkilerini Europol devralmıştır.
Amsterdam Antlaşması’yla uluslararası suçla mücadele, Maastricht Antlaşması’na eklenen yeni VI. Bölüm kapsamında yer alan alanlar arasına alınmıştır. Bu konunun Antlaşma kapsamında açıkça ifade edilmesi, üye ülkelerin bu alanda bilgi alışverişinin ötesinde bir işbirliğine geçebilmelerini sağlayacaktır. Bu sayede üye ülkelerin K.6 Maddesiyle oluşturulan yeni araçları (ortak tutum, karar, çerçeve karar, sözleşme) kullanabilmeleri ve uluslararası organize suçla ciddi anlamda mücadele edebilmeleri için açık bir yasal dayanak oluşmaktadır.
1959 yılında kurulan UNICE (Avrupa Topluluğu Sanayileri Birliği), AB üyesi devletlerin yanısıra, EFTA ve OECD üyesi ülkelerin sanayicileri ve işveren konfederasyonlarını biraraya getirmektedir. UNICE, söz konusu kurumların Avrupa meselelerine ilişkin tutum ve görüşlerinin, özellikle Avrupa kurumları nezdinde koordinasyonu görevini üstlenir.
Uygun görüş yöntemi Avrupa Tek Senedi ile kurulmuştur. Çok önemli bazı kararların alınmasında, Konsey’in Avrupa Parlamentosu’nun onayını (üyelerinin mutlak çoğunluğu) almasını gerektirir. Avrupa Parlamentosu öneriyi kabul ya da reddetmekte serbesttir, ancak değişiklik getiremez.
Uygun görüş esas itibariyle yeni üye devletlerin katılımı ile bazı uluslararası anlaşmalarda söz konusu olmaktadır. Ayrıca vatandaşlık, Avrupa Merkez Bankasına özgü görevler, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankalarının statülerinde yapılacak değişiklikler, yapısal fonlar, uyum fonları ile Avrupa seçimleri için tek tip yöntem uygulanmasına ilişkin konularda da bu yöntem gerekmektedir.
Amsterdam Antlaşması’yla yeni bir alanda daha Parlamento’nun uygun görüşü gerekli kılınmıştır. Bu çerçevede temel hakları düzenli olarak ve ciddi ölçüde ihlal eden üye devletlere karşı cezai müeyyideler uygulanabilmesi için Parlamento’nun uygun görüşü gerekmektedir (Antlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte Madde 7 olarak adlandırılan F.1 Maddesi).
Uyuşturucu ile mücadele, başta uyuşturucu bağımlılığı ve uyuşturucu ticareti ile mücadele olmak üzere birçok farklı boyutu içermektedir. Uyuşturucu bağımlılığının önlenmesi konusu, Maastricht Antlaşması madde K.1 (4) de, ceza hukuku, gümrük ve polisiye alanlarda işbirliği (7, 8, 9) kapsamına girmeyen hallerde bir ortak sorun olarak tanımlanmakta, AT Kurucu Antlaşması’nın 129. Maddesinde ise kamu sağlığına ilişkin bir konu olarak ele alınmaktadır.
Uyuşturucu ticareti ile mücadele konusu, Europol'ün “uyuşturucu” birimi tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda üye ülkeler arasında gümrük ve polisiye alanlarda daha iyi bir işbirliği sağlanabilmesi için uyuşturucu ticareti ile ilgili bir istihbarat birimi oluşturulmuştur. Bu alandaki polisiye işbirliği konusu da aynı şekilde Maastricht Antlaşması'nın adalet ve içişleri alanında işbirliğini düzenleyen “K” hükümleri çerçevesinde Madde K.1 (9) da yer almaktadır.
Komisyon, uyuşturucu ile mücadele konusunda çeşitli boyutları içeren (uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele, uyuşturucu ticaretinin önlenmesi, uluslararası girişimler, vb.) 1995-99 dönemi eylem planına, hukuki dayanak olarak K.1 maddesini almıştır. Bununla birlikte Komisyon, bağımlılığın önlenmesine ilişkin gelecek eylem planı için daha kısıtlayıcı yetkiler içeren 129. Maddeyi temel almakla yetinmiştir.
Amsterdam Antlaşması’yla Madde K.1, (VI Bölümü kapsamında yer alacaktır) uyuşturucu ticaretiyle mücadelede yasal temel olarak benimsenmiştir.
AT Kurucu Antlaşması’na Maastricht Antlaşması ile eklenen Madde 189 B(4)’e göre, ortak karar alma yöntemi çerçevesinde Konsey ve Parlamento arasında bir Uzlaşma Komitesi oluşturulabilir. Söz konusu Komite, Konsey üyeleri ya da bu üyelerin temsilcileri ile eşit sayıda parlamenterden oluşur ve ortak karar alma yöntemi sonucunda iki kurum arasında bir anlaşmazlık olması durumunda, iki taraf için de kabul edilebilir bir metin üzerinde uzlaşma amacı taşır.
Hazırlanan ortak metin taslağının altı hafta içerisinde Konsey tarafından nitelikli çoğunluk, Parlamento tarafından ise salt çoğunluk ile kabul edilmesi gereklidir. Öneri, kurumlardan biri tarafından reddedilmesi durumunda kabul edilemez.
Kaynak: www.ikv.org.tr