Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Avrupa Birliği ve Hıristiyan Kült Kimliği

Avrupa Birliği (AB)’ne üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geldiği Liderler Zirvesi’nde, Gümrük Birliği’ni ilgilendiren sekiz fasılda müzakereler durduruldu. Müzakereleri kısmen askıya alan bu gelişmenin hemen ardından, İngiltere Başbakanı Tony Blair ise soluğu Ankara’da aldı.

Türkiye’nin üyeliğine destek amacını taşıyan Blair’in ani ziyareti ile müzakerelerin devam etmesinin önemi bir kez daha vurgulandı. Yani yine hepimizin milletçe aşina olduğu bir oyun oynandı. Ne zaman AB’de Türkiye gündem olsa ve genelde olduğu gibi bir ‘olumsuzluk’ yaşansa, arkasından Türkiye’nin yüzünü dönmemesi için birileri çıkıp Türkiye’nin Avrupa ve Birlik için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğundan dem vurar. Ve birileri de genişlemenin durması ve kontrol altına alınmasından.

AB, 1 Ocak’ta Birlik’e dahil olacak Romanya ve Bulgaristan’dan sonra ‘genişleme stratejisini’ tekrar gözden geçirerek, genişlemenin hızını düşürmeye karar verdi. Bundan böyle aday ülkeleri çok daha sıkı kontrol edecek ve üyelik yaklaşmadıkça hiçbir adaya üyelik tarihi vermeyecek. Biz buradan ne çıkarmalıyız? Biraz düşünelim. Kanaatimce AB yolu ne uzun ne de ince. Bu yol tıkalı. Artık farları yakalım ve görelim beyler, bu yolun bir sonu olmadığını. Bu evlilik olmayacak, tez nişanı bozmak lazım gelir.

AB, belirlenen genişleme sınırlarına ulaştıkça Türkiye için şartlar daha da zorlaşıyor. Müzakerelerde ‘sıkı şartlılık’ ilkesi benimsenirken yeni üyelerin massedilmesi de dikkate alınıyor. Diğer taraftan AB’nin meselesi değilken Türkiye ile ilişkilerinin başına konan Kıbrıs ayrı bir heyula. Adanın Rum ve Türk tarafları da iç içe, beraber yaşamanın imkansız olduğunu biliyorlar. Hal böyleyken ve çözümsüzlüğün çözüm kabul edildiği bir durumda ne kadar sağlıklı dış politika yürütülebilir ve sonuç alınabilir ki. Ve durmadan top Türkiye tarafında kalıyor. Adeta “sorunlarını çözde gel” baskısı derinden derinden işletiliyor. Rum kesimi de veto silahını almış eline ahkam kesiyor.

AB’nin sahip olduğu Hıristiyan kült kimliğinden kopması beklenemeyeceği gibi Türkiye’den de İslam kimliği reddi istenemez. Belki bugün böylesi bir istem söz konusu değil. Ama yarın Kıbrıs, Ermeni soykırımı, demokrasi, insan hakları gibi AB kriterlerine tabi ya da değil bir çok sorunun halli sonrasında geriye sadece bir unsur kalacak: İslam. Peki bunu nasıl aşacak Türkiye. AB henüz hazır değil 70 milyonun üzerinde bir Müslüman nüfuzu hazmetmeye. Sanırım böylesi bir hazmetme hiçbir zaman da olmayacak. Ne kendimizi kandıralım ne de milletimizi. Hoş millet de bunun farkında ama…

AB bu samimiyetsiz tutumunun farkında mıdır bilmiyorum, ama Türkiye hâlâ Avrupa kapılarında zaman öldürüp arafta kalmakta. Bu da AB’nin işine geliyor. Ne içerde ne dışarıda. Arada kalmış bir ülke profili çizmeye devam eden Türkiye’den tam da bu isteniliyor. Peşimizde ol, kapımızda beklemeye devam et, sakın vazgeçme, ümidini yitirme… peki nereye kadar. Tabiî ki hiçbir yere kadar. Vuslatı olmayan bu yolda oyalanan bir devlet olmak yakışmıyor Türkiye’ye.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok, milli mücadele yıllarını hatırlamak yeterli. Ülkemizi çepeçevre saran düşman hattı hangi devletlerden müteşekkildi? Bugün bu devletler AB çatısı altında yer alıyor. Reel-politikse buyurun size reel-politik. Unutulmamalı ki, devletlerin çıkarları vardır. Peki Türkiye’nin çıkarı nedir?

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret