chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip düşük hapı antalya escort bayan antalya escort
ABD İran'a Saldıracak mı | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

ABD İran’a Saldıracak (mı?)

ABD-İran ilişkileri son zamanlarda oldukça ısındı. Karşılıklı restleşmeler söz konusu. ABD’nin Basra Körfezi’ne filo göndermesine İran pilotsuz uçaklarla ABD gemilerinin resmini çekerek cevap veriyor. Uluslararası İlişkilerle hemhal olanların daha rahat görebileceği üzere ‘bariz bir tırmanma’ yaşanıyor Basra Körfezi’nde. Ve akla gelen zahiri soru: ABD İran’a saldıracak mı? Eğer saldıracaksa bu nasıl olacak? vb. Bu sorulara iki makale ile cevap vermeye çalışacağım.

Birincisi (şuan okuduğunuz makale) ABD tarihinden bazı ipuçlarını yakalamayı amaçlıyor; İkincisi ise bu ipuçları ile ABD’nin İran’ı vurup vurmayacağına ilişkin bir analiz oluşturmayı amaçlıyor. ABD dış politika uygulamalarında oldukça önemli bir aşamadır propaganda ya da ajitasyon. Dış politika yapım süreci (Başkan-Kongre-Başkanlık Ofisi üçgeni) neticesinde uzlaşılan, karara bağlanan dış politika uygulanmadan önce uluslararası sistem bu karara hazır hale getirilmeye çalışılır. ABD tarihi bu gibi sayısız örneklerle doludur. Bunlardan en meşhurları şöyle sıralanabilir:

George Kennan 1946’da Mr. X rumuzu ile Foreign Affairs dergisinde ‘The Sources of Soviet Conduct’ isimli bir makale yayınlamıştı. Makale yayınlanıncaya kadar gayet iyi bir düzeyde seyreden ABD-SSCB ilişkileri (Joe Amca ve Sam Amca) bir anda sona ermiştir. Çünkü makalede SSCB’nin eski Rus Çarlığı dönemindeki yayılmacı ve irredentist politikalara geri döndüğü ve ek olarak komünizmi yayma misyonuna büründüğü, dolayısıyla SSCB’nin durdurulması gerektiği ifade ediliyordu. Ve bu makaleden çok kısa bir zaman sonra meşhur Soğuk Savaş dönemi başlamıştır.

Daha güncel tarihlerden de örnekler verilebilir.

1989’da Francis Fukuyama ‘The End of History’ isimli bir makaleyi The National Interestdergisinde yayınladı (makale daha sonra 1992’de ‘The End of History and the Last Man’ ismiyle kitaplaştırıldı). Makalede Fukuyama, Doğu-Batı kamplaşmasının artık bir anlam ifade etmediğini, çünkü dünyanın Batılı değerleri kabul ettiğini, hâlihazırda komünizmin yerleştiği bölgelerin de Batılı değerleri kabul edeceğini, velhasıl komünizmin çöktüğünü ve liberalizmin galip geldiğini vurguluyordu. Ve bu makaleden yalnızca bir sene sonra SSCB dağıldığını resmen ilan etmiş, Soğuk Savaş bitmiştir.

1993’de Samuel Huntington’ın Foreign Affairs dergisinde yayınlanan ‘The Clash of Civilizations’ isimli (bu makale de daha sonraları -1996- kitaplaştırıldı) makalesinde, Soğuk Savaşın bitişi ile dünyada ideolojiler arasında yaşanacak yeni bir savaş ihmali olmadığını, çünkü liberalizmin her haliyle galip ideoloji olup, liberalizm karşısında hiçbir ideolojinin olamayacağını; eğer dünyada yeni bir savaş olacaksa (ki makale muhakkak olacak demektedir) bu savaşın kültürler/medeniyetler arasında cereyan edeceğini savunmaktaydı. Makalede dünyada sekiz medeniyetten bahsedip, muhtemel/beklenen savaşın Batı medeniyeti ile Müslüman ve Konfüçyen (Çin) medeniyetler arasında olacağı kehaneti yer almaktaydı. Ve bugün ABD, Çin ve Müslüman dünya ile resmi ve gayri-resmi savaş halindedir.

Soğuk Savaşı başlatan MR. X, Soğuk Savaşı bitiren F. Fukuyama ve yeni bir savaşın altyapısını hazırlayan S. Huntingtonın; Foregin Affairs ve National Interest akademik dergilerinin ABD-İran’la olan ilişkisini, kısaca, yayınlanan tezler ve ardından gerçekleşen dış politika uygulamaları (uluslararası sistemin bu kararlara hazır hale getirilmeye çalışılması) arasındaki bağı bir sonraki makalemde incelemeye çalışacağım.

ABD İran’a Saldıracak (mı?) II
Bir önceki makalede ABD-İran ilişkilerinin son zamanlarda oldukça ısındığına değinip, ABD’nin bu süreçte İran’a silahlı saldırıda bulunup bulunmayacağını sormuştum. Komplovari bir cevap yerine, ABD’nin geçmişinden bazı örnekler vererek sorunun cevaplanmasını uluslararası ilişkiler düzleminde gerçekleştirmeyi amaçlamıştım. Bu amaçla Kennan, Fukuyama ve Huntington gibi siyasetçi ve akademisyenlerin makalelerinden ve bu makalelerin akabinde uluslararası sistemde meydana gelen faaliyetler ve değişimlerden bahsetmiştim.

Ezcümle, ABD dış politikasında akademik bazı çalışmaların nasıl dış politika eylemlerine dönüştüğüne dem vurmuştum.

Son bir sene içerisinde ABD, İran’ı nükleer enerji konusunda ikaza (aslında tehdide), Uranyum zenginleştirme programının askıya alması konusunda telkine başladı. Afganistan ve Irak’tan sonra yeni hedefin İran olduğuna dair senaryolar üretilmeye, dillendirilmeye başlandı. Bu andan itibaren ABD’nin İran’a bir hava saldırısı mı yoksa geniş çaplı bir işgal mi yapacağı da tartışılır oldu.

Ve bir makale yayınlandı. Tarih Kasım 2006, yer Foreign Policy, yazar Joshua Muravchik. Makalenin başlığı How to Save the Neocons: Operation Comeback. Muravchik, makalede yaklaşan ABD başkanlık seçimleri öncesinde mevcut yönetime (neoconlar/neo-muhafazakârlar) bir takım nasihatler veriyor. En önemlisi de şu: Bir sonraki Başkanlık Seçimlerinde Cumhuriyetçiler (G.W.Bush) şuan sahip oldukları Başkanlıklarını devam ettirmek istiyorlarsa, en önemli fırsat İran’dır. G.W. Bush ne yapıp edip, iki yıl içerisinde görev süresi dolmadan mutlaka İran’ın nükleer tesislerine saldırmalıdır. Kendisi de bir neo-muhafazakâr olan Muravchik, İran’ın dini-ideolojik-fanatik bir grup tarafından yönetildiğini, bu yönetimin nükleer bomba ediniminde ısrarcı olduğunu, bu durumun da Irak’ta ABD’nin sağlamaya çalıştığı istikrar ortamını ve nihayetinde bizatihi ABD’yi tehdit edeceğini savunmaktadır.

Makalenin yazarı mevcut ABD yönetimi gibi neo-muhafazakârdır. Ayrıca The American Enterprise Institute‘de akademik faaliyetlerde bulunmaktadır; tıpkı RAND Corporation‘da görev yapan F. Fukuyama ve S. Hauntigton gibi. RAND Corporation ve The American Enterprise Institute ABD dış politikasında oldukça etkili iki think-tang kuruluşudur. Diğer taraftan bu makalenin yazarı da ABD dış politikasına yön veren bir akademik dergide (Foreign Affairs gibi) yayın yapmış ve Fukuyama ve Huntington gibi kesin ve fütursuz bir dil kullanmıştır. Fukuyama’nın komünizmi net bir biçimde mağlup ilan ettiği ve Soğuk Savaşın bitişinin zeminini hazırlayan makalesinde kullandığı dil ile; Huntington’un ideolojik savaşlar yerine gelecekte muhakkak bir Medeniyetler Çatışmasının (ABD ile İslam dünyası/Konfüçyen medeniyet-Çin) yaşanacağını iddia ettiği makalede kullanılan dil, üslupların kesinliği ve pervasızlığı ölçütünde Muravchik’in son makalesinde de hissedilmektedir.

Tüm bu gelişmeler neticesinde, Kennan, Fukuyama ve Huntington’dan öğrendiğimiz bir gerçek var ki: ABD gelecek dış politika eylemlerinin önce düşünsel altyapısını oluşturmakta, bunun için de benzer kuruluşlarda görev yapan akademisyenlere, benzer dergilerde, benzer amaçlı makaleler yazdırmakta, daha sonra fiziksel eyleme yani politika uygulamasına geçmektedir. Jashua Muravchik ve yazdığı makale yukarıda belirtilen birçok yönüyle daha önceki grand (büyük) makalelere benzemektedir.

Buradan çıkacak sonuç sanırım artık aşikârdır: Büyük ihtimalle ABD, İran’ı 1-2 yıl içerisinde vuracaktır. Hatta ‘ihtimal’ bile değil, kesin vuracaktır diyebiliriz. Çünkü tarih, ABD’nin dış politika geçmişi, bizlere bu meyanda birçok örnek/delil sunmaktadır.

Yazar: Metin Çelik

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Amerikan Gücünün Gerileyişi: Mit mi Gerçeklik mi?

1-) Giriş Bugünkü Amerikan gücü, kendisinden sonra gelen Çin, Rusya, Japonya ve Almanya’nın güçlerinin kat …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle