Güncel Yazılar

ABD İran’ı bombalayabilir mi?

Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Merkez Karargâh Komutanı David Patreaus, nükleer hevesleri ve çalışmaları nedeniyle İran’ın bombalanmasının gündemlerinde olduğunu belirten bir açıklama yaptı. İran’ın müzakereye yanaşmaması ve nükleer programında ısrarcı olması başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin tepkisini çekmeye devam ediyor. Özellikle Ahmedinejad gibi uzlaşmaz bir liderin tahrik edici tutumu da buna eklenince, yeni dış politika yönelimine rağmen ABD İran’a yönelik olarak askeri seçeneği masaya taşıyabiliyor.

Bununla birlikte İran’a bombardıman ihtimali o kadar yüksek değil; Patreaus’un bu açıklamayı hangi amaçla yaptığı ve bu açıklamanın Dışişleri ve diğer yönetim birimlerinin bilgisi dâhilinde yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Ancak bizzat açıklamanın kendisi ayrıca Amerikan tutumuna ve müzakere sürecine de katkı yapmaktan oldukça uzak bir görüntü veriyor. Bu durumda içi boş bir tehdit olarak kalmaya mahkûm olan bu açıklama, İran’ın elini güçlendireceği gibi Amerikan imajına ve Obama’nın değişim vaadine gölge düşürebilir.

Bu tehdidin sonuçsuz kalmaya mahkûm olması için üç temel nedenden söz etmek mümkün. Birincisi, bu açıklama Obama’nın genel çizgisine ve dış politika anlayışı ile çelişiyor; ikincisi, İran’ı bombalamanın ciddi sonuçları olabilir; üçüncüsü de ABD’nin Ortadoğu içinde bulunduğu çıkmaz, yeni bir maceraya izin vermeyecek derecede ciddi ve çetrefilli.

Değişim ve uluslararası politikada çok taraflılığı yeniden canlandırmayı vaat eden Obama açısından Bush dönemi mirasının alternatif geliştirmeye engel teşkil ettiği görülüyor. Bunun son örneği ABD’nin Afganistan’da asker sayısını artırmaktan başka bir seçenek geliştirememiş olması; Nobel ödülü almasının üzerinden kısa bir süre geçmişken Obama’nın Afganistan’a ilave asker kararı ancak zorunlulukla ve başka alternatifin olmaması ile açıklanabilir. Ancak zorunlu bir karar da olsa bunun ABD’nin ve Obama’nın yeni barışçıl imajına zarar verdiği ortada. Hal böyleyken İran gibi daha muğlâk ve karmaşık bir sorunda askeri seçeneğin masaya yatırılması ABD’nin ve yeni başkanının durumunu iyice zora sokacak. ABD’nin Irak ve Afganistan’da ilave ve farklı askeri seçenekleri gündeme getirmesi bir dereceye kadar anlayışla karşılanabilir zira böylesi kararlar mevcut durumun vahametine ve karmaşıklığına bağlanabilir. Ancak ABD’nin İran ‘batağına’ Bush döneminde bile girmediği düşünüldüğünde Obama’nın İran’ı bombalayan bir lider haline gelmesi Obama’nın performansını bir süredir izleyen dünyayı hayal kırıklığına uğratabilir. Bu açıdan bakıldığında İran’ın bombalanması gibi ciddi riskler içeren bir seçeneği, Obama’nın gündemine alması uzak bir ihtimal gibi duruyor.

İran’ı bombalamak hiçbir sonuç getirmeyeceği gibi ciddi sorunları da beraberinde getirebilir; çok büyük bir ihtimalle nükleer tesislere ve bu arada devam etmekte olan çalışmalara ciddi zarar vermeyecek olan hava saldırıları, İran’ı daha sert bir tutum takınmaya ve var ise şayet bir nükleer tehdidin daha öngörülebilir hale gelmesine neden olabilecektir. Halen İran’ın nükleer silah elde edip etmediği konusunda net bilgi ve kanıt bulunmamakla birlikte, silah yapıldığı düşünülen tesislerin önemli bir kısmının yer altında son derece korunaklı bir şekilde inşa edildiği ve bir kısmının da yerleşim birimleri arasında serpiştirildiği biliniyor. Bu durumda doğrudan bu tesisleri hedef alacak bombalı saldırıların tesisleri bir seferde yok etmesi mümkün olmadığı gibi sivil kayıplara da sebep olması nedeni ile infiale sebep olması ayrıca kaçınılmaz görünüyor.

İran’a yönelik askeri bir harekât, Ortadoğu’da var olan karmaşayı daha da ciddi boyutlara götürebileceği gibi Irak’tan çekilmeyi planlayan ABD’nin planlarını da altüst edebilir. Irak’taki Şiiler üzerinde belirgin bir etkiye sahip olan İran’ın bu avantajını kullanmaya yeltenmesinin yanı sıra, başından beri ABD işgaline ve varlığına ciddi bir itiraz getirmeyen Iraklı Şiilerin de bu pozisyonlarını değiştirmeye başlaması gibi arzu edilmeyen sonuçları olabilir İran’a yönelik bir Amerikan bombardımanının.

Bu da Patreaus’un açıklamalarının yersiz ve biraz da anlamsız olduğunu gösteriyor; İran’ı nükleer heveslerinden vazgeçirmek istiyorsa, ABD ve diğer Batı ülkelerinin daha yaratıcı seçenekleri gündeme getirmesi gerekiyor. Aksi takdirde görünen o ki mevcut ortamda İran oldukça avantajlı bir pozisyonun keyfini çıkarıyor ve çıkarmaya devam edecek.

Yazar: Cenap ÇAKMAK

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

American Politics

How do you approach the disputes about secularism in the United States and evaluate it …

2 yorum

  1. Güzel tebrik ederim.

  2. Geçmişe bakılırsa, ne zaman bu her kafadan bir açıklama süreci sona ermiştir, işte o zaman gerçekte bir müdahaleden korkmak gerekir. Bu durum Saddam döneminde İsrail’in müdahalesi sürecinde yaşanmıştır. Kanımca “Yöneticilerin sessizliği” korkulması gereken önemli bir emare olarak değerlendirilmelidir.
    Saygılar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir