ankara escort
Güncel Yazılar

Avrupa Birliği’nde Azınlık Statüsü ve Fransa’nın Tutumu

20. yüzyıl boyunca devam eden ulus-devletleşme sürecinde, egemen ulus-devletlerin hâkim olduğu sınırlar içinde yaşayan “azınlıklar”, yüzyıl sonuna doğru uluslararası ilişkiler açısından önem kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde azınlıkları oluşturan gruplar, bulundukları toplumun çoğunluğunu oluşturan kesimden din, dil, etnik vs. açıdan “farklı” olduklarını daha rahat dile getirebilmiştir.

Farklılık arz eden özelliklerini korumak için vatandaşı oldukları devletten hak talep etmeleri ile birlikte azınlıklar, artık görmezden gelinemeyecek bir unsur olmaya başlamıştır. Bu durum günümüzde bir devletin insan hakları karnesinin geçer not alabilmesinin, ülkesinde bulunan azınlıklara tanıdığı haklar ile ölçülmesi şeklinde tezahür etmektedir. (1)

Avrupa Birliği (AB) de bu süreçte azınlıklarla ilgili olarak yoğun bir çalışma dönemine girmiştir. Birliğe üye olmak isteyen ülkeler için en başta azınlık haklarına saygıyı kabul etme zorunluluğu vardır. AB’nin bu doğrultuda attığı adımlar, gerek uygulamaya koyduğu politikalar, gerekse Birliğe üye olmak için bunu zorunlu şart olarak koşması Birliğin bu konudaki hassasiyetini göstermektedir. AB’nin üye olmak isteyen aday ülkelere getirdiği bu zorunluluğun ilk sırada yer alması şöyle değerlendirilmektedir: Avrupa Birliği’nin, üye olmak isteyen ülkelere getirdiği koşullar arasında, azınlık haklarının korunması hususunun ön planda yer almasının başlıca nedeni Soğuk Savaş sonrası dönemde azınlıklarla ilgili yaşanan gelişmelerdir. Bu dönemde azınlık hakları pek çok coğrafyada önem kazandığı gibi nitelik bakımından da ilerleme kaydetmiştir. (2)

1990 sonrası insan hakları ve özellikle azınlık haklarında devletlerin yükümlülüğü artmış durumdadır. Azınlık hakları kavramındaki  “ayrımcılığın önlenmesi” hedefinden “azınlıkların korunması” anlayışına doğru gidişat bu artışı göstermektedir. Önceden, azınlıkların korunması normu devlete azınlıklara ayrımcı davranışlardan kaçınma gibi “pasif, negatif bir görev” yüklemekteydi. Soğuk Savaş’ın bitişinden bu yana geçen süreçte ise azınlıkların korunması normu devletlere azınlık haklarını özel olarak korumak gibi “aktif, pozitif bir görev” yüklemeye başlamıştır. (3) Bütün bu açıklamalara dayanarak azınlıklara yönelik tutumun ve anlayışın değişim ve gelişim içerisinde olduğu rahatlıkla söylenebilir. Özellikle azınlık hakları konusunda negatif ve pozitif haklar şeklinde bir ayrımın yapılışı dikkate değerdir: Azınlık hakları, çoğulcu ve demokratik toplumlarda eşitlik ilkesinin tam ve etkili biçimde gerçekleşmesi için azınlıklara verilen negatif hakların (herkese tanınan genel hakların) dışındaki pozitif hakları (dezavantajlı gruba tanınan özel haklar) içerir. (4)

Avrupa Birliği azınlıklar konusunda bugüne kadar çok sayıda çalışma gerçekleştirmiş, antlaşma ve kriter tasarlamıştır. 29 Haziran 1990 tarihli “Kopenhag Kriterleri”, Şubat 1991 tarihli “Azınlıkların Korunması İçin Avrupa Konvansiyonu”, Kasım 1992 tarihli “Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Antlaşması”, Birliğin bu yönde attığı önemli adımlardır. AB’nin azınlıklarla ilgili mevcut düzenlemeleri incelendiğinde azınlıklara yönelik muamelenin nasıl olması gerektiğine dair geniş açıklamaların yer aldığı görülmektedir. Pek çok konuyla birlikte, azınlık ve azınlık hakları sorununu da çözüme kavuşturmak adına son olarak Portekiz’in AB dönem başkanlığında hazırlanan Lizbon Antlaşması 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanmış ve sonrasında AB’ye üye devletlerin onayına sunulmuştur. Avrupa Birliği; Avrupa Konseyi’nin ve AGİT’in kurallarını kabul etmenin yanı sıra, AB son dönem temel antlaşması olan Lizbon Antlaşması ile azınlık haklarına yönelik bir adımda bulunmuştur. Ancak bu antlaşmanın Birliğin azınlık politikasına ne ölçüde hizmet ettiği tartışılır. Bu konuyla ilgili olarak şöyle bir alıntı yapmak yararlı olacaktır: Lizbon Antlaşması’nın, AB’ye azınlık haklarını koruma anlamında açık bir yetki vermemesi, bu alanda uygulanacak yeni politika açılımlarından bahsetmemesi ve üye devletleri azınlıklarını korumak için etkin politikalar üretmeye zorlamaması, AB’nin azınlık hakları konusunda ne kadar ilerleyebileceğinin sorgulanmasına sebep olmaktadır. (5)   Bununla birlikte; Avrupa Birliği’ne üye olabilmek için azınlık haklarına saygının temel şartlardan biri olduğu gerçeği, söz konusu haklara sahip bir gruba yapılacak olası haksız bir eylem karşısında ister istemez, böyle bir Birliğin ne tür yaptırımlarda bulunabileceği sorusunu gündeme getirmektedir.

Fransa’nın AB’deki Azınlıkların Statüsüne Bakışı 

Fransa’nın Romanları sınır dışı etme kararıyla tekrar ortaya çıkan, azınlıklar ve azınlıklara uygulanan politikalarla ilgili sorunlar, dünya kamuoyunun dikkatini bir kez daha bu köklü soruna çevirmiştir. Bu çerçevede AB’nin konuya yaklaşımı merak konusu olmakla birlikte, Birliğin geleceği konusunda da ipuçları vermektedir. Acaba Birliğe üye olan ülkeler ve Birliğin kurucu ülkeleri Birliğin mevzuatları doğrultusunda konuyla ilgili olarak aynı dili mi konuşmaktadırlar? Şüphesiz bu noktada anlaşmazlıklar ve ihtilaflar söz konusudur. Sözgelimi Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, ülkesinde azınlık durumundaki 8 binden fazla Romanı sınır dışı etmesiyle Birliğin mevzuatına aykırı hareket içerisinde bulunarak önce Birliğin içinden, sonra tüm dünya kamuoyu tarafından uyarılmıştır. Aslında Fransa’nın farkında olmadan aynı zamanda Birliğin geleceği konusunda da ipuçları verir hale gelmesi, belki diğer üye ülkelerin Fransa’nın bu tutumuna yönelik tepkisinden çok daha ses getirici olarak nitelendirilebilir.

Avrupa Birliği’ne üye ülkeler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa Sosyal Şartı’na uygun davranmak zorundadırlar. AB’ye üye ülkelerin azınlıklara yaklaşımı birbirinden farklı olmakla birlikte genel olarak Hıristiyan olmayan insan gruplarının azınlık olarak kabul edildiği görülmektedir. 59 Milyon nüfuslu Fransa’da; Breton, Alsaslı, Korsikalı, Bask, Roman, Katalan, Hollandalı, Oksitan, Lüksemburglu, Creole ve Mağripli olarak pek çok farklı etnik grup bulunmaktadır. Fransa resmi olarak hiçbir grubu azınlık kabul etmemektedir. Paris, Bölgesel ve Azınlık Dilleri Avrupa Şartı’nı imzalamış, ancak onaylamadığından yürürlüğe koymamıştır. Sözleşmeyi imzalarken de getirdiği yorumla amacının azınlıkları tanımak ve korumak olmadığını, ülkenin bölünmez bütünlüğünün, yasa önünde eşitliğin, Fransız halkının tekliğinin üstün olduğunu açıkça bildirmiştir. Fransa tüm vatandaşlarını Fransız olarak kabul etmektedir. Resmi ve zorunlu dil Fransızcadır. (6) Dolayısıyla, Fransa’da hiçbir milli azınlık bulunmadığını, daha doğrusu Paris’in hiçbir milli azınlığı resmen tanımadığını belirtmek gerekmektedir. Paris bununla yetinmemekte ve Fransa’daki azınlıkların dillerinin tamamını -örneğin Almanca, Katalanca ve Bretonca- “mahalli şive” kabul etmektedir. (7)

Fransa azınlıkları yok saydığı için bu gruplarla ilgili herhangi bir istatistik de düzenlememektedir. Bu nedenle Fransa’da azınlıkların nüfusu konusunda sadece tahminler vardır. 1994 yılına ait bir Avrupa Parlamentosu raporundaki tahminlere göre; Fransa’da toplam nüfusun Oksitanlar 10,2%’sini, Almanlar 2,5%’ini,  Alsalsılar 2,1%’ini, Lothringler 0,4 %’ünü, Bretonlar 0,8%’ini, Katalanlar 0,4%’ünü, Korsikalılar 0,3%’ünü, Flamanlar 0,2%’sini, Basklılar 0,1 %’ini oluşturmaktadır. (8) Fransa’da azınlıkların toplamı tahminen 8 milyon civarındadır. Buna rağmen Fransa’da Fransızca dışında herhangi bir dilin kamusal alanda kullanımı yasaktır. Fransa’da Fransız asıllı olmayanlar anayasanın getirdiği eşitlik ilkesi ve temel hak ve hürriyetlerin garantisi ile yetinmek zorundadır. Fransızcanın yegâne dil olarak kullanımı konusundaki Fransa’nın katı tutumu her alanda kendini göstermiştir. Örnek vermek gerekirse, Fransız aileler çocuklarına Fransızca olmayan bir ismi koyma hakkına ancak 1993’te kavuşmuşladır. (9)

Fransa’da “yerel diller ve mahalli şiveler” olarak kabul edilen azınlık dillerinin eğitimi için 1951’den bu yana gerekli hukuki zemin vardır. Ama azınlık dillerinin devlet okullarına girişi yakın zamanda mümkün olmuştur. Fransa’da azınlık çocuklarının sadece %2-%3’ü bütün tahsil hayatını yerel dillerde tamamlamaktadır. (10) Fransa azınlık haklarının genişletilmesini ve azınlık kimliklerinin desteklenmesini Fransız Cumhuriyeti’nin devamlılığı için bir tehdit olarak algılamaktadır. Bu nedenle Paris, azınlıkların korunması, otonomi ve benzeri olasılıkları kategorik olarak reddetmektedir. (11) Elbette şunu belirtmekte büyük fayda var; Fransa’da Fransız kökene sahip olmayanların toplam nüfusa oranı %14 olduğu gibi, Fransa’da yaşayan göçmen ve göçmen kökenlilerin sayısal değerinin Fransa nüfusuna oranı da 14 milyon ile %23 seviyesindedir. (12) Özetle, AB’nin kurucu ülkelerinden Fransa, azınlık ve azınlık hakları konusunda esnek düşüncelere sahip değildir. Paris, an için Birliğin mevzuatıyla ters düşerek varlığını sürdürme çabası içerisinde gibi görünmektedir.

Fransa’nın Romanlara Yönelik Tutumu

Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre Fransa’da etnik grup anlamında en büyük ve kalabalık grup Romanlardır. Sadece Romanya ve Bulgaristan’dan Fransa’ya göç eden Romanların sayısının ise 15,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Fransa, Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’nin, ülkesinde azınlık durumundaki Romanları sınır dışı etme kararı aldıktan sonra dünya kamuoyu tarafından haklı bir tepkiyle karşılaşmıştır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve AGİT gibi kuruluşlar azınlıklara yönelik olumsuz tutumlara karşı durmakta ve gerektiğinde müdahalede bulunmaktadırlar. Nitekim Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, ülkesinde azınlık durumundaki Romanları sınır dışı etme kararıyla ortaya çıkan insanlık dışı duruma karşı ilk tepkiler bu kuruluşlardan gelmiştir. Bu noktada, Sarkozy ve iktidarının ülkesindeki Roman azınlığa uyguladığı bu politikanın temelinde yatan nedenleri ve hangi gerekçelerle bu politikayı uyguladığını açıklamak gerekir.

Fransa bu durumu; yasalara aykırı hareketlerin önlenmesi ve kamusal düzenin bozulmasına karşı alınan bir önlem olarak değerlendirmektedir. 16 Eylül 2010 tarihinde Fransa’nın daveti üzerine gerçekleştirilen AB Zirvesi’nin sonucunda; AB’ye üye ülkelerin, temel insan hakları ve özgürlükleri çerçevesinde Romanlara yönelik ortak bir strateji benimsemeleri ve bu doğrultuda politikalar üretmeleri gerektiği ortaya çıkmıştır.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’nin ülkesindeki Romanları sınır dışı etme kararı, AB’nin temelini oluşturan üç temel sütundan biri olan Serbest Dolaşım İlkesi’ne aykırı bir harekettir.

Fransa’nın yabancılara karşı olan genel tutumu çerçevesinde ortaya çıkan azınlık politikası son gelişmeler ışığında şöyle değerlendirilebilir. Ulusal Meclis’in bu noktada üzerine düşen görevi yapması beklenmektedir; bu görev, sınır dışı etme yasasını tasarı halinden kurtarıp yürürlüğe sokma çabasıyla ifade edilebilir. Dolayısıyla, Fransa Ulusal Meclisi’nde tartışılmaya başlanan yabancıların sınır dışı edilmesini kolaylaştıran yasa tasarısına göre; Fransa’da üç aylık bulunma süresini ihlal eden AB vatandaşları, serbest dolaşım hakkına rağmen, hemen sınır dışı edilebilecektir.(13) Tasarıdaki düzenlemeye göre Fransız sosyal sistemine yük getiren, hırsızlık ve dilencilik yaparak kamu düzenini bozan yabancılar da aynı şekilde ülkeden gönderilebilecektir. Tasarıda güvenlik güçlerinin yaşamına kast eden, saldırılar düzenleyen göçmenlerin vatandaşlık haklarının geri alınması öngörülmektedir. (14)

Fransa’da jandarma, polis, savcı ve yargıç gibi adli görevle yükümlü çalışanlara yönelik saldırılar düzenleyen göçmenlerin vatandaşlık haklarının ellerinden alınması Paris’in yabancılara karşı tutumunu göstermektedir. Bu durumun Birliğin kurucu ülkelerinin kendi anayasaları çerçevesinde mi yoksa Birliğin anayasasına göre mi değerlendirilmesi gerektiği tartışma konusu olmaktadır. Bununla birlikte kimi hukukçuların konuya yaklaşımları kayda değerdir; bazı hukukçular, kökenleri ne olursa olsun, tüm Fransız vatandaşlarının yasalar karşısında eşit olduğuna dikkat çekerek, bu düzenlemenin Fransız Anayasası’na aykırı olduğunu savunmaktadır. (15) Devamında, düzenlemelerin içeriğine bakıldığında, sahte evlilik hususuna da dikkat çekildiği görülmektedir; tasarı, vatandaşlık hakkı almak için yapılan sahte evliliklere de ağır cezalar getirirken, yine göçmenlerin yasadışı yollarla sosyal güvenlik sisteminden yardım almaları ve avantaj sağlamaları halinde sınır dışı edilmelerinin kolaylaştırılmasını da kapsamaktadır. (16)

Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu’nun Bulgaristan’a günübirlik yaptığı resmi ziyaretten sonra Bulgaristan Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov ile birlikte düzenlenen ortak basın toplantısında Fransa’nın Romanlara yönelik tutumunu şu şekilde değerlendirmiştir: Basescu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaşayan 14 milyona yakın Romanın tamamının değil, sadece göçebe yaşam sürdürenlerin entegrasyonu üzerine çalışılması gerektiğini söyledi. Göçebe hayatı sürdüren Avrupa Romanları sorununun köklü şekilde çözüme ulaştırılmasının şart olduğunu vurgulayan Basescu, “Bu konuda yerel düzeyde değil, Avrupa düzeyinde ortak strateji oluşturmak şarttır” diye konuştu. (17) Basescu, Avrupa vatandaşlarının hem haklara hem de sorumluluklara sahip olduklarını, bu durumun göçebe Roman azınlığı için de aynen geçerli olduğunu belirterek, “Romanya’nın Fransa ile çok özel ilişkileri var ve bu ilişkilerimizi, AB çerçevesinde son derece istikrarlı olan stratejik işbirliği temelinde yürütüyoruz. Bence Romanlar sorunu da bu ikili ilişkiler kapsamında çözüme kavuşturulabilir. Sofya, Bükreş veya Paris çemberinde, çadır kuran bu Romanlara mevsimlik istihdam, sağlık hizmetleri temin ederken aynı zamanda çocuklarına da eğitim sağlamamız gerekiyor” dedi. (18)

Basescu’nun açıklamalarından da anlaşılacağı üzere Fransa’da yaşayan Roman azınlığın büyük bir çoğunluğu göçebe olarak yaşamaktadır. Şu durumda Fransa’nın yabancıların sınır dışı edilmesini kolaylaştıran yasa tasarısında dile getirilen serbest dolaşım hakkına rağmen, üç aylık bulunma süresini ihlal eden ülkedeki AB vatandaşlarıyla birlikte hırsızlık ve dilencilikle kamu düzenini bozan yabancıların da derhal sınır dışı edileceği kararı Romanları da kapsamaktadır. Fakat Basescu’nun burada üzerinde ısrarla durduğu konu; diğer AB vatandaşları gibi Romanların da hem haklara hem de sorumluluklara sahip olduğudur.

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov ise düzenlenen ortak basın toplantısında, Fransa’nın sınır dışı ettiği Romanların Bulgaristan veya Romanya vatandaşları olmalarından çok aslında onların AB vatandaşı olduklarına dikkat çekerek şöyle demiştir: “Burada söz konusu olan Bulgaristan veya Romanya vatandaşları değil, Avrupa vatandaşlarıdır. Eğer bu vatandaşlardan bazıları bulundukları ülkenin yasalarını çiğnediyse yasal anlamda cezalandırılabilir, ancak belli bir etnik kökenden vatandaşlar grubunun topluca sınır dışı edilmesini kabul etmek mümkün değildir.” (19)

Cumhurbaşkanı Pırvanov’un da belirttiği gibi Romanlar Bulgaristan veya Romanya vatandaşları olmalarının yanı sıra Avrupa vatandaşlarıdır. Avrupa’nın her yerine yayılan Romanların durumu istatistikî verilere göre şöyledir: Son nüfus istatistiklerine göre Romanya’da 535,000; Bulgaristan’da 370,000; Macaristan’da 205,000; Slovakya’da 89,000 ve Sırbistan’da 108,000 Çingene asıllı vatandaş yaşıyor. Yaklaşık 200,000 Romanın Çek Cumhuriyeti’nde bulunduğu, bir o kadarının da Yunanistan’da yerleşik olduğu tahmin edilirken Türkiye’de bu rakamın 500,000 civarında olduğu kaydedilmektedir. (20)

Sonuç itibariyle; her iki ülkenin cumhurbaşkanları da Fransa’nın ülkesindeki Romanlara karşı olan tutumunu eleştirmekte ve bu tutumun AB mevzuatlarıyla bağdaşmadığını dile getirmektedirler.

Sonuç

Fransa’nın Romanları sınır dışı etme kararıyla tekrar ortaya çıkan azınlık politikasıyla ilgili sorunlar Birliğin kurucu ülkelerinden olan bu ülkenin başını ağrıtacağa benziyor. Zira Fransa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan bir ülkedir. Ancak almış olduğu bu kararla, ülkedeki insan hakları örgütlerinin hedefi haline gelmiştir. Öyle ki, sözleşmenin ihlalini ırkçılığa kadar götürüp Fransa aleyhine kararlar alma aşamasına gelinmiştir. Ki aynı Fransa zamanında Doğu Avrupa ülkelerinde yaşayan Romanların haklarını savunurken nasıl olduysa kendi topraklarındaki Romanları sınır dışı edebilmiştir. Bununla beraber; Roman vatandaşları AB vatandaşı olmalarından kaynaklanan haklarını kullanmak bir yana, aynı zamanda en temel insan haklarından dahi mahrum bırakılabilmektedirler. Günümüz siyasi sisteminde halen sınırlarından kimlerin girip kimlerin giremeyeceğini belirlemede takdir hakkına sahip devletlerden ise ayrımcı olmayan, hakkaniyete dayalı ve sorunları kronikleştiren değil çözmeye dayalı bir anlayış geliştirmeleri beklenmektedir. (21)

Konuyla ilgili olarak Uluslararası Roman Birliği’nin Başkanı Juan de Dios Ramírez Heredia’nın ifadeleri kayda değerdir. Heredia, Romanların en büyük sorununun eğitim olduğuna dikkat çekmekle beraber, Romanların kendi kültürel kimliklerini ve geleneklerini toplumun diğer kesimleri gibi aynı derecede savunacak kadar bilgiye sahip olduklarında birlikte barış ve uyum içinde yaşamanın çok daha kolay olacağının altını çizmektedir. (22)

Dipnotlar:

(1) Tülin Yanıkdağ, Azınlık Kavramı ve Azınlık Hakları,
http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=645:aznlk-kavram-ve-aznlk-haklar&catid=113:analizler-sosyo-kultur&Itemid=151

(2) Mesut Mutlu, Abdullah Kıran, Azınlık Kavramı ve Türkiye ile AB Kapsamında Azınlıkların Değerlendirilmesi,
http://www.gau.edu.tr/PDF-Files/JSAS_003_05_PDF/JASA_003_05_09_Mutlu.pdf

(3) Mesut Mutlu, Abdullah Kıran, Azınlık Kavramı ve Türkiye ile AB Kapsamında Azınlıkların Değerlendirilmesi,
http://www.gau.edu.tr/PDF-Files/JSAS_003_05_PDF/JASA_003_05_09_Mutlu.pdf

(4) Prof. Dr. Hasan Tunç, Uluslar arası Sözleşmelerde Azınlık Hakları Sorunu ve Türkiye,
http://www.hukuk.gazi.edu.tr/editor/dergi/8_10.pdf

(5) Aslıhan P. Turan, Uluslar arası Hukukta ve AB’de Azınlıklar, http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=625:uluslararas-hukukta-ve-abde-aznlklar&catid=113:analizler-sosyo-kultur&Itemid=151

(6) Prof. Dr. Hasan Tunç, Uluslar arası Sözleşmelerde Azınlık Hakları Sorunu ve Türkiye,
http://www.hukuk.gazi.edu.tr/editor/dergi/8_10.pdf

(7) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(8) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,
http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(9) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,
http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(10) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,
http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(11) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,
http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(12) Kıvanç Galip Över, Avrupa ve Ötekiler Fransa’nın Azınlıklara Bakışı,
http://www.derki.com/politik/item/2467-avrupa-ve-otekiler

(13) Sarkozy’nin Yeni Hedefi Fransa’daki Tüm Yabancılar,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/sarkozynin-yeni-hedefi-fransadaki-tm-yabanclar-012436

(14) Sarkozy’nin Yeni Hedefi Fransa’daki Tüm Yabancılar,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/sarkozynin-yeni-hedefi-fransadaki-tm-yabanclar-012436

(15) Sarkozy’nin Yeni Hedefi Fransa’daki Tüm Yabancılar,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/sarkozynin-yeni-hedefi-fransadaki-tm-yabanclar-012436

(16) Sarkozy’nin Yeni Hedefi Fransa’daki Tüm Yabancılar,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/sarkozynin-yeni-hedefi-fransadaki-tm-yabanclar-012436

(17) Romanya’dan Fransa’ya Çağrı: Romanlar AB Sorunu, İkiyüzlülüğü Bırakın,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/romanyadan-fransaya-ar-romanlar-ab-sorunu-ikiyzll-brakn-012344

(18) Romanya’dan Fransa’ya Çağrı: Romanlar AB Sorunu, İkiyüzlülüğü Bırakın,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/romanyadan-fransaya-ar-romanlar-ab-sorunu-ikiyzll-brakn-012344

(19) Romanya’dan Fransa’ya Çağrı: Romanlar AB Sorunu, İkiyüzlülüğü Bırakın,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/romanyadan-fransaya-ar-romanlar-ab-sorunu-ikiyzll-brakn-012344

(20) Roman Tartışması Fransız Bakanlar Kurulunu Sallıyor,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/roman-tartismasi-fransiz-bakanlar-kurulunu-salliyor-011942

(21) Ceren Mutuş, AB Hukuku Çerçevesinde Fransa’nın Roman Sürgünü,
http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1706

(22) Tartışma Büyüyor, Romanlar Avrupa Adalet Divanı’na Gidiyor,
http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/tartma-byyor-romanlar-avrupa-adalet-divanna-gidiyor-012310

Yazar: Ayşim PARLAKYILDIZ

Cumartesi, 04 Aralık 2010

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir