ankara escort
Güncel Yazılar

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye Uyguladığı Vize Rejimi

Türk Dışişleri Bakanlığı son dönemde Türk vatandaşlarına uygulanan vizelerin kaldırılması için pek çok ülkeyle antlaşmalar imzalamıştır. Vize konusunda kamuoyunda en çok yer bulan konu ise AB ülkelerinin uyguladıkları vize rejimidir. İş ve eğitim dünyasının yanında turistik amaçlı Avrupa’ya gitmek isteyen Türkler pek çok zorlukla karşılaşmaktadırlar.

Türkiye, AB Konseyi tüzüğü uyarınca, AB ülkelerine girişte vize alması gereken ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, vize başvurularında davet mektubu gibi çok sayıda belge talep edilmesi, vize başvurularının kısa sürede sonuçlandırılmaması, kalış sürelerinin kısa tutulması, konsolosluklarda kötü muamele gibi ciddi sorunlarla karşılaşmaktadırlar. 1963’ten bu yana AB ile ortaklık ilişkisi yürüten, 1995’te Gümrük Birliği’ne taraf olan ve 2005 yılından bu yana müzakere eden ülke sıfatını taşıyan bir ülke olarak diğer ülkeler ile kıyaslandığında bu alanda AB ile ilişkilerin daha ileri düzeyde olması beklenmektedir. (1) Türkiye’nin tabi olduğu mevcut vize rejimini değerlendirildikten sonra, ikili ilişkilerdeki son gelişmeler de ele alındıktan sonra muhtemel gelişmeler ele alınacaktır.

Mevcut Vize Rejiminin Geçmişi-Bugünü

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulama zorunluluğu ilk kez Almanya’nın Yabancılar Yasası’nda 1 Temmuz 1980’de yaptığı değişiklikle gündeme gelmiştir. O tarihe kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulaması bulunmuyor iken, bu değişikliğin yapılabilmesi için Alman hükümeti, Türkiye ile Almanya arasındaki 1953 tarihli vize sözleşmesini iptal etmiş, 5 Ekim 1980’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına böylece vize alma zorunluluğu getirmiştir. (2) Avrupa Birliği’nde kişilerin, malların ve hizmetin serbest dolaşımına ilişkin ilkeler Avrupa Topluluğu Antlaşması’nın 39. maddesi ile belirlenmiştir. (3) 1985 yılında imzalanan Schengen Antlaşması ile de üyeler arasındaki sınırları yerine tek bir dış sınır oluşmasına karar verilmiş ve AB vatandaşı olmayanlara yönelik yeni bir rejim uygulamasına geçilmiştir. Ancak gerek kendi seçimleri gerekse de Schengen normlarını yerine getirmedikleri için tüm AB üyeleri Schengen alanına dâhil edilmemişlerdir.

Serbest dolaşım prensibi AB vatandaşlarına iş arama, çalışma iznine ihtiyaç duymadan çalışma, yaşama ve bulunulan ülke vatandaşlarının faydalandıkları tüm sosyal haklardan yararlanma hakkı tanımaktadır. Yeni üye devletlerin vatandaşlarının yedi yılı geçmemek şartıyla geçici bir takım kısıtlamalara maruz kalabilecekleri de öngörülmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve son genişleme dalgasında 2007’de AB’ye üye olan Bulgaristan ve Romanya henüz Schengen alanında değillerdir. Bunun yanında AB’ye üye olmayan ancak kişilerin serbest dolaşımları üzerine antlaşmalar imzalayan ülkeler de mevcuttur. İsviçre, Norveç, İzlanda ve Liechtenstein bu duruma örnek teşkil etmektedir. (4)

AB ülkeleri tarafından Türkiye’ye uygulanan vize konusunda tartışmalar son zamanlarda yoğunluk kazanmıştır. Türkiye ile AB 1963 yılında Ortaklık Antlaşması’nı, 1995’te Gümrük Birliği Antlaşması’nı imzalamış; 2005 yılında ise müzakere süreci başlamıştır. Bu süreçte açılması gereken 35 fasıldan Adalet, Özgürlük ve Güvenlik faslı henüz açılmayan başlıklar içindedir ki, bu fasıl AB’ye üyelik yolundaki en önemli başlıklardan biridir. Bu faslın öne çıkan bölümü ise “iltica, göç ve yasadışı göçmenler” konusudur ve geri kabul antlaşmaları AB üyeleri arasında önemli yer tutmaktadır. Bunun sebebi Schengen Antlaşması’yla içerde sınırsızlaşan AB’nin yasa dışı göç de dâhil sınır ötesi suçlarla daha fazla mücadele etmek zorunda kalmasıdır. İçerde sınırları olmayan AB, çareyi dış sınırlarında sıkı denetim kurmakta ve üyeler arasında güçlendirilmiş işbirliklerinde bulmaktadır. Dış sınırların korunması amacıyla kurulan Avrupa Dış Sınırlar Ajansı (FRONTEX), yasadışı göçmenlere yönelik oluşturulan biyometrik veri bankası ‘EURODAC’, ortak iltica ve göç politikası geliştirilmesi ve üçüncü ülkelerle ‘geri kabul anlaşmaları’ imzalanması çalışmaları AB’nin bu kapsamdaki gayretlerine örneklerdir. (5)

Türkiye AB Konseyi’nin 539/2001 numaralı tüzüğüne göre AB ülkelerine gitmek için vize rejimine tabi olan ülkelerden biridir. Vize rejiminin kişilerin serbest dolaşımına engel teşkil ettiği ve Türk vatandaşlarının prosedürler yüzünden uzun süren vize başvurularından oldukça sıkıntı duyduğu açıktır. Bu durumdan en çok etkilenenler de iş adamlarıdır. Gümrük Birliği Antlaşması sayesinde serbest dolaşımdan faydalanan malların üreticileri aynı serbest dolaşım hakkından mahrum bırakılmaktadırlar. Sonuç olarak Türk işadamları Avrupalı meslektaşlarıyla rekabette olumsuz etkilenmektedirler. (6) 2009 yılında ATAD tarafından alınan Soysal kararı AB’nin Türkiye’ye yönelik vize rejiminde esneklikler sağlanıp sağlanamayacağı tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.

Vize Rejiminde Değişiklik Sinyalleri

19 Şubat 2009’da Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) tarafından verilen Soysal kararından sonra AB ülkeleri tarafından Türkiye’ye uygulanan vize rejimine yönelik değişimin gerekliliği bir AB kurumu tarafından kabul edilmiştir. (7) Türkiye-AT arasında imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol’ün 41. maddesine göre;

1. Akit Taraflar, aralarında, yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edimine yeni kısıtlamalar koymaktan sakınırlar.

2. Ortaklık Konseyi, Ortaklık Anlaşması’nın 13 üncü ve 14 üncü maddelerinde yer alan ilkelere uygun olarak, Akit Tarafların yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edimindeki kısıtlamaları aralarında gitgide kaldırmalarında uygulanacak sıra, süre ve usulleri tespit eder. Ortaklık Konseyi, söz konusu sıra, süre ve usulleri, çeşitli faaliyet dalları için bu alanlarda Topluluğun daha önce koyduğu hükümleri ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal alanlardaki özel durumunu göz önüne alarak, tespit eder. Üretim ve alışverişlerin gelişmesine özellikle katkıda bulunan faaliyetlere öncelik verilir.

Mevcut vize uygulaması, hem 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile tesis edilen Gümrük Birliği’nin temelini teşkil eden malların serbest dolaşımı ilkesine, hem de yerleşme hakkı ve hizmet sunum serbestîsine yeni engeller getirilmesini yasaklayan Katma Protokol’ün 41. maddesine açıkça aykırıdır. Bu durum, ATAD’ın hem önceki kararlarında, hem de 19 Şubat 2009 tarihli Soysal kararında da açıkça belirtilmiştir. Standstill hükmü olarak bilinen Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, üye devletler tarafından hizmet sunmak (veya almak) veya iş kurmak amacıyla AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarına uygulanan koşulların ağırlaştırılamayacağı teyit edilmiştir. Soysal kararının önemi, hukuki anlamda, Abatay-Şahin, Tüm ve Darı gibi daha önceki kararlardan farklı olarak, Katma Protokol’ün üye devletlerde yürürlüğe girdiği tarihte olmayan vize uygulamasının, 41/1. madde uyarınca yeni bir kısıtlama ve bu itibarla da yasak olduğu artık açıklığa kavuşturulmasında yatmaktadır. Karar uyarınca yapılması beklenen düzenlemelerden ise başta işadamları olmak üzere, avukat, sporcu, doktor ve akademisyenler ile turizm, öğrenim veya tedavi amacıyla AB ülkelerine giren Türk vatandaşlarının yararlanması gerekmektedir. (8)

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise göz önünde bulundurulması gereken tarihin, her bir üye devlet için Katma Protokol’ün kendi hukuk düzeninde yürürlüğe girdiği tarih, yani birliğe üyelik tarihi olduğudur. Örneğin Soysal kararında davalı devlet olan Almanya için bu tarih 1 Ocak 1973 iken; İspanya için 1986 ve Romanya için 2007’dir. Dolayısıyla, bir üye devletin, söz konusu tarihte vize uygulamıyor iken bugün uygulaması, hukuka aykırı ve yasak olacaktır. (9) Değerlendirilmesi gereken bir başka husus ise, ATAD kararlarının zorla üye devletlerin iç hukuklarına uygulanmadığıdır. Üyelerden hukukun üstünlüğü ilkesine göre kararların uygulanmasını sağlayacak önlemleri almaları beklenir. Ancak Soysal kararından beri hiçbir üye devletin beklenen girişimlerde bulunmadığı gözlenmektedir.

Almanya’nın Yabancılar Yasası’nda yaptığı değişiklikler ve AB’nin 2001 yılında kabul ettiği 539/2001 tüzüğü, ki bu tüzükle AB, Türkiye’yi vize uygulanacak ülkeler arasına almıştır, Türk vatandaşlarına uygulanan vize rejiminin giderek katılaşmasına sebep olmuştur. Ancak Sosyal kararıyla, ATAD Almanya’nın yaptığı düzenlemelerin Katma Protokol’ün 41. Maddesine ve “geriye dönük kötüleştirme yasağı” prensibine aykırı olduğu kararını vermiştir. (10)

Yabancılar Hukuku uzmanlarından Volker Westphal ve Edgar Stoppe konuyla ilgili görüşlerinde 1 Ocak 1973’te yürürlüğe giren Katma Protokol’e göre Almanya’ya hizmet sunmak amacıyla gelen Türklerden vize istenmediği için bugün de istenmemesi gerektiği görüşündedirler. İki hukukçuya göre ‘eskiden olmayan bir kısıtlamanın günümüzde uygulanması hukuka aykırı bir uygulamadır.’ Bu kapsamda ‘hizmet sunanlardan (işadamları…) ve hizmet alanlardan (turist, öğrenci…) vize talep edilmemelidir’ demektedirler. (11) AB hukuku açısından da vize uygulaması AB’nin kendi mevzuatıyla çelişmektedir. Schengen vizesi rejimi düzenleyen 539/2001/EC tüzük AB hukukun ikincil kaynağıdır. Oysa ki AT’nin Türkiye ile imzalamış olduğu Katma Protokol birincil kaynaktır, dolayısıyla tüzük antlaşmaya aykırı hüküm getiremez, böyle bir hüküm uygulanamaz.  (12)

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin Haziran 2009’da kabul ettiği AB Vize Kodu (“ EU Visa Code”), 5 Nisan 2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Schengen Alanı, AB içerisinde yer alan diğer alanlar gibi kendine ait kuralları olan (Schengen müktesebatı) bir standartlar bütünüdür. AB düzeyinde alınan kararlar uyarınca, Schengen Alanı’na dâhil olmayı seçmiş ülkeler, üçüncü ülkelere karşı aynı kuralları uygulamakla yükümlüdür. Bu durumda, müzakere eden ülke konumunda olmasına karşın, teknik açıdan üçüncü ülke (AB üyesi olmayan ülke) olarak değerlendirilen Türkiye, 539/2001 sayılı AB Konseyi Tüzüğü uyarınca AB’nin kara listesinde yer almaktadır. Bu nedenle, Türk vatandaşları AB ülkelerine girişte vize almakla yükümlü ülke vatandaşları arasındadır. Vize Kodu ile üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik, 6 ay içerisinde üç ayı geçmeyecek kısa süreli kalışları kapsayan Schengen vizesinde ortak standartların belirlenmesi, uygulamaların uyumlaştırılması ve daha şeffaf hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu yeni uygulama sadece kısa sureli (6 aylık ve en fazla 90 gün kalışı içeren) vizeler için geçerli olup, uzun süreli vizeler (1 yıllık – 2 yıllık veya eğitim vizesi gibi) yine üye devletlerin yetkisinde kalmaktadır. (13)

AB’nin Türkiye’ye vizeleri kaldırmak için iki şartı vardır. Bunlardan bir tanesi biyometrik pasaportlar, diğeri ise geri kabul antlaşmaları alanında gerekli düzenlemelerin yapılmasıdır. Biyometrik pasaportlar 1 Haziran 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Geri kabul antlaşmaları alanındaki gelişmeleri değerlendirmeden önce, bu antlaşmaların kapsamı hakkında bilgi vermek yararlı olacaktır. 1999 Amsterdam Antlaşması’na kadar AB üyelerinde yasadışı yollardan bulunan kişilerin ülkelerine iade edilmesi kaynak ülkenin kendi sorunu olarak görülmekteydi. Ancak Amsterdam Antlaşması’yla bu konuda Avrupa Topluluğu’na yetki verilmiştir ve Avrupa Komisyonu vize muafiyeti müzakerelerini sürdürürken, üçüncü ülkenin geri kabul antlaşmalarını kabul etmesi hedeflenmiştir. 2007 yılında Rusya ile, 2008 yılında ise Ukrayna, Moldova, Sırbistan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Karadağ geri kabul anlaşmaları imzalanmıştır. (14)

539/2001 numaralı tüzük Schengen ülkelerinin hangi üçüncü ülkeleri vizeye tabi tutacağını göstermektedir. Vize uygulaması yasadışı göçle mücadelede bir araç olabilir, ancak engelleyici olamamaktadır. Dolayısıyla vize muafiyeti karşılığında etkin bir sınır kontrolünün sağlanması AB açısından daha olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bu kapsamda 2009’da Sırbistan, Makedonya ve Karadağ vize uygulanacak devletler listesinden çıkartılmış, Moldova’yla da vizesiz seyahat müzakereleri başlatılmıştır.

İlk adımda yapılması gereken tüm üye devletlerin Sosyal kararını benzer durumdaki Türk vatandaşlarını aynı şekilde uygulamalarıdır. Burada en önemli görev AB Antlaşmaları’nın garantörü ve Topluluk hukukunun uygulanmasının gözeticisi olan Komisyon’a düşmektedir. Her ne kadar Soysal kararı, Türk vatandaşlarına uygulanan vizeyi belli açılardan hukuka aykırı ilan etmişse de, her bir Üye Devletin Birliğe üye olduğu tarihte farklı uygulamalara sahip olması nedeniyle, bu kararın Birlik içinde uygulanması, birtakım sorunları da beraberinde getirecek. (15)

Dipnotlar:

1.    Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu,

http://www.euractiv.com.tr/ab-ve-turkiye/interview/kabaaliolu-turk-vatandaslarina-vize-

uygulanmasi-ab-butunlesmesinin-ruhuna-aykiri-007420

2.    Prof Gümrükçü & Prof Voegeli’nin Vize Açıklaması, 2 Nisan 2010

3.    Avrupa Topluluğu Antlaşması, md 39

4.    http://europa.eu/legislation_summaries/justice_freedom_security/free_movement_of_persons_

asylum_immigration/l33020_fr.htm

5.    Ömer Ersoy, Göçmenlerin Geri Kabulüne Evet mi?, Stratejik Düşünce Vakfı,

http://www.sde.org.tr/tr/haberler/1162/gocmenlerin-geri-kabulune-evet-mi.aspx, 06.07.2010

6.    Visa requierement for Turkish citizens,

http://www.europeanunionplatform.org/2010/05/09/visa-requirement-for-turkish-citizens/

7.    C 228/06, Mehmet Soysal&İbrahim Savatlı vs. Almanya Cumhuriyeti ATAD kararı

8.    Kabaalioğlu, op.cit.

9.    ibid

10.    Prof Gümrükçü ve Prof Voegeli’nin Vize Açıklamaları, 2 Nisan 2010

11.    euractive, Avrupalı uzman ve akademisyenlere göre de “Türk vatandaşlarına artık vize uygulanamaz”, 06.03.2009

12.    Avrupalı uzman ve akademisyenlere göre de “Türk vatandaşlarına artık vize uygulanamaz”, 06.03.2009,  euractive

13.    İKV Değerlendirme Notu – AB Vize Kodu 5 Nisan 2010 tarihinde yürürlüğe girdi, Melih Özsöz, Nisan 2010

14.    Ömer Ersoy, op. cit.

15.    Kabaalioğlu, op. cit.

Yazar: Aslıhan P. TURAN

Salı, 19 Ekim 2010

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Düşüncesinin Kökenleri: Bir Bütünleşmenin Anatomisi

Avrupa Birliği (AB) bugün uluslararası politikada üzerine düşen sorumluluk payını üstlenmeye hazır, küresel bir oyuncudur. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir