ankara escort
Güncel Yazılar

AB’nin Yeni Adayı: Sırbistan

Avrupa Birliği, bugün (2 Mart) Brüksel’de yapılan AB Liderler Zirvesi’nde Sırbistan’a aday ülke statüsü verdi. Bu kararın alınmasında, şüphesiz Sırbistan’ın son dönemde sergilediği yapıcı dış politikanın etkisi oldu. Üyelik başvurusunda bulunduğu 2009’dan bu yana AB’nin talepleri doğrultusunda bir dizi reformu hayata geçiren ve geçtiğimiz yıl savaş suçlularının yakalanmasında önemli adımlar atan Belgrad, en son geçen hafta Kosova’nın bölgesel toplantılarda temsili konusunda bir anlaşmaya imza atmıştı. Bu olumlu gelişmeler sonrasında, Almanya başta olmak üzere AB ülkelerinin desteğini yeniden kazanan Sırbistan, AB üyeliği yolunda önemli bir aşamayı geçmiş oldu.

AB’nin Batı Balkanlar Politikası

Yugoslavya’nın çözülmeye başlaması ile birlikte bölgede patlak veren trajik savaşların sona ermesinin üzerinden görece uzun bir zaman dilimi geçti. Bu süreçte, “Balkanlar sorunu” her geçen gün biraz daha fazla “Avrupa sorunu” haline geldi. 1990’larda güvenlik kaygıları nedeniyle bölgeye kayıtsız kalamayan AB, bugün de üyelik perspektifi verdiği bölge ülkelerini dönüştürme çabası içerisinde. Şüphesiz bu ülkelerin başında ise, Balkanlardaki huzur ve istikrarın en önemli aktörlerinden biri olan Sırbistan geliyor.

2000’ler boyunca görece istikrar ve sükûnete kavuşan bölgede, AB, etkisi ve prestiji hızla artan bir aktör olarak ortaya çıktı. 2004’te Macaristan ve Slovenya, ardından 2007’de Bulgaristan ve Romanya Birlik’e dâhil edilirken, Batı Balkanlar olarak tabir edilen ülkelere de (AB’nin tanımlamasıyla eski Yugoslavya’dan kopan ülkeler ve Arnavutluk) üyelik perspektifi verilerek belirli kriterleri sağlamaları istendi. Zira bu bölge, etnik çatışmalardan sınır anlaşmazlıklarına, mülteciler ve yasadışı göçten organize suçlara kadar sayısız kriminal sorunla birlikte anılmakta ve AB’nin yakın kara havzasını oluşturması nedeniyle Birlik için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturmaktaydı. Bölgeye yönelik politikasında AB, “kapsayarak dönüştürme” stratejisiyle hareket ederken, bölge ülkeleri için ise AB üyeliği ekonomik refah, demokrasinin güçlendirilmesi ve kurumsallaşması, temel hak ve özgürlükler alanının genişletilmesi gibi anlamlar taşıyordu.

Sırbistan’ın Zorlu AB Yolculuğu

Eski Yugoslavya’nın en büyük ve merkezi gücü olan Sırbistan için de AB projesi, tüm diğer bölge ülkelerindeki gibi en önemli dış politika hedeflerinden biri oldu. 2003 Selanik Zirvesi’nde Sırbistan (henüz ayrılmamış olan Karadağ ve diğer bölge ülkeleri ile birlikte) “potansiyel AB üyesi” ilan edildi. Zirve’den bir gün sonra yapılan toplantıda, Avrupalı liderler, açık bir şekilde “Balkan ülkelerinin geleceğinin AB içinde olduğu ancak öncelikli olarak organize suçlar ve yolsuzluklarla daha etkin mücadele etmeleri gerektiği” mesajını bölge liderlerine iletti. Buna ilaveten Sırbistan’ın yapması gerekenler listesinde bir de Lahey’de kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile Bosna Savaşı suçlularının yakalanması konusunda işbirliği vardı.

Ekim 2005’te Konsey, Sırbistan ile ilgili kararında ‘İstikrar ve Ortaklık Anlaşması (SAA)’nın imzalanması yolunda müzakerelerin başlatılmasına karar verse de Mayıs 2006’ya gelindiğinde, müzakereler Sırbistan’ın ICTY ile yeterince işbirliği yapmadığı gerekçesiyle askıya alındı. Yaklaşık bir yıl sonra, Sırbistan ICTY ile işbirliği yapacağı konusunda açık taahhütte bulundu ve Haziran 2007’de müzakereler yeniden başlatıldı. Sırbistan bunun karşılığında üzerine düşeni yaparak, bir yıl sonra ICTY tarafından en çok aranan savaş suçluları listesinin başındaki isimlerden Radovan Karadziç’i yakaladı ve mahkemeye teslim etti. Bunun ardından Belgrad, vakit kaybetmeden Aralık 2009’da AB’ye tam üyelik başvurusunda bulundu. 2011 yılında ise, önce 26 Mayıs’ta Ratko Mladiç’in ve ardından 2 ay sonra Goran Hadziç’in yakalanması ile birlikte ICTY tarafından aranan 161 savaş suçlusunun tamamı yargıya sevk edilmiş oldu. Bu gelişmelerin ardından, Komisyon, Sırbistan’ın başvurusu ile ilgili Ekim 2011’de açıkladığı kararında olumlu görüş bildirdi.

Kosova Engeli

Adaylık statüsünü elde edebilmek, Sırbistan’ın önünde uzayan zorlu bir yol oldu: Gerekli teknik şartların ve reformların yerine getirilmesi, organize suçlar ve her türlü kaçakçılıkla etkin mücadele edilmesi, komşularla iyi ilişkiler geliştirilmesi, bölgesel işbirliği dinamiklerinin harekete geçirilmesi ve son olarak savaş suçlularının yakalanmasında ICTY’ye tam destek verilmesi… Tüm bunlar, başta Cumhurbaşkanı Boris Tadiç olmak üzere Sırp liderlerin iç politikada sıkıntılı dönemler geçirmesine sebep oldu.

Diğer taraftan uluslararası kamuoyu ise Sırbistan’ın geçirdiği bu dönüşümü memnuniyetle karşılıyordu. “Sırbistan’ın AB yolundaki engellerini kaldırdığı” ve “AB’nin Sırbistan’a yeşil ışık yaktığı” haberleri medyada sıkça yer almaya başladı. Diğer taraftan ise, Almanya başta olmak üzere bazı AB ülkeleri, Kosova meselesini gündeme getirerek Sırbistan’ın önünde aşması gereken başka engeller olduğu mesajını açıkça dile getirdi. Nitekim Aralık ayında yapılan AB Liderler Zirvesi’nde bu mesele, Sırbistan’ın önüne yeni bir ön şart olarak getirildi.

Son Zirve’nin üzerinden yaklaşık üç ay geçti. Bu süre zarfında Sırbistan, hem AB ülkelerindeki üst düzey temaslarına hem de Kosova ile birebir görüşmelere yoğunluk verdi. Girişimleri sonuç getirdi ve bugünkü Zirve’de öncelikli dış politika hedefi olan AB aday ülke statüsü elde etti. Bundan sonra ise Sırbistan’ı zorlu bir süreç bekliyor. Müktesebata uyum, komşularla iyi ilişkiler, siyasi dengeler ve sıkı bir ekonomik yeniden yapılanma… Bu sayede AB’nin yeni adayı Sırbistan için adaylık statüsünü elde etmek için gösterdiği efordan çok daha fazlasını sergilemesi gereken bir dönem başlıyor.

Yazar: Muzaffer Kutlay

05 Mart 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ve Büyük Britanya

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nın Avrupa’ya sayısız faydaları olacaktır. Yaklaşık 13 milyon iş istihdamı sağlayacak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir