Güncel Yazılar

Adım Adım Haklar: Avrupa Parlamentosu’nda Gelinen Son Durum

1951 Paris Antlaşmasıyla ilk Topluluk olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu(AKÇT) beraberinde oluşan dört yeni kurum Yüksek Otorite, Ortak Meclis, Bakanlar Konseyi ve Adalet Divanı olarak faaliyet gösterir. İçlerinden Yüksek Otorite bunlardan farklı olarak ulus-üstü yetkileri elinde bulunduran güçlü bir kurum olarak diğerlerinden ayrılır. Dönemi için güçlü sayılabilecek yetkileri elinde bulunduran Yüksek Otorite’ye karşı dengeyi sağlayabilecek bir yapıya ihtiyaç duyulur.[1] Bu durum yasama yetkisine sahip olmamasına karşın az da olsa Yüksek Otoriteyi denetleyecek olan bir Parlamentonun varlığını beraberinde getirir. Bu dönemde bahsettiğimiz Parlamento “Ortak Meclis” adıyla anılır. Ancak Parlamento, isminin yansıttığı gibi yasama işlevi gören bir Parlamento’dan çok Yüksek Otorite’ye karşı dengeleyici niteliktedir. Daha sonraki süreçte 1957 Roma Antlaşması’nın Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nun(AAET) oluşumu beraberinde bu Topluluklar için de aynı kurumların oluşumunu getirmiş. Ancak Topluluğun Ortak Kurumlara yönelik yapmış olduğu sözleşmeyle AET ve AAET ile AKÇT’nin meclisleri “Avrupa Parlamenterler Meclisi” adıyla birleştirilir.[2] Bu birleşim Avrupa Parlamentosunu genişletmiş olmakla birlikte aynı oranda güçlendirdiğini söylemek güçtür.

Temel Antlaşmalardan ilk kez Avrupa Tek Senedi’nde yer alsa da aslında 30 Mart 1962 tarihinden itibaren “Avrupa Parlamenterler Meclisi”  ifadesi yerini  “Avrupa Parlamentosu” na bırakmıştır.[3] Bundan sonraki her yeni düzenleme ve Antlaşma Parlamentosuna yeni haklar ve gerçek bir Parlamento niteliği kazandırmaya çalışacaktır.

Peki nedir Parlamento denilince akla gelen? Neden bu kadar önemlidir? Parlamento kelimesi köken olarak Fransızca’da “parler” –konuşmak- kelimesinden türediği ve hükümdarların danışmanları devlet işlerini tartışmak için danışmaya çağırdığı dönemlerden türetildiği söylenir.[4] Günümüzde ise Parlamento denilince aklımıza yasama işlevinin görüldüğü, halkın temsil edildiği milletvekillerinden oluşan demokratik kurum gelir.

Avrupa Parlamentosu’nun ise kurulduğu dönemde Parlamento’nun bu tanıma çok uymadığı göze çarpar. Özellikle yasama gücüyle ilgili hemen hemen hiçbir yetkisinin bulunmayışı onu diğer kurumlar karşısında zayıflatır. Parlamento yerine Birlik içerisinde yasama sürecinde etkin olan kurum Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi’dir. Lizbon Antlaşması’na gelene kadar Parlamento hep kendisinde olması gereken hakları parça parça almayı başarmıştır.[5]

Öncelikli olarak 22 Nisan 1970 ve 22 Temmuz 1975 yıllarında yapılan Antlaşmalarla Parlamento’nun bütçe konusundaki yetkileri arttırılmıştır. 1970 yılındaki Lüksemburg Antlaşması Parlamento’ya bütçenin “zorunlu olmayan harcamaları” ile ilgili yetkiler vermiştir. 1975 yılındaki Brüksel Antlaşması ise Parlamento’ya bütünüyle bütçeyi reddetme hakkı tanımıştır.[6] 1979 yılında Avrupa Parlamentosu’nun doğrudan seçimlerle oluşturulması ise onun demokratik meşruiyetini kazanması açısından; Topluluğa yeni katılacak üyelerin Avrupa Parlamentosu’nun onayına bağlanması ise Avrupa Tek Senedi(ATS) ile getirilen bir diğer önemli yeniliktir. 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanmış olan Maastricht Antlaşması ya da asıl adıyla Avrupa Birliği Antlaşması(ABA) ile ATS’ye verilen haklar bir adım ileriye taşınmış, yasama sürecine katılım, mevzuatın oluşturulması gibi yetkiler eklenmiştir.[7] Ortak Karar Prosedürü(Co-decision) ile Avrupa Parlamentosu Bakanlar Konseyi’yle karar alma yetkisini paylaşmaktadır.[8] Maastricht Antlaşmasından sonraki süreçte mevcut olan aksaklıkların giderilmesi için 1999 yılında yürürlüğe girmiş olan Amsterdam Antlaşması da Parlamentoya Maastricht’in eksikliklerini kapatmaya çalışmış, bu noktada Parlamento üye sayısına sınırlama getirilmiş, üye sayısı 700 ile sınırlandırılmıştır.[9] Ancak artan genişleme süreci peşinde yeni bir Antlaşmayı Nice Antlaşmasını getirir. Amsterdam Antlaşmasında 700 olan sınırlama Nice’te 732’ye çıkartılmıştır.[10] Üye ülkelerin nüfus oranına göre Parlamenter çıkartan Birlik üyeleri açısından sınırlamalar önemlidir. En fazla nüfusa sahip olan ülke Parlamento’da en fazla söz hakkına da sahip olacaktır. Bu açıdan Almanya’nın lehine bir durum söz konusudur. Büyük tartışmalar sonucu yürürlüğe giremeyen Avrupa Birliği Anayasası, Parlamento açısından daha sonra Lizbon Antlaşması’yla kabul edilen ve Parlamento’ya verilen bir takım yetkilerin başlangıç noktası olmuştur.

Peki ya Lizbon Sonrası?

Her Antlaşmayla ilerleme kateden Parlamento’ya Lizbon Antlaşması ne kazandırmıştır? Bu sorunun cevabı öncelikle getirilen mevcut değişiklilere bakmak gerekir. Her yeni Antlaşmanın Parlamento’yu bir adım ileriye taşıdığı düşünülürse Lizbon Antlaşmasının en son taşıdığı nokta önem kazanır.

Bilindiği üzere, 1 Aralık 2009 yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması[11] öncelikli Avrupa Birliği  Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Avrupa Parlamentosu’na ilk kısımda Başlık III Madde 14’te yer verilmektedir. İlgili Madde uyarınca Avrupa Parlamentosu üye sayısı 750’yi geçemeyecek ve üye devlet başına sandalye sayısı en az 6, en fazla 96 olacak şekilde düzenlenecektir.[12] Nice Antlaşmasında 732 olarak belirlenen sınırlama burada 750’ye çekilmiştir. Ancak mevcut durumda, 2009 Parlamento seçimleri Lizbon Antlaşması yürürlüğe girmeden yapıldığı için bu sınırlama uygulanamamıştır. Bu nedenle Lizbon Antlaşması sonrası Mayıs 2014’te yapılacak olan ilk Parlamento seçimleri bu düzenlemeye sadık kalınıp kalınmayacağını da gösterecektir.

Lizbon Antlaşması’nın ikinci kısmı ise daha çok uygulama biçimine yönelik düzenlemeleri içerir. Madde 223-235 arası Avrupa Parlamentosu’yla ilişkin kısımlara doğrudan yer verir. Parlamento’ya yönelik bir diğer  önemli gelişme Komisyon Başkanlığı seçimlerine yöneliktir ki bu  yeni düzenlemeye göre, Komisyon Başkanlığı seçiminde Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları göz önünde bulundurulmalıdır.[13] Bu durum Parlamento’da sandalye sayısının fazlalığını daha önemli konuma getirirken[14] aynı zamanda Parlamento içerisindeki siyasi gruplar içerisinde de bir rekabet ortamı oluşacaktır. Bu durumda önem kazanan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Avrupalıların seçimlere olan düşük ilgileri siyasi gruplar tarafından canlandırılmaya çalışılacak ve Avrupa halkları Birliğin içine daha çok müdahale edebilecektir.

Bu süreçte Lizbon Antlaşmasıyla Ulusal Parlamentoların Rolü de önem kazanır. Ulusal Parlamentoların Rolüne ilişkin düzenlemeler, Avrupa Birliği’nde Ulusal Parlamentoların Rolü Hakkındaki Lizbon Antlaşması’na Ekli Protokolünde ve Avrupa Birliği Antlaşması Madde 12’de yer verilmektedir.  Madde 12’de Ulusal Parlamentoların Birliğin İşleyişine aktif olarak katılım sağlayacağı, Birliğin hazırlayacağı yasama tasarruflarının taslakları Ulusal Parlamentolara gönderilir. Burada dikkat edilecek husus, Komisyondan gelen taslak öneriler Bakanlar Konseyi ve Parlamentoya sunulurken eş zamanlı olarak Ulusal Parlamentolara da gönderilir ve Ulusal Parlamentolardan 8 haftalık süre içerisinde kendi görüşlerini bildirmeleri istenir. Ulusal Parlamentolar bu süre içerisinde değerlendirme yaparken sunulan taslağın subsidiarite ilkesine uygunluğuna ilişkin görüşünü Bakanlar Konseyi, Parlamento ve Komisyona iletmelidir. Ulusal Parlamentoların 1/3’ünün taslağa itiraz etmesi durumunda öneri tekrardan incelenmelidir.[15]

Avrupa Parlamentosu Lizbon Antlaşması’yla yasama gibi birçok önemli konuda yetkilerini Bakanlar Konseyi ile Olağan Yasama Usulünde[16] dengelemiştir. Bu durum Bakanlar Konseyi karşısında zayıf olan Parlamentonun karar alma sürecinde güçlendirmiştir. Yani Parlamento bazı yetkileri Komisyonla paylaşırken Bakanlar Konseyi ile yasama sürecinde eşit konuma gelmiştir.  Komisyon Başkanlığı seçiminde, Parlamento seçim sonuçlarının dikkate alınacak olması Lizbon Sonrası ilk defa yapılacak olan 24-25 Mayıs 2014 seçimlerini daha önemli kılmaktadır. Sürekli gelişim içerisinde olan Avrupa Birliği’nde Parlamentonun da bu süreçte kendini ileriye taşıması Birliğin demokratik meşruiyeti açısından önemlidir. Giderek eklenen yetkilerle ve doğrudan seçimlerle Avrupa halklarının temsilcileri olarak iş başına gelen Parlamentonun yönetimde ve karar alma sürecinde daha etkin olması Avrupalıları Birliğe daha yakınlaştırmaktadır. Ulusal Parlamentoların da bu süreçte etkin olması bu durumu daha bir önemli kılar.

Yazar: Didem SAYGINAraştırma Görevlisi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü, İstanbul Üniversitesi  A.B.D. doktora öğrencisi. Yazar hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.
———

[1]Nesrin Demir, “Avrupa Birliği Parlamentosu, (İstanbul: Nobel Yayınları, 2005), s. 4.

[2] Ercüment Tezcan, Avrupa Birliği Kurumlar Hukuku”, (Ankara: USAK, 2005), s. 8.

[3] Barnett Cocks, “The European Parliament”, (London: H. M. Stationery Office, 1975), s. 6; Ercüment Tezcan, Avrupa Birliği Kurumlar Hukuku”, (Ankara: USAK, 2005), s. 8.

[4] Moyra Grant, “The UK Parliament”, (Edinburgh University Press, 2009), s. 2.

[5] Temel metinlerdeki düzenlemelerle Avrupa Parlamentosu’ndaki gelişim için bknz, Didem Saygın, “Başlangıçtan Günümüze Avrupa Birliği Kurumları”, Kısıtlı Yetkiden Demokrasiye: Avrupa Parlamentosu, (İstanbul: Hayat Yayınları, 2013).

[6] European Parliament Official Website, http://www.europarl.europa.eu/ftu/pdf/en/FTU_1.4.3.pdf (Erişim Tarihi: 04.04.2014).

[7] Nesrin Demir, “Avrupa Birliği …, s. 19.

[8] ; Ercüment Tezcan, Avrupa Birliği Kurumlar …..”, s. 26.

[9] Amsterdam Antlaşması Madde 189. Belgenin çevirisi için bknz http://www.bumko.gov.tr/Eklenti/2843,amsterdamtrpdf.pdf?0 (Erişim Tarihi: 04.04.2014).

[10] Amsterdam Antlaşması’ndaki Madde 189 Nice Antlaşması’yla değiştirilir. Bknz, http://www.bumko.gov.tr/Eklenti/2846,nicetrpdf.pdf?0 (Erişim Tarihi: 04.04.2014).

[11]Lisbon Antlaşması için bknz, file:///C:/Users/Hp/Downloads/FXAC07306ENC_002.pdf (Erişim Tarihi: 04.04.2014).

[12] Avrupa Birliği Anayasası’nda da bu sınırlama aynıdır.

[13] Avrupa Birliği Antlaşması Madde 17.

[14] Sandalye sayısının fazlalığı yasama sürecinde Bakanlar Konseyi ile eşit konuma taşınan Parlamentonun karar alma sürecindeki etkinliği de arttıracaktır.

[15] Ercüment Tezcan, “Avrupa Birliği: Tarihçe, Teoriler, Kurumlar ve Politikalar”, Avrupa Birliği’nde Politika Yapımı ve Karar Alma”, (Ankara: Seçkin Yayınları, 2012), s. 310.

[16] Eski ismiyle Ortak Karar Prodesürü.

Nedir uiportal

ULUSLARARASI İLİŞKİLER PORTALI, Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Tartışma Platformu

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir