istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Avrupa Birliği Hristiyan Kulübü mü? | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Avrupa Birliği Hristiyan Kulübü mü?

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) katılım sürecinde kırılması zor bir rekoru elinde bulundurmaktadır. 1963 Ankara Anlaşması’yla başlayan macera yarım yüzyılını tamamlamış ve hala devam etmektedir. Diğer ülkelerin ortalama katılım sürelerine bakıldığında, başlangıçtan itibaren en geç 10 yıl içerisinde üyelik gerçekleşmektedir. Kimilerine göre Türkiye’nin bir türlü AB üyesi olamamasının baş sorumlusu AB ve onun Türkiye’ye bakışıdır. Özellikle Türkiye’deki nüfusun büyük bir kısmının Müslüman olması, bu konudaki en büyük engeldir. Bu görüşü savunanlara göre AB bir Hıristiyan kulübüdür ve Müslüman bir ülkeyi asla üye olarak almayacaktır.

Bu görüş, son zamanlarda üzerinde düşünülmeyen bir ezbere dönüşmüştür. Burada bu ezberi sorgulamaya çalışacağım. Çünkü bu konu, dillerde dolaşan fakat temellendirilmemiş bir kanıdır. Öncelikle kendimize sormamız gereken soru, Türkiye’nin gerçekten üyelik koşullarını yerine getirip getirmediği konusuyla ilgilidir. Özellikle tam üyelik başvurusunun yapıldığı 1987 yılından bu yana Türkiye’nin ekonomik ve siyasal koşullarına bakmak sanırım bize bazı ipuçları verecektir. 1980 ve 90’lı yıllarda %100’ler civarında seyreden bir enflasyon oranına sahip olan Türkiye kısıtlı bir demokrasi görüntüsü vermiştir. İfade özgürlüğünün önündeki engeller, faili meçhul siyasi cinayetler ve bugün tartışılan devlet içerisindeki mafyavari örgütlenme biçimleri 1980 ve 90’lar Türkiyesi’nden yalnızca bazı örnekler.

Son yıllarda çok açık bir biçimde ortaya çıktığı üzere Türkiye, AB’nin gerektirdiği ekonomik gelişmişlik ve siyasal açıklığa yeni yeni kavuşmaktadır. Dolayısıyla üye almamak için Türkiye’nin Müslüman toplumunun bahane edildiğini söylemek için yeterince veriye sahip değiliz. AB’nin Hıristiyan kulübü olduğunu söyleyebilmek için AB’nin tüm eksikliklerini tamamlamış olan bir Türkiye’ye dinsel farklılığı bahane göstererek “hayır” demesi gerekir.

Oysa AB, Avrupa’nın geçmişten kaynaklanan dinsel, etnik ve ulusal çatışmalarının üstesinden gelmeye çalışan çoğulcu bir yapıdır. Bu nedenle Avrupa içerisinde de bazı kesimlere karşı mücadele vermektedir. AB projesini Avrupa’da benimsemeyen ve onun bir Hristiyan kulübüne dönüşmesini isteyen insanlar da vardır. Fakat bu yazıda da göreceğimiz gibi AB bu çevrelerin baskılarına direnmektedir. Bu nedenle bu konuda yorum yaparken bu kesimlerle AB arasında bilinçli bir ayrım yapmak gerekir. Çünkü bütün Avrupalılar aynı düşünce ve inanca sahip değildir. AB’nin Hıristiyanlık temelinde şekillenmesi gerektiğini düşünen insanların demeçlerinden cımbızla örnekler seçip farklı bir Avrupa portresi de çizilebilir. Fakat buradaki tartışmanın asıl konusu, AB’nin dayandığı temel ilkeler, AB’nin amaç ve nitelikleri, yani Avrupa’daki “genel” yaklaşımdır.

AB’ye dair Hıristiyan kulübü suçlamaları, ya AB’yi tam olarak anlayamamaktan ya da iç siyasal hesaplardan kaynaklanmaktadır. Bence AB’nin Hıristiyan kulübü olduğu söylemi, dikkatleri AB üzerine yönlendirerek içerideki sorunların üzerini örtme çabalarının bir parçasıdır. Kendi eksikliklerimiz ve hatalarımızı saptayıp bunları çözmeye çalışmak yerine sorumluluğu hep başkalarına yüklemek ulusal bir özelliğimiz haline geliyor. Oysa atalarımız “iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” demiş.

Avrupa’da ve AB’de Din Algısı

AB’nin Hıristiyan kulübü olup olmadığı tartışmasının başlangıç noktası Avrupa değerleri olmalıdır. Bu bağlamda öncelikle Avrupa’daki din algısına bakmak gerekiyor. Aydınlanma Çağı’ndan itibaren Hıristiyanlığın Avrupa siyaseti üzerindeki etkisinin hızla azaldığı görülür. Genel durum itibariyle bugün Avrupa’nın çok dindar olduğu söylenemez. Geçmişteki Hıristiyan Avrupa algısının giderek zayıflaması, dindar Hıristiyan çevreleri zaten rahatsız etmektedir. Onlar açısından başlıca sorun, Avrupa’yı şekillendiren AB’nin yeterince Hıristiyan olmamasıdır.

Bu bağlamda öncelikle sormamız gereken soru, Avrupalıların AB’yi, Türkiye’yi ve dünyayı gerçekten din gözüyle görüp görmediğidir. Bu konudaki en güvenilir kaynak, Avrupa’da düzenli olarak kamuoyunun nabzını tutan Eurobarometer dergisidir. Eurobarometer, 2012 yılında Avrupalılara, “Sizin açınızdan en önemli üç değer hangisidir?” sorusunu sordu. Verilen cevaplar arasında ilk üç sırayı, insan hakları (%43), insan yaşamına saygı (%43) ve barış (%40) aldı. Sonraki değerler demokrasi, bireysel özgürlükler, hukukun üstünlüğü, adalet, eşitlik vs. şeklinde sıralandı. Son sırada ise din (%5) yer aldı.(1) Aynı ankette, “AB’yi en iyi temsil eden değerler nelerdir?” sorusu sorulduğunda yine benzer sonuçlar ortaya çıktı. Fakat bu kez din yalnızca yüzde 3’lük bir paya sahip oldu. Görüldüğü gibi Avrupa’ya ve AB’ye dair dinsel algı, yüzde 5’in bile altındadır. 2005’teki başka bir araştırma ise, Avrupa’da ateistlerin oranının %18 olduğunu ortaya koymuştu.(2) Tüm bunlar, genel olarak Avrupalıların dinsel bir perspektife sahip olmadığını gösteriyor.

Bu toplumsal algıdan ayrı olarak AB’ye baktığımızda, AB’nin zaten geçmişin çatışmalarını çözmek için ortaya atılmış bir proje olduğu görülür. Geçmişin Avrupa çatışmaları da dinsel ve etnik temelde gerçekleşmiştir. Katolik ve Protestanlar arasındaki 30 Yıl Savaşları (1618-1648) Avrupa tarihinde en büyük acımasızlıkların yaşandığı yıllardır. Bu çatışmaları aşarak barışı yaratmanın yolu, çoğulculuk ve hoşgörüden geçmektedir. Bu bağlamda AB, bazı üye ülkelerdeki dinsel hoşgörüsüzlükle de mücadele eden bir yapıdır. AB projesini ortaya atanlar, dinsel siyasetin tarih boyunca Avrupa’da yol açtığı ve ileride açabileceği çatışmaların farkındadır. Bu nedenle AB, kendisinin Hıristiyan kulübüne dönüşmesini de böyle algılanmasını da istemez.

Doğal olarak Avrupa’da AB’yi bir Hıristiyan Birliği’ne dönüştürmek ve Hıristiyanlıkla özdeşleşmesini isteyenler de var. Örneğin Papa, Hıristiyanlığı AB içerisinde savunacak ülkelerin üyeliklerini desteklediğini açıkça ifade etmişti.(3)Bu kesimlere göre AB’nin eninde sonunda ihtiyaç duyacağı ortak Avrupa kültürel kimliği Hıristiyanlıktan ayrı tanımlanamaz. Böyle düşünenler, aynı gerekçeyle Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkmaktadır. Fakat azınlıkta kalan bu kesimlerin görüşlerini AB’nin görüşü olarak alamayız.

Zira bu kesimlerin, AB’yi Hıristiyanlaştırma konusunda henüz elde ettikleri bir başarı da yoktur. Örneğin aralarında Vatikan’ın da bulunduğu çevreler, 2004 Avrupa Anayasa Anlaşmasına Hıristiyanlık mirasından söz eden bir ifadeyi sokmaya çalıştı fakat başarılı olamadı. Benzer biçimde AB’yi kuran Roma Anlaşmasının 50. yılı nedeniyle 2007’de yayınlanan Berlin Deklarasyonu’nda(4) Avrupa değerleri olarak demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerden söz edilirken Hıristiyanlıktan söz edilmemesi Papa’nın eleştirilerine neden oldu.(5) AB, tüm baskılara rağmen bilinçli olarak dinsel konulardan uzak durmaya çalışmaktadır. Çünkü dayandığı temel ilkeler olan çoğulculuk ve hoşgörünün, çok dinli ve dinsel inançların zayıfladığı bir Avrupa’da dinsel temelde inşası imkânsızdır.

Bu bilinçli yaklaşıma dair çarpıcı örneklerden biri de, Irak ve Mısır’da gerçekleştirilen kilise saldırılarını kınayan AB bildirisi konusunda 2011 başında yaşanan tartışmalardır. Bu bildiride “Hıristiyan” sözcüğünün kullanımından kaçınarak, bunun yerine dini gruplara yapılan zulümden ve inanç özgürlüğünden söz edilmek istenmiş ve bu konuda ciddi tartışmalar yaşanmıştır. Bu uzun tartışmalar sonucunda bildiride “Hıristiyanlar ve Müslüman hacılar”dan söz edilmiştir.(6)Bu tartışmalar sırasında AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, her ne kadar saldırılar Hıristiyan azınlığa karşı gerçekleştirilmiş olsa da spesifik olarak Hıristiyanlardan söz edilmesinin siyasal olarak doğru olmayacağını belirtmişti.(7) Bu da AB yetkililerin Avrupa kamuoyundan aldıkları tüm tepkilere rağmen din konusunda ne kadar dikkatli olduklarını gösteriyor.

AB’nin dayandığı idealler bellidir ve tüm baskılara ve Avrupa’da hakim dinin Hristiyanlık olmasına rağmen anayasaya koyulmak istenen “Hıristiyan mirası” ifadesi AB metinlerine konulmamıştır. Tüm bunlara rağmen AB’nin bir Hıristiyan kulübü olduğunu iddia etmek için, ya Avrupa Birliği’nin ortaya çıkış koşullarını ve amacını anlamamış olmamız, ya da bizim AB’ye bakışımızla ilgili bir sorun olması gerekir.

Türkiye’de Din Algısı ve Dış Dünyaya Bakış

Türkiye’nin dine ve dış dünyaya algısını değerlendirebilmek için yine Eurobarometer anketleri yol gösterici olabilir. Zira, AB üyesi ülkelerde sorulan soruların aynıları aday ülkelerde de sorulmuştur. Genel olarak aday ülkelerde verilen cevaplarda da benzer oranlar dikkat çekmektedir; fakat bir istisna ile. Avrupa’daki ülkelere tek tek bakıldığında bu anketlere göre en dindar ülkenin Türkiye olduğu görülür. Yalnızca Türkiye’de, din yüzde 27’lik bir oranla bireysel özgürlükler (%26) ve barıştan (%25) daha değerli görülmüştür. Türkiye’de en çok değer verilen unsur insan hayatı (%50) ve insan hakları (%45) olmuştur.(8) Türkiye’de “AB’yi en iyi temsil eden değer” olarak dinsel değerleri görenlerin oranı ise yüzde 19’dur. Yani her 5 kişiden biri AB’yi bir Hıristiyan kulübü olarak görmektedir.(9)

Bu oranlar, AB’nin bir Hristiyan kulübü olmasından ziyade, Avrupa’ya dinsel gözlüklerle bakanın Türkler olduğunu gösteriyor. Yani Türkler, Avrupalıların Hıristiyan olduğundan daha fazla Müslüman. Dolayısıyla AB’yi Hıristiyan kulübü olarak görmemizin temel nedeni, Türkiye’nin Avrupa’daki en dindar ülke olmasının yanında kendi hata ve eksiklerimizi görmezden gelme eğilimidir. AB’yi Hıristiyan kulübü olarak suçlamak, insanlara eksikleri gidermek ve sorumluluk almaktan daha kolay gelmektedir. Bu da AB üyeliğine zaten karşı çıkanların bundan siyasal çıkar elde ettiği bir söyleme dönüşmektedir.

Türkiye’de din, kimliğin en önemli unsuru olarak görülüyor. Bu öneme dair ilk örnek, nüfus cüzdanlarında ayrılan din hanesidir. İkinci örnekse Kürt sorununun çözümüyle ilgili yeni yaklaşımlardır. Bu yaklaşımlarda vatandaşlıktan ziyade ortak din olarak İslam’ın birleştirici rolü ön plana çıkarılmaktadır. Sonuçta bu süreç, dinsel gözlüklerimizin camlarını daha da kalınlaştırıyor ve dış dünyaya olan dinsel bakışımız daha da güçleniyor. Fakat bu bakış açısı ciddi sakıncalar da içermektedir.

Uluslararası ilişkilere dinsel gözlüklerle bakmaya başlarsak, tüm dünyayı Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve diğer dinsel grupların oluşturduğu bir yapı olarak algılarız. AB bize bir Hıristiyan kulübü olarak görünür. O zaman da bence Kürt sorununun çözümünde önemli işlevler görebilecek olan AB üyeliğinden daha da uzaklaşmış oluruz. Oysa ne dünya üzerinde yaşayan insanlar bu kadar net gruplara ayrılmıştır ne de uluslararası ilişkiler bu kadar basittir. Uluslararası ilişkiler diye bir çalışma alanının ortaya çıkış nedeni de farklı insan grupları arasındaki girift ve karmaşık ilişkileri ortaya koyarak bunu anlamaya çalışma çabasıdır. Basit algılar bizi basit çözümlere iter. Çoğu zaman gerçekliğin karmaşasıyla örtüşmeyen bu basitlikler, geri döndürülemez hatalar yapmamıza ve dış dünyadan kopmamıza neden olur.

Eksikleri gidermeden üye olmaya çalışmak ve AB’yi Hıristiyan kulübü olarak nitelemek, Müslüman olduğumuz için bizi almamakla suçladığımız insanlara “Müslüman olduğumuz için bizi alın” demekle eşdeğerdir. Dış dünyayla sağlıklı bir ilişki kurabilmek ve başkalarını suçlamaktan vazgeçmek için önce gözlüklerimizi yeniden kontrol etmemiz gerekebilir. Çünkü bazı şeyler bizim onları gördüğümüz gibi olmayabilir.

(1)Standard Eurobarometer, “The Values of Europeans,” Report No 77, Spring 2012, s. 9. http://ec.europa.eu/public_opinion/archives/eb/eb77/eb77_value_en.pdf

(2)Special Eurobarometer, “Social Values, Science and Technology,” June 2005, No 225, s. 9, http://ec.europa.eu/public_opinion/archives/ebs/ebs_225_report_en.pdf

(3)Stefan Bos, “Pope Urges Croatia to Defend Christianity As EU Member,” 3 Haziran 2011, Voice of America, http://www.voanews.com/content/pope-benedict-arrives-in-croatia–123155893/140301.html

(4)Declaration, on the occasion of the 50th anniversary of the signature of the Treaties of Rome, http://europa.eu/50/docs/berlin_declaration_en.pdf

(5)Maria Mackay, “Pope Slams Eu for Excluding God,” Christian Today, 25 Mart 2007, http://www.christiantoday.com/article/pope.slams.eu.for.excluding.god/10093.htm

(6)Andrew Willis, “EU overcomes internal hurdles to condemn religious persecution,” EUObserver, 22 Şubat 2011,  http://euobserver.com/news/31848

(7)Brun Waterfield, “Baroness Ashton in political correctness row over word ’Christian’” The Telegraph, 1 Şubat 2011, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/eu/8296403/Baroness-Ashton-in-political-correctness-row-over-word-Christian.html

(8)Standard Eurobarometer, “The Values of Europeans,” Report No 77, Spring 2012, s. 10-11.

(9)Standard Eurobarometer, “The Values of Europeans,” Report No 77, Spring 2012, s. 14.

Yazar: Haluk ÖZDEMİR

14 Mart Perşembe, 2013

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan