Güncel Yazılar

Avrupa Birliği Komisyon Başkanlığı Seçimlerinde 2014’e Doğru

Avrupa Komisyonu, Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT)’nun ilk kuruluşundan bu yana Avrupa Birliği’nin önemli organlarından biri olarak faaliyet göstermektedir. Her ne kadar Kurucu Antlaşmalarda Birlik içerisinde yasama, yürütme, yargı olarak kesin bir ayrım yer almasa da Avrupa Komisyonu’nun yetkileri itibariyle Birliğin yürütme alanı olarak faaliyet yaptığını söyleyebiliriz. Komisyonun yetkileri “Yüksek Otorite” adı altında AKÇT Antlaşmasıyla hayli arttırılmış olsa da devamında gelen Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (AAET) Antlaşmalarında daha dengelenmiştir. 1965 yılında imzalanan ve 1 Temmuz 1967 tarihinde yürürlüğe giren Birleşme Antlaşmasıyla ise AKÇT’nin Yüksek Otoritesi ile AAET ve AET’nin Komisyonları tek bir Komisyon çatısı altında toplanmıştır. Genişleyen ve derinleşen Birlik içerisinde aktif olarak faaliyet gösteren ve geniş yetkilere sahip olan Komisyonun elbette ki Başkanı da Birlik içerisinde önemli bir yere sahip olacaktır. Özellikle Birliğin yasa tekliflerini hazırlama ve üçüncü ülkelerle Birlik adına yapılacak olan Antlaşmalarda müzakerede bulunma ve Komisyonun bütçeyle ilgili yetkileri düşünüldüğünde daha da önem kazanmaktadır.

Birliğin yürütücü organı olan Komisyonun başına geçecek olan Başkanın atanma süreci ve bu süreçte diğer kurumların etkinliği Başkanın siyasi yapısını da belirleyecektir. Bu nedenle temel Antlaşmalardan itibaren Komisyon Başkanı atamalarında, Avrupa Komisyonunun Kurucu Antlaşmalarda ve sunulan öneri raporlarında[1] Komisyonun Başkan ve üyelerinin oluşumuna yönelik çeşitli düzenlemeler bulunduğu görülmektedir. Komisyon üyeleri atanmadan önce öncelikli olarak Komisyon Başkanı belirlenir. Nice Antlaşmasından önce Üye devletlerin ortak mutabakatı ve Avrupa Parlamentosunun onayıyla belirlenen Komisyon Başkanı, Nice Antlaşması’ndan sonra Komisyon Başkanının Üye devletlerin ortak mutabakatla atanması yerine Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde toplanan Konseyin nitelikli oyçokluğu ile belirlemesine bırakmıştır.[2] Yürürlüğe giremeyen Avrupa Birliği Anayasasında ise Komisyon Başkanlığı seçiminde Avrupa Parlamentosunun etkinliğinin biraz daha arttırıldığı söylenebilir. Parlamentodan, Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan Konsey tarafından belirlenen Komisyon Başkan adayının gereken çoğunluk desteğini alamaması durumunda, Konseyin aynı prosedürle bir ay içerisinde Avrupa Parlamentosuna yeni bir aday önermesi istenmektedir.[3] Avrupa Parlamentosuna Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan Avrupa Konseyi tarafından, önerilen adayı reddetme hakkı verilmiştir. Görüldüğü üzere, Avrupa Parlamentosunun Komisyon Başkanı seçimlerindeki etkinliği Anayasa Taslağında göz ardı edilemez. Son olarak Lizbon Antlaşmasıyla gelinen son durum Madde 17’de açıkça belirtilmiştir. İlgili maddeye göre:

Avrupa Konseyi’nin Komisyon Başkanlığı için nitelikli çoğunlukla Avrupa Parlamentosuna bir aday önerip, öneriyi yaparken Avrupa Parlamentosu’nun seçim sonuçlarını dikkate alır. Avrupa Parlamentosu bu adayı üyelerinin çoğunluğu ile seçer. Eğer aday çoğunluğu sağlayamazsa, Avrupa Konseyi, bir ay içerisinde Avrupa Parlamentosuna yeni bir aday önerir.”

Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan Avrupa Konseyi ile Avrupa Parlamentosu uzlaşı içerisinde Komisyon Başkanını seçme eğilimdedirler. Ancak burada Komisyon Başkanı olacak kişinin Avrupa Parlamentosunda en fazla sandalyeye sahip olacak partinin desteğini alan kişi olacağı da bellidir. Lizbon Antlaşmasında da belirtildiği gibi eğer aday Parlamentonun çoğunluğunu sağlayamazsa Avrupa Konseyi yeni bir adayı bir ay içerisinde tekrardan Avrupa Parlamentosuna sunmalıdır. Bu durumda Komisyon Başkanlığı seçiminde Parlamentoda hangi partinin daha etkin ve fazla sandalye sayısına sahip olduğu doğrudan Komisyon Başkan seçimini de etkileyecektir. Bu açıdan 2014 seçimlerine doğru Avrupa Parlamentosundaki partilerin ağırlığına baktığı önem kazanmaktadır. Buna göre, Parlamentoda Avrupa Halk Partisi (Hristiyan Demokratlar) ilk 274 sandalye sayısı ile ilk sırada, ikinci sırada Avrupa Sosyalistler Partisi 194 sandalye ile üçüncü sırada ise 85 sandalye ile Avrupa için Liberaller ve Demokratlar İttifakı yer almaktadır.[4] Komisyon Başkanının 2014 yılı içerisinde yapılacak olan seçimde en fazla sandalyeye sahip büyük partilerin desteklediği adaylardan birinin olacağını bu oranlara göre söyleyebiliriz. Ayrıca Komisyon Başkanı seçilecek olan kişinin Parlamentonun büyük bir kesimi tarafından onaylanan birinin olması gerek karar alma sürecinde gerekse yetkilerin paylaşımında ve onay sürecinde sürekli iç içe çalışan Avrupa Parlamentosu-Komisyon ilişkisini de olumlu yönde etkileyecektir. Ayrıca Parlamento desteğiyle seçilen Komisyon Başkanının demokratikleşme sürecine de katkısının olduğu da bir gerçektir. Ancak Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan Avrupa Konseyi’nin bu seçimi tamamıyla Parlamentoya bırakmak isteyeceği çok zor bir ihtimaldir.

Günümüz 2014 Komisyon seçimlerine ve Başkan adaylarına baktığımızda ise Avrupa Komisyonu’nun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Olli Rehn, Avrupa Komisyonu Başkanlığı için aday olduğunu Avrupalı Liberaller Kongresi’nde açıklamıştır[5]. Avrupa Parlamentosunda 35 sandalyeye sahip olan Avrupa Solu Partisi ise, Avrupa Komisyonu Başkanlığı için Yunanistan’ın Syriza Partisi lideri Alexis Tsipras’ı aday göstermiştir.[6] Lüksemburg’da uzun süre görevde kalan eski Başbakan Jean-Claude Juncker’ın Avrupa Halk Partisi’nden Komisyon Başkanlığı adaylığına sıcak baktığına açıklamalarında yer verdiği görülür[7]. Aynı partiden Fransız Siyasetçi Barnier’ında adaylar arasında şansı yüksek gözükmektedir. Sosyalistler tarafında ise Parlamentonun şu anki başkanı olan Martin Schulz’un aday olarak gösterilmekte ve Sosyalistlerin Parlamento içerisinde ikinci büyük sandalyeye sahip grup olması Shulz’un şansını da arttırmaktadır. Ancak unutulmaması gereken Parlamento içerisindeki iki büyük grubun belirlediği adayların diğer gruplara göre şansının daha yüksek olduğudur.

Avrupa Komisyon Başkanın kim olacağı ve 2004 yılından beri bu görevi yürüten Jose Manuel Barosso’dan bayrağı kimin devralacağı 2014 Mayıs ayında yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimleri ile daha da netleşecektir.

Didem SaygınÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü Araştırma Görevlisidir. Yazar hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

didem_saygin@hotmail.com

03.02.2014


[1] Bakınız, 1972 Vedel Raporu, 1975 Tindemans Raporu, 1984 Spinelli Raporu, Dooge Comittee Report, http://www.cvce.eu

[2] Nice Antlaşması Madde 214(2), http://eur-lex.europa.eu/en/treaties/dat/12001C/htm/12001C.html

[3] Avrupa Birliği Anayasa Taslağı Madde I-27,

http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:C:2004:310:FULL:EN:PDF

[4] Avrupa Parlamentosu için detaylı bilgi için, Didem Saygın, “Avrupa Parlamentosu Kısıtlı Yetkiden Demokrasiye”, Başlangıçtan Günümüze Avrupa Birliği Kurumları (Ed.Ercüment Tezcan), İstanbul: 2013, Hayat Yayınları, ayrıca http://www.europarl.europa.eu/meps/en/crosstable.html

[5] http://tr.euronews.com/2013/12/02/olli-rehn-avrupa-komisyonu-baskanligina-aday/

[6] http://tr.euronews.com/2013/12/15/ab-komisyonu-baskanligi-icin-surpriz-aday/

[7] http://www.europeanvoice.com/article/2014/january/juncker-makes-bid-for-commission-presidency/79263.aspx

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir