Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Avrupa Birliği Penceresinden Türkiye

Türkiye, dünyanın en kritik bölgesinde büyük ordusu bulunan bir ülkedir. Bu nedenle daha çok Avrupa’nın güvenliği çerçevesinde düşünülmelidir. Avrupa’daki bazı çevreler, Türkiye’nin iç düzeni, rejimi ve demokrasisi ile ilgilenmemekte, Türkiye’yi geri kalmış bir ülke olarak kabul etmekte ve aynı zamanda demokrasi kavramını Türkiye ile bağdaştırmamaktadır. Bu ithamlar, Türkiye’ye yönelik bazı ön yargıların oluşmasına neden olmakta ve Avrupa tarafından halen geri kalmışlık izlenimi verilmeye çalışılmaktadır. Bunun yanında Avrupa Birliği (AB)’ne girme çabaları ve Avrupalıların Türkiye’ye olan ön yargılı bakışları bazı sorunlara ve güvensizliğe yol açmaktadır. Sıradan bir Avrupalının bile çocuklarını Türk kelimesi ile korkutarak yetiştirdiği dikkat çeken bir konudur. Elbetteki bunun geleceğe olumsuz etkileri olacaktır.

Avrupa’da bulunan Türkiye kökenlilerin Avrupa ülkelerinde çalışabilmesinin hukuksal çerçevesinin, AB ve Avrupa’daki gelişmelerle yakından ilgilisi bulunmaktadır. Türkiye’nin AB üyeliğinden uzaklaşması, Avrupa’da yaşayan halkları uluslararası hukuk açısından güvensizliğe düşürecek niteliktedir. Peki neden AB? Tam üyelik gerçekleşirse bunun Türkiye’ye olan katkıları neler olacak? Avrupa’nın bu yöndeki istek ve stratejileri nelerdir? Bunlara cevap bulabilirsek, AB’nin kolektif kimlik arayışına ve stratejilerine daha objektif bakabiliriz.

Her şeyden önce Türkiye, soğuk savaş döneminde, sadık bir NATO üyesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin müttefiki bir devlet olmuştur. Yeni dünya düzeninde Batı tarafından önce gözden çıkarılır gibi gözükse de, 11 Eylül saldırıları sonrasında ön plana çıkan asimetrik savaş ve terörle mücadele başlıkları altında, genişletilmiş Ortadoğu zemininde model olarak tasarlanmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda AB ve diğer ülkeler nezdinde Türkiye’nin Batıya karşı bu sempatisi ve duruşu, stratejik konumu da göz önüne alınarak değerli ve kaybedilmemesi gereken bir müttefik gözüyle bakılmasını sağlamıştır. Buna karşın AB’nin de ABD’nin emperyalist egemenliği yada Rusya ve Çin unsurlarına karşı yeni bir stratejik güç olma isteği ön plana çıkmıştır. Ekonomik ve siyasal kolektif bir oluşumun Avrupa açısından daha ileriye dönük ve güçlü bir yapı ile sürdürülmeye çalışılması için yeni stratejiler geliştirilmiştir. Son zamanlarda Avrupa’nın ekonomik açıdan tökezlemesi ve kriz ortamındaki çaresizliği yapının çok da güçlü olmadığını ve kurulduğu zamanlardaki yapıdan uzakta olduğunu gözler önüne sermiştir. Buradaki temel sebep; AB’nin yapısal bütünleşme politikalarının geleceği ele alındığında Avrupa genelinde artan işsizlik oranları, uluslararası rekabetin genişlemesi ve getirdiği baskılar ve en önemlisi de yeni üye ülkelerin hemen hemen hepsinin gelişmekte olan ülkeler olması Birlik’in genişleme politikalarında ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.

Türkiye’nin AB’ye dahil olmasının kazançlarının neler olabileceği konusuna gelirsek; AB’ye her yeni üye kabulünde olduğu gibi yapısal fonlardan yararlanma ve Türkiye’ye ciddi transferlerin yapılması sonucunu doğuracaktır. Türkiye’nin sahip olduğu nüfus, işsiz genç ve kadın sayısı nedeniyle Türkiye, fon kaynaklarından büyük çapta faydalanma imkanı bulacaktır. Bu yüzden Avrupa böyle bir mali yükümlülüğü kolay kolay göze alamamaktadır. Kaldı ki Türkiye’nin yapısal, ekonomik ve gelişmişlik gibi konularda tam hazır olmaması ve nüfusun Avrupa’ya getireceği etki AB’nin Türkiye’ye tereddütle yaklaşmasına neden olmuştur.

Türkiye için öngörülen katılım öncesi strateji, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmaya yönelik gayretleri finanse etmekten çok uzaktır. Ancak buna rağmen Türkiye’ye yabancı sermaye girişindeki artış AB sürecinden sonra artmaya başlamış ve ülkeye yapısal katkılar sağlanmıştır.

Cumali ÖZBEKDumlupınar Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

Kaynakça:
Can, Ergüller:  Türkiye’nin Avrupa Birliğine Üyeliğinin Yapısal Fonlar Üzerindeki Etkisi, Ankara, 1. Baskı, Asil Yayınları, 2004 , s.205-207.
Karluk, Rıdvan:  Avrupa Birliği Dersleri, Nobel Yayınları, 2004, s.23-24.
Tansi, Deniz: Avrupa Birliği Dersleri; AB Stratejileri Açısından Türkiye,  s.217.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret