kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Avrupa Birliği ve Türkiye'nin Enerji Politikaları | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Enerji Politikaları

Ekonomik bütünleşmesini tamamlamasının ardından Dünya’nın en büyük ekonomisi haline gelen Avrupa Birliği, enerji ihtiyacının yaklaşık %50’sini ithalatla karşılamaktadır. Birlik, Enerji alanında belirli ülkelere olan bağımlığını azaltmak için alternatif projeleri desteklemeye yönelik politikalar izlemektedir. Öte yandan AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayan Türkiye de Avrupa Birliği gibi enerji alanında dışa bağımlı bir ülkedir.

Türkiye enerji üreticisi bir ülke değildir ancak Dünya’nın bilinen doğalgaz ve petrol yataklarının %70’inin kendisine komşu bölgelerde bulunuyor olması nedeniyle, transit ülke olarak enerji pazarında önemli bir rol oynama potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin transit ülke olarak izleyeceği politikalar kuşkusuz AB’nin enerji politikalarını da etkileyecektir. Bu noktada incelenmesi gereken iki tarafın enerji politikalarının ne kadar uyuştuğudur.

Avrupa Birliği kendi enerji piyasasını oluşturmaya çalışmakta; bu çerçevede Avrupa’ya giden enerji güzergâhında önemli yer olan güneydoğu komşuları Balkan ülkeleriyle enerji alanında ikili ilişkilerini geliştirmektedir. 2006 yılında yürürlüğe giren Enerji Topluluğu Antlaşması ile AB’nin enerji müktesebatı Balkan ülkeleri tarafından da kabul edilmiş olundu. Türkiye, Moldova ve Ukrayna ise kurulan Enerji Topluluğuna gözlemci olarak katılmıştır. İmzalanan antlaşma ile Balkan ülkelerinde enerji altyapısının güçlendirilmesi, Avrupa’ya enerji akışının güvenli ve istikrarlı bir şekilde sağlanması hedeflenmektedir.

Yapılan antlaşmaların yanı sıra AB Komisyonu’nun hazırladığı yönetmeliklerle enerji piyasasının kurallarını belirlemektedir. Komisyon özellikle etkin düzenleme, uzun dönem planlama, arz güvenliği, çevrenin korunması, enerji ağına erişimde ayrımcılığa uğramama, kriz yönetimi gibi konulara ağırlık vererek belirli kurallar çerçevesinde hareket edecek bir enerji pazarı oluşturulacaktır. Komisyon 2008 yılında hazırladığı Enerji Güvenliği Raporu’nda mevcut sistemi daha etkin hale getirmek için yeni düzenlemeler önermiştir. Hazırlanan raporda, birlik üyelerinden, doğalgaz arzında aksaklıklara karşı önleyici tedbirler almaları istenmekte, ayrıca birlik ülkelerine olası aksaklıklarla mücadele edecek ortak mekanizma kurmaları önerilmektedir. Söz konusu öneriler 2009 yılında AB Komisyonu tarafından düzenleme haline getirilmiştir. Özellikle doğalgaz arzında aksaklıkların önüne geçmek için üç prensip geliştirilmiştir:

1- Aksaklıklarla mücadelenin piyasa oyuncularına bırakılması, devlet müdahalesinden mümkün olduğu kadar kaçınılması.

2- Piyasa oyuncularının daha etkin rol alabilmeleri için gerekli enerji altyapısının ve şeffaf bir piyasanın oluşturulması.

3- Piyasa oyuncularının aksaklıklarla mücadelede yetersiz kaldıkları takdirde üye devletlerin Avrupa Birliği ile uyumlu olarak gerekli önlemleri almaları.

Avrupa Birliği, enerji piyasasının sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için kaynak çeşitliliğine önem vermektedir. Mevcut duruma baktığımızda, kaynak çeşitliliğini açısından Avrupa enerji piyasasının zengin olduğunu söylemek mümkün değildir. Doğalgaz alımında Rusya, Norveç ve Cezayir öne çıkan ülkelerdir. Özellikle Rusya doğalgaz arzının %48’ni karşılayarak doğalgaz pazarında en etkili aktör konumundadır. Petrol alımında ise %38’lik pazar payı Ortadoğu ülkelerine aittir. Ortadoğu ülkelerini sırasıyla Rusya ve Norveç izlemektedir. Yapılan araştırmalar en geç 2050 yılına kadar Kuzey Denizi’ndeki rezervlerin tükeneceğini ön görmektedir. Dolayısıyla kaynak çeşitlendirilmesi gerçekleştirilemediği takdirde, birlik Rusya’ya daha da bağımlı hale gelecektir. Bu durum da hiç şüphesiz rekabete dayalı bir enerji pazarın oluşmasını engelleyecektir.

Birlik, enerji alanında belirli ülkelere bağımlı olmamak için çeşitli politikalar geliştirmektedir. 2006 yılında Rusya’nın Ukrayna krizinin ardından doğalgaz akışını kesmesi, Rusya’nın doğalgazına bağımlı olan AB ülkelerini kış aylarında zor durumda bırakmıştı. Benzer krizlerle karşılaşmamak, dışa bağımlılığı azaltmak ve giderek ciddi boyutlara ulaşan küresel ısınmayla mücadele etmek için Birlik çeşitli politikalar geliştirmiştir. 2020 yılına kadar sera gazı salınımının  %20 oranında azaltılması, enerji kullanımında %20 tasarruf edilmesi ve yenilenebilir enerji arzının toplam payının  %20’ye çıkarılması planlanmaktadır. Tüm bu hedeflerin yanı sıra enerji ithalatı yapılan ülke ve kaynak sayısının arttırılması da Birliğin hedefleri arasındadır.

Türkiye de Avrupa Birliği gibi enerji alanında dışa bağımlı bir ülkedir. Toplam enerji ihtiyacının %70’ni ithalatla karşılamaktadır. Türkiye’nin en önemli doğalgaz tedarikçisi %65’lik payıyla Rusya’dır. Petrol ihtiyacının büyük bölümünü başta Suudi Arabistan olmak üzere Ortadoğu ülkelerinden ve kuzey komşusu Rusya’dan karşılamaktadır. Türkiye enerji üretiminde söz sahibi olmamasına rağmen transit ülke olarak enerji piyasasında önemli bir rol almak istemektedir. Doğalgaz ve petrol kaynakları açısından zengin olan Ortadoğu ve Kafkasya bölgeleri ile dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olan Avrupa Birliği arasında doğal bir köprü olması, transit ülke olma yolunda Türkiye için çok büyük bir avantajdır.

Türkiye, son dönemde içinde yer aldığı projelerle transit ülke yolunda önemli adımlar atmaktadır. Hali hazırda Türk boğazları Orta Asya ve Rusya’dan gelen petrolün dünya pazarlarına açılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Ancak Türkiye, boğaz trafiğini azaltmak ve topraklarından daha büyük oranda enerji sevkiyatını güvenli bir şekilde sağlayabilmek için boru hattı projelerine ağırlık vermektedir. Türkiye’nin sahip olduğu en eski boru hattı Kuzey Irak’ta yer alan Kerkük petrollerini batıya ulaştıran, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’dır. Hattın taşıdığı ham petrol miktarı 1999 yılında 305 milyon varile ulaşmış, yapılan sabotajlar ve Kerkük’te yaşanan sorunlar nedeniyle hattın taşıdığı ham petrol miktarı 2006 yılında 10.9 milyon varile düşmüştür. İnşaatına 2003 yılında başlanan ve 2006 yılında operasyonel hale gelen Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile Hazar Denizi’nden çıkarılan Azeri petrolü Gürcistan üzerinde Türkiye’ye taşınmakta, Ceyhan’dan da dünya pazarlarına sunulmaktadır. Doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını sağlamak için de çeşitli projeler geliştirilmiştir. Bu kapsamda Bakü-Tiflis-Erzurum projesi tamamlanmıştır; hat 2006 yılından beri faaliyettedir. Faaliyette olan diğer boru hattı ise Tebriz-Erzurum boru hattıdır. Söz konusu hat aracılığıyla 2001 yılından beri İran gazı Türkiye’ye taşınmaktadır.

Hayata geçirilen bu projelerin yanı sıra Trans-Avrupa enerji ağına eklenmesi planlanan doğalgaz boru hattı projelerinde de Türkiye önemli roller üstlenmektedir. AB bu kapsamda yürütülen projeleri desteklemekte ve projelerin fizibilite çalışmalarını finanse etmektedir. Bu projelerden biri olan Nabucco projesiyle, Hazar bölgesi ve Ortadoğu’dan çıkarılan doğalgaz; Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya’da bulunan Orta Avrupa Dağıtım Merkezine ulaştırılacaktır. AB resmi belgelerinde en öncelikli projeler arasında yer verilen Nabucco projesi ile toplam 3.400 km uzunlukta bir hattan ilk aşamada yıllık 25-30 milyar m³ gazın taşınması hedeflenmektedir. Bu rakamın ileriki yıllarda daha da artması söz konusudur.  Avrupa Konseyi 9 Mart 2007 tarihinde aldığı kararla projenin hayata geçirilmesini hızlandırmak amacıyla bir koordinatör atamaya karar vermiştir.

Türkiye’nin içinde yer aldığı ikinci proje Güney Avrupa Gaz Ringi projesidir. Proje kapsamında Hazar denizi, Ortadoğu ve Güney Akdeniz ülkelerinden gelecek doğalgazın Türkiye üzerinden AB ülkelerine taşınması amaçlanmaktadır. Projenin ilk ayağını oluşturan Türkiye- Yunanistan hattı 2007 yılında işletilmeye başlanmıştır. Yunanistan-İtalya arasındaki hattın da 2012 yılına kadar tamamlanması hedeflenmektedir. Trans Avrupa enerji ağının dışında, Rus ve Kazak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarına açılmasının sağlayacak Samsun-Ceyhan boru hattı projesi gündemde olan diğer önemli bir projedir. Bu proje sayesinde boğazlardaki tanker trafiği önemli miktarda azalacaktır.

Sözü edilen projelerin yanı sıra, enerji konusu Avrupa Birliği ile yürütülen müzakere maddelerinden biridir. Türkiye, Birliğin enerji müktesebatına uyumlu hale gelebilmek için yasal ve yapısal değişikler yapmaktadır. 2001 yılında, Elektrik Piyasası Kanunu ve Doğalgaz Piyasası Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunları 2003 yılında çıkarılan Petrol Piyasası Kanunu izlemiştir. Kabul edilen kanunlar piyasa kurallarının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir. 2001 yılında enerji piyasasını denetleyecek bir üst kurul olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulmuştur. Yapılan bu düzenlemelerin yanında enerji piyasasının daha rekabete açık bir hale getirmesi için enerji piyasasında önemli ağırlığı olan devlet şirketlerin özelleştirilmesi gündeme gelmiştir. Bu çerçevede Elektrik dağıtım şirketleri ve boru hatlarının yapımını üstlenen BOTAŞ’ın enerji aktarma faaliyetleri dışında kalan bölümleri özelleştirilmiştir. Türkiye enerji alanında da Avrupa Birliği fonlarından yararlanmaktadır. Trans Avrupa enerji ağı kapsamında yürütülen projelerin dışında, AB enerji verimliliğinin arttırılmasına yönelik Türkiye’de yürütülen projeleri Avrupa Kalkınma Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası aracılığıyla desteklemektedir. Tam üyelik müzakereleri çerçevesinde de Avrupa Komisyonu Türk enerji sektörüne maddi yardımlarda bulunmakta, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu ve BOTAŞ gibi sektörün önemli kurumları bu yardımlardan yararlanmaktadır.

Genel olarak baktığımızda, enerji alanında Türkiye ve Avrupa Birliği birbirlerini tamamlayan enerji politikaları izlemektedir. AB enerji arzının belli ülkelere bağımlı olmasını engellemek için farklı üreticilere ulaşmayı arzulamakta, Türkiye ise enerji üreten bir ülke olmamasına rağmen Dünya doğalgaz ve petrol rezervlerinin %70’nin bulunduğu bölgelere komşu olması nedeniyle enerji alanında önemli bir rol oynama şansına sahiptir. Trans Avrupa enerji ağ kapsamındaki projeler tamamlandığı takdirde Türkiye, Avrupa Enerji piyasanı Ortadoğu ve Kafkaslara bağlayan bir köprü olacaktır. Avrupa Enerji piyasasına entegre olması şüphesiz Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de ivme kazandıracaktır.

Kaynakça 

Işık Yusuf, Turkey Energy Prospects in the EU-Turkey Context, Center for European Studies, No. 9, Ekim 2004.

Roberts John, Energy Transit and Security Issues, Center for European Policy Studies, No:11 Ekim 2004.

AB resmi internet sitesi http://europa.eu/rapid/pressReleasesAction.do?reference=MEMO/07/219&format=HTML&aged=0&language=EN

Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı resmi internet sitesi, www.enerji.gov.tr

Yazar: Ufuk KANTÖRÜN

Perşembe, 11 Mart 2010

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Düşüncesinin Kökenleri: Bir Bütünleşmenin Anatomisi

Avrupa Birliği (AB) bugün uluslararası politikada üzerine düşen sorumluluk payını üstlenmeye hazır, küresel bir oyuncudur. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle