Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Avrupa’nın Gregor Samsa Anları

Francis Fukuyama, 1989 ve 1992’deki çalışmalarıyla Tarihin Sonu’nu ilan ettiğinden beri 20 yıl geçti. Tarihin sonu geldikten sonra o kadar fazla siyasi ve ekonomik gelişme oldu ki, tarihin sonunun devamı bitmek bilmedi. Bütün savaş tanrıları, spekülatörler, yatırımcılar ve girişimciler Fukuyama’yı yalanlamak için ellerinden geleni yaptılar. Ayrıca, liberal ekonomi, kapitalist sistem ve demokrasi; hakların ve devletlerin dönüşümlerden geçmelerinin önünde bir engel olamadı.

Özellikle son iki yıldır, aralarında 10 yıllar belki 100 yıllık ‘gelişmişlik’ farkı bulunan Avrupa ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu farklı nedenlerden kaynaklanan bir dönüşüm içerisindedir.

Uluslararası ilişkiler disiplininin önemli bir parçası olan siyasi tarih kitapları bizlere ekseriyetle Avrupa’nın bütün bir tarihini anlatır. Genellikle Avrupa’da olanları dünyaya mâl etmeye ve haritaya baktığımızda Avrupa’yı tam ortada görmeye alışan zihinlerimiz bu kıtaya her zaman farklı gözlerle bakmaya alışmıştır.

Geçmişte savaşlar üzerinden şekillenen dönüşüm süreci son yarım yüzyıldır neredeyse olmadığından bu dönüşüm artık farklı nedenler üzerinden kendini yaratmaktadır.

Avrupa gibi küçük bir coğrafyada o kadar çok şey oldu ki stabil kalmak için hiç fırsatları olmadı. Ancak siyasi ve ekonomik yapısı dönüşüm üzerinden zamanın ruhunu yakalamayı her zaman başardı. Sömürgecilik zamanlarının önde gelen kıtası, yarım yüzyıldır var olan insan haklarında da ön planda geliyor. Her yüzyıla ait olan sistemi yani her yüzyılın ruhunu kendini dönüştürerek yakalıyor. ‘Egemenlik’ kavramını icat eden ve sonra Avrupa Birliği ile bu kavramdan vazgeçen veya büyük coğrafyaları ele geçirip kendi içerisinde bölünen veya milliyetçiliği ortaya çıkarıp, ulus-devleti yaratıp sonra tüm bunların üstüne supranasyonel bir kimlik yaratmaya çalışan da yine aynı kıta olmuştur.

Son iki yıldır yaşanan ekonomik krizde Avrupa’da yeni bir dönüşüm süreci başlamıştır. Krizdeki mevcut haliyle bile önemli bir ekonomik güç olan AB’yi bir de sağlam bankacılık yapısıyla ortak maliye politikasıyla vb. düşünürsek acaba nasıl bir hale gelir. Tarihin bize gösterdiği bir şey varsa o da bu hedeflerin Fransa’nın Frank’ı, Almanya’nın Mark’ı bırakmasından veya sadece 20 küsür yıl önce Sovyet güdümündeki demir perde ülkelerinde bugün liberalizm, kapitalizm demokrasi kelimelerinin yer almasından daha zor değildir.

Tarih boyunca her Gregor Samsa olma anı, kıtaya küresel siyasi ve ekonomik dengelerde önemli bir oyuncu olma fırsatı vermiştir. Yaşlı kıta Avrupa yaşlılığın getirdiği deneyimden ne yazık ki uzun zamandır kurtulamadığı bir kath-ı rical içerisinde olması nedeniyle tam olarak faydalanamıyor.

Nihai amacı zamanın ruhunu “belirleme” gücünü elde etmek olan AB, bunu yapamadığı her durumda geçirdiği dönüşümle zamanın ruhunu “yakalayabilmiştir.” Nihayetinde ise, bu kadar çok yakaladığı şeyi bir gün belki kendisi belirler. Tabi ki, Avrupa tüm dönüşümünü kendine yabancılaşmadan yapmalıdır. Çünkü kıta için bayrağındaki yıldızların hali gibi dönüşüm kaçınılmazdır.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

07.08.2012

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret