istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Bağımsızlığın Gölgesinde Kısıtlanan Özgürlükler | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Bağımsızlığın Gölgesinde Kısıtlanan Özgürlükler (mi)?

Avrupa’nın sorunlu bölgesi Balkanlar geçtiğimiz günlerde makûs tarihinin temellerini oluşturan etnik bölünmelerinden biriyle daha yüzleşmek zorunda kaldı. Balkan coğrafyası üzerinde çeşitli hesapların yapıldığı, ulusların türlü planlarını uyguladıkları bir bölge olma özelliğini korumaktadır. Amerika’nın Bulgaristan’a üs açma girişimlerinde bulunduğu, Türk- Yunan ilişkilerinde bir takım sürtüşmelerin yaşandığı bu günlerde Karadağ’ın Sırbistan’dan kopuşu gündemin odak noktası durumuna geldi.

Sırbistan-Karadağ Meselesi
1945 yılında ilan edilen Demokratik Yugoslavya Federasyonu’nu oluşturan devletlerden(Slovenya, Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ) ikisi Sırbistan ve Karadağ idi. 6 yönetimden oluşan bu cumhuriyetin muhtemel etnik kökenli gerilimleri her ne kadar Tito tarafından kısmen bastırılmış olsa daha sonraki dönemlerde milliyetçi Sırp lider döneminde etnik unsurlar ayrılıkçı hüviyete büründü ve tarihe insanlık ayıbı olarak geçecek kanlı olaylara neden oldu. Özellikle Hırvatistan ve Bosna’nın federasyondan ( Yugoslavya cumhuriyeti) kopuşları sırasında insanlığın unutamayacağı sayısız katliamlar, insan hakları ihlalleri bölgede kendini gösterdi. Özellikle Bosna’da yüz binlerce insan öldürüldü ve 1 milyon insan yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda kaldılar. 1990’lı yılların ikinci yarısından sonra kısmen sakinleşen bölgede Yugoslavya Federal Cumhuriyeti adını alan (1992) devletin kurucuları Sırbistan ve Karadağ idi. Çeşitli tarihsel olaylardan sonra Sırbistan ve Karadağ Yugoslavya etiketinden sıyrılarak 2003 yılında birlikte bir devlet birliği çatısı altında olma kararı verdiler. Belgrat antlaşması diye bilinen bu antlaşmanın konumuzla yakın bağı olan maddelerinden biri de her iki ulusun üç yıl sonra birbirlerinden ayrılmak isteyebilecekleri şeklindeki maddesiydi.İşte geçtiğimiz günlerde ( 21 mayıs 2006 ) öngörülen bu madde uygulandı ve küçük ortak Karadağ Sırbistan’dan ayrılma isteğiyle sandığa gitti.

% 85 gibi yüksek bir katılımın gerçekleştiği oylamada % 55 sınırı ufak bir farkla aşıldı ve %55.4 bağımsızlık isteyenlerin oranıyla sandıktan tarafların ayrılma sonucu çıktı. Bu noktada % 55 gibi şu ana kadar hiçbir zaman uygulanmayan bir oranın AB tarafından talep edilmesi AB’ nin Karadağ’ın ayrılmasına soğuk baktığı şeklinde yorumlara sebebiyet verdi. Nitekim mevcut konjonktürde % 55 e yakın olan bağımsızlık yanlısı partilerin bu oranı geçememesi bu düşünceyi tekid eder nitelikteydi. Bağımsızlık taraftarlarının ve karşıtlarının siyasal arenada tüm kozlarını kullandıkları bu zorlu süreç 21 Mayısta bağımsızlık taraftarlarının kazanmasıyla sonuçlandı ve bu sonuç Karadağlılar tarafından büyük bir coşkuyla kutlandı. Bağımsızlık tarafının lideri Karadağ başbakanı Milo Jukonavic sonuçların belli olmasının hemen akabinde “Bu gece, halkımızın çoğu tekrardan bağımsızlığına karar vermiş bulunuyor” diyerek yaklaşık 90 seneden sonra kazanılan bağımsızlığı halkıyla paylaştı. Ayrılma taraftarlarının temel argümanları; Sırbistan’dan ayrılacak bir ülkenin AB’ye girme noktasında daha avantajlı olacağı düşüncesi ve tamamen bağımsız bir ülke olmanın getirdiği avantajı ekonomik ve sosyal hayatta daha iyi ikame edilebileceği düşüncesiydi. Bunun dışında özellikle Sırbistan’ın savaş suçlularını yoğun baskılara rağmen askeri mahkemelere teslim etmeyişi ve daha genelde Sırbistan’ın tarihte hep savaş, insan hakları ihlalleri ve katliamlarla hatırlanır bir geçmişe sahip olması Karadağ’ın temel rahatsızlık noktalarını teşkil etmiştir.

Madalyonun diğer tarafında ise bağımsızlık karşıtları, ayrılmanın iki ülke için de sıkıntılar doğurabileceğini, özellikle Karadağ’ın ekonomik olarak buna hazır olmadığını öne sürmüşlerdir.Bunun dışında milliyetçi akımların tekrardan törpülenebileceği kaygısı da bu grubu her zaman tedirgin eden bir unsur olmuştur. Bu bağlamda bizleri daha yakından ilgilendiren ayrılmanın doğuracağı sonuçlara yakından muhatap olacak SANCAK bölgesi sorunu vardır ki bu Müslümanların hareketli Balkan coğrafyasına daha yakın ilgi duymasına yol açmaktadır.

Sancak Sorunu
Sancak Balkanların merkezinde Osmanlı mirası bir bölgeye verilen isim. Nice savaşlar ve zorluklar atlatan Sancak, Balkan tarihininönemli tanıklarındandır. 530 bin nüfusuyla 2 çoğunluğunu ( % 67) Müslümanların oluşturduğu bölge Sırbistan ve Karadağ arasında tampon bir bölge konumumdaydı. Karadağ’ın 21 Mayısta bağımsızlığına kavuşması Sancak’ta tüm çabalara rağmen acı sonucun vuku bulmasını engelleyemedi ve bölge ikiye ayrıldı. 12 kısma ayrılan toprakların 6 ‘sı Sırbistan’a 6’ sı da Karadağ’a ilhak edilmiş durumda. Bu açıdan Sırbistan-Karadağ ayrılığını istemeyen ve bunun için Sırplarla siyasi düzlemde işbirliği dahi yapan Sancak, referandumdan çıkan acı sonuca katlanmak zorunda kaldı. Hemen akâbinde ayrılma karşıtları da kendilerince haklı argümanlarını dillendirmekten geri durmadılar. Bu minvalde Sancak Halk Hareketi lideri verdiği bir demeçte; “ Karadağ’ı Müslüman Boşnakların oyları bağımsızlığa taşıdı fakat aynı oylar Karadağı bağımsızlığa taşırken Sancak bölgesini ikiye böldü” cümleleriyle tepkisini dile getirdi. Hiç şüphesiz ortaya çıkan bu sonuç Sancak bölgesi için sıkıntılara yol açacaktır. Sancak konusundaki araştırmalarını Sancak isminde bir kitapta derleyen Murat Yılmaz’ın tespitleri ise olayın ciddiyetini göstermesi açısından önemli bir noktadadır. Yazar “Aileler bölünecek, araya tel örgüler, dikenli teller, mayınlı alanlar girecek, pasaportlar kullanılmak zorunda kalacak. Ve hepsinden kötüsü de altı asrı aşkın bir süredir varlığını sürdüren Sancak en dönülmez yollarından birine giriyor” 4 diyerek dikkatleri bu bölgeye çekmek istiyor ve özellikle Türkiye’nin müdahil olmasının önemini belirterek Müslüman duyarlılığının önemini belirtmiş oluyor.

Sonuç olarak Sırbistan – Karadağ ayrılması meselesine tarihsel bir süreç olarak bakıldığı zaman uzun yıllardır devam eden ulusların bağımsızlık taleplerine bir yenisinin daha eklendiğini ve bunun 21 Mayısta Karadağ’ın bağımsızlığıyla kendi içinde bir biçimde sonuçlandığını görürüz. Fakat derinlemesine bakıldığında milliyetçi akımların yıkıcı etkisini derinden yaşamış, çeşitli insan hakları ihlallerine maruz kalmış, katliamlarla yüzleşmek zorunda kalmış Müslüman Balkan coğrafyasının, bu sefer de Sancak bölgesiyle aynı acılara gebe olabileceğini görmezlikten gelemeyiz. Temenni ederiz ki öngörülenler gerçekleşmez ve bölge önümüzdeki zamanları esenlik içinde geçirir.

Yazar: Ahmet Köroğlu

Kaynak: Bu makale Cihannuma Dergisi Sayı:2

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Balkanlar ve Türkiye

Balkanlar Karadeniz, Ege, Adriyatik denizlerine bitişik ve Akdeniz’in ortasına uzanan bir yarımada olarak Orta ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan