ankara escort
Güncel Yazılar

Bakü-Tiflis-Ceyhan

Türkiye Gerçek Bir Bölgesel Güce Dönüşürken

Türkiye’nin önündeki en büyük engel kendisi… Birkaç aydır tüm basın-yayın organları ve kurumlar çetelerle ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile ‘boğuşuyor’. Biri bir diğerini cumhurbaşkanı yaptırmamak için ellerinde ne kadar ‘kara’ varsa diğerinin yüzüne sürüyor. Yurt dışına şikâyetler mi dersiniz, Ankara’nın ortasında çete kurup Türkiye’yi kurtarmalar mı?

Savunmadan sorumlu en önemli kurumlardan, ekonomiden sorumlu en önemli kurumlara kadar bu bataklıktan kurtulabilen olmadı. Oysa dışarıda bir daha gelmeyebilecek fırsatları her an kaçırabiliriz… Türkiye’yi gerçek bir bölgesel süper güce çevirecek, siyasi olduğu kadar ekonomik anlamda da güçlü hale getirecek projeler ilgi bekliyor…

Şüphesiz bunlardan en önemlisi Avrupa Birliği (AB). Hükümet ne kadar ilgisini kaybettiğini kabul etmese de, Atabeyler, Sauna, Danıştay ve Cumhuriyet derken AB hayalleri suya düşmek üzere. Israrcı bir Türkiye göremiyoruz artık. Avrupa başkentlerinden çıkmayan bir Türk diplomasisi ve siyaseti de yok. ‘Derin (veya Çukur) devlet’ diğer konularda ne kadar başarılı oldu bilemiyoruz ama, Türkiye’yi AB yolundan saptırmayı başardığı muhakkak. Geç olmadan treni tekrar rayına oturtmak gerekiyor…

Dışarıda Türkiye’ye yeni ufuklar açacak bir diğer alan ise enerji ve özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı (BTC)… Sadece bir petrol boru hattı projesi değil… Entegre bir proje. Çevreden kültüre kadar çok boyutlu düşünülmüş bir proje. 1768 km yol kateden proje 3 ayrı ülkeden geçerek Hazar’ı Akdeniz’e, yani dünyaya bağlıyor. Tam 1868 km. Birbirine eklenen borular sadece petrolü değil, 3 ülkenin umutlarını da taşıyor. Petrol borularını gaz boruları takip edecek. Umulan o ki Hazar’ın diğer enerji kaynakları da, özellikle Kazakistan petrolleri de, bu hatta eklensin…

Azerbaycan’ı Bekleyen Tehlikeler ve Fırsatlar
BTC’nin ilk yararı Azerbaycan ve Gürcistan’ı kendi ayakları üzerinde ülkeler haline getirmesi olacak. Azerbaycan’daki zenginleşme daha şimdiden fark ediliyor. Yaklaşık 8 milyon kişilik nüfusu ile Azerbaycan Güney Kafkasya’nın en kalabalık ülkesi (Gürcistan 4.6 milyon, Ermenistan ise 2,9 milyon). Özellikle Ermenistan ile kıyaslandığında nüfusu artan bir ülke. Diğer bir deyişle Kafkasya sınırımızda bir Bulgaristan, bir Yunanistan büyüklüğünde bir Türk cumhuriyeti yeşeriyor…

Petrol ve doğalgazdan çok şeyler bekliyor Azerbaycan. Petrol tüm altyapıyı yenileyebilir, dünya sermayesini kalıcı olarak burada tutabilir, eğitimden sağlığa dev projelere katkı sağlayabilir. Ancak tehlikeler de yok değil: Petrol büyük siyaset demek. Dev aktörler ve tehlikeli ilişkiler demek. Petrol üreten ülkeler Arap ülkeleri örneğinde olduğu gibi değiştirilmesi güç bir siyasi çıkmaza girdiler. Krallar, diktatörler vs.’den kurtulamadılar. Latin örneğinde ise petrol birkaç maceracının fantezilerini gerçekleştirmek için kullanıldı. Azerbaycan böyle olmak zorunda değil. Her iki örnekten ders almasını bilir ise ne Araplaşır, ne de Latinleşir.

Bunun için ilk olarak petrol gelirlerinin doğrudan ekonomiye pompalanmaması gerekiyor. Aliyev Yönetimi iktidarını devam ettirebilmek için kolay yolu seçmemeli. Vergileri kısıp petrol gelirlerine yüklenirlerse Körfez ülkelerinin yaptığı hataya düşerler. Bir yandan vatandaş ile devlet arasındaki bağı zayıflatır ve sağlıksız hale getirirler, diğer taraftan ekonomik dinamizmin en önemli unsuru olan halkın ekonomiye katılımını engellerler.

İkinci olarak Azeri ekonomisinin % 70’i, % 80’i petrole dayanmamalıdır. İran ve Arap ülkelerindeki bu oranlar söz konusu ülkeleri petrole bağımlı hale getirmiştir. Petrole bu kadar bağımlılık ise petrol piyasalarındaki ani inişlerde ekonomik felaket demektir. Petrolden gelen her bir kuruş başka bir sektörde en az iki kuruş getirecek şekilde kullanılmalıdır.

Üçüncü olarak, petrol yatırımları bireysel veya dar-grupsal çıkarlardan ziyade ortak faydaya harcanmalıdır. Bu da özellikle eğitim, sağlık ve altyapı hizmetleridir. Azerbaycan gibi nispeten küçük bir ülkenin eğitimde atak yapabilmesi için Türkiye ile kıyaslandığında oldukça mütevazı bütçeler yeterli olabilir. Eğer petrol gelirleri öncelikle eğitime akar ise Azerbaycan’ı oldukça parlak bir gelecek bekliyor demektir. Ayrıca petrol gelirlerinin en fazla gitmesi gereken alan altyapı yatırımlarıdır. Azerbaycan dış dünya ile bağlantılarını arttırmalı ve çeşitlendirmelidir. Ulusal ve bölgesel entegrasyona büyük önem vermelidir. Karayolları, havayolları, enerji ve iletişim hatları güçlenmelidir. Özellikle Türkiye ile bağlantılarda farklı rotalar geliştirilmelidir. Yine Hazar ülkeleri ile bağların güçlendirilmesi de öncelikler arasında olmalıdır.

Petrole alternatif sektörler konusunda Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn vb. örneklerden de yararlanılabilir. Adı geçen ülkeler gibi uluslar arası ticarete önem verilebilir ve özellikle Bakü dünyanın en önemli alışveriş noktalarından biri haline gelebilir. Yine Bakü Havaalanı Kafkasya’nın en önemli kavşak noktası haline getirilebilir.

Daha önce de belirttiğimiz üzere petrolden kirli ve güçlü çok sayıda aktör vardır. Öyle ki bu aktörler bazen ülkelerin yönetimlerini dahi değiştirmeye kalkabilirler. Bu nedenle Azerbaycan Yönetimi’nin ve halkının provakasyonlara karşı daha uyanık olması gerekmektedir. Petrolün getireceği zenginlik kadar çekeceği ‘kem gözleri’ de düşünmelidirler. Azeri siyasiler ‘kirli ilişkilerden’ uzak durmalıdırlar. Kısa vadede yararlarına gibi duran ilişkiler orta vadede aleyhlerine dönebilir. Bu tür tehlikelerden korunmanın en iyi yolu işleyen bir devlet, güçlü bir demokrasi ve uluslar arası sisteme iyi entegrasyondur.

BTC’da ilk petrolün Ceyhan’a ulaştığı, hatta buradan İtalya’ya tankerle sevk edildiği şu güzel günlerde daha iyimser yazmak gerekiyor belki ama şimdiden tehlikeleri görüp önlemler almak da şart.

Kafkasya’da Değişen Dengeler
Şüphesiz tek kazançlı çıkacak olan Azerbaycan olmayacak. Rusya karşısında çaresiz kalan Gürcistan da BTC sayesinde belli oranda rahatlayacak. Öncelikli olarak hattan kira geliri sağlayacak. Ayrıca Azerbaycan’da başlayıp Akdeniz’de biten hat Gürcistan’ın bir adım daha Batı’ya ve iki Türk komşusuna entegre olmasını sağlayacak. BTC’nin istikrarı biraz da Gürcistan’ın istikrarına bağlı olduğundan Batılı devletlerin Gürcistan’a desteği artmış olacak. Yani, BTC bir tür sigorta olacak.

BTC Rusya’ya olan bağımlılığı azaltacak. Bugüne kadar Hazar’daki enerjiyi Rusyasız dışarı satabilmek olanaksızdı. Şimdi ise yeni bir gün. Rusyasız da petrol-doğalgaz satmak mümkün. Umulan o ki Kazakistan da bu hattı izleyecek. Kazaklar ile ilgili en önemli sorun bu hat için de yetecek petrollerinin olup olmadığı. Çünkü halen Çin’e yönelmiş büyük bir hat üzerinde çalışmalar sürüyor.

BTC Azerbaycan ve Gürcistan’ın Ermenistan karşısındaki konumlarını da güçlendirecek. Ermeniler BTC yerine Karabağ’da toprak peşinde koşarak büyük bir fırsatı kaçırdılar. Ellerindeki toprakta dahi yaşayacak insan bulamayan Erivan’ın toprak ve intikam saplantılı yönetimi Rusya’nın bölgedeki tek üssü gibi. Ayrıca hem Azerbaycan’dan, hem de Gürcistan’dan daha fazla toprak koparmayı düşünüyor. Gürcistan’ın Cevahiti bölgesindeki Ermenileri sürekli kışkırtan Ermenistan, Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde de gözü olan bir ülke. İşte BTC Ermenistan’a acı bir ders verebilecek önemli bir araç. Belki BTC’nin getirdiği zenginlik ve istikrar Ermenistan’ı da farklı bir tutuma ikna edebilir.

Hattın açılmasıyla birlikte hem ABD hem de Avrupa Birliği için Kafkasya’nın değeri bir kat daha arttı. Dolayısıyla burada Rusya’nın tek başına at oynatabilmesi mümkün olmayacak. Bu sayede bölgeye denge gelecek ve küçük devletler bundan yarar sağlayabilirler.

BTC’nin bir diğer etkisi ise Türkiye için Orta Asya’nın kapılarının bu sayede açılmış olması. Bu sayede Türkiye Türk dünyası ile doğrudan tema kurmuş oldu. Eğer hat Kazakistan’a da ulaşabilirse Türkiye, Türk Dünyası nezdinde büyük bir prestij de kazanacak.

Türkiye ve BTC
Türkiye’nin yıllık 300 milyon dolarlık kazancı diğer kazançlarının yanında ‘devede kulak’ kalır desek yeridir. Enerji güvenliğine ek olarak Gürcistan ve Azerbaycan’ı güçlendirmek dahi tek başına önemli bir kazanım. Kafkasya’da yeniden kurulan dengelerde Rusya Batı tarafından durdurulurken İran da nükleer kriz nedeniyle meşgul. İşin iyi tarafı bu iki ülkeye karşı İran’da güçlenirken yine bu iki ülkeden yararlanmak da mümkün. Tabii ki çetelerden nefes alabilirsek… Eline silah alanın ülkeyi kurtarmaya kalkmasından yakamızı kurtarabilirsek… Eğer, kurumsal veya bireysel çıkarlardan önce ulusal çıkar diyebilirsek…

7 Haziran 2006

Sedat LaçinerUSAK Başkanı
Kaynak: turkishweekly.net/turkce/yazarlar.php?type=3&id=122

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Azerbaycan bir demokrasi mi?

Cumhurbaşkanlığı makamı babadan oğla geçen bir rejim demokrasi olabilir mi? Olamaz tabii ama Aliyev, demokrasi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir