kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
BRİC ve Demokratik Uluslararası Sistem | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

BRİC ve Demokratik Uluslararası Sistem Talebi

“Gelişen ülkeler” (emerging markets) olarak anılan ülkelerin öneminin arttığını söyleyen uzmanların sesi günden güne güçlenmektedir. Bu ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında istikrar yakalanmış ve dünya ekonomisindeki yerleri gitgide yükselmektedir. Bu tür ülkeler sadece kendilerini değiştirmekle kalmaz, yeni zenginlik ve ticaret merkezlerini oluşturmaktadırlar. Ayrıca, bunlar küresel düzlemdeki rekabet ortamını, hatta en olgun ve itimat edilir iç piyasları da etkilemektedirler.

Gelişenler içinde önder olan Çin’in ‘odak noktası’ haline gelmesinin nedeni, bu ülkenin diğer dünya ülkelerini etkileyebilme kapasitesini arttırmış olmasındandır. Her ne kadar artık “soğuk savaş” mantığıyla düşünmenin yanlış olduğunu kavrayabilsek te, gelecekte gayri-resmî, daha gevşek yapılı ve klasik tanımına uymayan blokların oluşması muhtemeldir. Çin’in önderlik ettiği BRİC grubuna da yönelik büyük ilgi, söz konusu grup içinde yer alan ülkeleri fikirsel bazda bir arada toplamaya hizmet eder ve gelecekte onları bir bütünün parçası olarak anılması da yaşanabilir.

Ama artık BRİC ülkelerinin Rusya ve son G-8 zirvesi eksenindeki toplantıları örneğinde gördüğümüz gibi, ileride Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in bir araya gelmesi daha sık yaşanabilecektir. 16 Mayıs 2008 tarihinde Rusya’nın Yekaterinburg kentinde dış işleri bakanları düzeyinde gerçekleşen toplantıda, mevcut sorunlara karşı ortak anlayış ve noktai nazarın geliştirilmesi ihtiyacından söz edildi.

Bundan farklı olarak, uluslararası hukukun üstünlüğüne ve BM’ye yapılan vurgu “gelişen ülkelerin” söylemlerinde bir sine qua non haline geldiğini fark etmeye başlamıştık. BRİC ülkelerinin farklı uluslararası kuruluşlarda etkilerini arttırma ‘kampanyası’nın gitgide hız kazandığını da görebilmekte ve bu eksende gelişebilecek lobi faaliyetlerinde gruptaki her ülkenin yardımı istenmektedir.

Zaafa uğrayan mevcut tek-kutuplu dünya düzeninin reforma tabi tutulması, açıkça deklare edilmese de, BRİC ülkelerinin ortak amacı gibi görünmektedir. Sürekli olarak çok-yönlü diyaloğun, çok-yönlü diplomasinin, çok-kutupluluğun altının çizilmesi ve daha demokratik uluslararası sistem kurmanın avantajlarından söz edilmesi, mevcut dünya düzeni çerçevesinde yaratılan haksızlıklara karşı bir ‘meydan okuma’ olarak algılanabilir. Khanna’nın özellikle “gelişen ülkeleri” konu eden bir çalışmasında, “zamanın bağlantısızlıktan çok, çok-bağlantılık zamanı” demesi bu bağlamda çok anlamlıdır.

Dünyayı daha haklı görme istekleri ise, kendilerine karşı bir zamanları yapılan haksızlıklara karşı bir tepki olarak geliştiğini iddia edebiliriz. Yani, (şimdilik sadece retorik düzeyde) daha demokratik uluslararası sistem inşa etme çabalarının altında yatan nedenler arasında, kendilerinin sahip olduğu ve ileride pekiştirilmesi istedikleri gücün dünya kamuoyunca tanınma arzuları ve hegemon güç karşısında ellerinin güçlendiğinin sergilenmesi vardır.

Bu grup yine de, eskimiş ‘dünyayı algılama tarzı’ ile devam edersek, Batı’ya karşı bir tepki olarak gelişmemiş, daha çok ikili düzeyde Batı ve baş temsilcisi ABD ile işbirliğine girerek, ulusal menfaatler lehine hareket etme düşüncesinden türemiştir. Bu düşünceye sahip olan ülkeler içinde, gayrî-resmi örgüt olarak anılmaya başlayan Hindistan, Rusya ve Çin de vardır elbette. O zaman şöyle bir sormamız lazım: bu ülkelerin daha adil uluslararası sistem talep etmeleri, aslında bunların grup içinde koordineli bir biçimde davranarak, ayrı ayrı Batı ile ilişkilerini derinleştirme önceliklerinin var olduğundan mı kaynaklanmaktadır?

Mevcut uluslararası sistem bir gücün hegemonyasına dayandığını kabul eden ve aslına bakılırsa bu ön-kabul ekseninde bir takım eylemlerini meşrulaştıran bu ülkelerin birlikte hareket etme zorluluğun var olduğunu bilmekteler. Büyük olasılıkla da, grup içinde bulunan her bir ülkeye karşı eşit muamelenin ancak böyle bir eylem sonucunda sağlanacağını anlamaktadırlar. Ortak menfaatler çerçevesinde oluşturulan bünyenin onları ayrı ayrı olarak güçlendireceğinin farkındalar aslına bakılırsa. Uluslararası sistemin demokratikleşmesini sağlamak için, bunu talep eden aktörlerin güçlü olması gerektiğinin bilincindedirler.

Bundan hareketle şöyle bir fikrin oluşması kaçınılmaz gibi geliyor: Uluslararası sistemde değişim yaşanıyorsa eğer ve gücün diğer yarımkureye taşınması kaçınılmaz ise, demokratik uluslararası sistem vurgusunu yapan güçlerin, bu değişimden faydalanarak güçlenmeleri sonucunda Batı’ya karşı önceleri refleksif bir dış politika izlendiyse de, onunla işbirliğine girmek ve öncelik yapmak, BRİC ülkelerinin demokratik sistem taleplerinin ciddiyetini yansıtabilecektir. Dünya işlerinden izole edilen Batı, uluslararası sistemdeki eşitsizliğin yansıması olacak ve Batılı yetkililer buna karşı sessiz kalmayacağını şimdiden kestirebiliriz. Böyle bir düşünce kalıbından harekete çıkarsak, BRİC ülkelerinin asıl amacının ‘Batı’ya karşı’ olma değil, onunla birlikte hareket ederek kendi çıkarlarını maksimize etmek ve kendi düşünce ve pozisyonlarına kulak asılmasını sağlamak olduğunu anlayabiliriz. O zaman, BRİC ülkelerine göre adil dünya düzeni, herkesin -sadece Batı’nın değil- “pastadan” eşit düzeyde yararlanabildiği zaman oluşacaktır. Böyle bir şey söz konusu olmadığı sürece, adaletten bahsetmemiz yanlış olacaktır, diyorlar.

BRİC ülkelerine bu kadar verilen önem ayrıca, Zakaria’nın tabiriyle “Diğerlerin Yükselişi” (The Rise of the Rest) tezini pekiştiren bir olgudur. Uluslararası sistemdeki güç etkileşiminin Batılı olmayan ülkeler lehine çalışması, ilk önce “diğer”lerin içinde önder olarak görülen BRİC grubunda bulunan ülkelere karşı Batı’nın tavrını değiştirmekte ve bu güçlere karşı yeni stratejilerin geliştirilmesine itmektedir, BRİC ülkelerinin istediği tam da budur.

Küresel düzlemde ve özellikle ABD’ye yansımış olan ekonomik krizin etkisi yerkürenin her köşesinde etki doğururken, bu etkinin hep olumsuz olarak algılanması yanlış olacaktır. Çünkü bazı uzmanların değerlendirmelerine göre, söz konusu krizden olumlu şekilde etkilenenler de var, BRİC ülkeleri de buna en iyi örnektir. Yani yaşanılan kriz dönemi, mevcut dünya düzeninin de gerileyişi olarak algılanabilir, önceden kurulan dengelerin oluşmakta olan, tabiri caizse “avantgardçı eğilimlere” layıkça cevap veremediğini gözlemleyebiliriz. Bu bağlamda, kurulacak olan yeni dünya düzeninin, tek tip siyasal rejim (demokrasi) veya tek tip ekonomik model (liberal kapitalizm) anlayışlarına meydan okuduğunu, özellikle BRİC grubuna dahil edilen Çin ve Rusya’nın sahip olduğu karma siyasal rejim ve karma ekonomik modellerinden anlayabiliriz.

Çin ve Rusya’nın kendilerine özgü yapılarının dünya ekonomisine yaptığı katkılarının önemini bir yandan da vurgulayarak, talep ettikleri demokratik uluslararası sistemin en önemli özelliğinin dayatmacı olmayan, daha çok ‘her devletin sahip olduğu özelliklerine karşı toleranslı davranan ve ülke egemenliğini –daha çok siyasi anlamda- taciz etmeyen ve saygılı davranan’ bir anlayışın geliştirilmesi gerekliliğinin altını çiziyorlar. Çin ve Rusya gibi ülkeler, dünyada olup-bitenleri yorumlarken ve bu doğrultuda bir pozisyon geliştirmeye çalışırken, bu tür anlayış çerçevesinde hareket etmek istemektedirler. BRİC gibi bir gayri-resmi yapı içerisinde bu iki ülkenin sıkı işbirliğine girmesiyle ve daha koordineli bir tavırda bulundukça, benimse(t)meye çalıştıkları nosyonun kurumsallaştırılmasını da gerektirecektir. Uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler’e yapılan atıflar da, aslına bakılırsa (meşru) zeminin hazır olduğunu göstermektedir.

* Bu yazı, Uiportal sitesinde yayınlanan “Türk Dış Politikasının Yeni Evresi” başlıklı makalemde de zikredilen BRİC grubu üzerine yazılan yazının ilk bölümüdür.

03 Ağustos 2008

Yazar: Daniyar Kosnazarov

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Şanghay İşbirliği Örgütü Türkiye İçin Bir Alternatif midir?

21-22 Kasım 2013’te St. Petersburg’da Türkiye-Rusya arasında düzenlenen Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin (ÜDİK) dördüncü toplantısında, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle