ankara escort
Güncel Yazılar

BRICS: Çok Kutuplu Bir Dünyaya Doğru

BRIC tanımlaması ilk olarak 2001 yılında Goldman Sachs Yönetim Kurulu Başkanı, ekonomist Jim O’Neill tarafından kullanılmıştır. “Dünyanın Ekonomik Olarak Daha İyi BRIC’lere İhtiyacı Var” (The World Needs Better Economic BRICs) adlı rapor yayınlanmış ve ülkelerin İngilizce baş harflerinin oluşturduğu bu grubun (Federative Republic of Brazil, Russian Federation, Republic of India, People’s Republic of China) adı duyurulmuştur.

Önceleri “Dörtler Grubu”, “Big Four” veya dünya ekonomisinin “Kare Ası” şeklinde de isimlendirilen bu gruba, Güney Afrika Cumhuriyeti (Republic of South Africa)’nin de girmesiyle gruba üye olan ülke sayısı beşe çıkmıştır.

BRICS, önümüzdeki 50 yıla etki edecek kapasitede bir grup olarak uluslararası arenada bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in önderliğinde BRIC olarak dünya sahnesinde yerini alan gruba son olarak 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin de girmesiyle BRICS adını almıştır. Her bir BRICS ülkesinin kendisine has özellikleri bulunmakla beraber, ortak noktaları ise; bu ülkelerin sahip oldukları ekonomileri ve nüfuslarıdır. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak %40’ına ve ekonomisinin %25’ine sahip olan bu beş ülke hızla gelişmekte olan ülkeler olmaları ile öne çıkmaktadır. Ortak amaçları ise dünya politikasında daha fazla söz sahibi olabilmektir. Bu beş ülkenin kendi bölgelerinde ve dünyada çeşitli alanlarda öne çıkan ülkeler olması grubun önemini artırmaktadır.

Bu analizin amacı; BRICS grubu olarak dünya sahnesinde yerlerini alan bu oluşumu ve BRICS ülkelerinin öne çıkan özelliklerini inceleyerek dünya politikasında söz sahibi olabilmek adına nasıl bir yön çizebileceklerine ışık tutmaktır. Bunun için BRICS ülkelerine dair temel bazı istatistikî bilgilere yer verilecek, bu ülkelerin uluslararası politikadaki etkinliği incelenecektir.

BRICS Ülkelerinin Temel Göstergeleri

Tablo 1 BRICS ülkelerinin günümüzdeki önemini kazanmasına sebep olan faktörleri göstermektedir. Gruba Güney Afrika katılmadan evvel geri kalan dört ülkenin ortak yönleri bulunmaktaydı. Bunlar ise; sahip oldukları nüfus, yüzölçümü ve ekonomileriydi. Sadece Rusya büyüme hızı bakımından diğerlerinden daha yavaş bir seyir izlemiş olması sebebiyle, grubun zayıf halkası görünümünü almıştır. Güney Afrika’nın da katılmasıyla ülkelerin ortak olmayan yönleri iyice belirginleşmiştir.

 

Brezilya

Rusya

Hindistan

Ç.H.C.

G.A.C.

Nüfus

190,732,694

142,905,200

1,189,172,906

1,339,724,852

50,586,757

GSYİH(GDP)  

2,145,487

2,222,957

4,060,392

10,085,708

523,954

Yüzölçümü(km)

8,514,877

17,098,242

3,287,263

9,640,011

1,221,037

Büyüme Hızı

7.5%

3.9%

10.4%

10.3%

2.7%

Kaynak: Instituto Brasileiro de Geografia e Estatística, CIA Factbook, IMF, National Bureau of Statistics of China, Statistics South Africa (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7)

Brezilya Federal Cumhuriyeti

Brezilya’nın Latin Amerika’nın en büyük ekonomisine ve coğrafyasına sahip olması öncelikle kendi bölgesinde öne çıkmasını sağlamıştır. Sonrasında ise gerek dünyanın en iyi on ekonomisi arasına girmesi gerekse diğer etmenler ile dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmiştir. Aslında tarihsel, kültürel ve coğrafi açıdan Batı Avrupa’ya ve ABD’ye yakın olması Brezilya’yı ister istemez Batılı bir kuvvet yapmıştır. (8) Bu da Brezilya’nın BRICS içerisinde tek Batılı ülke olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Ancak Brezilya, Atlantik kanadın veya Batı kanadının temsilcisi niteliğinde bir devlet de değildir. Birçok ülke ile aynı anda işbirliği içinde olan, barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunmaya çalışan Brezilya, bağımsız politikaları ile dikkat çekmektedir. Filistin sorununa gösterdiği hassasiyet bu konuda örnek teşkil etmektedir.

Bütün bu özellikler Brezilya’nın uluslararası arenada yıldızının parlamasına neden olmuştur. (9) İstatistiklerine bakıldığında Tablo 1’de Brezilya’nın sahip olduğu GSYİH, nüfus, yüzölçümü ve büyüme hızı görülmektedir. Buna göre Brezilya 2010 yılı itibariyle dünyada GSYİH bakımından 8. sırada; büyüme hızı bakımından 31. sırada; nüfus ve yüzölçümü bakımından 5. sırada yer almaktadır. Brezilya kendi bölgesinin ve Güney Yarımkürenin en geniş coğrafyasına, Latin Amerika’nın en fazla nüfusuna sahiptir. BRICS ülkeleri içinde ise nüfus, ekonomi, yüzölçümü ve büyüme hızı sıralamasında 3. en büyük ülke olması Brezilya’nın önemini gözler önüne sermektedir. Ancak Brezilya’nın önemi sadece bu özelliklerinden kaynaklanmamaktadır. Devlet eski başkanı Lula da Silva döneminde ülkenin modernleşmesi adına yapılan birçok atılım başarı ile sonuçlanmış, Brezilya’nın bugünkü hale gelmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.

Rusya Federasyonu

Rusya Federasyonu ise dünyanın en geniş ülkesi ve başlıca petrol üreticisi olarak öne çıkarken, sahip olduğu enerji kaynakları sayesinde birçok ülkenin bağımlı olduğu bir ülke konumundadır. Bu sebeple özellikle Avrupa ülkeleri enerji konusunda Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmak amacıyla, alternatif enerji boru hatları projeleri geliştirip, diğer ülkelerle işbirliğine girmektedir. Rusya 2010 yılı itibariyle dünyada GSYİH bakımından 6. sırada; büyüme hızı bakımından 93. sırada, nüfus bakımından 9. sırada yer almaktadır. BRICS ülkeleri arasında ise; büyüme hızı ve nüfus bakımından 4. sırada; GSYİH bakımından ise 3. sırada yer almaktadır. Ancak Brezilya, Hindistan ve Çin bilhassa ekonomik ve siyasi açılardan ilerlemeler kaydederken, Rusya’nın diğer ülkelere oranla büyüme hızının gerilemekte olduğu gözlenmektedir.

Hindistan

Hindistan’ın ise Güney Asya’daki en geniş ülke olması, nüfusu ve kendi coğrafyasındaki potansiyeli dikkat çekici özellikleri arasında yer almaktadır. (10) Hindistan 2010 yılı itibariyle dünyada GSYİH bakımından 4. sırada; büyüme hızı bakımından 5. sırada; nüfus bakımından 2. sırada; yüzölçümü bakımından 7. sırada yer almaktadır. BRICS ülkeleri arasında ise; GSYİH ve nüfus bakımından 2. sırada, yüzölçümü bakımından 4. sırada yer olmakta olup, en dikkat çekici özelliği ise büyüme hızının grup içindeki en yüksek ülke olmasıdır. Bu göstergeler gelecek senaryolarında dünya cazibe merkezlerinin Asya’ya doğru ilerleyeceği ve özellikle Hindistan’ın başrol oynayabileceği kanaatini desteklemektedir.

Çin Halk Cumhuriyeti

BRICS’in en önemli ayağı olan Çin’in önemi günbegün artmaktadır. Çin 2010 yılı itibariyle dünyada GSYİH ve yüzölçümü bakımından 2. sırada; büyüme hızı bakımından 6. sırada yer almaktadır. BRICS ülkeleri arasında ise; nüfus ve GSYİH bakımından 1., büyüme hızı ve yüzölçümü değerleri bakımından 2. sırada yer almaktadır. Bütün bu değerlerle Çin’in gerek dünyada ve BRICS içinde gerekse bölgesel olarak ne kadar önemli bir güç olduğu görülmektedir. Dünya siyasetinde ağırlığı artan Çin’in, sahip olduğu potansiyeli geliştirmeye devam ettiği sürece dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda adım adım ilerlediği ifade edilebilir.

Güney Afrika Cumhuriyeti

Son olarak gruba yeni katılan Güney Afrika Cumhuriyeti’nin verilerine bakıldığında; diğer dört ülke ile karşılaştırılamayacak kadar düşük olduğu görülmektedir. Güney Afrika 2010 yılı itibariyle dünyada GSYİH, nüfus ve yüzölçümleri bakımından 25. sırada, büyüme hızı bakımından 118. sırada yer almaktadır. BRICS ülkeleri arasında ise her bir değer için en son sırada yer almaktadır. Bu sebeple Güney Afrika’nın BRICS içinde ne kadar etkili olabileceği konusunda soru işaretleri vardır. Nitekim Güney Afrika’nın BRICS grubuna katılması uzmanlar tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştır. Türkiye’nin katılması ve grubun adının T-BRIC olması beklenmekteydi. BRIC’in fikir babası olan O’Neill da gruba Türkiye gibi hızla gelişmekte olan bir ülkenin girmesini düşünmekteydi.

BRIC’in Dönüşümü: T-BRIC yerine BRICS

Türkiye gerek yükselen ekonomisi gerek büyüme hızı gerekse nüfusu bakımından Güney Afrika’dan çok daha ileri bir konumdadır. Ancak Güney Afrika’nın kendine has özellikleri olduğu ve yükselen bir güç olma yolunda ilerlediği hesaba katılmalıdır. Kendine has özelliklerine bakıldığında; temelde hammadde zenginliği bu listenin en başında gelmektedir. Grubun diğer ülkelerini asıl ilgilendiren nokta budur. Gerek gruba Afrika kıtasından bir ses kazandırabilmek gerekse Güney Afrika ile işbirliğini artırmak Dörtler Grubu’nun temel hedefleri arasında yer almaktadır. Güney Afrika’nın 2010 GSYİH rakamlarına bakıldığında 524 milyar dolar (11) ile uluslararası politikada kıtadaki diğer ülkelerden daha çok aktif olduğu görülmektedir. Ayrıca Güney Afrika’nın ABD için stratejik açıdan önemli olduğunu, G. Bush’un 2003’te Afrika kıtasına gerçekleştirdiği beş günlük gezisi sırasında iki gününü sadece Güney Afrika’ya ayırması buna örnek olarak gösterilmektedir. (12)

Stratejik bir atılım yapılarak Güney Afrika’nın grubun içine dâhil edilmesiyle Türkiye ihtimali rafa kalkmıştır. Yükselen güç olarak bakılan Türkiye bu gruba dâhil edilseydi, grubun dönüşümü nasıl olurdu sorusunun cevabını düşünmek gerekmektedir. Proaktif bir dış politika anlayışı benimseyen Türkiye T-BRIC olması durumunda hem BRIC ülkeleriyle aynı kategoriye girmiş olacaktı,  hem de tam anlamıyla bir “Yükselen Güçler Takımı” oluşabilecekti. Türkiye uluslararası platformda dünya ekonomisinin 1/5’ini arkasına alacağından, diplomaside çok daha etkin olabilecekti. Bu sayede Türk dış politikası farklı bir boyut kazanabilirdi. Böylece Türkiye dünya siyasetini etkileyen birçok meselenin çözümüne katkıda bulunabilecek ve sesini daha kuvvetli bir şekilde duyurabilecekti. Ayrıca Türkiye’nin gruptaki tek NATO üyesi devlet olması önemini daha da artırabilirdi. ABD ve AB nezdinde Türkiye’nin öneminin artması Türkiye’ye farklı bir imaj kazandırarak, farklı kapıların açılmasına neden olabilecekti. Bu sayede Batı kanadı Türkiye gibi önemli bir müttefik devleti bu grubun içinde olmasının verdiği avantajlardan yararlanabilecekti. BRICS açısından ise Türkiye’nin gruptaki tek Müslüman devlet ve Ortadoğu’da güçlü bir aktör olması grubun etki alanını genişletebilirdi.

73 milyonu aşkın (13) genç nüfusu, dinamik ve serbest ekonomisi, büyük iç pazarı, rekabetçi endüstrisi ve eğitim düzeyi, yükselen iş gücüyle Türkiye, yatırımcılara önemli avantajlar sunmaktadır. Son yıllarda izlenen ekonomi politikaları Türkiye pazarına olan güveni artırmış ve Türkiye’ye giriş yapan doğrudan yabancı yatırımların artmasını sağlamıştır. (14) 2010 yılı verilerine bakıldığında Türkiye % 8,2 ekonomik büyüme hızıyla, 960,5 milyar dolar GSYİH ile dünyanın 16. büyük ekonomisi haline gelmiştir. (15)

Aslında Türkiye ve Brezilya’nın birlikte uluslararası politikada daha etkin olabileceklerine dair kanaat 2010 yılında kuvvetlenmiştir. 2010 yılının Mayıs ayında Türkiye ve Brezilya İran’ın nükleer programının sağlıklı bir çözüme kavuşturulması hedefiyle Washington’dan bağımsız olarak İran’la müzakerelere girmiştir. Müzakereler neticesinde iki ülke, Tahran’la uranyum takasının Türkiye’de yapılmasını öngören takas antlaşmasını imzalamıştır. Türkiye ve Brezilya daha sonra BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip daimi üyelerin mutabakata vardığı yeni yaptırım kararlarına birlikte muhalefet etmiş, oylamada ret oyu kullanmıştır. (16) Hızla büyüyen bu iki devletin küresel güçlerden bağımsız ve birlikte hareket etmesi uzmanlar tarafından yükselen güçlerin yeni bir dünya düzeni istikametinde irade gösterdiği şeklinde yorumlanmıştır. Küresel oyuncular olarak görülen BRICS ülkeleri ve birkaç ülkenin bu nitelikteki gelişmeler kapsamında dünya siyasetini biçimlendirdiği görülmektedir. Bu süreç de küresel siyasete ilişkin kararların Batılı ülkelerin tekelinde ve yönetişim ilkesini gözetmeden alınamayacağını ispatlamıştır. (17)

BRICS ve Atlantik Yapının Dengelenmesi (Soft-Balancing)

Burada ise uluslararası arenada dengeleyici bir sistemin oluştuğunu görmekteyiz. Uluslararası ilişkilerde “Soft-balancing” denen kavram bu noktada önem kazanmaktadır. Zira yükselen güçlerin oluşturduğu BRICS ülkeleri uluslararası sistemde çok kutuplu düzenin yerleşmesine hizmet etmektedir. Ülkelerin aynı çizgide tutum sergileyerek uyumlu hareket etmesi dünya siyasetindeki önemli olaylarda grubun söz sahibi olmasını sağlayacaktır. Grubun uluslararası düzeydeki etkinliğinin sağlanması üye ülkelerin uluslararası gelişmelere ortak tepki vermesine bağlıdır. BRICS bu noktada üye ülkeler arasındaki ahengi muhafaza ederek daha aktif olmalı ve karar mekanizmasını bu doğrultuda işletmelidir.

Dünya siyasetinde hedeflenen tesirin gerçekleştirilememesi üye ülkelerin farklı özelliklere ve dış politika önceliklerine sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Zira BRICS üyelerinin her biri farklı coğrafyalarda bölgesel güç konumundadır ve aynı gelişmeler kapsamında üye ülkelerin milli menfaatleri farklılık arz edebilmektedir. Özellikle İran’a yaptırımlarla ilgili BM Güvenlik Konseyi oylamasında Brezilya’nın “hayır” oyu vermesi karşısında, Rusya ve Çin’in “evet” oyu vermesi grup içindeki koordinasyonun tam sağlanamadığını göstermiştir. Bu da BRICS’in zayıf noktaları olduğunu ve tam anlamıyla ortak politikalar üretmekten henüz uzak olduğunu göstermektedir.

BRICS’in Siyasi Güç Olma İsteği

Ortak tavır takınma konusunda belirli aralıklarla toplantılar yapan BRICS üyeleri dünya politikasında daha fazla söz sahibi olmak amacıyla tüm dünya kamuoyuna kendilerini göstererek, oyunda kendilerinin de olduğunu göstermektedir. Grup, siyasi konular dışında sanayi, finans, eğitim, sosyo-kültürel alanlarda da söz sahibi olmak istemektedir. Bunun için de çeşitli yollara başvurmaktadır. IMF Başkanlık yarışında artık Avrupa dışından birilerinin gelmesini isteyen BRICS ülkeleri bunun için diplomatik yollara başvurmuş, IMF BRICS Direktörleri konuyla alakalı bir mektup yazarak adeta hak savunuculuğu görevini üstlenmiştir. BRICS ülkeleri mevcut konjonktürün artık sürdürülemez olduğunu savunarak, özellikle IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin adil bir şekilde yapılanmasını talep etmiştir. Grup, büyük ekonomilere sahip bu ülkelerin haklarının uluslararası platformlarda daha iyi bir şekilde savunulması ve temsil edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

Bir diğer önemli gelişme ise Amerikan hegemonyasına karşı çıkarak, dolara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla, BRICS ülkelerinin kalkınma bankalarının birbirlerine kendi para birimleri üzerinden kredi vermesi üzerine yaptığı anlaşmadır. Amerikan direncini kırmak isteyen BRICS bünyesindeki ekonomi devleri bunun için gerekli önlemleri alarak, farklı çözüm yolları üretmektedir. (18)

BRICS’in dünya siyasetinde yön vermeyi hedeflediği konular ekonomi ile sınırlı değildir. Grup, çeşitli siyasi mesajlar da vermektedir. Örnek vermek gerekirse, BRICS ülkeleri Arap Baharı’nın Libya’ya sıçraması üzerine gerçekleşen NATO müdahalesine tepki vermiştir. Üye ülkeler her ne kadar Kaddafi rejiminin sivillere karşı tutumundan endişe duysa da askeri güç tatbikinin BM karar tasarısına uymadığını savunarak müdahaleyi kınamıştır. (19)

BRICS ülkeleri BM Güvenlik Konseyi’nde daha fazla söz sahibi olmak istemektedir. Bunun için de birçok ülkeden destek görmektedir. Çin ve Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olduğu, iradelerinin görmezden gelinmesi halinde veto haklarını kullanacakları gözden kaçırılmamalıdır. Bu nedenle BRICS’in uluslararası sistemde Batılı ülkelere karşı denge işlevi görebileceği ve yakın gelecekte nüfuzunun artacağı ifade edilebilir.

Sonuç

BRICS ülkeleri dünya nüfusunun ve küresel gelirin önemli bir oranını temsil etmektedir. BRICS’in küresel gayrisafi milli hâsıladaki payının 2025’te  % 20’ye, dünya ekonomik büyümesine katkısının ise % 40’a çıkacağı; 2050 yılına kadar dünyanın başat güçleri arasına gireceği öngörülmektedir. Temel amacı ekonomik güç yanında siyasi olarak da güçlenerek uluslararası politikada söz sahibi olmak olan BRICS, gelecek senaryolarında alternatif bir yapılanma olarak öne çıkmaktadır. Bu oluşumun üyeler arasında bir sürtüşme yaşanmadığı ve ülke içi problemlerin olmadığı sürece daha iyi noktalara geleceği öngörülmektedir. BRICS’in şu anda sahip olduğu özellikleri daha iyi noktalara taşıması üye ülkelerin yükselmelerine katkı sağlayacaktır. BRICS’e üye olan ülkelere bu nedenle “Yükselen Güç” denilmesinde haklılık payı olduğunu göstermektedir. (20) Gruba üye ülkeler kendi iç sorunlarını çözerek, uluslararası düzeydeki gelişmelere alternatifler önererek çözüm süreçlerine katkıda bulunabilecektir. BRICS böylece tek kutuplu bir sistem yerine uluslararası sorunlara makul ve kalıcı çözümlerin üretildiği, daha adil çok kutuplu bir dünya düzenine geçişi mümkün kılabilecektir.

Notlar:

(1) Instituto Brasileiro de Geografia e Estatística, 2010 Census Results, (29.11.2010),
http://www.ibge.gov.br/english/presidencia/noticias/noticia_visualiza.php?id_noticia=1766&id_pagina=1, Erişim tarihi: 06.08.2011

(2) CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2119rank.html, Erişim tarihi: 06.08.2011

(3) CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/in.html, Erişim tarihi: 07.08.2011

(4) National Bureau of Statistics of China, Press Release on Major Figures of the 2010 National Population Census, (28.04.2011), http://www.stats.gov.cn/english/newsandcomingevents/t20110428_402722237.htm, Erişim tarihi: 06.08.2011

(5) Statistics South Africa: Mid-year Population Estimates 2011,  (27.07.2011),http://www.statssa.gov.za/publications/P0302/P03022011.pdf, Erişim tarihi: 06.08.2011

(6) IMF, World Economic Outlook Database, April 2011: Nominal GDP list of coutries: Data for the year 2010, Erişim Tarihi: 06.08.2011

(7) CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2003rank.html, Erişim tarihi: 06.08.2011

(8) Paulo Sotero, Leslie Elliot Armijo, “Brazil: To be or not to be a BRIC?”, Asian Perspective, Vol. 31, No. 4, 2007, pp. 43-70, s. 64

(9) Jim O’Neill, (30.11.2001), Goldman Sachs, Building Better Global Economic BRICs, Goldman Sachs, Global Economics Paper No: 66

(10) O’Neill, a.g.e., s. 11

(11) CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/sf.html, Erişim tarihi: 08.08.2011

(12) Bkz. http://www-sul.stanford.edu/depts/ssrg/africa/georgebushafricatrip2003.html, Erişim tarihi: 08.08.2011

(13) 31 Aralık 2010 tarihi itibariyle Türkiye nüfusu 73.722.988 kişidir. Bkz.  http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?tb_id=39&ust_id=11, Erişim Tarihi: 09.08.2011

(14) Pınar Elbasan, “Yükselen Güçler: Brezilya ve Türkiye Jeopolitik ve Jeostratejik Değerlendirme”, Dünya Jeopolitiğinde Türkiye, (Ed. Prof. Dr. Hasret Çomak), Hiperlink Yayınları, İstanbul, 2011, pp. 407-433, s. 424

(15) CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/tu.html, Erişim Tarihi: 08.08.2011

(16) Elbasan, a.g.m. , s. 424

(17) Mette Skak, (16.02.2011), “The BRIC Powers as Actors in World Affairs. Soft Balancing or …?”, Panel on “BRICS: A Coalition of Regional Powers or Concert of Empires?”, University of Aarhus, s. 6

(18) Melek Çağlar, (25.05.2011), “Ekonomide BRICS Devri”, http://blogs.voanews.com/turkish/melekcaglar/2011/05/25/ekonomide-brics-bahari/, Erişim tarihi: 09.08.2011

(19) Bkz. http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/04/110414_bric_summit_ends.shtml, Erişim tarihi: 09.08.2011

(20) Elbasan, a.g.m. , s. 426

Yazar: Pınar ELBASAN

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Azerbaycan bir demokrasi mi?

Cumhurbaşkanlığı makamı babadan oğla geçen bir rejim demokrasi olabilir mi? Olamaz tabii ama Aliyev, demokrasi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir