istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Bürokratikleşen Avrupa | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Bürokratikleşen Avrupa

1 Mayıs 2004 tarihinde toplam nüfusları takriben 80 milyona varan 10 yeni üyenin kabulünün ardından, 25 üyeye ulaşan Avrupa Birliği (AB)’nde genişlemenin getirdiği bir yorgunluk ve mevcut sorunlardaki artan ağırlık kendini iyice hissettirmeye başladı. AB’nin artan üye sayısı, AB karar alma mekanizmasında sorunlar çıkartıyor ve bu durum ister istemez her bir üyenin yetkisini ve etkisini bölüyor. Bugün nicelik olarak 25 üyeye ulaşan yapısı ile AB, 15 üyeli halinden daha zayıf görünmektedir.

Birliğin bünyesine kattığı ve çoğu komünist sistemi göreli geride bırakmış 10 üye devletin, 15 eski üyeye getirdiği külfet ile genişlemenin verdiği hazımsızlık içersindeki AB, büyük başarı gibi görünen genişlemeden dolayı bugün önemli bir krizden geçmektedir. AB içinde ciddi bir çatlak açan bu genişleme ile küçük devletlerin karar sürecini felce uğratması, üye devletler için kaygı verici bir durum oluşturuyor. Birlik içinde bölünmelere de yol açan genişleme sürecinde, bazı yeni üyelerin Avrupa’yı algılamasında farklılıklar olduğu da biliniyor. Üyeliği kazanılan bir hak seviyesinde gören üye devletlerin yanında, zirai yardımlar ve bölgesel kalkınma kaynakları dışında AB üyeliğinin herhangi bir avantajı olmadığını düşünenler de var. Ve hatta birlik üyesi olup AB’yi milli bağımsızlığa ve milli kültüre tehdit olarak gören Polonya’ya ne demeli. Ayrıca çizginin dışına çıkan kendi üyeleriyle yüz yüze gelmektense, üye olmayanlara faturayı kesmeye çalışmakta cabası.

Geçen sene anayasa taslağının Fransız ve Hollandalı seçmenler tarafından veto edildiği referandumdan sonra kendine düşünmek için zaman tanıyan AB’de halen işin içinden çıkacak somut bir plan geliştirememiştir. El’an 25 üyeli, ama önümüzdeki yıllarda 28 sayısına ulaşacak birlik, karar alma sürecinin tıkanması gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Diğer bir ifadeyle Avrupa projesi giderek bürokratikleşmekte ve bu menfi durum, ulus üstü entegrasyonun başarısının önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

Avrupa artık birkaç yıl önce olduğundan daha az açık ve daha az dinamik bir yer. Başarısızlıkları için de dışarıdakileri suçlamaya daha meyyal. Yaşlanan ve dinamizmini yitiren bir Avrupa var günümüzde. Bürokratikleşen çehresi ve karar almakta zorlanan mercileriyle düşlediği tek vücut ve büyük Avrupa hayalinden de gittikçe uzaklaşmakta. Yürüttüğü yanlış politikalar yüzünden, belki farkında belki değil, genişlemeyle girdiği dağılma sürecinin içinde sanırım.

Yekparelikten ve tek seslilikten uzaklaşan AB’den, Türkiye’nin üyeliği için gereken azim ve talebi bundan sonra beklemek kanaatimce safdillik olacaktır. Kıbrıs, sorunlar ağına takılan en büyük madde. 29 Temmuz 2005’te Kıbrıs da dahil AB’nin yeni üyelerine gümrük birliğini genişletme kararı alınan yasal anlaşma çerçevesinde bugün Türkiye’ye limanları açma konusunda baskı yapılıyor. Erdoğan, AB’nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonu sona erdirinceye kadar bu yükümlülüğü reddediyor. AB’nin hukuki temellere dayandırdığı yasal gerekçesi karşısında Türkiye’nin talebi yasal zorunluluk içermediği gibi ahlaki ve insani bir beklenti düzeyinde kalıyor. Türkiye’nin haklı talebinden taviz vermemesi gerektiğine inanıyor, aksi bir durumun “acziyetle” izahı mümkün olacağını düşünüyorum.

AB-Türkiye üyelik sürecinin Kıbrıs kavşağında, mesele artık Birleşmiş Milletler’den AB mercilerine havale edilmiştir. AB, sorunlu bir adanın soruna taraf bir kesimini üyeliğe kabul ederek, sorumluluğu da üstlenmiş ve çözümün adresi olarak ağır bir yükümlülük altına girmiştir. Şimdi üye bir devlet ile aday devlet arasında arabuluculuk yapmak zorunda. Avrupa sözleşmesinin ruhunu ihlal eden üye bir devletin avukatlığını yapan AB’nin sahte gerekçelerle ve oyalayıcı teranelerle Türkiye’nin üyeliğini askıya almak istemesi hiç dürüst olmadığı gibi ahlaki de değildir. Bu çifte standarttan derhal vazgeçmelidir. Gelinen bu noktada küstürülen bir Türkiye iki taraf için de faydalı olmayacaktır.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et – Tumblr’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan