chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip düşük hapı antalya escort bayan antalya escort
Çin'in Dünya Siyaseti ve ABD | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Çin’in Dünya Siyaseti ve ABD

21.Yüzyılın tek kutuplu dünyasında ABD’ye rakip olabilecek AB ve Rusya’nın yanı sıra yıldızı belki de bu iki ülkeye göre daha çok yükselen ülke olarak Çin’i görüyoruz. 1,3 milyar nüfusu ile son yıllarda yaklaşık %9‘luk bir kalkınma hızını sağlamış olan Çin, bu tempoda devam ederse bir süre sonra dünyanın en büyük ekonomisine sahip olacaktır. Söz konusu yüksek tempodaki kalkınma hızının gerçekleştirilmesinde, komünizmin katı bürokrasisine rağmen esnek ve kolaylaştırıcı yabancı yatırım programlarını uygulamaya geçirebilmiş olan Çin yönetiminin büyük başarısı vardır. Bu katı kuralların önüne geçirilmiş kapitalist işletmecilik felsefesinin rahat uygulanabilirliği ile Çin, bugün yıllık 53 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi ile yıllık 40 milyar dolar giriş sağlayan ABD ve dört milyar dolar giriş sağlayan Hindistan’ın önüne geçmiştir.

Çin’in bu başarıları ve parlak geleceği herhalde Amerikan yeni muhafazakarlarının gözüne batmakta ve onları ürkütmektedir. ABD dış politikası şu sıralarda yoğun biçimde uğraştığı Irak ve Afganistan’dan rahat nefes alırsa yakın bir gelecekte Çin’le de uğraşmaya başlayacaktır. Çünkü güçlü ve demokratik bir Çin, gelecekte ABD’yi birçok yönden rahatsız ve hatta tehdit edecektir. Bu bağlamda muhtemelen bir gerginlik politikası izleyecek olan ABD’nin şahinleri, Çin’de, gelecekte iç karışıklıklar olmasını ve demokrasiden uzaklaşabilecek bir yönetimi görmek isteyebilirler. Bu yönetimin askeri bir yönetim olması ABD’nin daha bile çok işine gelebilecektir. Buradaki amaç Çin’in bugünkü istikrarını zayıflatmak olacaktır.

Güneydoğu Asya’da Olası savaşlar 
Bu olguların yanı sıra, şu andaki Güneydoğu Asya’nın 1900 lerin başındaki Avrupa ile sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar bağlamında büyük ölçüde benzerlikler taşıdığı gerçeğini de göz önüne alırsak, esasen var olan bir silahlanma yarışı ve çıkar çatışmalarının etkisiyle, nasıl 1900 lerin başında Avrupa savaşlarla kana bulandıysa, geleneksel Çin-Japon rekabet ve düşmanlığının da tetiklemesi sonucu Güneydoğu Asya’da da aynı savaşlar başlayabilir. Bu olası savaşlar ile hem Japon ekonomisini tekrar ABD tarafından kontrol altına alınabilmesi hem Çin’in kalkınma gücünün çökertilmesi gerçekleşebileceğinden, ABD yine özellikle bu bölgede rakipsiz kalacaktır. Geleneksel olarak kılı kırk yaran incelikte hesaplar yapma yeteneğinde olan ve geleceğe dönük oluşumları şimdiden öngörmüş olması olası olan Çin yöneticilerinin şimdilerde,gelecek için sert tepkiler koyabilecek ve hatta ucu savaşa varabilecek stratejileri hesaba kattıkları ve askeri hazırlık içinde olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Ancak yukarıdaki uzun vadeli beklentilerin aksine, kendini Amerikan sermayesi ve teknolojisine bağımlı hissedebilecek şimdiki Çin yönetimi, kısa vadede son terör olaylarını bahane edip dünyanın her tarafına baskı uygulayan ABD’li şahinlerin dümen suyunda gitmek ve siyasal çizgisini buna uygun olarak belirlemek durumundadır. Kaldı ki birçok bakımdan bugünkü Amerikan ve Çin siyasetleri örtüşmektedir.

Doğu Türkistan’ı etkileyebilecek bir Taliban rejimi Çin’in hep korkulu rüyasıdır. Köktendinci grupların Doğu Türkistan’a sızabilecekleri olasılığından rahatsız olan ve Doğu Türkistan’daki Uygur Bağımsızlık Hareketini terörist eylemler kapsamında dünyaya yansıtmaya çalışan Çin, ABD ile olan birçok ortak çıkar paydalarına karşın, bu konuda başarılı olamamıştır. Amerikan yönetimi Çin’in uluslararası teröre karşı sağladığı katkının hiçbir şekilde etnik azınlıklara karşı kullanımda bahane olamayacağını kesin dille ifade etmiştir.

Çin için hem bir hinterland hem de ihtiyacı olan enerji kaynaklarının dünyadaki önemli merkezlerinden biri olması açısından stratejik konumda bulunan Orta Asya ülkelerinin istikrarı ve bu istikrarın Çin’in rahat nefes almasındaki etkisi, şimdilik ABD’nin bu bölgede son yıllarda kazandığı askeri edinimleri açısından Çin yönetimini rahatsız etmemektedir.

ABD’nin Afganistan’da bir ölçüde huzuru sağlaması ve Taliban rejimini devirmesi Çin’in bu bağlamda işine gelirken, bölgedeki huzurun sürebilmesi açısından yine ABD’nin Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’da kurmuş olduğu üslere de ses çıkarmamaktadır.

ABD Politikasında Çin ve Süregelen Değişimler 
ABD’nin Çin’i şimdilik rahatsız etmeyen Orta Asya’daki varlığına karşı Amerika’nın Clinton’un döneminde değişmeye başlayan, Güneydoğu Asya politikasında Japonya’ya ağırlık vermeye başlaması muhtemelen Çin’i bundan böyle ABD ile ilişkilerinde daha dikkatli davranması yönünde zorlayacaktır. Esasen Bush Yönetiminin sonradan daha da ileri giderek, 1997 de Çin’i “stratejik ortak” konumuna sokmuş olan selefinin politikasından uzaklaşarak Çin’i “stratejik rakip” olarak ele alması Çin’i de Amerika’ya dönük politikalarını tekrar gözden geçirmeye zorlamıştır. Buna paralel olarak Bush yönetiminin, 21. Yüzyılda Çin’in dünyanın en büyük ekonomisi olarak Amerika’nın yerini alabileceği endişesiyle ABD-Japonya ilişkilerini kuvvetlendirmesi de kendileri açısından anlamlı bir siyasal karardır. Ayrıca yine Bush yönetimi Tayvan’ı koruma yönündeki kararlılığını sürdürürken, her şeye rağmen, 2001 yılında Amerikan Kongresi’nin Çin’e vermiş olduğu “en ayrıcalıklı ticaret ortağı” ünvanını bir yıl daha uzatması, Çin’in 2008 Olimpiyatlarını almasını engellememesi, 2001 yılı ikinci yarısında Powell’ın Çin ziyareti ve Bush yönetimince çok desteklenen Tayvan’a sofistike silahlar vermekten kaçınılması da Çin’e verilen önemin göstergesidir.

11 Eylül Sonrası Çin Politikası 
Kendisinin de terörden zarar gördüğüne dair şikayetleri olan ve bu nedenle uluslararası alanda müttefikler arayan Çin’in 11 Eylül’den sonra Amerika ile yakınlaşma için ciddi bir fırsat yakaladığı ve Bush yönetimi ile soğuma eğilimleri gösteren ilişkilerini kuvvetlendirmeye başladığı söylenebilir. Buna paralel olarak Doğu Türkistan’daki gelişmelerden rahatsız olan Çin’in terörü ve suç örgütlerine karşı operasyonları bahane ederek, aşırı sertliklere girişmesindeki artış dünyada gelişen teröre karşı birliktelik duygusunun istismarını da akla getirmektedir.

Şanghay Beşlisi çerçevesinde, bağımsızlık hareketlerine, terörizme, köktendinciliğe, silah ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı savaşı, özellikle Rusya’yı da yanına almış olarak yürütmeyi Orta Asya politikası haline getirmiş olan Çin’in şimdilik bölgedeki çıkarlarını bu siyasal yaklaşımla koruduğunu söyleyebiliriz. Terör ile savaşta uluslararası ittifaka üye olmayan Çin her şeye karşın özellikle ABD’ye terörle savaşta bazı kolaylıklar sağlamıştır. Pekin’de ABD elçiliğinde açılmasına izin verilen FBI bürosu, Çin’in çok yakın ilişkiler içinde olduğu Pakistan’ın ABD ile ilişkilerine destek verilmesi, yine ABD ile ortak bir “terör sorunları bürosu” kurulması bu bağlamda değerlendirilebilir.

Birleşmiş Milletler’deki teröre karşı alınan önlemler Çin tarafından desteklenirken, Çin’in dış politika açısından Doğu Türkistan, Tibet ve Tayvan’daki gelişmeleri de bu kararlara katmak istemesi başarısızlıkla sonuçlanmış ise de, Doğu Türkistan İslam Hareketi isimli bağımsızlık grubunun ismini ABD’nin desteğiyle BM kararlarına terör grubu olarak Ağustos 2002 de koydurmuş olması ABD’den belli ölçülerde taviz alması anlamına gelebilir. Bu gelişmeler ışığında Bush yönetiminin Çin’i “stratejik rakip” olarak tanımlamasının belli ölçülerde yumuşayıp, ABD siyasetinin “açık, yapıcı ortaklık” biçimine dönüşmeye başladığını söyleyebiliriz. Bush’un 11 Eylül’den 2002 sonuna kadar 3 kez Başkan Jiang Zemin ile görüşmüş olması bunun bir kanıtıdır.

Ancak ABD’nin Çin ile olan bütün bu ekonomik ve siyasal yakınlaşma çabalarına karşın her iki taraf içinde altı kalın çizgilerle çizilebilecek şu saptamalarda bulunmak yerinde olacaktır;

1- ABD, Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda kararlıdır ve Çin ile olan ilişkilerinde Tayvan üzerinde tavizler vermeyecektir,
2- ABD, Japonya ile gerçekleştirmeyi planladığı ve bütün Kuzeydoğu Asya’yı kapsayacak olan balistik füze savunma sisteminin gerçekleşmesinden vazgeçmeyecektir,
3- ABD, Tayvan ve Çin arasındaki Formoza Boğazında ortaya çıkabilecek bir savaşta nükleer güç kullanımını bir seçenek olarak kabul ettiğini 2002 Mart’ında açıklamıştır,
4- ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz yine 2002 Mart’ında görüştüğü Tayvan Savunma Bakanı’na, Tayvan’ı olası bir savaşta korumak için ABD’nin her şeyi göze alacağını açıkça söylemiştir,
5- İstikrarsızlık kaynağı durumundaki Ortadoğu ve Kuzeydoğu Asya ve özellikle Bengal Körfezi ile Japon Denizi arasındaki bölgede çoğalmakta olan K.Kore gibi nükleer ve büyük askeri güce sahip ülkelere karşı ABD, uzun süreli operasyonları ve savaşları destekleyebilecek ve müttefiklerini koruyacak üsler kurmak konusunda kararlı olacak ve bunları Tayvan örneğinde oluğu gibi Çin’e karşı kullanabilecektir.

Buna karşılık Çin’ de;
1- ABD’nin hegemonyacılığına karşı özellikle Güneydoğu Asya’da uğraş vermekten kaçınmayacak ve bu bölgenin süper gücü olma hevesinden de vazgeçmeyecektir.
2- ABD’nin bugüne kadar Japonya ve Güney Kore vasıtasıyla tehdit etme konumunda olduğu Çin şimdi kendini, ABD’nin üslendiği ve güçlendiği Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Afganistan ve Pakistan ile kuşatılmış hissetmektedir. Bu kuşatılmışlıktan kurtulma ve bölgesel olarak iyi ilişkilerde olduğu komşuluk ittifaklarına yönelme eğiliminde olan Çin siyasal çizgi olarak buna önem vermek durumundadır. Bu bağlamda,sorunları olan Hindistan ile nefes alma açısından yakınlaşmayı düşünen Çin, başbakan Zhu Rongji’nin Delhi’yi 2002 yılında ziyaret etmesiyle daha dengeli ve çevresiyle uyum içinde bir siyasal çizgi yönünde ilk adımı atmıştır.
3- Kuzey Kore’de Kim Yong-İl rejiminin G.Kore ile olan sorunlarının çözümünde diplomatik görüşmelerin yapılmasını destekleyen Çin, K.Kore’deki bu rejimin çökmesine izin vermeyecektir.

Çin Dış Siyasetinin Geleceği 
Özellikle 11 Eylül sonrası yoğun bir şekilde kendini yeni bir küresel hakimiyet çabası içinde bulmuş olan ABD’nin dikkatini başka yönlere çevirmesinden istifade eden Çin, Rusya ile ilişkilerini geliştirip yine Rusya ile beraber Şanghay Beşlisi işbirliği çerçevesinde Orta Asya’daki enerji kaynaklarından yararlanmaya dönük politikalar geliştirmiş ve Güneydoğu Asya ekonomik krizinde de akılcı yaklaşımlarla bölge ülkeleriyle siyasal ilişkilerini geliştirme yeteneğini göstermiştir. Bu bağlamda ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği)’nin ekonomik krizden sonra kendi içinde zayıflaması üzerine ASEAN ülkelerine mali yardımda bulunarak, bölgede ABD ve Japonya’nın potansiyel üstünlüklerine alternatif yaratma başarısını göstermiştir.

Bütün bunlardan, küresel hakimiyet anlamında, ekonomik gelişmesi açısından ABD’nin gelecekteki en büyük rakibi görüntüsünde olan Çin’in, bu gelişme eğiliminden güç alarak ve ABD’nin çok geniş alandaki uğraşlarını değerlendirerek, çevresindeki sıkıntılı coğrafyaya karşın iyi bir siyaset izlediğini söyleyebiliriz.

Ancak en büyük rakibi ABD ile ilişkilerine bakarsak dış siyasetinin geleceğinin çok da güllük gülistanlık olacağını söyleyemeyiz. Bir kere her iki taraf da birbirlerinin niyet ve adımlarından kuşkuludurlar. Özellikle ABD, sağladığı ticaret kolaylıklarına rağmen silahsızlanma konusunda Çin’e güvenememektedir. Ayrıca Çin’deki insan hakları ve din özgürlüğü uygulamaları ABD tarafından rahatsızlık konusudur. Yine ABD’nin Çin ile ticaretinden yaklaşık 100 milyar dolar civarında sürekli bir açığı olması ve bunun rahatsızlıkları ile Tayvan faktörleri de, 11 Eylül’den sonra belirgin bir yakınlaşma içine giren bu iki ülkenin çok istikrarlı bir gelecekleri olmasını engellemektedir.

Yazar: Ali KÜLEBİ (TUSAM)

Kaynak: tusam.net/makaleler.asp?id=65&sayfa=25

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Rusya’nın Ortadoğu Politikası

Rusya Tarihsel geçmişi çok eski olan dünyanın en geniş topraklarına sahip olan ve dünyada komünizmin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle