kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Çin'in Nükleer Enerji Politikası | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Çin’in Nükleer Enerji Politikası

Çin birçok alanda olduğu gibi nükleer enerji alanında da yaptığı atılımlarla adından söz ettirmektedir. Nükleer enerji alanındaki tecrübeleri bu alanda çalışma yapan önde gelen ülkelere nazaran az sayılsa da hızlı bir gelişme kaydetmektedir. Dünyada inşa edilmekte olan reaktörlerin yarısının inşasını devam ettirmekte olan Çin, Japonya’da Fukuşima nükleer santralinde deprem dolayısıyla meydana gelen kazadan sonra dikkatleri yine üzerine çekmiştir.

Çin’in Enerji Problemleri

Çin enerji konusunda başlıca şu problemlerle karşı karşıya bulunmaktadır: İlk olarak Çin’in göz kamaştıran ekonomik kalkınması ve elektrik üretimi arasında dengesizlik bulunmaktadır. Bundan dolayı Çin’in özellikle güney kesimlerindeki bazı bölgelerde elektrik kesintisi uygulanmaya devam edilmektedir. İkinci büyük problem Çin’in enerji ihtiyacının büyük kısmını kömürden sağlamasıdır. Halen enerjisinin %70’ini bu yol ile tedarik eden Çin, atmosfere saldığı zehirli gazlarla dünyanın büyük tepkisini çekmesinin yanında ileride yaşanacak olası çevresel problemler ve insan sağlığının tehlikeye girmesi ile geleceğini ipotek altına almaktadır. Zira Çin, zehirli gaz üretmede Amerika’yı da geride bırakarak dünyada birinci sıraya yükselmiştir. 2009 Kopenhag Zirvesinde en dikkat çeken ülkelerden biri olan Çin, % 70 oranında olan fosil yakıt kullanımını, 2020 yılında yüzde 50’ye indirmeyi planlamaktadır. Fakat Çin’in gelecekte üreteceği elektriğin şimdiye göre çok daha fazla olacağı düşünüldüğünde bu oran yine Çin ve atmosfer için ciddi riskler taşımaktadır. Ayrıca kömürün ülke içi taşınması Çin’e çok pahalıya mal olmakta, kuzey ve iç bölgelerde çıkartılan kömürün kıyı şehirlerine taşınması lojistik açıdan Çin ekonomisine büyük külfetler getirmektedir. Üçüncü büyük ve en ciddi problemlerden biri de enerjide dışa bağımlılık ve bu dış enerji kaynaklarının istikrarsızlığıdır. Çin’in petrol ve doğalgaz ithal ettiği bölgelerin birçoğu istikrarsızlıkları ile Çin’i endişeye sürüklemektedir.

Çin halihazırda devam eden veya gelecekte derinleşmesi muhtemel olan bu enerji problemlerini tasarruflu elektrik kullanımı, alternatif enerji çeşitleri üretme ve enerji kaynakları sayılarını zenginleştirme şeklinde sıralanabilecek önlemler ile çözmeyi düşünmektedir. İkinci çözüm yolu olarak sunulan alternatif yenilenebilir enerji kaynakları üretme politikası kapsamında nükleer enerji Çin için büyük önem arz etmektedir. (Nükleer enerjinin yenilenebilir temiz bir enerji kaynağı olduğu konusunda tartışmalar devam etmektedir. Fakat Çin nükleer enerjiyi yenilenebilir enerji kaynakları kapsamına almaktadır.) Bu bağlamda aşağıda önce Çin’in diğer enerji çeşitleri ile alakalı kısa bir değerlendirmeden sonra Çin’in nükleer enerjideki durumu ve politikalarına değinilecektir.

Çin’in Diğer Enerji Çeşitlerine Bakışı

Japonya depremi sonrası hakim olan dünya nükleer endüstrisindeki endişe verici durumun Çin’de de diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının çoğaltılmasının daha da önünü açması bekleniyordu. Fakat Çinli araştırmacı Jia Huaidong kısa bir süre sonra: “Dünyada kömürü en çok kullanan ülke olarak Çin’in kısa sürede bu yapısında düzenlemeler ve değişiklikler yapması ne yazık ki çok zordur” dedi. Jia makalesinde ayrıca birçok Çinli gibi rüzgar, solar veya fotovoltaik gibi enerji çeşitlerinin daha gelişme aşamasında olduklarını ve kısa sürede büyük bir gelişme kaydetmelerinin zor olduğunu belirtti. (1)

Güneş enerjisi üretmenin maliyetlerinin çok yüksek olması, rüzgar enerjisinin özellikle depolanması konusundaki teknoloji eksikliği ve enerji ihtiyacının yüksek ve acil olduğu durumlarda rüzgar olmama çekincesi Çin’i düşündürmektedir. Doğalgaz kullanımı sırasında salınan zehirli gazların oranı kömürün yarısı kadardır. Dolayısıyla son zamanlarda dünyada dikkatleri üzerine çekmektedir. Özellikle Japonya’daki depremden sonra uranyum fiyatlarında %30 oranında bir düşüş kaydedilirken doğalgaz fiyatları aniden %10 oranında artış göstermiştir. Doğalgaz fiyatlarındaki ani iniş çıkışlar Çin’de her ne kadar doğalgaza bir yönelme sağlamışsa da nükleer enerji gibi bir yöneliş olmayacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz enerji çeşitlerine nazaran hidroelektrik santralleri Çin için ayrı bir öneme sahiptir. Sanxia barajını inşa ederek dünyanın en büyük barajına kavuşan Çin, on ikinci beş yıllık plan (shierwuguihua) kapsamında hidroelektrik santralleri birinci sıraya koyduğunu ilan etmiştir. Raporda beş yıl içinde altmıştan fazla hidroelektrik santral inşa edilmesine başlanacağı belirtilmiştir. (2) Çin’in sahip olduğu su kaynaklarının % 80’inin Sichuan, Yunnan, Tibet gibi genellikle batıya doğru olan kesimde yer aldığı göz önüne alındığında bu santrallerin çoğunun bu bölgelerde yer alacağı düşünülmektedir. Fakat diğer yandan Çin gibi büyük topraklara ve nüfusa sahip ülkenin nehirleri keserek devasa barajlar inşa etmesi çevreci örgütler tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Zira ekolojiye verdiği zararın yanında bu tip devasa barajların yıkılması en az nükleer santraller kadar bir zarara veya ölümlere neden olabilecektir. Mesela Sanxia barajının yıkılması veya olası bir Tayvan krizinde bombalanması durumunda milyonlarca insanın ölmesine ve milyarlarca dolarlık zarara sebep olacaktır. Bunun dışında Çin baraj yaptırılacak bölgelerden göç ettirilen halkın başlatacağı bir ayaklanma riskini de almaktadır.

Çin’de Nükleer Enerjinin Dünü ve Bugünü

1954 yılında Sovyetler Birliğinin ilk defa nükleer enerjiyi kullanmasıyla bu teknoloji yarım asrı aşkın bir yaşa ulaşmıştır. Çin’in dışa açılım kararını alan efsanevi lider Deng Xiaoping geçmişte “Nükleer enerji iyi bir şey, boş vermemek lazım. Fakat biz bu alanda ne yazık ki çok geç kaldık” demiştir. Deng’ın da belirttiği gibi Sovyetlere göre bu çalışmalara biraz daha geç başlayan Çin’in nükleer enerji tarihi 3 döneme ayrılmaktadır: Bunlar geçtiğimiz asırda 80’li yıllardan 90’lı yılların ortasına kadar olan ‘başlangıç dönemi’, 90’lı yılların ortasından 2004 yılına kadar olan ‘küçük ölçekli gelişme dönemi’ ve 2004’ten günümüze devam eden ‘hızlı gelişme dönemidir’. (3)

Çin’in ilk nükleer santralinin hikayesi bir hayli ilginçtir. Meşhur Çinli Başbakan 2 Şubat 1970’te katıldığı bir seremonide “Uzak geleceğe dönük düşünecek olursak, Şanghay ve Doğu Çin’in elektrik problemini ancak nükleer enerji ile çözebiliriz” demiştir. (4) Daha sonrasında Çin hükümeti bu sözlerin söylendiği gün anısına ‘728’ projesini başlatmış ve böylece 1 haziran 1983’te Çin’in ilk nükleer santrali olan Qinshan nükleer santralinin yapımına başlanmıştır. Yaklaşık 8 yıl sonra 31 Ekim 1991’te reaktör çalışmaya başlamış ve Çin böylece ilk santraline kavuşmuştur. Ayrıca Çin sırasıyla Rusya, Amerika, İngiltere, Fransa, Kanada ve İsviçre’den sonra kendi imkanlarıyla nükleer santral dizayn ve inşa edebilen yedinci ülke konumuna yükselmiştir. Daha sonrasında Fransız teknolojisi kullanılarak inşa edilen Dayawan santrali inşa edilmiş ve başlangıç dönemi tamamlanmıştır.

Yayınlanan dünya nükleer endüstri raporuna göre Çin Halk Cumhuriyeti’nde toplam kapasitesi 10048 MWe (megawatt electric) olan 13 reaktör çalışır durumda bulunmaktadır. Dünyanın diğer ülkelerinde toplam 37 istasyon inşaat halinde bulunurken Çin tek başına 27 nükleer santralin inşaatını sürdürmektedir. Bu da demek oluyor ki dünyada toplam 64 nükleer santral inşaat halindedir ve Çin bunların yarısını tek başına sürdürmektedir. İnşaat halindeki santrallerin toplam kapasitesi 27230 MWe olacaktır. Çin’i 11 santral ile Rusya takip etmektedir. 2010 sonu itibarı ile dünyada çalışmakta olan 437 reaktör bulunup toplam kapasiteleri 370446 MWe’dır. Nükleer enerji kullanan ülkelerin ortalama kullanım oranı %16 iken Çin’in nükleer enerji miktarı sadece %2’ye tekabül etmektedir ve halen toplam nükleer elektrik kullanım standartlarının çok altındadır. Fransa elektriğinin %74’ünü nükleerden sağlayarak bu konudaki liderliği elinde bulundurmaktadır. (5)

Fukuşima Faciası Sonrası Dünyada ve Çin’deki Durum

Fukuşima nükleer santralindeki kaza dünyada büyük bir yankı uyandırmıştır. Fakat bu ilk nükleer kaza da değildir. İngiltere’de ilk nükleer kazanın meydana geldiği 1957’den bu yana birçok ülke nükleer kazalara değişik tepkiler vermiştir. 1957’de İngiltere’de meydana gelen kaza 10 kusür yıl siyasetçiler arasında ateşlice tartışılan bir konu olmuştur. Fukuşima’dan sonra da İngiliz hükümeti hemen kazanın İngilitere’nin şimdiki ve gelecek nükleer enerji politikalarına olabilcek etkilerine dair bir rapor istemiştir. Halihazırda İngiltere önümüzdeki 10 yıl içinde 5 nükleer santral inşa etmeyi planlamaktadır. Japonya’daki kaza endişelere sebep olmuşsa da İngiltere’nin nükleer enerji planlarını durdurması şimdilik düşünülmemektedir. 1979’da ABD’de Three Mile Adası nükleer faciasından sonra ABD 30 küsur yıl nükleer santral inşa etmemiştir. 2008 yılında ABD’de nükleer santral için 22 başvuru olmuş, geçtiğimiz yıl itibarı ile bunlardan birisi kabul edilmiştir. Aslında ABD’nin önce gelen enerji firmaları nükleer enerji konusunda çok isteklidir. Fakat kredi sıkıntılarının yanında özellikle halkın nükleer enerjiye olan olumsuz bakışının şirketlere negatif bir etki yapacağı düşüncesiyle ertelenmektedir. Fukuşima kazası sonra ABD’deki 104 nükleer santralde geniş bir güvenlik taraması yapılması kararlaştırılmıştır. Fakat nükleer enerjiye verilecek krediler için gerekli tasarı meclisten geçirilmiş ve nükleer enerjiden vazgeçilmeyeceği açıklanmıştır. Elektriğinin dörtte üçünü nükleer tesislerden karşılayarak bu pozisyondaki liderliği elinde bulunduran Fransa ise halihazırdaki 58 reaktörünü sıkı bir teftişten geçireceğini açıklamış, kamuoyundaki baskılara karşı da 40 yıllık nükleer tecrübeleri bir referanduma sunarak feda etmeyeceklerini ilan etmiştir. Rusya’da çalışmakta olan 32 nükleer tesisin dışında 11 tanesi de inşaat halindedir. Putin tesislerin bir güvenlik taramasından geçirileceğini ilan etmiş fakat nükleer enerjiden istifadenin durdurulması konusunda herhangi bir karar alınmamıştır. 2050 yılında bütün elektrik ihtiyacının %25’ini nükleerden karşılama planları yapan Hindistan da şu andaki tesislere yönelik bir güvenlik taraması yapılacağını fakat vazgeçmenin söz konusu olmadığını açıklamıştır. 21 tane nükleer santrale sahip Kore’de de bilim ve ekonomi bakanı nükleerden başka çareleri olmadığı şeklinde açıklama yapmıştır. Brezilya hükümeti de inşaat halinde olan bir reaktörünün yapımını şimdilik durdurduğunu duyurmuştur.

Öte yandan Fukuşima kazası sonrası çok radikal kararlar alarak nükleer enerjiyi terkedeceğini açıklayan ülkeler de ortaya çıkmıştır. Kazadan sonra İsviçre hükümeti şu anda sahip olduğu 5 nükleer tesise yönelik yenileme çalışmalarını durdurduğunu açıklamıştır. Ayrıca bu nükleer tesislere yönelik gerekli güvenlik tedbirleri alındıktan sonra en geç 2034 yılından önce bütün tesislerin kapanmış olacağını duyurmuştur. Almanya hükümeti de uzun tartışmalardan sonra en geç 2022 yılından önce bütün nükleer tesislerini kapatacağını açıklamıştır. Ayrıca uzun süre çalışmakta olan 5 nükleer tesis de halkın endişelerinden dolayı Merkel hükümetince tamamen kapatılmıştır. İtalyan hükümeti de düzenlediği referandumda halkın ret oyları karşısında nükleer enerjiden vazgeçen ülkeler kervanına katılmıştır.

Japonya’da meydana gelen nükleer faciası Çin’in canla başla yürüttüğü nükleer enerjideki ‘büyük sıçrayışına’ soğuk bir duş aldırmıştır. Kısa planda mutlaka Çin’in nükleer enerji gelişimini etkileyecektir. Fakat uzun planda nükleer enerjinin gelişmesi durdurulamazdır. (6) Kazadan beş gün sonra Çin Hükümeti, Başbakan Wen Jiabao’nun yönettiği toplantıda özetle şu kararları almıştır:

1.    Çalışmakta olan bütün nükleer santrallerde acilen, ayrıntılı ve tam bir güvenlik taraması yapılacaktır. Gerekli önlemler alınarak güvenlik garanti edilecektir.
2.    Nükleer santrallerdeki güvenlik yönetimi güçlendirilecektir. İlgili birimlerin teftişleri arttırılacak ve olası durumlarda santrallerin olayı ivedilikle haber vermeleri ve problemi çözmeleri sağlanacaktır.
3.    İnşa edilmekte olan diğer santraller yeniden denetime tabi tutulacaktır. En son teknoloji standartlarına uymayan santrallerin inşası durdurulacaktır.
4.    Bundan sonra yapılan yeni nükleer santral inşa etme başvuruları daha sıkı bir onaylama prosedürüne tabi tutulacaktır, yeni başvurular şimdilik askıya alınacaktır. (7)

Çin hükümeti bu kararları almış olsa da akademisyenler yayınladıkları makaleler ile veya değişik görevliler yaptıkları açıklamalarla nükleer enerji çalışmalarının durdurulmasının söz konusu olmadığını söylemişlerdir. Qinghua Üniversitesi profesörlerinden Zhang Xiliang, Japonya’daki kazanın Çin’in politikalarına çok küçük bir etki yapacağını, planların eskisi gibi devam edeceğini söylemiştir. Shanghai Elektrik şirketi mühendislerinden Cheng Yingming yaptığı açıklamada Çin’in elindeki nükleer tesislerin geçtiğimiz asrın 90’lı yıllarında inşa edildiğini, ikinci nesil reaktörlere yeni özellikler eklendiği ve Japonya’dan teknolojik olarak daha ileri ve güvenli olduğunu söylemiştir. Chen şu andaki enerji ihitiyacından dolayı Çin’in nükleer enerji politikalarının değişmeyeceğini beyan etmiştir. (8) Cao Mingwang Çin’in nükleer enerjiyi geliştirmesinin gitmeye zorunlu olduğu bir yol olduğunu söylemiştir. (9)

(10)

Çin’in Nükleer Enerji ile İmtihanı

Bilindiği gibi nükleer santraller faydalarının yanında, her ülke için değişik riskler ve dezavantajlar da taşımaktadır. Birçok Çinli yetkili ve akademisyen Japonya’daki kazanın güzel bir uyarı olduğu ve gereken tedbirlerin alınacağı konusunda açıklamalar yapsa daÇin için riskler hala devam etmektedir. Her şeye rağmen Çinli yöneticiler için nükleer elektrik kapasitesi 2020’de 60 Gwe (gigawatt electric), 2030’da 200 Gwe ve 2050’de 400 Gwe olarak planlanmaktadır.

Mesela yukarıdaki haritada kırmızı ile işaretli olan yerlerde Çin’in nükleer santralleri bulunmaktadır. Bu bölgelerin özelliği Çin’in vergi gelirlerinin neredeyse %80’ini karşılamalarıdır. Bu bölgelerdeki nükleer santrallerde meydana gelecek büyük bir kaza Çin ekonomisine ciddi zararlar verebilir. Ayrıca nüfus yoğunluğunun çok olduğu bu bölgelerde yönetim hatasından kaynaklanan bir kaza özellikle dar gelirli kişilerin bu bahane ile ayaklanmalarına sebep olabilir. Bunların da ötesinde bir savaş durumunda bu santrallerden 5-6 tanesinin vurulması ülkeyi felce sürükleyebilir.

Öte yandan yolsuzluklar da ülkelerin nükleer enerji konusundaki güvenliğini tehlikeye atabilmektedir. Mesela Filipinler’de meydana gelen olaylar silsilesi bunu doğrular mahiyettedir. Dışarıdan 2 küsur milyar dolar borç alarak inşa edilen nükleer santral projesi zamanın cumhurbaşkanın dostlarına verilmiştir. Yüksek meblalarda alınan ‘komisyon’ veya yapılan yolsuzluklarla inşaatın maliyetlerinin çok aşırı şekilde yükselmesine sebep olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca 1978 ve 1992 yıllarında hükümet tarafından tesislere gönderilen müfettişler santralde hiçbir sıkıntı olmadığı yönünde rapor vermişlerdir. Fakat başka uzmanların yaptığı araştırmalar neticesinde tesislerde 200 tane hasar olduğu ortaya çıkmıştır.

Çinli araştırmacı Yi Peng nükleer enerjideki yolsuzluklar konusunda şunları söylemektedir:

Çin’in geçmişinde de devlete ait nükleer şirketlerdeki bazı yöneticiler yolsuzluktan yakalanmıştır. Bu da dış ülkelerin Çin’deki santrallerin güvenilirliğine ve saydamlığına şüpheyle yaklaşmalarına yol açmıştır. Yolsuzluklar beraberinde kalite konusundaki problemleri de getirir. İnşaattaki kalite ise nükleer enerji gelişiminin temelidir. Çin’in nükleer enerjideki büyük atılımı ve bunun ortaya çıkardığı dev çıkar pastası bu kişilerin yolsuzluğa başvurmalarına sebep olmaktadır. Şu anda inşaat halinde olan 28 ünite bulunmaktadır. Fakat bunların hazırlık ve kurulum aşamalarında çok büyük meblalar harcanmaktadır. Kimse sırf güvenlikten dolayı harcanan bu astronomik rakamların kaybedilmesini istememektedir. Diğer taraftan güvenlik kontrollerini yapan kişiler belirli bir çevreye ait insanlardır ve yapılan güvenlik taramaları bir kısım çıkar gruplarının etkisinde kalması engellenemez. Normal halkın içinde de uzman bir şekilde bunları denetleyecek kimse bulunmamaktadır. Dolayısıyla inşaat halindeki projelerin durması çok zordur, en fazla belki sadece süreleri biraz daha uzayabilir. (11)

Bunlar dışında Çin nükleer enerji konusunda az zamanda çok işler yapmak istemektedir. Başlattığı ‘büyük atılım’ bazı güvenlik veya kalite standartlarından taviz vermesine de sebep olabilir. Ayrıca güvenlik kontrolleri ve santrallerin yönetilmesi konusunda halen büyük bir eleman açığı olduğu belirtilmektedir.

Fakat ne olursa olsun, Çin’in büyüyen ekonomisine paralel olarak hızlı bir şekilde artan enerji ihtiyacı düşünüldüğünde nükleer enerjiyi tamamen terketmesi şimdilik mümkün görünmemektedir.

Notlar:

(1) Jia Huaidong, Zhongguo Hedian Kunjing yu Jingshi, Ziyuan yu Renju Huanjing, 2011-06, s. 52.
(2) “Shi Er Wu Guihua” Jiang You Chaoguo 60 ge Shuidian Xiangmu Kaigong, 30-08-2011, http://news.qq.com/a/20110830/000907.htm
(3) Zhang Qingxia: Zhongguo Hedian Fazhan Xianzhuang ji Weilai Guihua, Hangye Guancha, 2011-7, s. 22.
(4) China National Nuclear Corporation Website: Zhongguo Di Yi Zuo Zijian Hedianzhan, 26-11-2008, http://www.cnnc.com.cn/tabid/375/ctl/Detail/mid/1106/ItemId/209/Default.aspx?ContainerSrc=%5BG%5DContainers%2F_default%2FNo+Container
(5) M. Schneider, A. Froggatt, S. Thomas: World Nuclear Industry Status Report 2010-2011 (draft), s. 68-69, http://www.worldwatch.org/system/files/pdf/WorldNuclearIndustryStatusReport2011_%20FINAL.pdf
(6) Yi Peng: Dang bu Zhu de ZhongguoHedian, Zhongguo Sanxia, 2011-7, s. 43.
(7) Shou Riben Hedian Zhan Xielou Yingxiang Wo Guo Zanting Shenpi Xin Hedian Xiangmu, 17-03-2001, http://news.cntv.cn/20110317/105658.shtml
(8) Cao Mingwang, Zhongguo Hedian Zhixing Haishi Xiang Youguai, Jinrong Jingji, 2011-11, s. 15.
(9) Ibid.
(10) Harita: http://news.workercn.cn/c/2011/03/17/110317074954339906930.html
(11) Yi Peng: Dang bu Zhu de ZhongguoHedian, Zhongguo Sanxia, 2011-7, s. 44.

Yazar: Salih TINMAZ

Salı, 25 Ekim 2011

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Azerbaycan bir demokrasi mi?

Cumhurbaşkanlığı makamı babadan oğla geçen bir rejim demokrasi olabilir mi? Olamaz tabii ama Aliyev, demokrasi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle