Her geçen gün rekorunu yenileyen petrol fiyatları kontrolsüz biçimde artmaya devam ediyor. İşte en son sebeplerden biri: 150 bin tonluk Japon tankeri "Takayama"ya, Aden açıklarında korsanlar saldırdı. Ve tabi ki; petrolün varili hemen yarım dolar fırladı. Bu olay bile durumun ne kadar bıçak sırtında olduğunu ispatlıyor. Üstelik tanker dolu bile değildi!
Petrol fiyatları, tarihin kırılma noktalarından birisi kabul edilen 11 Eylül 2001’den bu yana sürekli bir artış içinde oldu: Eylül 2001’de 17 dolar olan petrol fiyatları, Aralık 2002’de Venezüella ulusal petrol şirketindeki grevle 30 dolara, Aralık 2003’de İran, Irak ve Nijerya kaynaklı üretim kısıtlamalarıyla 33 dolara, Mart 2004’te ABD’nin Irak'ı işgali sonrası 40 dolara, Eylül 2005’te Katrina Kasırgası ile 61 dolara, Nisan 2006’da OPEC üretimi artırmayınca stok endişeleriyle 71,3 dolara, Kasım 2007’de Kuzey Denizi'ndeki kasırga tehdidiyle 98,62 dolara, Mart 2008’de ABD ekonomisinin durağanlığa gireceği endişesiyle 107 dolara, Nisan 2008’de 113 dolara ve nihayet sözünü ettiğimiz saldırı sonucu 120 dolara dayandı. Bu fiyata rağmen petrol fiyatları ile ilgili olumsuz öngörülerin ardı arkası kesilmiyor. Bunların en kötüsü ise fiyatın 200 dolar seviyesini görebileceği tahmini… Daha da kötüsü ise bu tahmini OPEC Başkanı’nın yapıyor olması…
Peki, bu olumsuz atmosferi hangi nedenler besliyor?
Pirinç ve buğday merkezli gıda sıkıntısının bioenerji alternatifinin cazibesini azaltması, talep artışına karşın petrol arzının aynı oranda artmaması ve doların değer kaybı. ( doların her yüzde 1’lik düşüşü, bir varil petrolün fiyatını 4 dolar artırıyor)
Petrol fiyatlarının artmasına Türkiye’nin de katkısı oluyor: Irak’a yaptığı ve gerektiği zaman da yapmaktan çekinmeyeceğini ilan ettiği operasyonlarla. Peki, petrol ihtiyacının yüzde 90’dan fazlasını ithalat ile karşılayan Türkiye, petrol fiyatlarındaki artıştan nasıl etkileniyor?
Türkiye’nin, en büyük kalemini petrolün ( geçen yıl 23 milyon ton) oluşturduğu enerji ithalatının faturasının 2008’de 40 milyar doları aşması bekleniyor. Bu da milli gelirinin, her yıl yüzde 1,5-2’sini, petrol ve doğalgaz üreten ülkelere transfer etmesi anlamına geliyor. Petrolde 1 dolarlık artış, ekonomiye 200 milyon dolarlık bir fatura çıkarırken, cari açığı 350 milyon dolar artırıyor. Ayrıca petrol fiyatlarındaki yükselişin, yıllık TÜFE’ye ortalama etkisinin de en az 2 puan olabileceği tahmin ediliyor. Enflasyonun artması ise tüketimin düşmesi, insanlarda tasarruf eğiliminin artması ve buna bağlı olarak ekonomik büyümenin yavaşlaması demek.
Acaba dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’de durum nasıl?
Dünya nüfusunun %5’ine, petrol tüketiminin ise %25’ine sahip ABD’nin günlük tüketimi günlük 20,5 milyon varil (1 varil= 159 litre ). Bu tüketimin 13 milyon varilini ithalatla karşılayan ABD, şu an petrolde %54 dışa bağımlı. İşte bu yüzden ABD, her türlü ihtimale karşı Meksika Körfezi sahili altındaki tuz mağaralarında 1 aylık ihtiyacını ( 685 milyon varil) stokta tutuyor ve bu miktarı 1 milyar varile çıkarmayı hedefliyor. (1)
Kısacası ABD, muazzam bir tüketim ülkesi. Öyle ki; bir yılda Çin ve Hindistan’ın toplamının 6 katı ekonomik tüketim yapan ABD’ye, Türkiye’nin bir yıllık petrolü sadece 9 gün yetiyor. Bu da ABD ekonomisinin Türkiye ekonomisinden yaklaşık 40 kat daha büyük olduğu anlamına geliyor.
Petrol fiyatlarındaki artış, işte bu yüzden en fazla ABD’yi ilgilendiriyor. Hem de kararsızlığa düşürecek derecede. Yükselirse mi daha iyi, düşerse mi?
Eğer petrol fiyatları yüksek seyrederse, üretim maliyetinin yüksek olduğu yerli üreticisi karını artırır. Ayrıca ABD, petrol çıkarma maliyetinin yüksek olduğu Orta Asya’da şirketleri vasıtasıyla tutunabilir ve böylece kendisi için hayati derecede önemli bölgeyi yönlendirme imkânına sahip olur. Uluslar arası petrol ticaretinde dolar kullanıldığı sürece ABD, dış ticaret açığını ve ekonomik risklerini belli bir seviyede tutulabilir. (Petrol satışında doları terk edeceğini açıklayan Saddam Hüseyin’in ve aynı niyeti dillendirdikten kısa bir süre sonra İran’ın başına gelenler petrolün dolarla işlem görmesinin ABD için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yeterli.)
Eğer petrol fiyatları düşük seyrederse, istikrarlı ve düşük fiyatlı petrolü ABD, daha az bir bütçe payı ile ithal edeceğinden ekonomisi bu durumdan olumlu etkilenir ve büyümesi hızlanır.
Tüm bunların ışığında petrol fiyatlarının ABD’nin istediği seviyede seyrettiğini söylemek yanlış olmaz. Eğer Bush şikayetçi olsaydı üretici ülkelerden “küçük bir rica”da bulunur ve duruma el koyardı. Aynı, babasının yıllar önce yaptığı gibi:
1986 yazında petrol fiyatları varil başına 10 dolar seviyesine geldiğinde, Washington’da yerel petrol ve uzun dönem arz güvenliği açısından kaygılar artmaya başlamış, dönemin Başkan Yardımcısı George Bush, Suudi Arabistan’a bir gezi düzenleyerek ABD çıkarlarına daha uygun gözüken petrol fiyatının varil başına 20 dolar civarında sabitlenmesi gerektiği şeklinde açık bir mesaj iletmişti. Sonrasında birkaç gün içinde petrol fiyatları gerçekten de neredeyse ikiye katlanarak varil başına 16-17 dolar seviyesine ulaştı.(2)
Her şeyin sebebinin belli olduğu ve Bush’un giderayak İran’a saldırmaya hazırlandığı günümüz dünyasında insan ister istemez Winston Churchill’in o meşhur sözünü hatırlıyor: “ Bundan böyle bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.”
(1)- (2): Al- Rodhan and Cordesman, The Changing Risks in Global Oil Supply and Demand, ss. 8-22. Aktaran: Prof. Dr. Kerem Aklin- Hv. Plt. Yzb. Sabit Atman, Küresel Petrol Stratejilerinin Jeopolitik Açıdan Dünya ve Türkiye Üzerindeki Etkileri, ss. 114- 117.
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
ABD'de "petro-otoriter ülkeler" olarak nitelendirilen devletler dolarla iş yapmaktalar. Doların bu kadar rağbet görmesi, ABD için her zaman bir avantaj olacaktır. Bunun ekonomik bağlamındaki argümanları ABD'de yayınlanan bir dizi kitaplarda dillendirilmektedir. Yine de, dünyanın doları (yanılmıyorsam Bretton Woods sisteminin çökmesiyle başlayan bir süreç) altının yerine kabul edilmesi, ABD'nin yükselmesi için vazgeçilmez bir unsurdu...
Bütün bunlardan bahsederekn ve Churchill'ın meşhur sözünü hatırlarken aklıma ilk gelen film, "There Will Be Blood" yapıtıdır...
[ Üye ]
Petrol Fiyatları, Türkiye ve ABDçizgi 19 Haz : 00:37 Cevapla
Yorumlar: 10
Üye: 12 May : 18:19
Petrol fiyalarının bu derece artmasının alternatif enerji ürünleri arayışlarını hızlandırması bakımından olumlu bir etki yaratacağını düşünüyorum.
Belki zengini olduğumuz BOR madeninin kullanımı da artık bir şehir efsanesi olmaktan öte anlam ifade etmeye başlayabilir. Ne dersiniz?
Ayrıca enerji geçiş güzargahındaki petrol boru hatlarımız sebebiyle, artan petrol fiyatlarının bir şekilde bize de olumlu bir katkısı var mıdır acaba?
[ Yeni Üye ]
--- herşey nokta ile başladı çizgi ile devam ediyor
Cevap : Petrol Fiyatları, Türkiye ve ABDftepealtı 22 Haz : 18:25 Cevapla
Yorumlar: 8
Petrol fiyatlarının yükselmesi tüm dünyada olduğu gibi bizde de alternatif eneji kaynaklarının yaygınlaştırılması çalışmalarını hızlandıracaktır. Bu bakımdan ülkemizin şanslı bir ülke olduğu ( özellikle rüzgar konusunda) söylenebilir. Ayrıca kendi adıma her zaman savunduğum nükleer santraller de daha kısa zamanda devreye sokulabilir.
Bor mineralinin petrolün yerine kullanılabilmesi ise maalesef yakın dönemde pek mümkün görünmüyor. Bu konudaki en büyük sıkıntı ise boru sıvılaştıracak teknoloji konusundaki sıkıntımızdır.
BTC Petrol boru hattı güzergahına sahiplik yapıyor olmamızın ise bize bu konuda konsorsiyum üyesi olduğumuz için ( TPAO %6.53) petrolü nispeten daha ucuza temin etme avantajı sağlıyor. BTC'nin bize asıl katkısı ise yüklemede varil başına aldığımız yükleme ve geçiş vergileridir. (Şu ana kadar bu yolla kazandığımız geliri 1.5 milyar doları aştı.)
Petrol Fiyatları, Türkiye ve ABDçizgi 27 Haz : 01:01 Cevapla
Yorumlar: 10
Üye: 12 May : 18:19
Rüzgar enerjisi en akılcı, çevreci çözüm sanırım. Bizde yeterli kuvvette rüzgar akımı da var. Siemens'in harika bir reklamı vardı; Görüntüde bir deniz üzerine binlerce rüzgar türbinleri olan.
Nükleersantral tehlikeli duruyor. Çevre ve insan sağlığı için çok büyük tehdit arzediyor. Getirisi yüksek evet ama faturası ağır olabilir.
[ Yeni Üye ]
--- herşey nokta ile başladı çizgi ile devam ediyor
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu projesinin Türkiye ayağının temeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından bugün atıldı. Hayırlı olsun...
TRT'DE BOSNA BELGESELİ-Ankara Arı Stüdyosu’ndan gün boyu yapılacak canlı yayın sırasında belgeseller, dramalar ve filmlerle, stüdyo konukları ve telefon bağlantılarıyla, Bosna / Srebrenitsa’dan naklen yayınlanacak açıkoturum programıyla; yaşananlar, soykırımın bütün boyutları bir kez daha gözler önüne serilecek. 11.07.08
..Bütün bunların üstüne Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli Adın kurtuluştur ama söylememeliyim Can kuşum, umudum, canım sevgilim.
Siteye giriş yaparken "Beni hatırla" kutucuğunun etkinliğini kaldırısanız, çıkış yapmanız da problemle karşılaşmazsınız. Kaldırmadan giriş yapmanız halinde üye girişiniz bir süre sitede online kalacaktır.
ÖSS'ye girecek tüm arkadaşlara hayırlı başarılar diliyorum.Rabbim gönlünüzce olanı nasip eylesin..Ayrıca sitenin yeni çehresi de hayırlı olsun yakışmış.Emeği geçenlere şükranlar...
"AR-GE PROJE PAZARI - PROJE FİKRİ POSTER SUNUŞLARI" 14 Haziran 2008 Saat 9.30 da S.Ü Süleyman Demirel Kültür Merkezi Malazgirt Salonun'da yapılacaktır.Tüm öğretim üyeleri ve araştırmacılar davetlidir...
size birşey sormak istiyorum. şu birleşmiş milletlerin 1974 de yayınlanan 3314 ve 1968 de 2444 sayılı rezssolutionlarını nerden bulabilirim un sitesinde bulamadım ben onları??????
Beykent Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gamze Güngörmüş KONA ile gerçekleştirdiğimiz "Irak'ın Geleceği ve Türkiye'ye Yansımaları" konulu röportaj yayındadır. Makale ve içerik menümüzden, röportajlar bölümünden ulaşabilirsiniz.