İrlanda’nın Lizbon Anlaşması’na “hayır” demesinin hemen ardından, dönem başkanlığına Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy geldi. Türkiye’nin Birlik üyeliğine karşı, olumsuz tavır almakla bilinen Sarkozy’nin bu senenin ikinci altı boyunca Avrupa Birliği’nin başkanı olması, Türkiye’nin üyelik sürecini nasıl etkileyecek sorusunu gündeme getirdi.
50 yıldır devam edegelen Avrupa’nın inşa sürecinde, lokomotif aktörlerden biri olan Fransa, 2005 yılında Avrupa Anayasası’na “hayır” diyerek bir taraftan Birlik içinde “değer” yitimine uğramış diğer yandan Birliği gelecek belirsizliğine sürüklemişti. 1 Temmuz itibariyle devraldığı AB dönem başkanlığı, Sarkozy’nin farklı politika çizgisiyle birleşerek, geçmişteki bu menfi intibayı gidermek üzerine şekilleneceğe benziyor. Zira Fransa’nın Lizbon Anlaşması’nı ilk onaylayan ülkelerden olması ve Sarkozy’nin İrlanda’yı ikna etme girişimleri, 2005 krizinin genel yargısından kurtulma çabaları olarak değerlendirilebilir.
Lizbon Antlaşması ile ilgili sorun şu ki, tek sorun sadece İrlanda değil. Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler, Alman Anayasa Mahkemesi’nin ricası üzerine Anayasa metnini imzalamayı askıya aldı. Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski de İrlanda’nın anlaşmayı reddetmesi nedeniyle şu aşamada imzalamanın “anlamsız” olacağını söyledi. Lizbon Anlaşması’nın 27 üye ülke tarafından imzalanması gerekliliği dikkate alınırsa, bu anlaşmanın hayata geçmesini önemseyen Fransa’nın işi zor. Şimdi Almanya Anayasa Mahkemesi’nin kararı beklenirken, İrlanda ve Polonya’nın ikna edilmesi gerekecek. Kendilerini aşan bir küreselleşmenin handikaplarıyla bocalayan Avrupa, Lizbon Antlaşması gibi Birliğin siyasi bütünlüğünü tesis edecek büyük projeleri hayata geçirmede yetersiz kalmaktadır.
Sarkozy, başkanlık yaptığı dönem içinde AB’yi anayasal birliğe ulaştırma başarısına imza atmanın peşinde. Bunda muvaffak olup olamayacağını ise göreceğiz.
Diğer yandan Türkiye’nin AB üyeliğine engel olmak için kafa işleten Sarkozy ve kurmayları, Türkiye’deki siyasi krizden nemalanmayı ıskalamadılar. Gündemdeki kapatma davası, Sarkozy’nin “Türkiye’de olup bitenler, Türkiye’yi AB üyeliği perspektifinden uzaklaştırmıştır.” yorumunu yapmasına fırsat vermiştir. Seçimle iktidara gelen bir partinin kapatılmasını Türkiye’nin demokratik ve Avrupalı olmadığına bağlayan Sarkozy, karşı olduğu Türkiye’nin üyeliğinde elini güçlendirdiği açık. Sarkozy, eline kuvvetli bir koz geçtiğinin farkında ve doğal olarak da bu kozu kullanıyor.
İktidar partisinin kapatılması halinde AB’li liderlerin kararının ne olacağı ve ne yapacağı merak konusu. Şimdilik konuya ilişkin net bir açıklama yok. Süreci askıya almanın olası olmadığını düşünüyorum. AB, Türkiye ile inişli çıkışlı bu ilişki boyutuna alışkın. İlk defa karşılaştığı bir durum da değil. AB, ne AKP ile var olan bir oluşum ne de AKP kapanınca üyelik süreci yarım kalacaktır. Türkiye’nin kökleşmiş devlet politikası AB ile ilişkilerin seyrinde belirleyici rol oynayacaktır.
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Yorumlar
Sarkozy’nin mi işi zor Türkiye’nin mi?D. Kosnazar 10 Tem : 18:03 Cevapla
Yorumlar: 7
Üye: 25 Tem : 22:59
Sarkozy warns on ‘multi-speed’ Europe, FT.com. 10-07-2008
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, sanayileşmiş ülkelerden oluşan G-8'e Çin, Hindistan, Güney Afrika, Meksika ve Brezilya'nın dahil edilmesi zamanının geldiğini söyledi...
ULUSLARARASI POLİTİKA ULUSLARARASI HUKUK I İDARE HUKUKU MAKRO İKTİSAT BİLİMSEL ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ BİLGİSAYAR I YABANCI DİLDE OKUMA VE KONUŞMA (İNG.) birde istatistik vardı ama biz mezun olmadan kalktı...başarılar...
Türkiye Afrika temaslarına tam gaz devam ediyor. "Sizin sözünüz" olacağız diyor Babacan, Çırağan'da. Yerlatı kaynakları bakımından zengin bir Afrika ülkesi olan Sudan da bu temasın içinde. Ancak devlet başkanı El-Beşir soykırım sanığı ve her an tutuklanabilir. Binlerce masumun "zalimi" bu adam, Afrika görüşmeleri için Türkiye'de devlet konuğu oldu.
kitap hakkında verdiğin bilgiler için sağol ayşenur. ayrıca uluslararası ilişkilerin ilk senesinde siyasi tarih dersinde okutulacak tarihi olaylardan hangileri en önemlidirler. şu anda bazı tarihi olayları derinlemesine analiz etmek istiyorum ve bu olayların önem sırası sizlere göre nedir? tabii ki tarih neden sonuçtur ama olayları bağımsız olarak ele alıp konuşursak ne dersiniz?