Tarih : Pazartesi 18 Ağustos 2008 Yazan : Daniyar KOSNAZAROV Kategori :KÖŞE YAZILARI > Daniyar KOSNAZAROV Yorum(lar) : 2 Görüntülenme : 221 10.0 - 1 değer -
Sovyetler Birliği’nin dağılması olgusu, farklı akademik çalışma, kitap ve gazetelerin ‘yorum’ sayfalarında, araştırma merkezlerinin sitelerinde sürekli vurgulanan bir vaka. Her bir uzman, söz konusu devasa gücün yıkılmasının nedenini araştırırken, meslektaşlarının yaptığı yorumlarından daha farklısını yapabilmekte, perspektifini farklı tarihsel olgu ve verilerle süsleyebilmektedir. Ünlü tarihçi Niall Ferguson’un sözlerinden istifade ederek, tarihin, “ölülerin dünyası” olduğunu kabul ettiğimiz sürece, artık öbür dünyada olan Sovyetler Birliği’nin, üzerinde yorum yapanlara cevap verebilme olanağının elinden alındığını anlayabiliriz. Böylece, yapılan yorumların SSCB’nin çözülmesine hak tanıyan hakikî sebeplerle uyuşup uyuşmadığı ayrı bir tartışma konusuna dönüşmektedir.
XX. YÜZYILIN FACİASI
Farklı tarafların temsilcileri, sübjektif bir tavır almayı yeğlerken, bazılarına göre SSCB’nin yıkılması bir tür nesnel “tarihsel çıkmazın”ın çabası olabilmekte, bir diğerleri ise, kuşku uyandıran, göreceli yorum yapmaktan kaçınmamaktadırlar. Nitekim Batı’nın bir zamanlar heyecanlı havası içerisinde yaptığı tahlillerinde geliştirilen söylemlerin etkisinin hala kendisini koruduğunu, ‘kötü-iyi’ dünya algılayış tarzından sıyrılamayan, Batı’nın bir takım etkili düşünür ve stratejistlerin yazdıklarından anlayabiliriz. Ağustos ayının sıcak günlerinde alevlenen son Gürcü-Rus çatışması ekseninde yapılan yorumlar bu açıdan aydınlatıcı olabilmektedirler.
Rusya’nın lideri Putin ise, ülkenin ve tüm post-Sovyet düzlemin geleceğine yönelik emelleriyle, SSCB’nin dağılmasını XX. yüzyılın bir faciası olarak nitelemişti. O eski devletin “ölüler dünyasından”, yeni bir çağda ona karşı –ve doğal olarak Rusya’ya da- hala nefret duyabilecek muhaliflerine layık bir cevap veremeyeceğini bilen Putin, ülkesini sadece SSCB’nin halefi olarak görmekle kalmaz, tüm o yapılan öznel yorumları çürütecek vekili olarak görmektedir. Tabii, yaptığım çıkarsamanın diğerlerin düştüğü hataya tekrar düşmesini önleyebilmek için, Putin tarafından doğrulanması gerekecektir. Sözlerimin onaylanıp, onaylanmadığını Rusya’nın ileride bölgesel ve küresel bazda atacağı adımlarından, izleyeceği siyasetinden kestirebiliriz.
“BATI’NIN DÜŞÜŞÜ”
Ağustos ayının sıcak günlerini adeta cehenneme çeviren Rus-Gürcü çatışması da, Rusya’nın bölgesel gelişmelere karşı tavrını açıklamakta, gelecekte sahip olmak istediği konumuna dair kesin ipuçlar sunmaktadır. Dünya gündemini işgal eden bu olay üzerinden hareket ederek, Rusya’nın ne tür stratejiye sahip olduğunu anlamak isteyenler az değildir, tabii ki. Yine de göze çarpan eğilimlerden bir tanesi, son olayda Rus tank ve savaş uçaklarının “Batı’nın değerlerini” taciz ettiğini düşünen yazarların sayısının fevkalade arttığıdır.
Gürcü lider Saakaşvili ise, Wall Street Journal’a yazdığı makalesinde, Gürcistan’ın düşüşünün postsovyet düzlemde “batı’nın düşüşü”nün simgesi olacağını söylemekte, Güney Osetya çatışmasının doğrudan -özgürlük ve demokrasi gibi- transatlantik değerlerle de ilişkili olduğunu iddia etmektedir.
Saakaşvili, Rusya’nın istilasını Sovyetlerin 1979 yılındaki Afganistan müdahalesiyle kıyaslarken, ünlü ABD analisti Brzezinski daha ileriye giderek, Putin hâkimiyetinde olan Rusya’nın siyasetini, Stalin ve Hitler döneminin uygulamalarına benzetmektedir. Bush dönemi siyasetinde etkisi hissedilen “yeni-muhafazakâr” kanadına yakınlığı ile bilinen, “tarihin geri dönüşü”nü ilan eden Robert Kagan da benzer bir niteleme yapmaktan kaçınmamıştı.
Aslında bu tür değerlendirmeler bize, meselenin sadece yerel bir meseleden ibaret olmadığını, global nitelikte olduğunu ve evrensel değerleri kapsadığını söylemektedir. Bunun yanı sıra, sadece bir ya da iki ülkeleri etkilemekle kalmadığını, daha kapsamlı bir boyut taşıdığını anlatmaya çalışmaktadır.
KIRILMA NOKTASI
Ama şu bir gerçek ki, Rusya’nın da bulunduğu Avrasya bölgesinin yakın tarihi tam da şimdi yazılmaktadır. Bir gün tarihe karışacak, şimdi de bulunduğumuz zaman kısmı bu açıdan dikkate değerdir. Bazılarının Rusya’nın “arka bahçesi” olarak niteledikleri Kafkasya’da alevlenen sıcak çatışmanın bölgede oluşmuş dengeleri zaafa uğratacağı kesin. Yeni kırmızı çizgilerin çizilmesi kaçınılmaz gibi görünmekte ve bunların etkisinin sadece lokal bir düzeyle sınırlı kalmayarak, uluslararası sistemdeki değişimin sözcüsü haline gelebileceğini öngörebiliriz.
Güney Osetya krizi ise, bir ‘kırılma noktası’ olarak nitelenebilir durumda. Bu tür olayların yakın geleceğimize ışık tutabilecek mahiyette olduğunu vurgulayabilir, gelecek nesiller için de tarihî değerinin büyük olacağını şimdiden kestirebiliriz.
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Yorumlar
Avrasya Yakın Tarihi Yazılıyorçizgi 23 Ağu : 00:56 Cevapla
Yorumlar: 17
Üye: 12 May : 18:19
Eski doğu bloku ülkeleri, baltık ülkeleri birbirine daha da kenetlendi.
Azerbaycan ve Ukrayna'yı zaten kaybetmişti.
Keza batılı devlet başkanlarının Gürcistan'a destek ziyaretleri Putin Rusya'sının Batı'nın desteğini de yakın sürede kaybedeceğini göstermektedir.
Orta ve uzun vadede Rusya'nın çok büyük kayıplara uğradığını düşünüyorum.
Rusya'nın kazançlı çıktığını düşünenler kazancın ne olduğunu açıklayabilir mi?
[ Üye ]
--- herşey nokta ile başladı çizgi ile devam ediyor
Dediğiniz batılı ziyaretçiler içinde Fransa, Almanya ve İtalya varsa dahi, bunların Rusya ile temaslarının var olduğunu bilirsiniz. Söylem bazında tabii ki batılı ülkeler ABD'ye daha yakın görünmektedirler. BM'nin son toplantıları bunu çok iyi kanıtlayacaktır. Ama batılı ülkelerin, daha doğrusu AB'nin önderleri konumunda olan yukarıda bahsedilen devletlerin Rusya'yı kaybetme lüksü yoktur. Bunu da siz gayet iyi biliyorsunuz. Bükreş'teki son NATO zirvesinde Gürcistan'ın örgüte dahil edilmesi konusundaki (yanılmıyorsam) ilk iki ülkenin tutumu, Rus faktörünün belirginleştiğinin işaretini vermiştir. Baltık ülkeleri tabii ki birbirine daha çok yakınlaşırlar. ABD de fırsatı kullanarak füze kalkanlarını yerleştirebiliyor oralarda. Meselenin sadece İran'da ibaret olmadığını da herkes biliyor. Condi Rice ta Varşava'daki konuşmasında İran tehdidinden söz etmedi, ama unutmuş olamaz; demek ki, başka neden vardır. O da Rusya Federasyonu tabii ki. AB'nin liderleri aslına bakılırsa, oynanan oyunların gözlemcisi değil, daha aktif bir politika izlemek istiyor. Sarkozy'nin "koşuşturma"sı da bu açıdan çok önemli. "Ortak dış politika" geliştirme isteklerinin sadece toplantı masalarında değil, müzakere masalarında kendisini sergilemesi lazım, diyor o zaman Sarkozy, Avrupalı meslektaşlarına. AB, Baltık bölgesiyle de doğrudan ilgilendiği için onları ilgisiz bırakamaz. Baltık ülkelerinin korkusu Rusya ise, AB lider ülkeleri Rusya'dan çatışmaktan ziyade, onun garantisini almak ta isteyebilir. Şimdi gösterilen toleranslı davranışları, bir gün onlar için de gerekli olacaktır. Kosova meselesi de, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin bu konudaki tutumuna yansıdı. Onların da bu meselede parmağı olduğu için, acil harekete geçme ihtiyacı doğmuş olabilir...
[ Üye ]
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, sanayileşmiş ülkelerden oluşan G-8'e Çin, Hindistan, Güney Afrika, Meksika ve Brezilya'nın dahil edilmesi zamanının geldiğini söyledi...
ULUSLARARASI POLİTİKA ULUSLARARASI HUKUK I İDARE HUKUKU MAKRO İKTİSAT BİLİMSEL ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ BİLGİSAYAR I YABANCI DİLDE OKUMA VE KONUŞMA (İNG.) birde istatistik vardı ama biz mezun olmadan kalktı...başarılar...