Türkiye yaklaşık yarım asır sonra ( en son 1961 yılında Polonya ile bir yıllık yarı dönemi paylaştık ) yeniden BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) geçici üyesi oldu. Batı Avrupa bölgesinden üç ülkenin aday olduğu seçimde Türkiye 151, Avusturya ise 133 oyla 2009-2010 geçici üyeliğine seçildi. Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın tek adayla gittiği seçimlerin kaybedeni ise bizim grubumuzda yer alan ve 87 oy toplayabilen İzlanda oldu. Aslında İzlanda’nın daha fazla oy alacağı tahmin ediliyordu ( ada devletleri arasındaki dayanışma malum ) ama ekonomilerini batırma noktasına getiren kriz, hesaplarını altüst etti.
Aslında Türkiye’nin bu başarıya ulaşması hiç de kolay olmadı:
Türkiye, adaylığını açıkladığı 21 Temmuz 2003 yılından beri Rum Kesimi ve Ermenistan haricindeki 187 ülkede kulis çalışmaları yaptı. Birçok fakir ülkenin üyelik aidatı ve borçlarının ödenmesi için 50 milyon dolarlık harcama yaptı. Daha sonra bu tutar, seçimin yaklaşması ile 100 milyon dolara ulaştı. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, 150'yi aşkın ülkenin dışişleri bakanıyla ikili görüşmeler yaptı. 170'i aşkın ülkenin devlet başkanları, başbakanları ve dışişleri bakanları ağırlandı ( bu ülkeler arasında Lesotho, Caicos, Yeşil Burun Adaları gibi siyasi ve ekonomik bağlarımızın hiç olmadığı ülkeler bile var ) . Ayrıca Türkiye, Dünya’nın dört bir yanında çeşitli toplantı ve işbirliği zirvelerine katıldı (Havana'da yapılan "Sosyalist ülkeler zirvesi"ne bile ). Ve bazen bu uğurda siyasi riskler bile aldı: Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanması istenen Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir de İstanbul’da ağırlandı ve destek istendi.
Tüm bunların yanı sıra Türkiye’nin son dönemlerdeki dış politika anlayışı da bu seçimde etkin bir rol oynadı: Suriye ile İsrail arasındaki görüşmelerde arabuluculuk yapılması, Kafkas krizi sırasında inisiyatif alınması, Ermenistan açılımı, ABD- İran gerginliğinde dolaylı katkı sağlanması, Kıbrıs sorununda çözüme yönelik tutum ve aynı anda birbiri ile ihtilaflı bir çok ülke ile “dost” sıfatı taşıyarak görüşebilen tek ülke olması.
İşte tüm bu çabaların sonucu: BM'nin her 5 üyesinin 4'ünden fazlasının oyunu alarak gerçekleşen BMGK geçici üyeliği.
Peki bu üyelik Türkiye’ye ne gibi avantajlar sağlayacak?
Türkiye, BM’nin diğer örgütlerinden farklı olarak bağlayıcı kararlar alan Güvenlik Konseyi’nde söz sahibi olacak. Çünkü, karar tasarılarının Güvenlik Konseyi'nden geçebilmesi için 15 üyeden en az 9'unun olumlu oyu gerekiyor; ama daimi üyeler ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa’dan biri veto hakkını kullanırsa oyunuzun hiçbir önemi kalmıyor ( Yani Türkiye, Dünyanın barış ve güvenliğini korumakla yükümlü olan bu kurulda en fazla silah üreten bu daimi üyelerle birlikte çalışacak ). Ayrıca Türkiye, dönüşümlü başkanlık sistemi uyarınca en az bir kez, bir aylığına Konsey Başkanlığı da yapacak.
Ekonomik avantajı bulunmayan bu üyelik sayesinde Türkiye, BM'nin ilgilendiği tüm konuları daha yakından takip edebilecek ve kendi sorunlarını dünyaya daha iyi anlatabilecek. BM bünyesinde çözülmeye çalışılan Kıbrıs’ın durumu ve Kuzey Irak merkezli terör sorunu gibi.
Ayrıca bu prestijli üyelik, son zamanlarda iyice dillendirilmeye başlanan BMGK’ nin yeniden yapılandırılması durumunda da elimizi güçlendirecek. Bu yeniden yapılanmanın Japonya, Hindistan, Güney Afrika ve Brezilya gibi yeni güçlerin sıkıştırmaları göz önünde tutulduğunda ( hele bir de buna ABD’nin yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle otoritesinin tartışılması da eklendiğinde ) artık hayal olmadığı söylenebilir. Bu durumda Türkiye, yeni BMGK’de daimi üyelik olmasa bile ( ama neden olmasın! ) sayıları artırılacak geçici üyeliklerde daha fazla yer alabilir.
Bu yeni yapılanma dışında bir de Sarkozy’nin önerdiği G-8 revizyonu var. Sarkozy, yeni dünya dengelerini yansıtması gerektiğini söyleyerek artık örgütün G-14 olmasını öneriyor. İşte Sarkozy’nin üye olmasını istediği 6 ülke: Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika, Güney Afrika ve Mısır.
Ve insanın Küçük Napolyon’a sorası geliyor: Dünya’nın en büyük 17. ekonomisi olan ve bu alanda Mısır’dan tam 35 sıra üstte yer alan Türkiye neden yok? Ama bu durumu çokta sorun etmemek gerekiyor. Hele Sarkozy’nin Akdeniz Birliği fiyaskosu ortada dururken.
Yani Türkiye, BMGK üyeliğini ulaşılmış bir hedeften çok yeni hedeflere ulaşılmasında kullanılacak yeni bir araç olarak görürse bu, daha idealist bir yaklaşım olacak. Özellikle Türk dış politikasının kurumsallaşması açısından…
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Yorumlar
Türkiyenin Dış Politika Vizyonuhg 01 Kas : 20:15 Cevapla
Yorumlar: 38
İç siyasetteki ciddi tökezlemelerine karşın AKP siyasası dış siyasette Türkiye'ye öngörülmeyen bir yol aldırdı.
Türkiye'nin dış siyasetteki idare-i maslahatçı tavrı nihayet son bulmuş gözüküyor. Bakalım devamını getirip yıllardır başımızı ağrıtan Kıbrıs, Ermenistan, Ege gibi sorunlarımızı istediğimiz gibi bir çözüme kavuşturabilecek miyiz? En azından bu yola sokabilecek miyiz?
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar... Benim bi ricam olacak kırım sorunu ve rusya hakkında detaylı bilgiye ihtiyacım var bana yardım edebilecek var mı aceba???
selam arkadaslar ben araıza yeni katıldım sol sütunda kredi kısmı ne demek oluyor bana açıklayabilir misiniz ya da öğrenebileceğim bir yer önerebilir misiniz simdiden sağolun
slm arkadaşlar.biz uluslararası ilişkilerci olarak disiplinini iyi okumalıyız ve kavramalıyız.sitemizdeki haberde israil başbakanı perez türkiyenin ab ye üyeliği ile ilgili bir açıklama yapmış bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)