Tarih : Perşembe 06 Kasım 2008 Yazan : Dilek FİLİZFİDANOĞLU Kategori :MAKALELER > Türk Dış Politikası Yorum(lar) : 0 Görüntülenme : 149 Oylanmadı -
Dünya ülkelerinin Afrika kıtasındaki ülkelere karşı olan ilgisi giderek artıyor. Pek çok ülke bu ilgisini kanıtlamak için 2005 yılını “Afrika Yılı” ilan etmişti ve Türkiye de bu ülkelerden bir tanesiydi. Afrika kıtasını temsil eden Afrika Birliği’nin (AFB) önemi de bu bağlamda giderek artıyor. Afrika ülkelerinin devlet başkanları pek çok zirve ve toplantıya davet edilir hale geldi. G8 ülkeleri bile son toplantılarına bazı Afrika liderlerini davet etmişlerdi. Bu yılın Ocak ayında AFB Çin, Hindistan ve Japonya’dan sonra Türkiye’yi de Afrika’nın stratejik ortağı ilan etmişti. Türkiye de üzerine düşenleri yerine getirmek adına geçtiğimiz günlerde sloganı "Ortak Bir Gelecek İçin Dayanışma ve İşbirliği" olan Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi İstanbul’da gerçekleştirdi.
Zirveye AFB’ye üye 53 ülkenin tamamı davet edildi ve bunlardan 50 tanesinden katılım oldu. Katılımların 6’sı devlet başkanı, 5’i cumhurbaşkanı yardımcısı ve 6’sı da başbakan düzeyinde gerçekleşirken diğer ülkeler başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı düzeyinde temsil edildiler. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Zirveye katılan bütün ülkelerin heyetleriyle ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde heyetler tarafından Afrika kıtasında Türkiye’ye ve Türklere karşı bir sempatinin ve saygının olduğu vurgulandı. Türkiye’nin Afrika’da daha etkin olmasının beklendiği ayrıca belirtiliyor. Şu an Afrika’da 12 büyükelçilikle temsil edilen Türkiye en kısa zamanda açılacak 15 yeni elçilikle birlikte 2009 yılında Afrika ülkelerindeki elçilik sayısını 30’a çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, bu zirve ile öncelikle Afrika ülkeleriyle her alanda işbirliği ve bu işbirliğinin sürdürülebilir hale getirilmesini amaçlıyor. Dile getirilmeyen ancak bilinen diğer bir amaç ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) geçici üyeliği adaylığında destek bulabilmek.
Zirvede neler olduğundan önce daha zirve başlamadan neler oldu ona bakmak lazım. Zirvenin duyurusu yapıldıktan sonra davet edilen ülkeler arasında biri vardı ki daha gelmeden nasıl ağırlanacağının endişeleri yaşanıyordu. Gittiği her yere çadırı ve devesiyle giden Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin bu Zirveye katılması durumunda devesiyle birlikle nasıl ağırlanacağını kara kara düşünen yetkililer Kaddafi’nin Zirve’ye katılmayacağını açıklamasının ardından rahat bir nefes almışlardı. Ancak bundan çok daha önemli uluslararası bir sorunla karşılaşılması davetlilerin gelmesiyle birlikte ortaya çıktı. Zira bu kez de soykırımla suçlanan Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan Ahmet El Beşir’in Zirve’ye katılmasıyla birlikte pek çok ülkeden tepkiler geldi. Daha önce de Türkiye’yi ziyaret eden El Beşir bu kez çok daha sert tepkilere neden oldu. Türkiye’nin böylesi önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmasının yanı sıra Afrika-Türkiye İşbirliği Zirvesi dünya kamuoyunda El Beşir’in katılımı ile ön plana çıkarıldı.
Ömer El Beşir Gölgesi 1944 yılında Sudan’ın küçük bir köyü olan Hosh Bannaga dünyaya gelen El Beşir ilkokulu doğduğu köyde okuduktan sonra ailesinin Hartum’a taşınmasıyla kalan eğitimini burada tamamladı. Çok genç yaşta Sudan ordusuna katılarak Kahire’deki askeri akademide eğitim alıp paraşütçü oldu. Daha sonra 1973 yılında Mısır'ın İsrail'e saldırması sonucu Mısır ordusunda yer alan El Beşir Sudan'a döndü ve Sudan Halk Özgürlüğü Ordusu'nda görev aldı. 1980’lerde general olan El Beşir 1989 yılında demokratik yollarla seçilen devlet başkanı Sadık el Mehdi'yi deviren askeri darbede yer aldı. Darbenin ardından ülkedeki siyasi partileri kapatan, basına sansür uygulayan ve parlamentoyu fesheden El Beşir ülkenin başına geçti. 1993 yılında kendisini iktidara getiren askeri cuntayı dağıtarak, ülkesinde İslamcı bir yönetim oluşturmak amacıyla sivil devlet başkanlığını ilan etti.
El Beşir, Sudan’ın Darfur bölgesinde 2003 yılında başlayan olaylar sonucu dört yılda 300 binden fazla kişinin ölümüyle ve 3 milyona yakın insanın evsiz kalmasına neden olmakla suçlanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından resmen kabul edilmeyen ancak pek çok kaynağa göre tarihte 21. yüzyılın soykırımı olarak anılacak gibi gözüken bu olaylardan sorumlu tutulan El Beşir, 14 Temmuz 2008’de Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Luis Moreno-Ocampo tarafından soykırım, insanlığa karşı suç ve Darfur'da savaş suçu işlediği gerekçeleriyle suçlandı ve tutuklanması talep edildi. Eğer resmi olarak suçlanırsa Ömer El Beşir görevi başında iken hakkında dava açılmış ilk UCM zanlısı devlet başkanı olacak. Ömer El Beşir’e göre ise Darfur’da küçük çaplı çatışmalar oluyor ve ölü sayısı 9 bin civarında. Bu iddialarına rağmen pek çok dünya ülkesi tarafından soykırımla suçlanmaktan kurtulamadı.
Yüksek Katılımlı Zirve El Beşir gölgesine rağmen, Zirve’nin oldukça başarılı geçtiği ve bunun da sağlanan yüksek katılımdan anlaşıldığı belirtiliyor. Zira şimdiye kadar yapılan toplantılarda AFB’ye bu kadar geniş katılım sadece Çin’de yapılan toplantıda olmuştu. Çin’de yapılan Zirve’nin ardından AFB tarafından tek bir ülkenin yaptığı zirvelere tüm Afrika ülkelerinin katılmasının Afrika’nın imajına zarar verdiği gerekçesiyle katılım 15 ülkeyle sınırlandırılmış ve Çin’deki zirveden hemen sonra Hindistan’da düzenlenen zirveye sadece 15 Afrika ülkesi katılmıştı. Böylesi bir karar alınmış olmasına rağmen Birliğe üye 53 ülkeye de davetiye gönderilmesi ve Lesotho, Mozambik ve Svaziland dışındaki 50 ülkenin katılımının gerçekleşmesi Türkiye’nin başarısı olarak nitelendirilebilir. Zirve’nin ardından yapılan açıklamaya göre; “Türkiye-Afrika İşbirliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve Toplantısı”nın beş yılda bir düzenlenmesine karar verildi. Buna göre bundan sonraki Zirve 2013 yılında bu kez bir Afrika ülkesinde gerçekleştirilecek. İstanbul’daki zirveden sonra yapılan açıklamalar barış, kardeşlik, güvenlik, her konuda işbirliği ve Afrika’nın gelişmesine katkıda bulunmak yönünde.
Türkiye, 2009-2010 döneminde BMGK’nin geçici üyeliğine adaylığını açıklamış iken El Beşir’in İstanbul’da ağırlanması çok büyük tepkilere neden oldu. Zira Türkiye’nin adaylığında Afrika ülkelerinin desteğine ihtiyacı olduğu kesin. Ancak her ne kadar desteklediklerini söyleseler de oylamanın gizli yapılacağı düşünülürse bu durum Türkiye için büyük bir risk teşkil ediyor. Dünya topraklarının 5’te birini oluşturan ve zengin doğal kaynakları bulunan kara kıtanın Türkiye’ye her konuda güvenip güvenmediği daha şimdiden belli olmaz. Sonuç olarak diyebiliriz ki Afrika ülkeleri Zirve’den oldukça memnun ayrıldılar ancak, Türkiye’nin bunun meyvelerini toplayıp toplayamayacağı BMGK’nin geçici üyelik oylamasında kendini gösterecektir.
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar... Benim bi ricam olacak kırım sorunu ve rusya hakkında detaylı bilgiye ihtiyacım var bana yardım edebilecek var mı aceba???
selam arkadaslar ben araıza yeni katıldım sol sütunda kredi kısmı ne demek oluyor bana açıklayabilir misiniz ya da öğrenebileceğim bir yer önerebilir misiniz simdiden sağolun
slm arkadaşlar.biz uluslararası ilişkilerci olarak disiplinini iyi okumalıyız ve kavramalıyız.sitemizdeki haberde israil başbakanı perez türkiyenin ab ye üyeliği ile ilgili bir açıklama yapmış bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)