Küresel güçlerin siyasî gündemini şekillendiren coğrafyalar arasında Orta Asya’nın konumu diğer bölgelere nazaran belki de daha alt sıralardaydı. 11 Eylül 2001 olayı da paradoksal bir biçimde Orta Doğu’nun yanı sıra Orta Asya bölgesinde gelişen negatif içerikli trendlerin olgunlaşmasına neden olmuştu. Irak’a ve Afganistan’a yapılan müdahaleler her iki bölgenin konumunu güçlendirmişti. Her iki bölge, farklı aktörlerin mücadele alanına dönüştü. Bu iki bölgeye kazandırılan dinamizm aslına bakılırsa demokratikleşme eğilimlerini de zayıflatmış oldu. Jeopolitik, jeoekonomik nedenlerin öne çıkmasıyla baltalanan bu eğilimin etkisine yine de direnen ülkeler de yok değil. Ama öyküsü kaçan ve düzeni bozulan ortamda demokrasi adına savaş vermek hakikaten zor bir iş olsa gerek.
Yine de böyle bir ortamın olumlu bir özelliği, halkın belirli bir zaman sonra değişim talebinde bulunmasıdır. Bu açıdan potansiyel her zaman mevcut olmuştur. ABD’de yapılan son cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında Barack Obama’nın White House’taki koltuğu kazanması, Orta Doğu’da olumlu karşılandı. Bulunduğu bölgedeki ülkelerin durumu, yabancı bir gücün etkisi altında kaldığını bilen halkın ABD’deki bu olaya sıcak bakması bahsettiğimiz talebin bir yansıması olarak algılanabilir.
Orta Asya bölgesine gelince, ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilen Barack Obama’nın ve kabinesinin Afganistan’a yönelik politikası Orta Asya bölgesini etkileyeceği muhakkak. Rusya ve Çin, ABD’nin bölgedeki varlığından rahatsız olmaktadır. Yine de Afganistan meselesinin çözüme kavuşturulması için ABD’ye ihtiyaç duyulduğunu anlamaktadırlar. ABD’nin bu bölgede varlığını pekiştirmesine de bir zamanları kendileri vesile olmuşlardı. Ama ABD’nin bölgeden kolayca ayrılmayacağı gerçeği, bu iki gücü yeni politikalar üretmeye zorlamaktadır. Ayrıca Rusya-Ukrayna gaz krizinin de bölge açısından etkisi yadsınılamaz. Nabucco boru hattı üzerine alevlenen tartışmalar da dış güçlerin bu bölgeye yönelik politikalarına yeni soluk kazandırmaktadır. Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun Orta Asya konulu panelin başlığının “Büyük Oyun’un Gözden Geçirilmesi” olması, bu bölgenin tekrar bir “poker masası”na dönüştüğünü teyit etmektedir.
Bu bağlamda Orta Asya ülkeleri yeni bir tehlikeli döneme girmiş bulunmaktadırlar. Jeopolitik kaygıların ‘realpolitik’i doğruladığı anlarda, demokrasi ve insan hakları gibi ülkenin meşruluğunu pekiştiren ‘sütunların’ güç kaybetmesinin etkisi büyük. Derinleşen küresel ekonomik kriz de mevcut dengeleri zaafa uğratmaktadır. Orta Asya ülkelerinin ekonomik yardımlara ihtiyacının arttığı bu evre içerisinde yapılan pazarlıklar ve kapalı odalarda verilen vaatler ile koyulan ültimatomların Orta Asya ülkelerinin kriz öncesi izlemeye çalıştığı stratejiyi, kalkınma ve gelişim yollarını etkileyeceği kesin. Kırgizistan’ın Rusya’nın sağlayacağı ekonomik yardımlar karşılığına ABD askerinin bulunduğu Manas üssünü kapatacağı sözleri yeterince aydınlatıcı olabilmektedirler.
Özbekistan’ın durumu da belli. Nitekim İslam Kerimov’un Batılı ülkelerle ilişkileri düzeltme çabası yaşanmakta olup, Rusya yetkililerinin bu ülkeye sık sık yaptığı ziyaretleri Özbekistan’ın çok-yönlü olarak deklare ettiği dış politikasını tekrar test etmektedir.
Aynı durum Kazakistan için de geçerlidir. Test edilen Orta Asya ülkelerinin dış politikadaki edindiği becerileri ve deneyimleridir. Bu stres altında şekillenen algılamalar bazında Orta Asya ülkeleri siyasal eliti sorunun gitgide büyüyeceğinin farkındalar. Bu bağlamda yeni politikalara ihtiyaç artmaktadır. Krizin tüm etkisine rağmen gelişimi öne alan kaygılar gündemin alt sıralarına itilmemelidirler. Örneğin, Kazakistan’ın başlattığı “Avrupa Yolu” Programı dikkate değer bir gelişmedir. Bu Program hakkında bilgi vermem gerektiğini düşünüyorum. Ama gelecek yazımızda…
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
merhaba seyit ali, aramıza hoş geldin. öncelikle ilgin ve yardım talebin için teşekkürler. sorunlu linkleri bize iletebilirsin. sonra ne yapılabileceği konusunda teati edebiliriz. saygılarımızla.
merhaba herkese yeni üye oldum ben bu siteye sakarya üniv ulide okuyorum yararlı bir siteyniş ama şuan bütün linkleri ölüü lütfen yenileyebilir misiniz?ve kesinlikle aktiif katılım olduğu sürece birbirimizden yararlanabileceğimizi düşünüyorum..birr de sakarya üniv temsilciniz olmak isterim
Üye arkadaşlar sitede aktif katılımı sağlayabilirler. Bu arada belirtmek isterim ki, yeni dönem için çalışmalarımız devam etmektedir. Yakın zamanda daha aktif bir uiportal ile karşınızda olacağız.
arkadaşlar selamlar... Abd 'nin Soğuk Savaş sonrası Asya Pasifik politikası üzerine sunum yapmam gerekiyor.Yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.iletişim için ism8-ail@hotmail adresinide kullanabilirsiniz.teşekkürler
HAYIRLI RAMAZANLAR SEVGİLİ UİPORTAL..11 EYLÜL SONRASI TÜRK DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR ANKET ÇALIŞMASI YAPILACAKTIR.ANKET ÇALIŞMASINA SORULARI İLE DESTEK OLMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TARAFIMA ULAŞMALARINI HASSETEN RİCA EDER HERKESE BAŞARILAR DİLERİM.MUHABBETLE..
Uludağ kuşkusuz sakaryadan ve kocaeliden öndedir.Sonra sakarya ile kocaeli arasında bir tercih yapman gerekirse bu tartışılır,ben kocaelinin daha iyi olduğunu düşünüyorum,sakaryada ise uli sadece okuduğunla kalır,seminerler çok az bu yönü kötü.Ben saü'lü olarak beğenmiyorum
öncelikle slmlar size bir sorum olacak öss girdim uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edeceğim size sorum nereyi yazayım kafamda 3 yer var kocaeli,uludağ ve sakarya siz hangisini önerirsiniz :)