Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında verdiği tutuklama kararı farklı kesimlerin farklı tepkilerine neden oldu. Kararın Sudan’daki durumu daha da karıştıracağını iddia edenler de oldu, bu kararın geciktiğini söyleyenler de…
Verilen karara atfedilecek önem için kararı veren kurumu (UCM) gelin yakından tanıyalım:
2002’de kurulan mahkemeyi, 192 BM üyesi ülkeden 108’i tanıyor ve mahkemeyi kuran sözleşmeye imza koyacak ülke sayısının artması bekleniyor. Mahkeme, soykırım yapan, insanlığa karşı suç işleyen kimseleri uluslararası toplum adına yargılama yetkisine sahip ve mahkemeye başvurma hakkı ise üye devletlerle BM Güvenlik Konseyi üyelerinde. Ancak ABD, Çin, Rusya gibi bazı konsey üyeleri mahkemeyi kuran sözleşmeyi imzalamaya yanaşmıyorlar (Türkiye de).Yani mahkemenin bağlayıcılığını tanımayanların mahkemeyi harekete geçirme hakkı var. Ayrıca mahkeme kuruluş yılı olan 2002 yılından öncesi ile ilgilenmiyor. Nedeni ise bazı üye ülkelerin geçmişlerindeki “icraatları”.
İşte bu mahkemenin El Beşir hakkında verdiği tutuklama kararı bazı kesimlerde Sudan üzerindeki hesaplar hakkında yeniden düşünme ihtiyacı doğurdu:
Acaba Batı, parçalanmış, denize kıyısı olmayan, yer altı ve yer üstü kaynaklarına kolayca ulaşılabilen bir Sudan hedefine ulaşmak için mi bu kararı çıkarttırdı?
Aslında bu soru, ülkenin doğal zenginlikleri göz önüne alındığında pek de abartılı olmayan bir tereddüdü ifade ediyor. Çünkü Sudan’da günlük 500 bin varil petrol çıkarılıyor ve sadece Darfur’daki petrol yataklarından günde 500 bin varil petrol çıkarılması planlanıyor. İşin daha da ilgi çekici yanı ise çıkarılan petrolün yarısından fazlasının Çin tarafından ithal ediliyor olması. Ayrıca Sudan, uluslararası anlaşmalara göre Nil'in sularının kullanımına sahip iki ülkeden birisi ( diğeri Mısır ).
İşte böylesine önemli zenginliklere sahip Sudan’ın istikrarsızlığının artırılması Batı için (özellikle ABD için) önemli bir hedef... Amaçlanan ise BM’nin harekete geçirilip bölgeye barış gücü yerleştirilmesi… Tabiî ki bölge insanı korumak için değil, petrol akışını güvence altına almak için… Bir de iktidar değişikliği sağlanabilirse ülke ekonomisindeki Çin hâkimiyeti de kırılmış olacak.
Batının bu hedefe ulaşabilmesi için elinde birçok malzeme de var aslında: Güney Sudan'da 2011'de yapılacak referanduma bağlı olarak ülkenin parçalanması tehlikesi, Darfur’daki merkezi hükümet yanlısı Arap Cancavid grupları ile Arap olmayan yerli halk arasındaki çatışmalar, Sudan’ın çok parçalı etnik- kültürel yapısı ve İsrail’in bölgedeki etkinliği.
Özellikle Sudan’ın güney komşusu Kenya ile çok sıkı ilişkileri bulunan İsrail’in ülkedeki istikrarsızlıkta büyük payı olduğu söyleniyor. İsrailliler, Kenya merkezli şirketleri aracılığıyla Güney Sudan’da oldukça aktif bir role sahipler. Hatta iddialara göre, geçtiğimiz yıl Somalili korsanların kaçırdığı Rus silahları taşıyan Ukrayna gemisi Güney Sudan'a gidiyordu ve bu gemi İsrail asıllı bir Rus vatandaşına aitti. İsrail’in asıl hedefi olarak ise Sudan’ın parçalanması ve Mısır’ın güneyden kuşatılması gösteriliyor.
Ancak günümüzde Sudan’ı dünya gündeminde tutan en önemli gelişme ise Darfur bölgesinde yaşanan olaylar… Aslında iki Müslüman grubun birbirini yok etmeye çalıştığı bölgede ilk olaylar kuraklığa bağlı olarak yaşanan 1985’teki açlık döneminde görülmeye başladı. 2003 yılından itibaren çatışmalar önü alınamaz bir hale geldi ve bölgenin adı daha çok duyulmaya başlandı. Yaşanan trajedinin bilançosu ise yaklaşık 300 bin ölü ve 3 milyon mülteci oldu.
Kısacası Afrika’nın en geniş yüzölçümüne sahip ülkesinde ve yüzölçümü Türkiye’den daha büyük olan Darfur’da herkesin kendince hesaplar yaptığı adı “dram” konabilecek gelişmeler yaşanıyor. Ve karışıklıkların engellenip birlik sağlanması ise zor görünüyor. Hele daha birkaç gün önce sığır sürüleri yüzünden çıkan olaylarda 200 kişinin öldüğü düşünülürse…
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Sonuçta böyle bir mahkeme nasıl bir ülke BM kuruluşundan önce olan anlaşmları BM tanıtarak geçerli olmasını sağlıyorsa,aynı şekilde UCM de 2002'den önceki çalışmalara da odaklanmalı.Ancak ben bu makaleyi okurken,gözümün önünden körfez bölgesinde çıkarılan olaylar geçti.orada başrolü oynayan ülkeler burada da var..konu;yer altı zenginlikleri...Nedense arasında benzerlikler var... UCM hakkında bir şey sormak istiyorum;peki bu mahkemeyi tanımayan ülkelerdeki olan olaylarla ilgili kişileri de yargılama yetkisine sahip mi acaba?
[ Üye ]
***Demokrasinin olmazsa olmaz önkoşulu, siyasi görüşü ne olursa olsun, eğitimli VE ahlaklı yurttaşların çoğunlukta olmasıdır. ***Demokrasi iki kurt ve bir kuzunun akşama ne yiyecekleri konusunda bir oylama yapmalarından başka birşey değil
Cevap : Darfur Üzerinden Hesaplarftepealtı 02 Haz : 23:06 Cevapla
Yorumlar: 9
UCM'yi kuran anlaşmayı imzalamayan ülkeler ve bu ülkelerde meydana gelen olaylar mahkemenin yetkisi dışındadır. Mahkemeyi tanımayan bir devletin sınırları içinde meydana gelen bir olayı UCM yargılayamaz.
Ancak günümüz dünyası "hukukun gücü"nün değil "güçlünün hukuku"nun geçerli olduğu bir dünya olduğu için sanırım bu kadar emin de konuşmamak gerekebilir...
Darfur Üzerinden Hesaplar!yuce 28 Eyl : 22:47 Cevapla
Yorumlar: 16
Üye: 14 Ağu : 21:49
"mahkemeye başvurma hakkı ise üye devletlerle BM Güvenlik Konseyi üyelerinde. Ancak ABD, Çin, Rusya gibi bazı konsey üyeleri mahkemeyi kuran sözleşmeyi imzalamaya yanaşmıyorlar (Türkiye de)" bu alıntı çok ilginç ve bir o kadar da düşündürücü aslında.
[ Kıdemli Üye ]
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
merhaba seyit ali, aramıza hoş geldin. öncelikle ilgin ve yardım talebin için teşekkürler. sorunlu linkleri bize iletebilirsin. sonra ne yapılabileceği konusunda teati edebiliriz. saygılarımızla.
merhaba herkese yeni üye oldum ben bu siteye sakarya üniv ulide okuyorum yararlı bir siteyniş ama şuan bütün linkleri ölüü lütfen yenileyebilir misiniz?ve kesinlikle aktiif katılım olduğu sürece birbirimizden yararlanabileceğimizi düşünüyorum..birr de sakarya üniv temsilciniz olmak isterim
Üye arkadaşlar sitede aktif katılımı sağlayabilirler. Bu arada belirtmek isterim ki, yeni dönem için çalışmalarımız devam etmektedir. Yakın zamanda daha aktif bir uiportal ile karşınızda olacağız.
arkadaşlar selamlar... Abd 'nin Soğuk Savaş sonrası Asya Pasifik politikası üzerine sunum yapmam gerekiyor.Yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.iletişim için ism8-ail@hotmail adresinide kullanabilirsiniz.teşekkürler
HAYIRLI RAMAZANLAR SEVGİLİ UİPORTAL..11 EYLÜL SONRASI TÜRK DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR ANKET ÇALIŞMASI YAPILACAKTIR.ANKET ÇALIŞMASINA SORULARI İLE DESTEK OLMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TARAFIMA ULAŞMALARINI HASSETEN RİCA EDER HERKESE BAŞARILAR DİLERİM.MUHABBETLE..
Uludağ kuşkusuz sakaryadan ve kocaeliden öndedir.Sonra sakarya ile kocaeli arasında bir tercih yapman gerekirse bu tartışılır,ben kocaelinin daha iyi olduğunu düşünüyorum,sakaryada ise uli sadece okuduğunla kalır,seminerler çok az bu yönü kötü.Ben saü'lü olarak beğenmiyorum
öncelikle slmlar size bir sorum olacak öss girdim uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edeceğim size sorum nereyi yazayım kafamda 3 yer var kocaeli,uludağ ve sakarya siz hangisini önerirsiniz :)