ankara escort
Güncel Yazılar

Dış Politikada ‘Değerli Yalnızlığa’ Giden Yol

Başlıkta belirtilen ‘Komşularla Sıfır Sorun’ politikası ve ‘Değerli Yalnızlık’ kavramının öncesinde, bu politika ve kavramın oluşumundan önceki sürece ufakta olsa değinmek gerekmektedir.

2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, 2009 yılında Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Ahmet Davutoğlu ile gerek önceki bakanlar, gerekse önceki iktidarlara nazaran, ‘dış politikada yeni bir dönem’ hissi yaratmıştır. Şüphesiz bu hisleri fazla cömert söylemlerin yanında Davutoğlu’nun akademik kimliği de etkilemiştir. Uluslararası İlişkiler konusunda uzman olan Davutoğlu, ortaya attığı ‘Komşularla Sıfır Sorun’ politikasıyla takdir, ‘teorik olarak işin ehli’ görüntüsüyle önem ve güven kazanmıştır. Peki ortaya atılan bu politika uluslararası arenada ne kadar uygulanabilmiştir?

2013 Eylül ayı koşullarında bir değerlendirme yaptığımızda bahsi geçen politikanın aktif olarak uygulanamadığı aksine durumun vahim bir hal aldığı gözlemlenebilir. Yüzeysel bir değerlendirme yapabilmek için örneklerle baktığımızda Suriye rejiminin yıkılmasına destek verildiği, komşu Irak hükümetiyle çeşitli nedenlerle soğuk bir hava esmesi, İsrail’in özür dilemesinden sonra bir ilerlemenin görülmeyişi, Mısır’da Müslüman Kardeşler yapılanması lehine hareket edilmesi, Lübnan’da kendi vatandaşlarını koruyamaz hale gelinmesi, öte yandan Ermenistan- Azerbaycan arasındaki sorunlar nedeniyle her iki ülkeye de manevra kabiliyetinin düşük olması, Yunanistan ile aktif bir barış dönemine girilememesi gibi durumlar dış politikanın zorlu çıkmazlarda olduğunu göstermektedir.

Bunların devamı niteliğindeki sonuçları incelediğimizde; Suriye politikası, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Rusya ve İran karşısında oldukça çaresiz bırakmıştır. Mısır politikası, genelde dış politikada Amerika’dan doğru müttefiki olan Suudi Arabistan yönetimi ile karşı karşıya getirmiştir. Ayrıca Mısır ve Suriye politikası birlikte düşünüldüğünde de bir mezhepsel çatışmanın içinde bulunma yüksek ihtimali ortaya çıkmıştır. Daha geniş perspektiften bakıp Ortadoğu politikasını izlediğimizde, Avrupa ve Amerika’dan destek alacağını düşünerek politik müdahale de bulunduğu Ortadoğu’dan, emperyalizm karşıtı Arap Devletler’in tepkisini aldığı, umut edilen desteği alamayınca Avrupa ve Amerika ile de arasının gergin olduğu sonucu görülür. Farklı olarak öncede belirtildiği gibi Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki meseleler neticesinde hep bir tarafı seçmek durumunda bırakılmıştır ki bu, belki de tek dostu olan Azerbaycan ile uluslararası arenada önemli güce sahip Ermenistan olduğu düşünüldüğünde yine bir çıkmaza sokmuştur. Bu durumların tamamı tabi ki Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetine göre sebepleri ve sonuçları bakımından; olumlu yönleri politik söylem, olumsuz yönleri ‘siyaset gereği’ olumlu gösterme veya inkar etme şeklinde görünecektir.

Toparladığımızda ve olumlu göstermek veya inkar etmek sonuçlarını da ufak somutlaştırmalarla değerlendirdiğimizde, Suriye politikası örneğinde; rejim muhaliflerine yardım ve yataklık etmek, başka devletlerin iç işlerine karışmak gibi suçlarla karşı karşıya kalınmıştır. Fakat bu söylemler hükümet tarafından ya inkar edilmiştir ya da Suriye insanlarının içinde bulunduğu güç durum belirtilerek yani güzel nedene bağlanarak ‘haklı sebepler’ gösterilmeye çalışılmıştır. Son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı İbrahim Kalın’ın sosyal medyadaki eleştirilere karşılık; “‘Türkiye Ortadoğu’da yalnız kaldı’ iddiası doğru değil ama eğer bu bir eleştiri ise o zaman söylemek gerekir. Bu, değerli bir yalnızlıktır.” söylemi dikkat çekmiştir. Dikkat çekilmesi gereken bir şey daha var ki o da yukarıda belirtilen örnek durumların iç ve dış politikadaki sonuçları bakımından ‘değerli örnekler’ olduğudur.

Caner AKKAYA

30 Ekim 2013

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

5 yorum

  1. güzel ve yerinde tespitler, harika bir yazı…

  2. Ülkemizin uluslar arası arenada ne halde olduğunun güzel bir ozeti

  3. Yetersiz bir yazı olduğu kanaatindeyim. Yapılan dış politika analizlerinde devletlerarası diplomasinin yanı sıra mevzu bahis ülke halklarının ülkemize bakış açıları da değerlendirilmeliydi.

  4. Yapılan analizde Türk Dış Politikası’na eleştiri getirilmiştir. Tabiki dış politika analizi sürecinde başka bir çok etken olduğu gibi mevzu bahis ülke halklarının ve yönetim şekillerine göre yönetenlerin bakış açıları önemlidir. Fakat burda daha çok bir akademisyen ve diplomatın sizin deyiminizle mevzu bahis devletlerin halklarının da dahil olmak üzere bir çok etkeni bildiği halde ortaya koyduğu ve bu politikadaki başarısızlıkları ya da başarıları vardır. Yani örneğin öngörüde bulunamadığından, hedefe ulaşamadığından bahsedilmiştir(pratikte). Sonuç olarak etkenler ele alınmadan bir politikanın başarısız olduğu örneklere yer verilmiştir. Neden? Nasıl? gibi sorulara başka bi başlık altında elbette geniş bir şekilde cevap verilebilir. Ama şunu unutmayalım lütfen, bu politika ve her politika müthiş bir öngörüde bulunularak hazırlanması gerekir/gerekirdi.(mevzu bahis üye ülkelerin halklarının Türkiye’ye bakış açılarıda dahil.)

  5. Yazılan yazının içeriği gereği dış politika da büyük çaplı sorunların olması türkiyeye tabii maddi manevi zararlar verecektir. Hiçbir dış işleri Bakanı bölgesel çapta ülkeleri etkileyen bu durum karşısında tek başına hareket edemez. Eğer olaydı ki bir kaç ülke ile birlikte hareket edilseydi dış çaplı bölgesel olaylar Ülkemiz.nezdinde zorluk çıkarmazdı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir