Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Doğu Afrika’nın İki Çıkmazı: Darfur ve Somali

Afrika ile ilgili yazılarımızın en sıkıntılısına geldik; Çünkü Somali ve Sudan siyasi çalkantılardan kurtulamayan iki ayrı ülke ve yıllardır bu ülkeler açlık-kuraklık gibi sefaletlerin yanı sıra bir de siyasi entrikalarla boğuşmaktadır. Devletlerden ziyade ‘büyük bedeli’ yine masum siviller ödemektedir.

Sudan’ın batısında yer alan Darfur Eyaletinde, bu geniş vahada meydana gelenler, iç savaş ve ayrılıkçı güçlerin çatışması olarak tezahür etmektedir. Nüfusunun çoğu Müslüman olan bu bölgedeki ‘Afrika’ kabileleri, çölleşme nedeniyle azalan doğal kaynaklar üzerinde hâkimiyet kurmak amacıyla ayaklandılar. Hükümet de isyancılara karşı ordunun yanında ‘Arap’ kabilelerin silahlı güçlerini kullandı. Sivillerin tehcire (zorla yer değiştirme) tabi tutulması ve köylerin yakılıp-yıkılması sonucu tarımsal üretim ve hayvancılık bozuldu, kıtlık ve açlık yayıldı. Karşılıklı katliamlar yapıldı. Üstelik başta ABD olmak üzere bazı devletlerin de müdahaleleri ile Darfur meselesi içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu çatışma ve iç savaşlar yüzünden ülkede yoksulluk sınırı artmış, açlık felaketleri ardı ardına yaşanır olmuştur. Bu sebeple bazı uluslararası kuruluşlar acil müdahale olmaması durumunda yaklaşık on bin kişinin açlıktan hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunuyorlar. Üstelik bu uyarılar yıllardır yapılmakta; Buna rağmen dünya Darfur meselesine uzak durmayı tercih etmektedir.

‘Sudan Gerçeği’ isimli yazı dizisinde Süleyman Gündüz Darfur’da meydana gelenleri şöyle anlatıyor: “Sudan yönetimi uzun süre güneyde ayrılıkçı Hıristiyan ve Anemistlerle savaştı. Dolayısıyla ülkenin kalkınması ve refahın artırılması sağlanamadı. Açlık ve sefalet sürekli Sudan’ın sorunu haline dönüştü. Darfur’da meydana gelen olayların temeli 1970’li yıllara dayanıyor. Çiftçiler ve çobanlar arasında meraların ve su kaynaklarının kullanılması üzerine sorunlar başladı. 1980’de meydana gelen kuraklık çobanların çiftçilere baskı yapmasıyla Kuzey Darfur bölgesinden güneye göç başlattı. O zamana kadar sorunlar geleneksel yöntemlerle çözülmekteydi. Çobanlarla çiftçiler bir araya gelerek çobanların kullanacakları su kaynaklarını, meraları ve bunlara ulaşım yollarını tespit etmekteydiler. Büyük göç ve mevzi çatışmalar, sorunu iç siyaset malzemesi haline dönüştürdü. 2000-2003 yıllarında çatışmalar şiddetlenerek büyük göçler başladı. Bunlara bağlı olarak ölüm oranının artması uluslararası dikkatleri buraya topladı.”

BM bölgede acil müdahale için çalışmalar başlatmıştı ve bölgeye barış gücü göndermişti. Afrika Birliği komutasındaki gücün bölgede şiddetin önlenmesinde büyük ölçüde başarısız olduğu gerekçesiyle Barış gücü askerlerinin 2006 yılının sonuna kadar bölgede kalacağına dair bir karar açıkladı.

Darfur’da olup bitenler diğer üçüncü dünya ülkelerinde de olduğu gibi Batı’nın sömürgeci ve ABD’nin emperyalist planlarının acı sonuçlarıdır, koskoca hükümetler açlıktan yok olmak üzere olan bir ülkeye yardımda yetersiz kalıyor; bu hiç de inandırıcı değil!

Ve Somali

Somali ile ilgili ilk verilere vikipedia* ile başlayalım : İngiliz yönetimindeki Somaliland ile İtalyan sömürgesi olan Somali toprakları, 1960 yılında ülkenin bağımsızlık elde etmesinden sonra Somali adını oluşturdu. Ancak bunun sonrasında Somali uzun yıllardır bir iç savaş ve anarşi yaşamakta olan bir ülke olmuştur. Ülkenin kuzey kısmı Somaliland adıyla bağımsızlık ilan etmişse de hiçbir ülke tarafından tanınmış değildir.

Somali’de 1991 yılında diktatör Muhammed SiyadBarre’nin devrilmesinden buyana ülkeyi kontrol edebilen bir merkezi hükümet kurulamamıştır.

Böyle bir istikrarsızlık ortamında da ne can güvenliği ne de huzurdan bahsedilmektedir. Şüphesiz Somali de diğer Afrika ülkeleri gibi açlık ve kuraklıkla mücadele vermektedir; üstelik ülkede her gün suikast ve çatışma haberlerine rastlanmaktadır. Dış mihraklar tarafından desteklenen ve kışkırtılan yerel örgütler, aşiretler, milis güçler çeşitli nedenlerden dolayı sürekli çatışma halindeler. Somali, ‘parçala-yönet’ planının aşikâr bir şekilde işlendiği sair ülkelerden biridir.

Papa 16. Benedictus’un İslam Dünyası’nda tepki çeken açıklamaları sonrası Somali’nin başkenti Mogadişu’da bir rahibe öldürülmüştü ve Somali hem bu haberle hem de ülkenin geçici cumhurbaşkanı Yusuf’a yönelik suikast girişiminin ardından dünya arenasında tekrar gündeme gelmiş oldu. İlginç bir haber de nisan ayında haber ajanslarında yer almıştı: Somali Başbakanı Ali Muhammed Gedi, korsanlık olaylarının artması üzerine, dünyanın en tehlikeli sularının başında gelen Somali karasularında ABD’nin devriye gezeceğini açıklamıştı. Başkan bu durumun ülke halkına yönelik insani yardımları da engellediğini söylemişti.

Yazımız bir haber yazısı olmadığı için ayrıntılara girmeyeceğim ancak ülkede mevcut olan ‘potansiyel çatışma’ durumlarını anlamak açısından bu konulara değinmek gerekiyor. Somali de Darfur gibi adeta patlamaya hazır bombalarla dolu. Her iki ülke için de gündem çok hareketli ve bir o kadar da yeni sorunların habercisi; Üstelik tüm dünyayı ilgilendiren bu sorunlar askıya alınmış gibi duruyor ya da ‘Kontrollü istikrarsızlığın’ mimarları öyle gösteriyor.

Darfur ve Somali’de siyasi bunalımlar gün geçtikçe daha da artıyor; yok olmanın eşiğine getirilen halklar özgürlük mücadelesi veremeyecek kadar aç ve sefil. Doğu Afrika yeraltı ve yer üstü pek çok zenginliklere sahipken bu zenginliklerinin farkına varamayacak kadar yorgun ve çaresiz. Acil barış müdahaleleri ve yardımlar gönderilmezse Afrika bu iki ülkesini kaybedecek. Kayıplar elbette ki bu ülke ile sınırlı kalmayacak; Emperyalist güçlerin ‘sömürmek ve yok etmek’ virüsü diğer ülkelere de sıçrayacak. Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika’da eş zamanlı yürütülen siyasi bunalımların kötü sonuçları tüm dünyayı etkilemektedir; Sessiz kalmak kendi sonumuzu da hazırlamak demektir. Sessiz kalmayın!

15 Haziran 2007

Yazar: Ayşenur Bulut

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

The League of Arab Societies

It’s high time for a new Arab League — one that reflects and supports the …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret