ankara escort
Güncel Yazılar

Doğu’nun İsviçre’si

Himalayaların eteklerinde dünyanın en yüksek dağlarının gölgelendirdiği bu bölge “Yeryüzündeki Cennet” diye de bilinir. Coğrafi olarak Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Çin’in kesişme noktasında yer alan, tabii güzellikleriyle ve verimli arazileriyle “Cennet Vadi” adını fazlasıyla hak eder. 60 yıldır savaşların, isyanların, yoksulluğun, doğal afetlerin cenderesinde hayatta kalma mücadelesi veren bu talihsiz coğrafyayı eminim hemen hatırlamışsınızdır: Keşmir.

Keşmir, 1947 yılında İngiliz yönetiminden bağımsızlıklarını kazandıktan sonra sürekli bir mücadele içinde olan, üç kez topyekün harbe giren ve birçok defa da küçük çaplı çatışmalarda karşı karşıya gelen alt kıtanın iki nükleer gücü olan Hindistan ve Pakistan arasındaki temel sorundur. Üç büyük savaşın ikisi doğrudan Keşmir meselesinden kaynaklanması bakımından, Keşmir iki ülke ilişkilerinde başat rolü oynarken aynı zamanda belirleyici bir faktör olma özelliğine sahiptir.

Sorunun tarihi kökenini Külebi’den aktaralım: “1947’de Pakistan ve Hindistan İngiltere’den bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde, Keşmir halkı yapılan mutabakata göre uygulanan seçim haklarını Müslüman Pakistan’dan yana kullanmıştı. Ne var ki, Hindistan alt kıtasındaki Müslüman bölgeleri gibi Pakistan’a katılması gereken Keşmir’in yöneticisi Mihrace Hari Singh’in ülkeyi para karşılığı Hindistan’a verip İngiltere’ye kaçmasıyla bu gerçekleşememişti. 1947 Ekim ayında Pakistan’a bağlı güçlerin Keşmir’in bir bölümünü Srinagar’a kadar işgal etmesi üzerine, Hint Birlikleri’nin de Hindistan işgali altındaki Keşmir’in bugünkü yazlık başkent olan Srinagar’ı ele geçirmesiyle bir kontrol hattı şeklindeki bugünkü sınır ortaya çıktı. Böylelikle Keşmir Bölgesi, Pakistan’ın elindeki ve Keşmir’in yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan Azad Keşmir (Özgür Keşmir) ve kalan kısmı işgal eden Hindistan kontrolündeki Keşmir Vadisi, Jammu ve Ladakh bölgeleri şeklinde ikiye bölünmüş oldu..”*

1947’de bağımsızlığın kazanılmasına kadar, Hindistan alt kıtası mihracelerce (Hindistan’da kral ve prenslere verilen unvan) yönetilen, içişlerinde bağımsız ama dışişlerinde İngiliz Kraliyetine bağımlı idari birimlere ayrılmış durumdaydı. Keşmir de 565 prenslikten biriydi ve halkın büyük bir çoğunluğu Müslüman olmasına karşılık Keşmir prensliğini yöneten mihrace Hindu bir aileden geliyordu. Hal böyle olunca iç karışıklıklar kaçınılmaz olmuş ve Hindistan ve Pakistan’ı 1948 yılında karşı karşıya getirmiştir. Böylece iki ülke arasındaki ilk savaş gerçekleşmiştir. Muharebe sonucunda yukarıda alıntılanan pasajda ifade edilen ayrım gerçekleşmiştir. Bu arada çatışmalar sürerken konu Birleşmiş Milletlere taşınmıştır. BM Güvenlik Konseyi Keşmir halkının self-determinasyon talebini haklı bularak, bölgede plebisit yapılması gerektiği yolunda karar almıştır. Fakat bu karar hiçbir zaman uygulanamamıştır. Çünkü şu gerçek çok iyi biliniyor ki, tamamı Müslüman olan Azad Keşmir ile Hindistan’ın işgalinde bulunan %’90’ı Müslüman Keşmir’in halk oylaması(referandum) sonuçları çok açık. BM kararına karşı duran Hindistan’ın da sorunun sorumlu tarafı olduğu sır değil.

Hindistan, Keşmir’deki Müslümanları ağır bir zulüm ve işkence ile yönetim altında tutmaktadır. Hindistan bu bölgedeki Müslüman halkı sindirmek ve onları kendi despotizmine boyun eğmeye zorlamak için şimdiye kadar bir sürü katliam gerçekleştirdi. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları Gözetim Ajansı’nın tespitleriyle de bilinen ve raporlanan aleni zorbalık Yugoslavya yönetiminin Kosova’da sergilediği vahşetten farklı değildir.

Hindistan’ın Keşmir’de bu denli büyük bir baskı politikasını yarım asırdan fazladır çekinmeden sürdürebilmesi, Batı’daki bazı çevrelerden aldığı açık ve kapalı desteğin bir sonucudur. Keşmir’deki Müslümanlar, BM’nin hiçbir güvenilirliği olmayan kararları sonucunda Hinduların insafına terk edilmişlerdir.

***

Birazda ilginç çelişkiler barındıran Azad Keşmir’den bahsetmenin meselenin daha iyi algılanmasında faydalı olacağı kanaatindeyim. Muzafferabad Azad Keşmir’in başkentidir. Azat ‘özgür’ olmak anlamını ihtiva eder. Ama gelin görün ki, soldan akan trafik kuralı ile İngiliz sömürgesi olmanın izlerini taşır. Ayrıca eğitim öğretim dilinde ve resmi yazışmalarda İngilizce halen ikinci dildir.

8 Ekim 2005’de yaşanan korkunç depremin ardından Keşmir hâlâ toparlanabilmiş değil. Bir milyon insanın yaşadığı Azad Keşmir’in bir bölgesinde 55 bin insan can verirken yüz binlerce insan evsiz barksız kalmış. Ne kadar yoksulluk ve sıkıntıya dûçar olsa da bu bölgenin insanı, İslam inancının da yüklediği iman ile fatalist bir eğilim içersinde hayatını idame ettirmenin mücadelesini veriyor.

Yaşanılan ortam yokluk ve sefaleti anımsatsa da UNICEF yetkililerine göre okur yazar oranı % 95 civarında.** Bu yüzdelik rakam, eğitim imkanlarının son derece zor şartlarda gerçekleştiğini düşünürsek, şaşırtıcı derecede yüksektir. Deprem ile ağırlaşan yaşam koşulları Keşmirlilerin eğitime verdiği kararlığı kıramamış.

Tüm bu olumsuz gelişmelerin ortasında mazlum ve masum yüzüyle Azad Keşmir’in hayata tutunma çabasına dünyaca şahit oluyoruz. Kardeş ülke Pakistan’a bağlı bu küçük bölge uzanacak bir dost eline her zamankinden daha çok muhtaç. Siyasi gündemi her ne kadar anlaşılması zor derecede meşgulse de, bu dost eli neden Türkiye’nin olmasın. Kurtuluş Savaşı yıllarında, KKTC davamızda yanımızda olan bu ülke insanlarına sanırım ülkemizin desteği bir borç olsa gerek.

Şu da unutulmamalıdır ki, Hindistan ve Pakistan arasındaki gerginlik aynı zamanda iki ülkeyi silahlanma konusunda tehlikeli bir yarışın içine sokmuştur. Bu yarış sebebiyle her ikisi de sadece karşılıklı olarak birbirlerini değil bütün bölgeyi tehdit edecek miktarda nükleer silah sahibi olmuşlardır. Bugün nükleer güç gösterisine sahne olan alt kıtada çıkacak bir savaş gerek her iki tarafın gerekse dünyanın çıkarına olmayacaktır.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

31 Mart 2008


* Ali Külebi, Keşmir Sorunu, TUSAM,
http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=468&sayfa=34
** Kerem Yücel, Saklı Ülke Azad Keşmir, ATLAS, Sayı: 179, Şubat 2008

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Chechen Wars

When Chechnya left the Soviet Union in 1991 to declare independence, its prospects were just …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir