istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Dünden Bugüne Türk Hava Kuvvetleri | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Dünden Bugüne Türk Hava Kuvvetleri

Uluslararası sistem ve sistemi etkileyen faktörler ne kadar değişirse değişsin askeri güç, devletler için daima vazgeçilmez bir unsur teşkil etmiştir. Öteden beri devletler ulusal politikanın uygulanması, ulusal hedeflere ulaşılması veya bu hedeflerin korunması amacıyla askeri güç bulundurmaktadır.

Askeri güç, belirli amaçlarla bir araya gelen ve getirilen, birbirlerinin faaliyetlerini tamamlayan, gerekli silah, araç ve gereçlerle donatılmış, bireysel olarak ve gruplar halinde belirli teknolojiyi uygulayan kişilerden oluşan bir varlık olarak tanımlanabilir.(1) Geleneksel olarak askeri gücün temel unsurları; kara, deniz ve hava gücünden oluşmaktadır.

Bu çalışmanın konusunu oluşturan hava gücü, uçağın ilk kez 1911’de Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanlar tarafindan bir savaş aracı olarak kullanılması ile ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu tarihten sonra savaş sanayinin havacılık kolundaki gelişmeler oldukça hızlı bir seyir izlemiştir. Hava gücü kullanımının ilk teorisyenlerinden Douhet’e göre; hava hâkimiyeti olmadan diğer kuvvet unsurlarının, harekâtları başarıyla yerine getirmeleri mümkün değildir. Hava hâkimiyetini sağlayamayan bir ülke düşmanın tüm taarruzlarına boyun eğmiş ve zaferden uzaklaşmış olacaktır. Douhet, hava hâkimiyetini ele geçirmenin, zarar görmeden düşmanın herhangi bir noktasına taarruz etmek manasına geldiğini savunmaktadır.(2)  Hava gücünün bu avantajı, özellikle Körfez Savaşları sırasında yeniden tecrübe edilmiştir.

Bir diğer hava gücü teorisyeni Alexander P. de Seversky, kara ve deniz kuvvetlerinin hava gücünün olağanüstü hâkimiyet potansiyeli karşısında, göreli olarak önemini yitirdiğini söylemektedir.(3) Uçaklar ve füzeler coğrafi zorlukları ortadan kaldırmış, zaman ve mesafe kavramlarını da değiştirmiştir. Artık hava kuvveti, deniz kuvvetinin dayandığı hareket kolaylığından daha fazla bir serbestî ve deniz kuvvetinin nüfuz edemeyeceği noktalara erişmek gibi üstünlükler sağlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye gibi çevresi çok sayıda istikrarsızlıkla dolu bir coğrafyada yaşayan bir ülkenin güvenliğini sağlamak ve ulusal menfaatlerine yönelik tehditleri bertaraf etmek için her bakımdan güçlü hava kuvvetleri bulundurması hayati derecede önemlidir.

Türk Hava Kuvvetleri

Dünyanın ilk askerî havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Hava Kuvvetleri’nin (THK) tarihçesi, 1909 yılına kadar uzanmaktadır.  Türk ordusunda havacılıkla ilgili ilk çalışmalara 1909 yılında başlanmış, ilk resmî havacılık kuruluşu olan Havacılık Komisyonu da 1911 yılında faaliyete geçmiştir. Sürekli yükselen bir ivme gösteren THK, 1940 yılında envanterindeki 500 civarındaki uçak sayısı ile Balkanlarda en güçlü hava kuvveti hâline gelmiştir.(4) 1944 yılında THK, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ilave olarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde ayrı bir komutanlık hüviyetine kavuşmuştur.

THK geçmişten günümüze uluslararası tatbikatlarda ve atış yarışmalarında Türkiye’yi dünya hava kuvvetleri arasında başarıyla temsil etmiş, gelişen teknolojiye paralel olarak özellikle F-16 uçağının envantere girmesiyle çağıyla yarışan bir hava kuvveti olma yolunda ilerlemiştir. Öte yandan günümüzde büyük önem arz eder hale gelmiş olan barışı koruma ve sağlama türü harekâtlara da katılım gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda THK, 1993 yılından itibaren Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Ghedi Üssü’nde, 29 Mayıs 2000 tarihinden itibaren ise Aviano Üssü’nde bir filosu ile konuşlanarak Bosna-Hersek ve Kosova harekâtlarına katılmıştır.(5) THK, NATO şemsiyesi altında 2006’da Litvanya’da hava polisi görevini yürütmüştür.

Ayrıca yakın geçmişte gerçekleştirilen Libya harekâtına katılan THK, harekâtın ambargo bölümüne etkili bir şekilde katkı sağlamış, Libya topraklarına yönelik taarruz faaliyetlerine ise iştirak etmemiştir. NATO harekâtına sağlanan desteğin yanı sıra, milli olarak da Libya’ya insani yardım faaliyetleri icra edilmiştir. Bu kapsamda yaralı Libya vatandaşlarının Türkiye’de tedavilerinin yapılması ve tekrar ülkelerine götürülmesi için Türk Hava Kuvvetleri’ne ait ulaştırma uçakları ile 1077 hasta/yaralı ve refakatçi taşınmıştır.(6) Ayrıca THK’ya ait ulaştırma uçakları ile Libya halkına 129 ton insani yardım malzemesi taşınmış, bu faaliyetlere ilave olarak ulaşılması güç noktalarda yardıma muhtaç olanlara (18 Eylül 2011 tarihinde yerden açılan ateş altında) havadan insani yardım malzemesi atılmıştır.(7)

THK, öte yandan günümüz ve yakın geleceğin yeni tehdit algılamalarının başında gelen terörle mücadelede de önemli pay sahibi olmuştur. Türkiye’de 1980’lerden itibaren boy gösteren terör, THK envanterine giren yeni uçak ve silah sistemlerinden büyük darbe almaktadır. Fiziksel etkisinin yanında önemli psikolojik etki sağlayan hava gücü, terör örgütü mensupları üzerinde başlıca korku unsuru olmuştur. Bu psikolojik etkinin yanı sıra silah sistemlerindeki gelişimle beraber hassas vuruş imkânının sağlanması, yürütülen operasyonlarda yan etki hasar derecesini sıfıra indirgemiş ve sivil kayıp vermeksizin harekât icra eden hava gücü olarak THK’yı ön plana çıkarmıştır. İcra ettiği harekâtlarda özellikle merkezi kontrol ve yerinden icra prensiplerini uygulamadaki başarısı, her türlü hava şartı ve koşulda eş zamanlı ya da kısa sürede reaksiyon göstererek icra ettiği görevlerle teröristlere önemli kayıplar verdirerek terör örgütünün taktik değişimlerine önemli oranda etki etmiştir.

Personel Eğitimi ve Anadolu Kartalı Tatbikatı

Günümüzde THK’nın elde ettiği başarı ivmesindeki en önemli faktörlerden biri kuşkusuz sahip olduğu nitelikli personeldir. THK’nın subay ihtiyacı ana kaynak olarak Hava Harp Okulu’ndan karşılanmaktadır. Sivil veya askeri lise öğreniminden sonra Hava Harp Okulu’na subay adayı olarak alınan öğrenciler, Hava Harp Okulu’nda lisans seviyesindeki 4 yıllık eğitime tabi tutulmaktadır.

4 yıllık eğitim süresince bu adaylar, zihinsel ve bedensel olgunluğu, askeri görevleri için gereken liderlik niteliklerini askeri, teknik, sosyal bilimlerde yeterli bilgi ve beceriyi, Atatürk ilke ve inkılâplarına uyarak ülkesinin ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu problemlerin önemini takip etme ve anlama yeteneğini, modern çağın ve teknolojinin gereklerine intibak etme yeteneğini kazandıktan sonra teğmen rütbesiyle ve pilot adayı olarak mezun olmaktadırlar. Pilot adayı teğmenler uçuş eğitimini tamamladıktan sonra pilot olarak Hava Kuvvetlerinin çeşitli birliklerine atanmaktadırlar.(8)

Pilotların tabi olduğu zorlu eğitimler arasında özel bir yeri olan ve bir süredir gündemi meşgul eden Anadolu Kartalı (AE) eğitiminden bahsetmek gerekirse, 80-90’lı yıllarda ABD Hava Kuvvetleri bünyesinde gerçekleştirilen “Red Flag” benzeri bir tatbikat olup 30 Haziran 2000 yılında hayata geçirilmiştir. Ancak Anadolu Kartalı tatbikatının Hava Kuvvetleri bünyesinde yeşermesi ve gelişmesi 1980’li yıllara uzanmaktadır. “Silah sistemleri ne kadar mükemmel olursa olsun bu sistemlerin etkinliği kullanıcısına,  kısaca insana bağlıdır” felsefesini temel alan Hava Kuvvetleri, Anadolu Kartalı eğitimini geliştirmiştir. Buna göre İç Güvenlik Harekâtı, Birinci Körfez Harbi, Bosna ve Kosova Savaşlarının getirdiği tecrübenin de etkisi ile muharip eğitim alanında bir reform olarak, benzetilmiş harekât ortamında çoklu eğitim imkânı sağlayan Anadolu Kartalı eğitimlerini benimsemiştir.(9)

Anadolu Kartalı eğitiminin vizyonu; muharip eğitimin, hava-hava ve hava-yer şeklinde, hava-yer atış sahalarında ve/veya herhangi bir bölgede belirlenecek (simüle) ve silah ailesi prensibine göre kademeli bir hava savunması ile savunulan; stratejik,  konvansiyonel harp ve terörizmle mücadele hedeflerine yapılacak taarruzların gerçek zamanlı olarak izlenmesi ve kıymetlendirilmesi şeklinde öngörülmüştür.

Anadolu Kartalı eğitimleri başladığı 2001 yılından itibaren Hava Kuvvetlerimizin pilotları ile katılımcı yabancı ülke Hava Kuvvetleri pilotlarına ve Türk Kara Kuvvetlerinin çeşitli unsurlarına muharebeye yönelik olarak çok kıymetli kabiliyetler kazandırmıştır. AE eğitimleri kapsamında, yüksek teknolojinin sağladığı imkânlar vasıtasıyla oluşturulan gerçeğe yakın harekât ortamında, “Nasıl harp edeceksen öyle eğitim yap” özdeyişindeki anlayış gerçekleştirilmiş ve bu yolla Hava Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının ve etkinliğinin artırılmasına, bununla birlikte taktik eğitim ihtiyacının yönlendirilmesine önemli katkılar sağlanmıştır. Kısaca AE imkân ve kabiliyetleri; ufku geniş, geleceği parlak ve sürekli gelişme eğilimindeki bir muharip laboratuar olarak hizmet sunmaya devam etmektedir.

Katılım şartlarının siyasi boyutuna gelince AE eğitimlerine hangi ülkenin katılacağı Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı seviyesinde belirlenmektedir. Katılmaya istekli ülkelerle görüşmeler Dışişleri aracılığıyla ile yürütülmektedir.

Milli Savunma Sanayindeki Gelişmeler ve THK

Yakın zamanda THK’nın ileri teknolojinin milli olarak elde edilmesi konusundaki hassasiyetini ortaya koyması ile dışa bağımlılığı az olan bir kuvvetin oluşturulması çalışmaları büyük bir hızla devam etmektedir. Bu doğrultuda ilk eğitim uçağımız Hürkuş,  ilk insansız hava aracımız ANKA üretilmiş olup, ilk savaş uçağı çalışması FX projemiz büyük çabalarla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Yine ihbar kontrol, keşif gözlem uydusu ve ATAK helikopteri gibi projelerle de önemli atılımlar sağlanmıştır.

Geliştirilmekte olan milli sistemler ve envantere giren yeni ve modern mühimmatlarla, her türlü harekât görevinde olduğu gibi iç güvenlik görevleri ile barışı sağlama ve koruma görevlerinde de hava kuvvetlerinin başarısı artarak devam edecektir. Silah ve uçak sistemlerindeki gelişime ek olarak insansız hava araçlarının (İHA) envantere girmesi, istihbarat ihtiyacının karşılanmasından başlayıp terör unsurlarının tahrip edilmesine uzanan süreçte hava gücünün daha etkin kullanılmasına yardımcı olmakta, dost unsurların zayiatını asgari, hatta sıfır düzeyine indirgemektedir. Envantere girmesi planlanan milli İHA’lar (ANKA) komuta-kontrol sürecinin etkinlikle yapılmasına önemli katkıda bulunacak, özellikle uzay desteğinin sağlanmasıyla asimetrik tehditlere karşı yürütülecek operasyonlarda daha zamana duyarlı, eşgüdümlü ve etkili olacaktır.

Bu noktada İHA konusu daha detaylı ele alınırsa, geleceğin hava harekât ortamında insansız uçaklar ile uzayda konuşlu sistemlerin önemli roller üstleneceği ve bilinen birçok hava gücü kullanma prensibini değiştireceği söylenebilir. Geleceğin harekât ortamının, ağırlıklı olarak, uzayda konuşlu bilgi sistemleri ile desteklenen, F-35 gibi dördüncü nesil insanlı platformlar ve İHA’ların entegrasyonu çerçevesinde biçimleneceği düşünülmektedir.

Türkiye açısından, İHA’nın askeri olarak gittikçe artan kullanım alanı, askeri harekâtın İHA’ya olan bağımlılığının artması ve sivil alandaki kullanım potansiyeli göz önüne alındığında, milli imkânlarla İHA üretilmesinin vazgeçilmez bir gereklilik olduğu açıktır. Türkiye’nin istihbarat oluşturma bağımlılığını azaltmak/ortadan kaldırmak için de aynı ihtiyaç geçerlidir. Bu bağlamda ANKA ile bu konuda önemli bir adım atılmıştır.

Kasım 2010 tarihinde Lizbon’da yapılan NATO Zirvesi’nden beri gündemi meşgul eden “Füze Kalkanı” projesi, Türkiye’nin tedarik etmeyi planladığı yüksek irtifa hava savunma sistemini de gündeme getirmiştir. Türkiye’ye konuşlandırılması planlanan “füze savunma sistemi” gerek içte gerek dışta tartışmaları beraberinde getirmiş olmakla birlikte, Nike füzelerinin hizmetten çıkartılmasıyla ülkemizin yüksek irtifa hava savunmasında meydana gelen zafiyetin giderilmesinde önem taşımaktadır. Türkiye, kısa menzilli hava savunma ihtiyacını Rapier ve kaideye monteli Stinger füze bataryalarıyla, orta menzilli hava savunma ihtiyacını ise modernize edilmiş I-Hawk füze sistemleri ile karşılamaktadır. Ancak TSK envanterinde halen uzun menzilli füze ve hava savunma sistemi bulunmamaktadır.

Yüksek İrtifa Savunma Sistemi ile ilgili olarak Rusya, Ocak 2006’da S-300 füzelerinin müşterek üretimi konusunda Türkiye’ye teklif sunmuştur. İlk başlarda sadece Rusya ortak üretim konusuna sıcak bakmakta iken daha sonra Çin de (HQ füzeleri) bu projeye istekli olduğunu ifade etmiştir. Başlangıçta projeye tavırlı olan ABD de (Patriot PAC-3 füzeleri), bu gelişmeler üzerine esneklik göstererek müşterek üretime yeşil ışık yakmıştır.(10) Dolayısıyla anlaşma sağlanacak ülkenin ilgili firmasının Roketsan, Alp Havacılık gibi şirketlerle ortak üretim gerçekleştirmesi planlanmaktadır.

Tüm bunlar şüphesiz memnuniyet verici gelişmelerdir. Zira savunma teknolojileri bağlamında kendi kendine yeterlilik büyük önem taşımaktadır. Konuyla ilgili görüşlerini E. Hv. Korgeneral Şadi Ergüvenç,  “Savunma taşerona bırakılacak bir konu olmadığına göre kendi silahımızı kendimiz yapmalı ve edilgenlikten, başkalarının ürettiği silah sistemlerine bağımlı olmaktan kurtulmalıyız.” şeklinde ifade etmektedir.(11)

Uzay Alanındaki Gelişmeler

Başlangıçta iki süper gücün yarışı şeklinde başlayan uzay teknolojileri ile ilgili çalışmalar, geçen zaman içinde diğer ülkelerin de gündemine girerek ön plana çıkmaya başlamıştır. Haberleşme, yönlendirme ve bilgi toplama amacıyla kullanılan uzay kara, deniz ve hava unsurları yanında askeri gücün dördüncü boyutunu oluşturmaya başlamıştır. Uzayın; uydu destekli silahlar, komuta-kontrol ve istihbarat amacıyla kullanıldığı göz önünde bulundurulursa uzayı kontrol edebilen ülkelere gerek muharebe gerekse askeri operasyonlarda büyük avantaj sağlayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Hatta uzayın teşhis-tanıma, istihbarat ve silahların isabet yüzdelerini artırmasına olan etkisi, muharebelerin icra şekillerini değiştirecek, taarruz ve savunma anlayışında, hedef derinlik ve genişliklerinde mevcut düşüncelerin yenilenmesini gerekli kılacaktır.(12)

Dolayısıyla mevcut teknolojik gelişmeler ve değişen tehdit yelpazesi dikkate alındığında; caydırıcılığı sağlamada, kriz ve tehditlere müdahale etmede en belirleyici vurucu güç olan hava kuvvetlerinin sadece havada değil, uzayda ve siber uzayda da güçlü olması bir zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada bölgesel dengelerde meydana gelen hızlı değişimler karşısında bulunduğu coğrafyada büyük bir güç ve denge unsuru olma rolünü sürdürmektedir. Bu rolünü korumada temel dayanaklardan biri olan THK uzay alanında yetenekler kazanmak maksadıyla 2000 yılı içerisinde çalışmalara başlamıştır. Bu çerçevede, TSK adına tüm birimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sistemler geliştirilmesine yönelik projelerin hayata geçirilmesi görevi Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na verilmiştir.

Geleceğin harekât ortamı olarak değerlendirilen uzayda milli varlığımızın garanti altına alınması, her şartta uzaya güvenli erişim imkânına ulaşılması, uzayın kesintisiz kullanım imkânlarına sahip olunması ve hava uzay gücü oluşturulması öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda Türkiye’deki uzaya ilişkin potansiyelin belirlenmesi, bu alanda faaliyet gösteren kurum/kuruluşların bir araya getirilmesi ve kısa vadede elde edilmesi planlanan teknolojik kabiliyetlerin kazanılması amacıyla yerli savunma sanayi, araştırma kuruluşları ve üniversitelerin katılımlarıyla yapılan Ar-Ge çalışmaları da desteklenmelidir. Ayrıca Türkiye’de uzay faaliyetlerini koordine edecek olan Türk Uzay Kurumu’nun en kısa zamanda teşkil edilmesi, uzay çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülmesi açısından büyük öneme sahiptir. Konuyla ilgili olarak “2020’li yıllarda Türk Hava Kuvvetleri bağımsız bir uzay gücüne sahip olacağını” belirten Hava Kuvvetleri Eski Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, “sahip olunacak uydu sistemleri ile özellikle keşif ve ihbar kontrol alanlarında uzay ortamının da etkin olarak kullanılacağını” ifade etmiştir.(13)

Ayrıca TSK’nın hedef istihbaratına yönelik uydu görüntüsü ihtiyacını, karasuyu ve hava sahası kısıtlamaları olmaksızın gündüz ve iyi hava şartlarında karşılamak amacıyla başlatılan GÖKTÜRK-1 uydusunun 2013 yılı sonunda yörüngeye yerleştirilmesi planlanmaktadır. GÖKTÜRK-2 Projesi ile Türkiye’de, keşif gözetleme uydularına yönelik teknolojik altyapının oluşturulması; uydu tasarım, entegrasyon, montaj, test ve üretim yeteneğinin geliştirilmesi, çeşitli alt sistemler bazında teknolojik yetenek kazanılması hedeflenmektedir.(14)

Dipnotlar:

1 Necdet Öztorun, Askeri Strateji, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul, 1982,s.15
2 Guilio Douhet, The Command of the Air, Washington D.C., US Government Printing Office, 1983
3 Alexander P. De Seversky, Air Power: Key to Survival, New York, Simon & Schuster, 1950, s. 128-129
4 Türk Hava Kuvvetleri, bkz. http://www.hvkk.tsk.tr/TR/IcerikDetay.aspx?ID=19 (erişim 25 Şubat 2012)
5 Ibid.
6 Kaddafi gitti, TSK dönüyor, Radikal, 02 Kasım 2011, bkz. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=1068344 (erişim 25 Şubat 2012)
7 Ibid.
8 Türk Hava Kuvvetleri, bkz. http://www.hvkk.tsk.tr/TR/IcerikDetay.aspx?ID=19 (erişim 27 Şubat 2012)
9 Anadolu Kartalı, bkz. http://www.anadolukartali.tsk.tr/default.asp?loc=tr&p=tarihce (erişim 28 Şubat 2012)
10 Türkiye’nin Yüksek İrtifa Hava Kalkanı, bkz. http://www.haber7.com/haber/20090918/Turkiyenin-yuksek-irtifa-hava-kalkani.php (erişim 28 Şubat 2012)
11 “Türk Hava Kuvvetleri’nin Bugünü ve Yarını”, E. Hv. Korgeneral Şadi Ergüvenç ile Söyleşi, BİLGESAM, bkz.
http://www.bilgesam.org/tr/images/stories/bilgesoylesi/bilgesoylesi11.pdf (erişim 28 Şubat 2012)
12 Sait Yılmaz, Ulusal Savunma, İstanbul, Kum Saati Yayınları, 2009, s.246
13 Türk Hava Kuvvetleri Uzay Gücü Kuruyor, bkz.
http://www.timeturk.com/tr/2010/12/20/turk-hava-kuvvetleri-uzay-gucu-kuruyor.html (erişim 28 Şubat 2012)
14 Ibid.

Yazarlar: Atilla SANDIKLI & Emine AKÇADAĞ

Cumartesi, 10 Mart 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Fırat Kalkanı Harekâtı küresel güçlere karşı mı yapılıyor?

Hükûmet, “FIRAT KALKANI OPERASYONU NEDİR? EL-BAB NEDEN ÖNEMLİDİR?” başlığı altında bir açıklama yayınladı. (1) Açıklama, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan