Küresel güçlerin siyasî gündemini şekillendiren coğrafyalar arasında Orta Asya’nın konumu diğer bölgelere nazaran belki de daha alt sıralardaydı. 11 Eylül 2001 olayı da paradoksal bir biçimde Or[...]
Yine de böyle bir ortamın olumlu bir özelliği, halkın belirli bir zaman sonra değişim talebinde bulunmasıdır. Bu açıdan potansiyel her zaman mevcut olmuştur. ABD’de yapılan son cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında Barack Obama’nın White House’taki koltuğu kazanması, Orta Doğu’da olumlu karşılandı. Bulunduğu bölgedeki ülkelerin durumu, yabancı bir gücün etkisi altında kaldığını bilen halkın ABD’deki bu olaya sıcak bakması bahsettiğimiz talebin bir yansıması [devamını oku]
I. Devletlerin Kriz Dönemindeki Dış Politika Tercihleri
Devletlerarasındaki münasebetler bağlamındaki gelişmeleri konu eden haber ve analizleri takip eden kişilerin birçoğu, dünya siyasetindeki son dönem gelişmelerin uluslararası ortamı iyice kızıştıran özelliğe sahip olduğunu bir an bile tereddüt etmeden size teyit ederler. Gerginleşmeye yüz tutan politik ortam altında ülkelerin dış politika ajandaları üzerinde kriz yönetimi anlayışının etkisi hissedilmektedir[1]. Tansiyonu yükselten gelişmeler sonucu oluşan [devamını oku]
The experts assert that the significance of "emerging markets" is increasing day by day. While the global economy and the "developed states" are struggling with the recession [2], [...]
China is seen as the leader within the emerging markets. It has become the center of attention because its capacity to influence other states' economies has increased. Even though we acknowledge that thinking within the "Cold War" framework is wrong (though there are some who resist thinking outside of it), formation of unofficial and loosely structured blocks, which do not [devamını oku]
Düşünce dünyamız hep ‘son’larımızla meşgul edilmişti: İdeolojinin sonu, tarihin sonu, şimdi de, Ekonomi Nobel ödülünü alan Stiglitz’ın dediği gibi piyasa fundamentalizminin sonu. Hep[...]
İdeoloji gibi bir belanın sona erdiği bir dünya, tabii ki daha iyi bir dünyaya benzeyecekti. Bir anda hepimiz demokrat olduk. Liberal ekonomiyi savunmaya başladık ve “hepimiz kapitalistiz!” dedik. “Doğru” olarak gösterileni doğru uygulamaya çalıştığımızı gösterdik, laissez faire dedik, şimdi de “Hepimiz Keynes’çiyiz” diyoruz. Yoksa geldiğimiz nokta bu iktisatçıyı geçmişimizden, yani tarihten “devşirerek”, geri mi getirdi?
11 Eylül’den sonra hepimiz [devamını oku]
Hepimizin bildiği gibi, dış politikada tutarlılık devletin belirlediği, benimsediği prensiplerle sağlanır. Devlet yetkilileri tarafından geliştirilen farklı konsept ve doktrinler de, devletin sistemat[...]
Söz konusu konseptler, devletin kendisine atfettiği yükümlülük ve sorumlulukların aynasıdır. Aynı zamanda diğer ülkelerle ilişkilerinden ne bekleyip ne beklemediğini söylemeye çalışır, nasıl olduğu/olacağı fikrini verir. En önemlisi de, benimsediği ilke ve pozisyondan hareketle devletin kendisini dünyada nasıl konumladığını, nerelerde gördüğünü anlatmak ister.
Dışarı ile temasta bulunurken önceden kestirilebilir adımlar atmak çok önemlidir. Diğer devletlerin tepkisini böylece tahmin edebilirsiniz. Böylece [devamını oku]
Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerin şiddetlenmesi siyasî nitelikte olacaktır.
Tarih : 04 Eyl 2008 Yazan : Daniyar KOSNAZAROV
8 Ağustostan önceki dönemde dünyanın bir çok yerinde çıkan çatışmalarda doğrudan bağlantılı tarafların yanı sıra, bir diğer katılımcı da yer alıyordu; o da Birleşik Devletler idi. Bu tarihten sonra [...]
Ezici askerî üstünlüğe ve yönetilebilir demokrasiye sırtını dayan ABD, son olayda hissedilebilir prestij ve siyasî kayıplarla karşılaşırken, diplomatik yöntemlere bağlılığıyla bilinen Avrupalılar, saygın ve çok önemli olan arabulucu rölünü üstlenerek, nüfuzlarını güçlendirmişlerdi. Rusya, Gürcistan’a yaptığı operasyonu ile Avrupa’nın geliştirdiği iyi-komşuluk politikalarına gösterdiği hasımlığından sonra onun aldığı rolünü de facto olarak kabul etmişti.
Bu manzaranın ileride pekişip pekişmediği, Avrupa ile Rusya arasındaki [devamını oku]
Sovyetler Birliği’nin dağılması olgusu, farklı akademik çalışma, kitap ve gazetelerin ‘yorum’ sayfalarında, araştırma merkezlerinin sitelerinde sürekli vurgulanan bir vaka. Her bir u[...]
XX. YÜZYILIN FACİASI
Farklı tarafların temsilcileri, sübjektif bir tavır almayı yeğlerken, bazılarına göre SSCB’nin yıkılması bir tür nesnel “tarihsel çıkmazın”ın çabası olabilmekte, bir diğerleri ise, kuşku uyandıran, göreceli yorum yapmaktan kaçınmamaktadırlar. Nitekim Batı’nın bir zamanlar heyecanlı havası içerisinde yaptığı tahlillerinde geliştirilen söylemlerin etkisinin hala kendisini koruduğunu, ‘kötü-iyi’ dünya algılayış tarzından sıyrılamayan, Batı’nın bir takım etkili düşünür ve stratejistlerin yazdıklarından anlayabiliriz. Ağustos [devamını oku]
“Gelişen ülkeler” (emerging markets) olarak anılan ülkelerin öneminin arttığını söyleyen uzmanların sesi günden güne güçlenmektedir. Bu ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında istikrar yakal[...]
Gelişenler içinde önder olan Çin’in ‘odak noktası’ haline gelmesinin nedeni, bu ülkenin diğer dünya ülkelerini etkileyebilme kapasitesini arttırmış olmasındandır. Her ne kadar artık “soğuk savaş” mantığıyla düşünmenin yanlış olduğunu kavrayabilsek te, gelecekte gayri-resmî, daha gevşek yapılı ve klasik tanımına uymayan blokların oluşması muhtemeldir. Çin’in önderlik ettiği BRİC grubuna da yönelik büyük ilgi, söz konusu grup içinde yer alan ülkeleri fikirsel [devamını oku]
Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın 15 Temmuz 2008 tarihli Büyükelçiler Konferansında yaptıgı açılış konuşması (1), Türkiye'nin ileride izleyeceği dış politikasını kavrayabilmek açısında[...]
İlk kez düzenlen 'beyin fırtınası'na yurt dışında görevli büyükelçiler, daimi temsilciler ve merkezde görevli 150'den fazla büyükelçi katılmaktadır. 4 gün sürecek "Türk Dış Politikası, Yönelimler ve Öncelikler" başlıklı konferansın geleneksel hale getirilmesi planlanıyor.
Babacan, Dışişleri Bakanı olarak tayin edildikten sonra Bakanlığının mensuplarına hitaben ilettiği ilk mesajlarından birinde, Türkiye'nin "köklü bir dış politika geleneği"nin bulunduğunu vurgulamıştı (2). Bunun yanı sıra yazımızın en [devamını oku]
merhaba seyit ali, aramıza hoş geldin. öncelikle ilgin ve yardım talebin için teşekkürler. sorunlu linkleri bize iletebilirsin. sonra ne yapılabileceği konusunda teati edebiliriz. saygılarımızla.
merhaba herkese yeni üye oldum ben bu siteye sakarya üniv ulide okuyorum yararlı bir siteyniş ama şuan bütün linkleri ölüü lütfen yenileyebilir misiniz?ve kesinlikle aktiif katılım olduğu sürece birbirimizden yararlanabileceğimizi düşünüyorum..birr de sakarya üniv temsilciniz olmak isterim
Üye arkadaşlar sitede aktif katılımı sağlayabilirler. Bu arada belirtmek isterim ki, yeni dönem için çalışmalarımız devam etmektedir. Yakın zamanda daha aktif bir uiportal ile karşınızda olacağız.
arkadaşlar selamlar... Abd 'nin Soğuk Savaş sonrası Asya Pasifik politikası üzerine sunum yapmam gerekiyor.Yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.iletişim için ism8-ail@hotmail adresinide kullanabilirsiniz.teşekkürler
HAYIRLI RAMAZANLAR SEVGİLİ UİPORTAL..11 EYLÜL SONRASI TÜRK DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR ANKET ÇALIŞMASI YAPILACAKTIR.ANKET ÇALIŞMASINA SORULARI İLE DESTEK OLMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TARAFIMA ULAŞMALARINI HASSETEN RİCA EDER HERKESE BAŞARILAR DİLERİM.MUHABBETLE..
Uludağ kuşkusuz sakaryadan ve kocaeliden öndedir.Sonra sakarya ile kocaeli arasında bir tercih yapman gerekirse bu tartışılır,ben kocaelinin daha iyi olduğunu düşünüyorum,sakaryada ise uli sadece okuduğunla kalır,seminerler çok az bu yönü kötü.Ben saü'lü olarak beğenmiyorum
öncelikle slmlar size bir sorum olacak öss girdim uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edeceğim size sorum nereyi yazayım kafamda 3 yer var kocaeli,uludağ ve sakarya siz hangisini önerirsiniz :)