Türkiye’de normalleşmeye doğru giden süreç zorlu ve yavaş bir şekilde işlemeye devam ediyor. Seçimlerin ardından, meclis başkanı da seçildi; cumhurbaşkanı adayı da resmen belli oldu. Kabinede kimlerin olacağına yönelik dedikodunun ardından sonunda listede yer alan bakanların isimleri cumhurbaşkanına sunuldu ve bugün, cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer, yeni cumhurbaşkanının seçilmesinin ardından kabinenin oluşturulması gerekçesiyle sunulan listeyi onaylamadı. İlk cumhurbaşkanlığı oylamasında yaşananlar, CHP’nin açtığı davalar, verilen-verilmeyen kararlar, cumhuriyet mitingleri, partilerin uzlaşmacı değil muhalif tavırları, siyaset değil tiyatro yapanlar, yayınlanan e-bildiriler, meclis başkanlığı adaylığı ve seçimi, cumhurbaşkanı adaylığında öne çıkan isimler, başörtü meselesi, en nihayetinde resmen açıklanan tek cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül... Tüm bu saydıklarım ve sayamadığım daha nice gelişmeler işte bu süreci yavaşlatan ve zorlayan nedenlerdir.
Bu zorlu ve yavaş işleyen süreçte, hukuksuz ve vicdansız uygulamalara şahit olduk. Farklı kesimden pek çok insanın “seçilmiş” olana karşı tahammülsüzlüğü, halkın iradesini küçümseye kadar vardı. “İşlerine gelmeyen” her durumda yeni bir söylem üreten bu “çok üretken zihniyet”in, Türkiye’nin her anlamda ilerleme kaydetmesinde de üretkenliğini göstermesini temenni ederiz. Oysaki demokratik sistemlerde alınan kararlardan herkesin yüzde yüz memnun olması mümkün değildir. Hadiselere süpürücü mantıkla yaklaşmak ve olumlu olanı görmeyi reddetmek, hem akla hem vicdana muhalif olmakla açıklanabilir.
Tüm bunlarla beraber konuşulması gereken konular başköşede duruyor. Erken seçime ve ardından cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanan Türkiye, dış politikadaki ivmesini nerede tutuyor? Bu cevaplanması gereken önemli bir sorudur. Ancak dış politika dahil olmak üzere Türkiye’nin son 200 yıldır sürmekte olan ihya ve inşa çalışmalarının da önemini hiçbir zaman yitirmeden konuşulması gerektiğini düşünenlerdenim. İkinci büyük ve önemli soru: Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir? Bunu ne kadar tartışsak azdır. Ancak ne tartışmış olmak için tartışmalı, ne de farklı görüşü savunanların karşısındakinin fikrini kendisininkiyle değiştirme amacı gütmelidir. Bu yüzden sürekli gündemde kalan esnek kavramlar, suni ayrımlar ve despot zihniyetlerinin var oluş nedenlerini ve günümüzdeki uzantılarını masaya yatırmak gerek. Türkiye’nin ortak akıl ve ortak vicdana ihtiyacı vardır. Kimse güneşi balçıkla sıvayamaz ve kimse gözlerini kapatmakla gündüzü gece yapamaz.
Dış politika konusunu, sitemiz yazarlarından Semra Aksu’nun yazısına devredecek olursak bu yazıda ele almak istediğim, ikinci önemli sorudur: Türkiye’nin en önemli engeli nedir? Açıkçası ben dış mihrakların etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin sorunlara ve sorunsallara boğulmasının mazisi 200 yıla dayanıyor. Yıllardır analiz edilen ve tartışılan ihya ve inşa çabalarının ne kadar sonuç verdiği, turnusol kağıt gibi netlik kazanmasa da ve ortak bir kabulü reddetse de, kabuğunu çatlatmaya başladığı genel bir kabuldür.
Seçim süreci ve sonucun değerlendirmesinde Batı medyasının, Türkiye’de bazı kesimlerin düşünme “rotasına” etki ettiği, etki etmese bile etkileme amaçlı ve tahrik odaklı haber ve yazıların çıktığı herkesçe malum. Bu süreçte yerli basın kadar yabancı basınla da tanıştı halkımız! Çoğumuz yabancı basında yer alan değerlendirme ve gözlemlere daha itibar eder olduk. Batı bir tane değil, birkaç tane gerçeğinin altını çizerek içinde bulunduğumuz süreci olumlu görenler olduğu kadar olumsuz görenlerin varlığının kaçınılmaz olduğunu vurgulamak isterim. Amerika’nın seçimlere dolaylı müdahalesi bile konuşuldu; daha önceki seçimlerdeki müdahalelere yönelik kıyaslamalar yapıldı.
Sorumuza dönersek, Ekrem Dumanlı gibi yüreklendirici ve motive edici bir zaviyeden bakmanın “fazla iyimser” olma gibi bir yan etkisi de var. “Türkiye’nin önündeki en büyük engel Türkiye’nin kendisidir” diyor Sayın Dumanlı ve haklıdır da. Ancak ekonomi, eğitim, kültür ve siyaset alanlarındaki dışa bağımlılık hala devam ediyor. Her şeyin popüler olanı makbul, her çeşit ürünün yabancısı yerlisinden daha çok tercih ediliyor. Türkiye’nin hedef tahtasında olduğu barizken, birtakım emellerin gerçekleşmesi hala bu toprakların üzerinden mümkünken, Türkiye’nin önündeki tek engel sadece Türkiye’dir demek bana fazla iyimser geliyor. Türkiye zincirlerini kırmalı ve ortak akıl ve ortak vicdan’a ulaşmaya çalışmalıdır. Öncelikle “millî” olana eğilmeli ve dış ilişkilerinde “kontrol edebilir” bir hale gelmelidir. Bu adımlar sayesinde ortak akıl ve ortak vicdan tamamlanacaktır; ironi bir tabirle söyleyecek olursak Türkiye, kuraklığa dahi çareler üretecektir. Yeni hükümetin bu anlamda atacağı adımlar büyük önem arz ediyor ve dilerim makamlarının hakkını verirler. Düşündüklerimin özünü oluşturan bu yazının ardından sormak isterim, sizce Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.
Yorumlar
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?nevzat48 17 Ağu : 10:43 Cevapla
Yorumlar: 25
Bende Türkiye'nin önündeki en büyük engelin dışa bağımlılık olduğu kanısındayım. Yıllardır yapılmış olan anlaşmalar, ittifaklar ve plansız özelleştirmeler, yüksek faizli borçlanmalar hatta bir türlü beyinlerimize yerleştiremediğimiz "milli" bilincinin bizi bugünlere getirdiğini görüyoruz. Sırtımızdaki bu kambur yüzünden başımızı kaldırıp önümüze bakamıyoruz. II. Dünya Savaşı Sonrası ilk motorunu üretmiş, daha Cumriyetin ilk yıllarında Kayseride uçak fabrikası açmış bir ülkenin 21. yüzyılda hala milli otomobilini üretmemiş olması, Güney Kore gibi bir üleknin 4-5 tane Dünya çapında cep telefonu markası varken hala ceplerimizde bulunan 30 milyon cep telefonundan 1 tanesinin bile Türk Malı olmamasına sinirlenmemek elde değil. Yarışta bu kadar geri kalmışken hala özdeğerlerimizi yabancı sermayelere satma sevdasına ise söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Bağımlılık engelini aşabileceğimiz umudunu ne yazık ki kişisel olarak kaybetmiş durumdayım..
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?Ayşenur 17 Ağu : 12:31 Cevapla
Yorumlar: 37
Nevzat Bey merhaba,
Verdiğiniz örneklere ilaveten, ülkemizde hala büyün sorunlardan biri olan "eğitim"de de özgür ve orijinal fikirlere ihtiyaç var, buna engel olan her türlü kurumun da kaldırılması gerekmektedir. Dil,eğitim,düşünce, vizyon ne sayarsanız sayın, hep bi taklitçilik ve bağımlılık söz konusu. Ayrıca gerçek bir hukuk devleti ve uluslararası hukukun gözeticisi olmalıyız. Anahtar ortak akıl ve ortak vicdan'dır.
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?f.şura bahsi 18 Ağu : 11:45 Cevapla
Yorumlar: 16
Sevgili Ayşenurcuğum;
Güzel bir yazı kaleme almışsın tebrik ederim.Senin ve değerli Nevzat Bey'in düşüncelerine ilave olarak Türkiye ' nin önündeki en büyük engelin başında toplum olarak tahammül kültüründen yoksun olmamız gelmektedir.Eğer hala bu ülkede birileri inanç ve değerlerinden dolayı engelleniyor,aşağılanıyorsa;başörtü tercihi organik bir rahatsızlıkla eş değerde tutulabiliyorsa;bilimden,aydınlanmaktan,laiklikten,demokrasiden,özgürlükten,insan hak ve hürriyetlerinden,yaşama hakkından,hür ve özgür iradeden,barıştan,dayanışmadan v.s söz edilip adeta kahramanlığı yapılırken diğer yandan büyük bir dilemma ile toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan kesim bunlardan mahrum edilirken ve hala gözyaşı ile ideallerini ve inançalrını yaşatmaya çalışan birileri varken ... bu ülkenin önündeki en büyük engel aydınlık gelecekten ve sözde aydınlıktan dem vuran ama aslında kendi karanlık beyinlerinin ve dünyalarının içinde adeta sürgün hayatı yaşayanlar değil midir?
Barış dilemek isterim ama dün anladımki barış ceketlerimizin cebindeki astarlarda kalmış.Herşeye rağmen yılmadan,yıkılmadan,gözyaşı ile idealleri ayakta tutsak da yola devam etmek..
Tekrar teşekkürler eline sağlık..
Muhabbetle..Barış ve başarı dileklerimle..
DOST BİPERVA,FELEK BİRAHM,DEVRAN BİSÜKUN; DERT ÇOK,HEMDERT YOK,DÜŞMAN KAVİ,TALİH ZEBUN.
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?semra 29 Ağu : 09:22 Cevapla
Yorumlar: 17
Üye: 10 Tem : 19:42
Sevgili Ayşenur; Birkaç gündür düşünüyorum gerçektende Türkiye’nin önündeki engel nedir diye? Bu güzel yazı için teşekkürler:) Bir ülkenin dış politikası iç dinamiklerden çok fazla etkilenir. Ekonomisi, kültürü, eğitim düzeyi ve toplumsal yapısıyla gelişmekte olan ülkeler arasındayken bu gelişimi yıllardır bir türlü tamamlayamadık. Ben gelişimini tamamlayamayan Türkiye’nin önündeki en büyük engelin kendisinin olduğu görüşüne katılıyorum.ve bu engelinde; Toplumun kutuplaşmasını, birbirlerine ötekileşmesi olduğunu düşünüyorum.gerek devlet eliyle gerekse diğer kurum ve kuruluşlarla (sivil toplum örgütleriyle) ya da vatandaşın ta kendisiyle oluşturulan kutuplaşmış toplum yapısı bizim içte istikrar,huzur ve düzeni kurmamızı engelliyor ve kafasını toprağa gömmüş devekuşu gibi kendi iç çalkantılarımızdan küreselleşmeyle birlikte hızlı değişen dünyaya yetişemiyoruz. toplumumuz geçmişten gelen ve hala devam eden sağcı-solcu; ordu-sivil; laik-dindar ayrımında.ve bu ayrım; bir diğerini kendisine düşman görebilecek kadar ciddi boyutlarda yaşanıyor.ideolojilerin kelime anlamlarından sıyrılamadan bağnazca kabullenmelerin olduğu bir toplumunda ilerlemeye engel aradığında hiç zorlanmayacağı bir gerçek.benim kişisel kanaatim öncelikle karşımızdaki insana insan olduğu için değer verip saymaktır.aynı ideolojide;siyasi yelpazenin aynı tarafında olmasak da bu böyle olmalı...ötekileştirmeden, kutuplaşmadan, şüpheler duymadan güvenerek yaşayacağımız bir toplum dileğiyle...
[ Kıdemli Üye ]
ah merhamet!!! her türlü ihanetten daha zalimsin
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?hg 31 Ağu : 00:03 Cevapla
Yorumlar: 38
“Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?”
200 yıllık modernleşme – sizin tabirinizle ihya ve inşa-sürecinde uygulanan yöntem, hareketin yukarında aşağıya doğru olmasıdır. Ve bu sürecin işleyişinde dış etkenler söz sahibi olmuşlardır. İhya ve inşa sürecinin yukarıdan aşağıya olmasının temel sebebi ise hedeflenen durumla varolan durum arasındaki farkın normal bir işleyişle kapatılamayacağı düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bu yöntemin doğruluğu ve yanlışlığı tartışılabilir.
Benim bu süreçle ilgili olarak asıl vurgulamak istediğim yön ise, İhya ve inşa sürecinde izlenen bu yöntemle birlikte, Batı modernleşmesinin milli olanı dikkate almadan birebir uygulanmaya çalışılmasıdır. Milli bir yaklaşım getirilememesi dışa bağımlılığı da sürekli kılmıştır.
Türkiye’de dış güçlerin etkisi, müdahalesi yadsınamaz. Ama bir gerçek daha var ki, hiçbir güç içeriden destek almadıkça etkili olamaz.
Kendinden olmayana “öteki” tanımlamasında bulunanlar her daim dış odaklarla işbirliği içindedirler. Ve bu işbirliğinin mahiyeti, boyutları gizli anlaşmalarla, ittifaklarla olmakta, dışarıdaki içeriye ikbal vaad etmekte, içerideki de dışarıya itaat vaadinde bulunmaktadır. Ve bu oyunda daima birden çok dış güç yeralmaktadır.
Ve bu dış güçlerin beslendiği, kullandığı alan da daima sahip olduğumuz farklılıklardır. Ve bu farklıklar dış odaklar tarafından çeşitli yollarla ayrılıklara dönüştürülmekte ve ülke içinde düşman kardeşler yaratılmaktadır. Peki bundan nasıl kurtulacağız? Bu sorunun cevabını yakın zamanda yapılmış bir konuşma metninde bulabiliriz:
"Ülkemiz; dünya üzerindeki konumu, tarihten gelen güçlü devlet birikimi, kültürel zenginliği, doğal kaynakları ve dinamik insan gücü ile, bizlerin fark edebildiğinden çok daha güçlü bir ülkedir. Bu potansiyel güç harekete geçirilebilirse, kısa bir zamanda dünyanın en güçlü ülkeleri tarafından dahi sözü dinlenen bir ülke olmamız mümkündür. Bu konuda bizler için en büyük engel, tüm farklılıklarımızı vatan sevgisi potasında bir türlü eritememek ve birbirimizi yeteri kadar anlamaya çalışmamaktır.
Atatürk ilke ve inkılaplarının ışığında ve vatan sevgisinin bütünleştirici atmosferinde; demokratik olgunluğumuzu pekiştirdiğimizde, birbirimizden kuşku duymak yerine birbirimizi daha iyi anlamaya çalıştığımızda, sorunlarımızı açık yüreklilikle konuşarak, düşüncelerimizin farklılığından kaynaklanan dinamizmi harekete geçirebildiğimizde, terörün son bulması ve yaşam standardımızın yükseltilmesi de dahil, ülkemizin bütün problemlerinin üstesinden gelmemiz hiç de zor olmayacaktır. Bu konuda, özellikle devletin üst kademelerinde bulunan herkese, büyük görevler düştüğüne inanıyorum."(Bu sözler, 26. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgenaral Faruk Cömert'in Hava Kuvvetleri Komutanlığını 23 Ağustos 2007 tarihinde Orgeneral Aydoğan BABAOĞLU'na devrederken tören esnasında yaptığı konuşmadan alınmıştır. http://www.hvkk.tsk.mil.tr )
***
İçeride, ikbal uğruna birbirimizin kuyusunu kazarak büyük devlet olamayız. Büyük devlet olmamızın önündeki en büyük engelimiz budur..
Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görmeli, ülke menfaati ile ilgili kararlar alırken her yönü ile tartışmalı, tartışmalar sonunda alınan kararları ise birlik, beraberlik içinde uygulamalıyız.
-- Not: Yazınız birden çok konuya temas ediyor. Diğer kısımlarına umarım sonra değinebilirim.
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?kursad 14 Eyl : 02:53 Cevapla
Yorumlar: 4
Üye: 14 Eyl : 00:29
aysenur yazin icin tesekkurler fakat bi noktaya deginmek isterim secilmis olana saygi gostermek gerekir ve evet yuzde yuz oranda bi ortak nokta yakalanmaya bilir ama secilmis olan halkin sadece kendisini secen kismini ilgilendiren bi karar almadigi icin geri kalanininda isteklerini goz onune almali kendine uygun bi karari alirken bunu halkin buyuk cogunluguna zorla degil ortak bi calismayla kabul ettirmelidir cunku secilen cumhurun basidir. Turkiyenin sorunlarina gelirsek bu konu icin gercekten hg nin ornegi ve soylediklerine katilmamak mumkun degil ulkemizde ne kadar buyuk bi farkliliklar goruntusu bulunsada bu millet bunu bir zenginlige tarihte cevirip birarada yasayabilmis bu farkliliklar sayesinde yukselmistir iste sanirim dis mihraklar dedigimiz guclerde bu noktada ortaya cikmakta bu farkliliklarin eritilmesini zorlastirmakta farkliliklarimizla bizi ugrastirip ayristirma amacini gutmektedirler bu farkliliklarimizi eritebildigimiz gun guzel yarinlarin habercisi olacaktir.
[ Yeni Üye ]
"Biz emrederdik!Biz takdir ederdik!Biz talimat verirdik!Ol derdik olurdu!Çünkü dünyanın bütün hükümdarları memurlarımızdı bizim!"Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?mavilla 03 Mar : 15:24 Cevapla
Yorumlar: 25
Üye: 25 Oca : 22:32
Türkiye TEK Türkiye olmalı. x-y-z diye parçalara ayrılmamalı.
Türkiye eğitime daha da önem vermeli. Ezbercilikten vazgeçilmeli.
Türkiye gelişmiş ülkeler grubuna katılmalı.
Atatürk'ün açtığı yolda sürekli ilerlemeli. (durduğun an gerilemeye başladığın andır.)
[ Kıdemli Üye ]
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olun. buraya kayıt için
merhaba herkese yeni üye oldum ben bu siteye sakarya üniv ulide okuyorum yararlı bir siteyniş ama şuan bütün linkleri ölüü lütfen yenileyebilir misiniz?ve kesinlikle aktiif katılım olduğu sürece birbirimizden yararlanabileceğimizi düşünüyorum..birr de sakarya üniv temsilciniz olmak isterim
Üye arkadaşlar sitede aktif katılımı sağlayabilirler. Bu arada belirtmek isterim ki, yeni dönem için çalışmalarımız devam etmektedir. Yakın zamanda daha aktif bir uiportal ile karşınızda olacağız.
arkadaşlar selamlar... Abd 'nin Soğuk Savaş sonrası Asya Pasifik politikası üzerine sunum yapmam gerekiyor.Yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.iletişim için ism8-ail@hotmail adresinide kullanabilirsiniz.teşekkürler
HAYIRLI RAMAZANLAR SEVGİLİ UİPORTAL..11 EYLÜL SONRASI TÜRK DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR ANKET ÇALIŞMASI YAPILACAKTIR.ANKET ÇALIŞMASINA SORULARI İLE DESTEK OLMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TARAFIMA ULAŞMALARINI HASSETEN RİCA EDER HERKESE BAŞARILAR DİLERİM.MUHABBETLE..
Uludağ kuşkusuz sakaryadan ve kocaeliden öndedir.Sonra sakarya ile kocaeli arasında bir tercih yapman gerekirse bu tartışılır,ben kocaelinin daha iyi olduğunu düşünüyorum,sakaryada ise uli sadece okuduğunla kalır,seminerler çok az bu yönü kötü.Ben saü'lü olarak beğenmiyorum
öncelikle slmlar size bir sorum olacak öss girdim uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edeceğim size sorum nereyi yazayım kafamda 3 yer var kocaeli,uludağ ve sakarya siz hangisini önerirsiniz :)