istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Filistin ve Papa | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Filistin ve Papa

Uluslararası gündemde bu sıralar, Ortadoğu’nun şiddet merkezi Filistin’de el-Fetih ve Hamas’ın ulusal birlik hükümeti kurma çalışmalarından söz ediliyor. En sonunda birlik olmaya karar veren Filistinli güçler, önümüzdeki günlerde Arap-İsrail ilişkilerini belirlemede etkili olacağa benziyor.

Filistin’nin büyük bir bölümünün Siyonistlerce işgal edildiği 1921’den 1948’e kadar uzanan süreçte, Filistinliler rakip aşiretler, aileler ve siyasi hareketler arasında gerçekleşen acımasız ve hatta kanlı kavgalar/çatışmalar nedeniyle birlik olma basiretinden uzaklaşarak kendi kendilerini zayıflatmışlardır. I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’nin Filistin’i manda haline getirmesi, Müslüman Araplar arasında büyük bir tepkiye neden olmamıştı. Bunun sebebi o dönemde zaten tüm Ortadoğu sömürgeleşmişti ve mandacılık adeta doğal bir düzen olarak kabul ediliyordu. Arapları asıl rahatsız eden Siyonistlerin Filistin’e akın akın Yahudi göçünü sağlaması oldu. Kendi arasında birlik kuramayan ve devlet disiplininden mahrum olan Filistinlilerin aksine devlet kurmak adına yürüttükleri mücadelede ortak hareket birliği sağlayan Siyonistler 1948 yılında İsrail devletini kurmayı başardılar. 1 Ocak 1948 günü Filistin’de 600 bin Yahudi ve bunun iki katı kadar Arap yaşarken, 1950’de Arapların sayısı 150 bine düştü.* İsrail devleti kurulduktan sonra bir milyon Arap, İsrail’in bilinçli olarak yürüttüğü nüfus politikasında tedhişe kurban gitti.

Üzerinde durmaya çalıştığım nokta, Arap dünyasının bugünkü felaket durumunun ana merkezinde içersinde bulunduğu mezhepsel bölünmüşlüğün ve devletlerarası rekabet ayrılığının yer aldığıdır. Birlik şuurunu bir türlü tesis edemediğindendir Ortadoğu’da bugün yaşanan trajik hadiseler. Bırakın 1920’li yıllarda genelde Arapların özelde Filistin halkının birlik sağlayamamış olmasını, bundan 7 ay önce ulusal birlik hükümetini Hamas’ın seçim zaferinin ardından kurmuş olsaydı Filistinli yetkililer, gerek kendilerini ve gerekse Filistinli insanları bir çok sıkıntıdan kurtarmış olacaktı. Tabiatın temel yasasıdır: Birlikten güç doğar.

İsrail bugün Olmert’in başkanlığında yerleşim alanını genişletmeyi insafsızca sürdürüyor ve sekiz metrelik dev beton duvarı inşa ederek Arap olan Doğu Kudüs’ü Batı Şeria’dan koparıyor. Filistin ve Araplar iç çekişmelerden tam anlamıyla kurtulmuş değil. Filistin yönetiminde birlik olmak için atılan bu adım geç kalınmış olsa da on yıllarca çözümsüz kalan Arap-İsrail sorunu için umut verici.

Oyunu iyi görmek ve oyuna iyi hazırlanmak gerekir. Sayıda az, ama görünürde tek vücut bir düşmana karşı; kemmiyette çok, lakin dağınık ve parçalanmış bir vücutla başarı sağlamak mümkün olamaz. İsrail’i bugün Ortadoğu’da başat güç yapan unsur, birlik olma ruhunu ve misyon yüklenme şuurunu kendine ve halkına iyi benimsetmiş olmasında aranmalıdır.

*****
Papa geçtiğimiz günlerde tüm Müslümanları karşısına alarak İslam hakkında basiretsiz (ya da sözleri ters bir mantıkla okuyarak ‘bilinçli’) laflar sarfetmiştir. Öncelikle Papa 16. Benedict’in şahsında dini ve siyasi temsil yetkisini vurgulamak gerekir. Papa, dünyanın en küçük devleti Vatikan’ın siyasi lideri ve başkanıdır. Devlet idaresinde aldığı kararlar, Vatikan’ı bağlayan yönetim üzerine kararlardır. Dini lider vasfıyla din temelli aldığı kararlar, tüm Katolik alemini bağlayıcı etkiye sahip kararlardır. Şimdi bu noktada Papa’nın İslam’ı hedef alan açıklamaları çok iyi yorumlanmalıdır.

Sayın Aktan**, köşesinde konuya değinerek şu açıklamalarda bulunuyor: “…Papa’lık bir dini kurum olmanın ötesinde bir devlet. Papa’nın sözlerinin dini olmanın yanında, siyasi olma vasfı da var. Yani Papa siyaset ya da din siyaseti yapıyor. Son konuşması da büyük ölçüde siyasi içerikli.”

Papa, etkisi altındaki insanlara, İslam’ı akılla şiddeti engelleyemeyen bir din olarak lansetme çabası içindedir (Kendi kliselerinde yaşanan skandalları unutmuşa benziyor ya da görmezden geliyor). İslam’ın şiddeti onayladığına örtülü değinen Papa’nın sözlerini iyi okumalı ve bu sözlerin kime hizmet ettiğini iyi görmeliyiz. Ortadoğu’daki şiddete ve işlenen zulme ses çıkarmayan Papa efendiye ve sözlerine kimlerin sahip çıktığı da iyi bilinmeli (Ayrıca Bosna’da –Avrupa’nın göbeğinde- işlenen kıyıma sessiz kalan bir Hristiyan alemi olduğu da unutulmamalı). İslam dini cihadı emrediyor, ne intiharı ne de şiddeti. Hele masum ve mazlum insanların savaş zamanlarında korunması ve gözetilmesi gerektiği İslam’da yer alan insani ve ahlaki düsturlardan.

Filistin’de oğlunu İsrail askerlerinin kurşunlarından korumaya çalışırken yitiren babayı ekranlardan içimiz yanarak izlediğimizi hatırlayın. Ve bunun sadece ekranlara taşınan bir örnek olduğunu ve yüzlerce benzeri örnek bulunduğunu düşünün. Buradaki babanın içerisinde bulunduğu psikolojik hali biraz olsun anlamaya çalışın. Artık bu insan potansiyel bir bombadır. Bedenen olmasa bile zihnen kin yüklü bir bomba. Ne olursa olsun İslam Müslümanlara intiharı yasaklamıştır. Ne amaçla yapılırsa yapılsın intihar eylemleri İslam dininde hoş karşılanamaz ve kabul edilemez. Bunu müteaddit kereler her fırsatta İslam alemi ilan etmiştir.

Papa 16. Benedict’in sözlerini, siyasi ve kasıtlı söylenmiş, ayrıca bir şuuraltının yüzeye alınmış ifadeleri olarak değerlendiriyorum.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

* Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s.4
** Gündüz Aktan, Radikal yazarı, 23 Eylül 2006 tarihli köşe yazısından.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’nun Siyasal Sosyolojisi

Hamit Bozarslan, tarih ve siyasal bilimler alanında doktora yapmış olup, tarihçi, siyaset bilimci kimliği ile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan