AB her genişleme halkasında bazı sorunlarla karşılaşır. Bu sorunlar genişlemeyle birlikte üye olan devletlerin Birliğe kendileriyle birlikte iç sorunlarını da getirmeleridir. AB özünde bir barış projesi olmasından ötürü (Fransa-Almanya arasındaki sorunların AB'nin kurucu anlaşması olan AKÇT anlaşması ile çözülmesi barış projesi olduğuna en ciddi kanıttır) taşıdığı misyon bu sorunlarla zarar görmekte; ayrıca birlik devletleri de olumsuz olarak etkilenmektedir. Türkiye'nin AB'ne üyelik sürecinde en büyük sorun olarak görülen Kıbrıs aynı zamanda AB'nin hukuki yapılanmasına zarar vermesi bakımından da önemlidir. Kıbrıs adasının 2 toplumlu bir yapıda olmasına rağmen Kıbrıs Rum Kesiminin adanın tek temsilcisi olarak üyeliğe kabul edilmesi; müktesebatının hukukun üstünlüğü temelinde biçimlendiğini iddia eden AB'nin uluslararası anlaşmaları ve uluslararası hukuku hiçe saydığını ve bu konudaki tutarlığını kaybettiğini göstermektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin de, Kıbrıs’ta iki toplumlu, iki bölgeli, tarafların siyasi eşitliğine dayanan federal bir yapı kurulmasını içeren bir çözümü savunmasına rağmen tek taraflı üyelik sorunun çözümünü imkansızlaştırmaktadır.
Kısa tarihçe…
AB’nin Kıbrıs sorununa müdahil olması Temmuz 1990’da Güney Kıbrıs’ın tüm Ada adına AB’ye üyelik başvurusunda bulunması ve AB’nin Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmasını takiben üyelik müzakerelerinin başlayacağını bildirmesiyle söz konusu olmuştur. Ancak AB, Haziran 1994’te Korfu Zirvesi’yle birlikte tutumunu büyük ölçüde değiştirmiştir. Zirvede Avrupa Konseyi, Kıbrıs sorununun çözümünü üyelik müzakerelerinin başlaması için bir ön koşul olarak öne sürmeden Kıbrıs’ın bir sonraki genişleme dalgasında yer almasına karar vermiştir. Birliğin karar değişikliğinde iki faktör özellikle etkili olmuştur. Birincisi Yunanistan, Kıbrıslı Rumların Birliğe kabul edilmemesi durumunda Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Birliğe katılmalarını veto etme tehdidinde bulunmuştur. İkincisi, yine Yunanistan Kıbrıslı Rumlarla üyelik müzakerelerinin başlaması halinde Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne katılmasını veto etmeyecekti. ve Mart 1998’de Kıbrıslı Rumlarla üyelik müzakerelerine başlanmıştırAralık 1999’daki Helsinki Zirvesi, AB-Kıbrıs ilişkilerinde dönüm noktası olmuştur. Helsinki’de Türkiye’ye aday ülke statüsü verilmiştir; çünkü Birlik, Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere Ada`da bir çözüme ulaşmaları konusunda baskı yapmasını ve Ada’nın bölünmüş olarak Birliğe üye olması durumunda Türkiye’den gelebilecek olumsuz tepkilerin gecikmesini istiyordu. Birliğin bu amacı, Helsinki’de aldığı bir diğer kararda açıkça ortaya çıkmıştır. Bu kararda, Türkiye, Kıbrıs sorunu konusundaki çözüm önerilerini sonuca ulaştıracak adımlar atmazsa AB Konseyi’nin sorunun Türkiye’nin kabul edeceği biçimde çözülmesini beklemeden Güney Kıbrıs’ın AB ile entegrasyonuna karar verebileceği açıkça ortaya koyulmuştur. Helsinki Zirvesi’nden sonra, Türkiye’nin AB üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözülmesi halinde mümkün olabileceği açıkça belirtilmiştir. AB’nin Aralık 2002’deki Kopenhag Zirvesi’nde de belirttiği gibi bir çözüme ulaşılması halinde AB, Kıbrıs’ın üyeliğine Kıbrıslı Türkler bağlamında karar verecek, ancak çözümün olmaması halinde ise Kıbrıslı Türklerin birliğe katılma süreçleri askıya alınacaktı. Nitekim sorunu çözmeye yönelik en kapsamlı girişim olan Annan Planı’nın 24 Nisan 2004’teki referandum ile Kıbrıslı Rumların çoğunluğu tarafından reddedilmesinden sonra 1 Mayıs 2004’te sadece Kıbrıslı Rumlar “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında AB üyesi olmuştur. Bu, resmi olarak Kıbrıs’ın bütününün AB’ye girdiği, ancak fiili AB sınırının ülkeyi Rumlar ve Türkler olarak ayıran yeşil hattan geçtiği anlamına gelmektedir…*
Kıbrıslı Rumlar Annan Planı’na hayır demekle barışı baltaladıklarını bir kez daha dünya kamuoyuna göstermiş oldular. Fakat buna rağmen AB artık bu sorunda hakem olarak değil taraf olarak yer alıyor ve sorun Kıbrıslı Türkler ile AB arasında cereyan etmekte. Bu yüzden de Avrupa Kıbrıslı Türklere karşı izolasyon sürecini hala sonlandırmadı.. Herhangi bir ekonomik yardım, diplomatik görüşmeler konusunda Rum kesimi üyelikten kaynaklanan veto hakkını kullanarak çözümsüzlükten yana olduğunu açıkça belli ediyor. Ve AB’ni istekleri doğrultusunda yönlendirmeye devam ediyor.. İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesindeki “AB Kıbrıs'ın kuklası olmamalı' başlıklı haberde bu soruna dikkat çekiyor..
“Kıbrıslı Rumların Türkiye'den kendilerini Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımasını istediğini kaydeden gazete şöyle diyor: "Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne alınması büyük bir hataydı. Kıbrıs sorunu ancak Ada'daki iki tarafın uzlaşmasıyla çözülebilir. Ada'daki Türklerin, Türkiye'nin baskısıyla çözüm konusunda önemli adımlar atmasına rağmen Kıbrıslı Rumlar buna birleşmeyi redderek yanıt verdiler. "Yeni üye Kıbrıslı Rumlar, şimdi hiçbirşey yapmadan Türkiye'yi rehineleri yapmak istiyorlar. Kıbrıs sorununda ektiğini biçen Avrupa Birliği, Kıbrıs'ın kuklası olmamalı”
*kaynak:tusam
[ Düzenlendi Paz Ağu 26 2007, 11:19ÖS ] ah merhamet!!! her türlü ihanetten daha zalimsin
Kıbrıs sorununun AB'nin ortak dış politikadaki diplomatik çözüm yolu tercihinin tökezlediginin bir göstergesidir. Annan Planı ile adanın barış içinde yaşamasına aracı olacagını düşünürken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne Annan Planı başarılı olmadan AB üyeliğinin garanti edilmesi, Kıbrıs sorununu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir.
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar... Benim bi ricam olacak kırım sorunu ve rusya hakkında detaylı bilgiye ihtiyacım var bana yardım edebilecek var mı aceba???
selam arkadaslar ben araıza yeni katıldım sol sütunda kredi kısmı ne demek oluyor bana açıklayabilir misiniz ya da öğrenebileceğim bir yer önerebilir misiniz simdiden sağolun
slm arkadaşlar.biz uluslararası ilişkilerci olarak disiplinini iyi okumalıyız ve kavramalıyız.sitemizdeki haberde israil başbakanı perez türkiyenin ab ye üyeliği ile ilgili bir açıklama yapmış bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)