Murat Belge'nin Radikal Gazetesi'nde 28/08/2007 tarihinde kaleme aldığı ve forum başlığını taşıyan makalesini foruma taşıyarak konuyu tartışmaya açmak istiyorum.
"Geçen gün, ADL'nin karar değişikliğini söz konusu ederken, bunun üstüne yazan birçok köşe yazarının 'uluslararası ilişkiler' uzmanı tonuyla konuştuğuna değinmiştim. Bugün bu konu üstüne birkaç şey söylemek istiyorum.
Bu 'birkaç şey' büyük ölçüde 'izlenimci' olacak, çünkü konuyu enine boyuna incelemiş olmaktan çok uzağım. Böyle olunca da, bende oluşan, muhtemelen 'öznel', bazı izlenimlerden gideceğim.
Bunlardan biri, bu konunun bir süreden beri 'yükselen' hanesinde yer alması. Şimdi, eskiden beri üniversitelerde 'siyaset bilimi' kürsüleri veya fakülteleri olurdu. Daha yakın zamanlarda bunların birçoğunun adı 'Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler' olarak bir revizyondan geçti. Öğrencilerden edindiğim izlenim, bu kalıbın, 've'den sonra gelmekle birlikte, prestij bakımından birinci sırada olması. Çünkü soruyorum öğrencilere, 'Ne okuyorsun?' veya 'Ne okudun?' diye, 'Uluslararası ilişkiler' diyorlar.
Ta başından beri, 'siyaset bilimi' diye bir şey incelenecekse, bunu 'uluslararası ilişkiler'den ayırmanın bir imkânı zaten yoktur. Ama şimdi bunu vurgulamak özel bir anlam kazandı.
'Siyaset' denen şeyin 'bilim'inin yapılıp yapılamayacağı, zihnimde, soru işaretleriyle dolu bir konu. Bugünlerde 'edebiyat bilimi', yok 'estetik bilimi' gibi laflar da duyuyoruz sık sık. Söylemler (diskur) içinde, 'bilimsel' denilenine özellikle değer yüklenen bir çağda yaşadığımız için, herkes kendini bir 'bilim'in 'adamı' gibi görmek istiyor. 'Siyaset bilimi' denen şey de, bence, son analizde, 'siyasi tarih' alanına, bunun özellikle yakın alanına, sosyolojik bir donanımla bakmaktır, özetlersek.
Peki, bunun içinde 'uluslararası ilişkiler'in yeri ne? Doğrusu, izlenimimi tam olduğu gibi söylemem gerekiyorsa, pek çok durumda bu, bir zamanların 'Sosyal-Darwinism'inin taşıdığı anlamları taşıyor. Bununla ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım:
İnsan bireyleri her zaman 'biz' diyerek kendilerini özdeşledikleri bir 'büyük topluluk' içinde yaşıyor (adı 'ulus-devlet' veya 'ümmet' veya 'kent', tarihte gördüğümüz toplumsal örgütlenme biçimlerinden herhangi biri olabilir). Kendini bunun çıkarlarıyla da özdeşliyor.
Eskiden bunu daha 'içtenlikli' bir biçimde, daha dolaysız yapabilirdi. Ama yukarıda değindiğim gibi, 19. yüzyıldan beri 'bilim'in fazlasıyla belirlediği bir dünyada yaşıyoruz; onun için, 'Biz böyle istiyoruz' demek yakışık almıyor.
Sosyal-Darwinism, Darwin'in biyoloji alanı için söylediklerini insanlar alanına taşıyıp kurallaştırıyordu. Dayandığı temel, 'Varkalmak için ne yapsam meşrudur' anlayışıydı ve Darwin buna 'bilimsel' bir icazet vermiş oluyordu. O ideolojiyi de seferber ederek becerdiğimiz birçok marifetten sonra 'Sosyal-Darwinism' prestijli bir kavram veya etiket olmaktan çıktı. Onun için, 'ulusal bencilliği' meşru gösterecek ('meşru göstermek' için de 'bilime yaslamak' gerekiyor) yeni bir sıfat gerekiyordu. 'Uluslararası ilişkiler' sözü birçok durumda bunu anlatmaya başladı.
Şüphesiz, işin içindeki herkesin bunu benimseyip böyle davranması gerekmiyor. Öyle davranmayanlar da var. Ama benim izlenimime göre öyle davrananlar çoğunluk oluşturuyor ve bunun bilinç düzeyine taşınması gerek."
[ Düzenlendi Cum Eyl 07 2007, 11:50ÖÖ ] "Bilmediğini bilmek en iyisidir. Bilmeyip de bildiğini sanmak tehlikeli bir hastalıktır."
Murat Bey'in "öznel" tespitlerine kesinlikle katılıyorum. Bilim'in "zorakiliğini" de sosyal Darwinizm ile ilişkilendirilmesini de gayet yerinde buldum.
Siyasetin bilim olarak okutulması ne demektir evet? Bu bağlamda bilim'i tanımlamamız gerekmiyor mu siyaset'i bu kategoriye koyabilmek için?
Var olmak için her yol meşrudur anlayışının kapitalist-hegemonik güçler için bir zemin düşünce olduğunu biliyoruz.
Yazı için teşekkürler. Murat Belge birkaç yazısından bahsetmiş konuyla alakalı,onlara da göz atmak gerek.
Siyaset üstüne yüzyıllardan beri konuşulagelmiş bir öğreti belki. Ama asıl problem uygulamada başlıyor.Makalede bahsedilen Ulusalcılık örneğin bunlar değil mi siyaset için çarkın dişlileri? eğer bi mekaizma yapıyorsan buna uygun da sistem geliştirmen gerekiyor. Murat Bey makalesinde çok doğru noktalara değinmiş.ama benim merak ettiğim acaba tüm insanların bu bilinç düzeyine ulaşabileceklerine inanıyor muyuz?Böyle bir bilinç düzeyi için kaç yıl daha beklemeliyiz ya da bu bilinç düzeyine gerçekten ulaşmış toplumlar var mı? herkesin siyaset ya da yönetim alanında tam anlamıyla bilinçlenmediğini söyleyip serzenmek yanlış bence.Her akım her fikir kendisinden daha iyi bir düşünce geldiğinde kabuğuna çeklir.Biz yüzyıllardır ulus ulusculuk millet ırk kavramları ile bu kadar meşgul olabiliyorsak hala bir devimin ve yenileme var demektir diye düşünüyorum.
--tabii yanlış anlamış olabilirim ama uluslarası ilişkiler "bilimini"; sosyal darwinizm'in malum icraatları sonrası yeni bir etiket bulma çabası olarak mı tanımlamışız.... --Çünkü eğer bölyeyse, biraz cesur bir genelleme yapmıyor muyuz. Evet, sosyal darwinism'in bugün bile millÎ devlet anlayışı içinde var olduğu iddaa edilebilir(ki bunu bile kavram karmaşası olarak yorumlamak çok zor değil) ama tüm bir uluslarası ilişkiler sistemini,bilimini-adı her neyse-sosyal darwinisme eşitlemek çok yanşlış olmaz mı... --En basit haliyle millî devlet anlayışına karşı en büyük tehlikelerden biri olan küreselleşmeyi bu uluslararsı ilişkiler sistematiği içinde nereye koymamız gerekir o zaman. --Eğer uluslarası ilişkiler "bilimi" içindeki ulus kavramından dolayı sosyal darwinism ile eşlenebilyorsa, asıl tartışılması gereken ulusçuluk ve ırkçılık kavramlarının karşılaştırımasıdır. Bunun da tartışmayı uluslarası ilişkilerin etiketinden çok daha farklı ve geniş bir konsepte taşıyacağı açıktır. --Ayrıca siyaset bilimini de uluslarası ilişkiler ile eşlemek veya bir elmanın iki yarısı gibi görmek yerine uluslarası ilişkileri siyaset biliminin bir dalı olarak görmek daha doğru olmaz mı?...
Paylaşımlar için teşekkür ediyorum. Bir kaç noktaya değinmek istiyorum; Sosyal Darwinizm'in bilimsel bir açılıma dönüştürülmesi amacı şüphesiz ulusların ya da kişilerin politikalarını temellendirmek, eylemlerine bilimsel bir statü vermek amacını gütmüştür/gütmektedir. Ancak Darwinizm ya da Sosyal Darwinizm, milletler arası ilişkileri (en azından günümüz dünyasındaki ilişkileri) açıklayabilecek kadar geniş kapsamlı bir öğreti değildir. Ulus kavramı hala varolmakla birlikte, ulusal bilinç kaybolmamıştır, Fakat Uluslararası ilişkiler salt bir hayatta kalma mücadelesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Zira, Uluslararası İlişkiler, kültür, siyaset, ve en önemlisi de ekonomik anlamda ilişkilerin tümünü kapsamaktadır. Ulus karvamının ortaya çıkışını incelediğimizde, bu hareketin ekonomik temelli olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bir ulusu yüceltmekten öte kişisel çıkarların uyumlaştırılması ve bir toplumu bir arada tutmanın aracı olarak "ulus" kavramının ortaya atıldığı çok açıktır. Dikkat ederseniz "ulus" kavramından önce, "din" kavramı toplumu birbirine bağlamak ve ortak bir amaca yöneltmek için kullanılmaktaydı (en basit anlamda Haçlı Seferlerini ya da Cihat kavramını örnek olarak verebiliriz) Bu anlamda Uluslararası İlişkiler kavramı, pek çok olayın sentezini yaparak ve geniş bakış açısıyla olayları yorumlamada düşüncelerimize esneklik getirecektir.
Bir şeyi daha belirtmek istiyorum; 18., 19. ve 20. yüzyıllardaki gelişmeler, uluslararası ilişkilerin sadece hayatta kalmak güdüsüyle, devletlerin eylemlerini şekillendirmesinin ulusların refahının devamını sağlayamamış,ulus kavramının ana-vatanı Avrupa'da pek çok felaket ve yıkımın hüküm sürmesine sebep vermiştir. Bu nedenledir ki bugün Avrupa kıtası devletleri çıkarlarını uyumlaştırarak, ekonomik anlamda ilerleme sağlamış, refah düzeylerini maksimize etmelerinde önemli bir noktayı teşkil etmiştir. Dolayısı ile Uluslararası ilişkileri "ne yapsam da varolsam!" anlayışından öte "ne yapabiliriz ki refahımızı sürekli kılalım!" (Dünyanın bir krize sürüklenmesiyle ülkelerin yalnız değil, birlikte hareket ettiklerini görüyoruz ki, bu da bize artık dünyanın "küçük global bir köy" olduğunu belirtebiliriz)şeklinde açıklamak daha yerinde olacaktır.
merhaba arkadaşlar, sizlerden birşey rica edecektim.benim Türkiye'nin jeopolitik konumu ve bunun Türk-Kürt ilişkilerine yansıması üzerine ingilizce bilgiye ihtiyacım var.yardımcı olabilecek var mı?şimdiden ilginiz için teşekkür ederim...
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar... Benim bi ricam olacak kırım sorunu ve rusya hakkında detaylı bilgiye ihtiyacım var bana yardım edebilecek var mı aceba???
selam arkadaslar ben araıza yeni katıldım sol sütunda kredi kısmı ne demek oluyor bana açıklayabilir misiniz ya da öğrenebileceğim bir yer önerebilir misiniz simdiden sağolun
slm arkadaşlar.biz uluslararası ilişkilerci olarak disiplinini iyi okumalıyız ve kavramalıyız.sitemizdeki haberde israil başbakanı perez türkiyenin ab ye üyeliği ile ilgili bir açıklama yapmış bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)