Dünya “Yeni Soğuk Savaş”a doğru koşar adım gider iken, Türk dış politikasının halen iç siyaset girdabında çırpınıyor olması ne büyük bir talihsizlik. Türkiye, içinde bulunduğu kriz hali ile, bölgesinde, eski Osmanlı coğrafyasında ve Türk dünyasında her şeyiyle öncü, güçlü ve güven veren bir ülke olması gerekir iken, beklentilerin tam tersine sadece “kocaman bir hayal kırıklığı” olarak duruyor. Görüştüğüm diplomat dostlarımdan birine Orta Asya ülkelerinin bir kısmının neden son dönemde Rusya ile çok yakın ve “özel” ilişkiler tesis etmeye başladığını sorduğumda bana verdiği cevap, açıkçası yüzümde bir “tokat” gibi patladı. “Bu Türkiye ile nasıl birlikte olabiliriz?”
Bu cevap, aslında hiç sorulmaması gereken soruya verilen çok ağır bir yanıt oldu.
Benzer bir durumu, 17-23 Haziran 2007 tarihleri arasında Özbekistan’a gerçekleştirdiğim ziyarette de bizzat yaşadım. Diğer Türk dünyası ülkelerinde olduğu gibi Özbek yetkililer de, Türkiye’nin bölgeye olan ilgisizliğinden ve başta Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere, uluslararası platformlarda takındığı tavırdan dolayı duydukları rahatsızlıkları dile getirdiler. Burada, özellikle Özbekistan aleyhinde kullanılan oylar, Özbek yönetiminde ve halkında derin yaralar açmış durumda. “Kardeş ülke Türkiye bunu bize niçin yapıyor, anlayamıyoruz?” sorusuna, açıkçası ben de cevap vermekte zorlanıyorum!
Eminim, seçim sürecinde olan Türkiye’de, başta iktidar partisi olmak üzere, hiç bir parti ve lider bu soruyu işitmediler. Birşeyler duymuş olsalardı, 2005 ve 2006 yıllarında kardeş Özbek halkında derin yaralar açan aleyhte oylara Mayıs 2007’de de devam edilmezdi...
Evet, Türk halkı 60. Hükümeti’ni 22 Temmuz’da kullanacağı oylarla belirleyecek. Bu hususta yoğun bir propaganda çalışması küresel sıcaklığın kendisini gölgede bile hissettirdiği bir ortamda tüm hızıyla devam ediyor. Dolusuyla, boşuyla, ileri ve gerisiyle vaatler havada balonlar gibi uçuşuyor.
60. Hükümet’in sahibinin ya da sahibinin kimler olacağı konusunda tartışmalar tüm hızıyla devam ederken, bu bağlamda siyasi partilerin mazottan emekliliğe, terörden ipe kadar uzanan vaatleri ve polemikleri de büyük bir ilgiyle takip ediliyor(!) Bunca laf kalabalığı arasında, nedense Türk dış politikası ve özellikle de Türk Dünyası ile ilgili olarak, hiç bir parti adamakıllı bir şeyler söylemiyor. Ortada bir vizyonsuzluk sefaleti kol geziyor.
Böylesi bir ortamda da, geleceğin “Büyük Türkiye”si lafları sadece havada kalıyor!
Yeni bir Soğuk Savaş’a doğru, önemli bir dönüm noktasında bulunan Türkiye’nin bu görüntüsü, açıkçası içler acısı. Batı dünyası ile sorunlu ilişkilerde ne Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği (ve bu bağlamda Türkiye’nin ABD’ye karşı nasıl bir politika izlemesi gerektiği), ne de Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde müzakere süreci ve sürecin alacağı boyut tartışılıyor. Diğer taraftan, Doğu bağlamında Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Türk-İslam dünyası da gündemdeki ve dış politikadaki yerini almıyor. Sanki buralar çok “öteler” de, ve Türkiye’nin “ötekileri” gibi...
Yapılan bir kısım tartışmalar ise oldukça dar bir alanda, kısır görüşler etrafında şekillendirilmeye çalışılıyor. Sınır Ötesi harekât ve PKK teör örgütü ile mücadeleden öte gidemeyen bu görüntü, Türkiye’deki siyasilerin ve siyasi partilerin vizyonunu ortaya koyuyor.
Tüm bunlar içinde Türkiye’nin Türk dünyasından uzak hali ise, tümden içimizi yakıyor. Türk dünyası, bir kez daha unutulmuşları oynuyor...
Doğu ve Batı ayrımında yeni bir sürece doğru sürüklenen Türkiye’nin mevcut gelişmeler karşısında ne tür bir politika izleyeceği ve bunla ilgili olarak ne tür “B”, “C” planları geliştirdiği açıkçası halen merak konusu. Gerçi, bu hususta Başbakan Erdoğan’ın, geçen yıl gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi öncesi yaşanan tartışmalar ve Türkiye’yi hayal kırıklığına uğratan gelişmeler karşısında “Türkiye her duruma karşı hazırlıklı!” açıklaması oldukça dikkat çekici olmuş ve bizleri biraz heyecanlandırmış, ama ne yazık ki gerisi gelmedi.
Netice itibarıyla, Türk dış politikasında “yön-eylem” sorunu halen devam ediyor ve bu noktada siyasi partilerin vizyonsuzluğu ve sessizliği ortalıkta kol geziyor. Oysa, Türkiye’nin daha esaslı, tarihsel deneyim ve derinliklerine/köklerine dayalı yeni bir dış politika anlayışını bir an önce yakın çevresinde ortaya koyması ve bu bağlamda da “özgüven sorununu” aşarak, siyasi partilerin bunu seçim beyannemelerine taşımaları gerekiyor. Siyasi partiler, “Türkiye tarihi bir dönüm noktasındadır. Yakın tarihinin en karanlık ve tehlikeli dönemini yaşayan Türkiye, çok ağır iç ve dış güvenlik tehditleriyle karşı karşıyadır. Devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü ve Türk milletinin birliği ağır bir saldırı altındadır.” türünden klasikleşmiş ifadelerin daha ötesinde, daha somut projeler ortaya koymalı ve geleceğin güçlü Türkiye’sini vaat etmelidirler. Bunun için de, hiç kuşkusuz milli bir bakışa ve duruşa ihtiyaç vardır. Türkiye, bu milliliği ve inancı yakaladığı oranda uluslararası alanda güçlü, saygın bir ülke konumuna sahip olacak, daha fazla açılım, ivme ve hareket alanı sağlayacaktır. Böylece, Batıyla entegrasyon sürecini hızlandıracak, bölge ve dünya istikrarına, güvenliğine de daha büyük bir katkı sağlayacaktır. Tüm Türk dünyası, Türk halkı ve Osmanlı coğrafyası geleceğin güçlü Türkiye’sini vaat eden, büyük düşünen vizyon sahibi liderleri, kadroları ve hükümetleri bekliyor...
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
[ Düzenlendi Cum Eyl 07 2007, 09:03ÖS ] ah merhamet!!! her türlü ihanetten daha zalimsin
merhaba arkadaşlar, sizlerden birşey rica edecektim.benim Türkiye'nin jeopolitik konumu ve bunun Türk-Kürt ilişkilerine yansıması üzerine ingilizce bilgiye ihtiyacım var.yardımcı olabilecek var mı?şimdiden ilginiz için teşekkür ederim...
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar... Benim bi ricam olacak kırım sorunu ve rusya hakkında detaylı bilgiye ihtiyacım var bana yardım edebilecek var mı aceba???
selam arkadaslar ben araıza yeni katıldım sol sütunda kredi kısmı ne demek oluyor bana açıklayabilir misiniz ya da öğrenebileceğim bir yer önerebilir misiniz simdiden sağolun
slm arkadaşlar.biz uluslararası ilişkilerci olarak disiplinini iyi okumalıyız ve kavramalıyız.sitemizdeki haberde israil başbakanı perez türkiyenin ab ye üyeliği ile ilgili bir açıklama yapmış bu konu hakkında görüşlerinizi bekliyorum
Elbette aramızda yeriniz var Dybom. Tekrar yeni kaydınızla aramıza hoş geldiniz.
Bu vesileyle tüm site sakinlerini selamlar, öğrenci arkadaşlarımıza derslerinde başarılar dileriz.
uiportal, uluslararası ilişkiler adına bilgi ve birikimin paylaşıldığı bir platform. Gerek okulla ilgili gerek literatürle ilgili ve gerekse dış politika gündemiyle ilgili her türlü bilgi ve düşünce forumlarımızda, makalelerimizde ve dokumanlarımızda paylaşılabilir.
Tüm üyelerimizi silkinmeye ve siteye aktif katılmaya davet ediyoruz. Çekinmeden ve kaygı duymadan yorum ve fikirlerini yazmaya çağırıyoruz.
Bir Uİ öğrencisini farklı kılan da dış gelişmeleri yorum ve muhakeme edebilme yeteneğidir. Beklenen ve yakışan da budur.
Selam... Arkadaşlar dış basında Türkiye'nin BM üyeliği hakkında çıkab haberlerle ilgili bilgi toplamam lazım yardımcı olabilecek olanlar varsa lütfen yardımcı olun.TEŞEKKÜRLER...
sevgılı for life egitimin ingilizce ise sadece bahsettıgın dersler degıl butun derslerını ozumsemeye calısarak oğrenmeyı basarırsan bu sana cok yardımcı olur. cunku kalıp ezberlemekle basa cıkamazsın ustelık bu kalıca da olmaz. basarılar dılıyorum...
bu mikro iktisat dersi ve uluslararası ilişkilere giriş dersi ne zormuş? ingilizce de ondan mı zor geliyor bana anlamadım. ingilizce olunca dersler iş epey zorlaşıyor. ingilzce sınavları sizler nasıl geçtiniz? kalıpları mı ezberlediniz yoksa :)