Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Fransa’da Soykırım Yasaları ve Anayasaya Uygunluk Tartışması

Daha önceki dönemlerde olduğu gibi bugünlerde de Fransa soykırım konusunda kanuni düzenlemeler kabul etmeye devam ediyor. Hatırlanacak olursa Fransa’da 29 Ocak 2001 tarihinde de tek maddelik bir kanun (2001/70 sayılı kanun) kabul edilmiş ve bu kanunda Fransa 1915 tarihli ermeni soykırımını kamuoyu önünde/alenen tanır” ifadesi yer almıştı. Bu kanunun normal bir kanun (loi de l’Etat) olarak uygulanacağı ifade edilmiştir.

Geçtiğimiz yılın son günlerinde de (22 Aralık 2011) Fransız Millet Meclisi (Assemblée Nationale) tarafından soykırım konusunda cezai yaptırım içeren bir kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ermeni soykırımını inkâr edenlere 1 yıl hapis ve 45 000 Avro para cezası verilmesi hükmünü getiriyor.

Bu kanunun teklifi, bilindiği gibi Nicolas Sarkozy’nin de mensubu olduğu UMP Partisi Bouches-du-Rhône bölgesi milletvekili Valérie Boyer tarafından verilmiş ve Meclis’te 46 gibi oldukça küçük  bir sayıyla kabul edilmişti. Bu arada Fransız Millet Meclisi’nde fiks bir toplantı yeter sayısının olmadığını belirtmek gerekir. Meclis içtüzüğüne göre Meclis gündemdeki konuyu görüşmek ve karara bağlamak için daima yeterli sayıya sahiptir. Dolayısıyla içerde kaç milletvekili olursa olsun oylama yapılabilir (l’Assemblée est toujours en nombre pour délibérer et pour régler son ordre du jour). Bunun istisnası, bir siyasi grup liderinin oylama başlamadan önce toplantı yeter sayısının kontrol edilmesiyle ilgili talebidir. Bu talep de şayet bu grubun çoğunluğu Meclisteyse dikkate alınır. Bu hususlar Fransız meclisinin 27 Mayıs 2009 tarihli içtüzük değişikliğiyle kurala bağlanmıştır.

Kanun teklifinin 23 Ocak 2012 Pazartesi günü de Senatoda 86’ya karşı 126 oyla kabul edilmesi sonucu her iki mecliste de teklif kabul edilmiş oldu. Şimdi geriye Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin kanunu yayımlaması (promulgation) kalıyor. Elysée kaynaklarına göre Cumhurbaşkanı bu kanunu 15 gün içinde yayımlamayı düşünüyor.

Kanun teklifinin Senatoda da kabul edilmesi sonrası, soykırım kanununa muhalif UMP milletvekillerinden Jacques Myard, Eric Straumann et Jean-Philippe Maurer, kanun metnini incelemesi için Anayasa Konseyine götürmeyi düşündüklerini belirttiler. Fransa’da anayasa denetimi Türkiyedeki sistemden biraz farklı işliyor. Zira Türkiye’de kanun çıktıktan sonra (a posteriori) bir denetim mevcutken, Fransa’da öndenetim (a priori) sözkonusu. Fransız Anayasasının 61. Maddesindeki düzenlemeye göre bir kanun Meclis ve Senato tarafından kabul edildikten sonra, ancak Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadan önce Anayasa Konseyine getirilebiliyor. Dolayısıyla Fransa’daki sisteme göre 60 milletvekili veya 60 senatör (1974 reformundan sonra), Cumhurbaşkanı, Başbakan veya Millet Meclisi ya da Senato Başkanı tarafından başvuru yapılması durumunda Konsey, bir kanunun Anayasaya uygunluğunu denetliyor ve aykırı bulursa o kanunu engelleyebiliyor. Ancak bunun için 60 senatörün imzası şart.

Fransız Anayasa Hukukunda Anayasa Konseyine yukarıdaki kişiler tarafından kanunun Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmasından bir ay öncesi başvuru yapılması durumunda Konsey bu kanunu Anayasaya aykırı bulup engelleyebiliyor (bkz, 7 Kasım 1958 tarihli 5. Cumhuriyet Anayasası, md. 61/1). Ancak buna ilaveten Fransa’da 23 Temmuz 2008’de kabul edilen anayasa değişikliğiyle Türkiye’dekine benzer (bakılmakta olan bir dava vesilesiyle anayasaya aykırılık itirazı-“itiraz yolu”) bir kontrol sistemi getirildi. Buna göre kanun Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra da itiraz yoluyla Anayasa Konseyine gidilebiliyor. Buna “öncelikli anayasallık sorunu” (question prioritaire de constitutionnalité-kısaltması “QPC”) deniyor. Bu mekanizma bir davanın tarafları tarafından harekete geçirilebiliyor. Ancak Danıştay ya da Yargıtay tarafından başvuruyla ilgili bir ön inceleme (filtrage) yapılıyor.  Bu sistem 1 Mart 2010’dan bu yana yürürlükte. İşte eski Anayasa Konseyi Başkanı Robert Badinter’in soykırım kanunlarıyla ilgili olarak dikkat çektiği nokta bu. Robert Badinter böyle bir başvuru olması durumunda, 2001’deki soykırım kanununun da Anayasaya aykırılık gerekçesiyle geçersiz kalacağını belirtiyor (bkz, Le Monde gazetesinde 15.1.2012’deyayınlanan “Le Parlement n’est pas un tribunal” başlıklı makale; ayrıca bkz, Badinter tarafından Millet Meclisinin dikkatine hazırlanan “Rapport sur le risque d’inconstitutionnalité des lois mémorielles” başlıklı rapor).

Bu noktada ünlü Fransız İdare Hukukçusu Georges Vedel, vefatından kısa bir süre önce, 2001’de kabul edilen kanunun Anayasaya aykırı olduğunu ortaya koyan bir makale kaleme almıştı (bkz, “Les questions de constitutionnalités posées par la loi du 29 janvier 2001”, in François Luchaire, un républicain au service de la République, textes réunis par Didier Maus et Jeannette Bougrab, Publications de la Sorbonne, 2005). Bu makale Anayasa Konseyi eski Başkanı Robert Badinter tarafından da takdir edilmişti. Bu makalede Vedel’in geliştirdiği tez, kanun düzenlemelerinin normatif içeriğe sahip olmaları gerektiği, duygusal/merhametli (compassionel) olamayacağı yönündeydi. Dolayısıyla 2001 tarihli kanun normatif bir içerik taşımadığı, sadece duygusal olduğu için Anayasaya aykırıdır.

Bu konu Fransız Anayasa Hukuku açısından tartışmalı bir konudur. Daha açık bir ifadeyle “Hatırlama/Unutmama Kanunu” olarak dilimize çevirebileceğimiz “loi mémorielle”, tarihi olaylarla ilgili olarak bir devletin resmi görüşünü belirten hatta empoze eden kanun türüdür. Normalde bu tip kanunlar tespitsel nitelikli (déclaratoire) olmakla birlikte, bazı durumlarda tersi yöndeki görüşleri yasaklayabilir hatta cezalandırabilir. Örneğin yukarıda bahsi geçen 2012’de kabul edilen ermeni soykırımını cezalandıran kanun, ya da 1990’da kabul edilen Gayssot Kanunu bu türden kanunlardır.

Bu tür kanunlar, bir konuda yaralı olduğunu/zarar gördüğünü iddia eden bir baskı grubunun ya da bir topluluğun isteklerine bir cevap niteliğindedir. Böyle bir kanunla onların yaralarına manevi/duygusal açıdan destek olunmaya çalışılır. Ancak madalyonun diğer yönü pek de iç açıcı değildir. Zira böyle bir kanunla bütün bir ulus, bir topluluğun tarihi konudaki görüşünü kabul etmek zorunda bırakılmaktadır. Dolayısıyla bu tür kanunlarda ideolojik ya da siyasi boyut açık bir şekilde hukukun önüne geçmektedir.

Bu konuda Fransa’da yapılan düzenlemelere bakılacak olursa öncelikle 13 Temmuz 1990 tarihli Gayssot kanunu gelir. Bu kanunun 9. Maddesi, 1881 tarihli Basın Özgürlüğü Kanununu değiştirmektedir. Bu kanuna eklenen 24 bis maddesiyle insanlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde inkârcı (négationist) görüşler yasaklanmaktadır. Bu kanun çerçevesinde Vincent Reynouard isimli şahıs 1997 yılında yargılanmış ve 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

İkinci kanun yukarıda bahsedilen 2001 tarihli ermeni soykırımını tanıyan kanundur.

Üçüncü kanun, kölelikle ilgili 21 Mayıs 2001 tarihli Taubira Kanunudur. Bu kanun köleliği ve yüzyıllar boyu Afrika’daki Sub Sahara bölgesinden Amerikaya yapılan köle ticaretini ve bu çerçevede zencilere yapılan kötü muameleyi insanlığa karşı işlenmiş bir suç sayar. Ancak cezai hükümler içermez.

Son düzenleme ise 23 Şubat 2005 tarihli kanundur. Bu kanunla Fransa’nın denizaşırı bölgelerde ve özellikle de Kuzey Afrika’da mevcudiyetinin yararlı bir şey olduğu düzenlenmiştir. “Pied noir” olarak da adlandırılan o ülkeler menşeli Fransızların gönlünü almak amacıyla yapılan bu kanun, Anayasa Konseyi’nin 31 Ocak 2006 tarihli kararıyla Anayasaya aykırı bulunmuş ve 15 Şubat 2006 tarihli Başbakanlık kararnamesiyle (Décret) yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla hatırlama kanunlarının bilançosu pek de pozirtif değildir. Bu konuda Fransız Millet Meclisi’nde hazırlanan Accoyer Raporu bu çerçevedeki tartışmalara ışık tutmaktadır (bkz, Rapport d’information N° 1262 du 18/11/2008 fait (…) au nom de la mission d’information sur les questions mémorielles. Président-rapporteur : M. Bernard Accoyer, Président de l’Assemblée nationale. Bu raporun tam metnine www.assemblee-nationale.fr adresinden ulaşılabilir)

Ermeni soykırımıyla ilgili kanunun Anayasa Konseyine taşınmasıyla ilgili tartışmaya geri dönecek olursak, Robert Badinter’in yukarıda aktardığımız görüşleri doktrinde yankı bulmuştur. Örneğin daha önce Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde de ad hoc yargıçlık yapmış olan Vincent Coussirat-Coustère, 17 Ocak 2012 tarihinde Le Monde gazetesinde kaleme aldığı makalesinde (“Réprimer les négateurs du génocide arménien n’est en rien liberticide” başlıklı makale) Badinter’in görüşlerini eleştirmekle birlikte, itiraz yoluyla ilgili ileride bir takım gelişmeler yaşanabileceğini belirtmektedir. Aynı şekilde hukukçu kimliğiyle Patrick Devejian da Badinter’i eleştirenler arasındadır (bkz, Devejian’ın Pensée Libres adlı portalde yazmış olduğu 17 Ocak 2012 tarihli “La mémoire et la Constitution” başlıklı makale). Devejian’a göre Fransız Anayasasının 34. Maddesinde yer alan kanun kabul edilebilecek alanlar sınırlı değildir. Dolayısıyla soykırım gibi bir konuda da Fransız Millet Meclisi kanun edebilir.

Ancak nihai analizde soykırım konusunda Badinter’in dikkat çektiği tehlike mevcuttur. Bu da hukuku siyasallaştıranların uğrayacağı hüsrandır. Boomerang etkisiyle bir yandan bu kanun Anayasa Konseyi tarafından iptal edilmesi sonucu geri dönecek, diğer taraftan da bu kez Türkiye gibi ülkeler Fransayı hedef alan benzer türden kanunlar kabul etmeye başlayacaktır (bkz, Robert Badinter’in  Le Huffington Post isimli portalda  25 Ocak 2012’de yayınlanan “Génocide arménien : la pitié dangereuse” başlıklı makalesi, www.huffingtonpost.fr).

Yazar: ercüment Tezcan

30 Ocak Pazartesi, 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Düşmanımın Düşmanı Dostumdur: Çin – Rusya İlişkileri ve ABD

Çin – Rusya yakınlaşması 1990’lı yılların ikinci yarısında olgunlaşarak, iki büyük ülke arasında “stratejik ortaklık” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret