istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Geleceğin Savaşları | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Geleceğin Savaşları

Ülkemizin dünyada bulunduğu konum açısından her türlü savaşa açık olduğu bir yüzyıla girmiş bulunuyoruz. Eskiden iki kutuplu Soğuk Savaş ortamında, nükleer tehdit hüküm sürerdi. Şimdi nereden geleceği belli olmayan tehditler ve dayatmacı, çoğu zaman keyfi bir tek kutuplu küresel olgu var. Çok hızlı gelişen teknolojilerle hemen hemen her beş yılda yenilenmesi gereken ve çoğu ülke için pahalıya mal olan bir askeri envanter yaklaşımı ortaya çıkmış durumda. Bütün bu gelişmeler Türkiye için olduğu kadar dünyadaki tüm orduların da gelecekteki savaş yöntemlerini etkileyecek ve belirleyecektir.

Dijital Teknolojiler ve Geleceğin Askerleri

Basit anlamda teknolojinin savaş taktiklerine getireceği yenilikler, öncelikle orduların savaşacak askerlerini, düşünebilecek her savaş ortamından zarar görmeden, sağ çıkarmak olacaktır. Bu bağlamda, özellikle dijital teknolojinin geleceğin askerlerine ve ordularına yepyeni bir taktik rol biçmesi de söz konusudur. Geleceğin askeri, savaşa siber teçhizat ile gidecek. Her er, birliğindeki bütün askerlerle ve komuta merkeziyle doğrudan bağlantılı olacak . Esasen bu gelişme şu anda bazı orduların, özellikle özel kuvvetlerinde belli ölçülerde gerçekleşmiş durumda. Geleceğin askerinin silahında normal, gece görüş ve lazer hedefli olmak üzere üç amaçlı video cihazı olacağı söyleniyor. Bütün görüntüler, miğferdeki elektronik sistemlerle ilgililerin e-posta adreslerine gönderilecek ve yine erlerin üstünde bulunan kurşun geçirmez yelek, yara saptayıcı algılayıcılar bunu analiz ederek gerekli yerlere iletecek bir bilgisayara da sahip olacak.

Ancak, gelecekte savaş alanlarında canlıların savaştan zarar görmemesi için atılacak daha kökten adım, robotların insan yerine savaştırılması olacaktır. Zırhlı araç ve erlerin yerlerini alacak bu robotlardan başka yine, istihbarat elde edebilecek veya sabotaj yapabilecek, yürüyen veya uçan robotlar da geliştirilecek. “Nano teknolojisi” veya “mikro elektro mekanik sistem” teknolojileri de bu insan-robot teknolojilerinin yanı sıra geleceğin savaşlarında, böcek, veya karınca büyüklüğündeki, istihbarat toplamanın yanı sıra kimyasal, veya biyolojik saldırı gücü olan yepyeni silah boyutlarını geliştirecektir.

Tek kutuplu dünyamızın gelecekteki siyasal ortamında oluşacak gelişmelere bağlı olarak, kitle imha silahlarının artması, iletişim çağının insanlar arasındaki ilişkileri ve haberleşmeyi mükemmelleştirmesi, ABD konvansiyonel gücünün egemenliği , ülkelerde hızla gelişmekte olan negatif veya pozitif oluşumlar ve insanlık arasında bilim ve tekniğin hızlı yayılması gibi etkenler dünyadaki güvenlik anlayışını ve dolayısıyla oluşabilecek yöresel, sınırlı savaşların meydana gelmesini etkileyecektir.

Büyük savaşların çıkması,ülkelerin kitle imha silahlarının(KİS) birbirlerine yakın boyutta olmasının yanı sıra, ülkelerin, kendi ekonomilerini de ciddi şekilde etkileyebileceği endişesinden dolayı göze alamayacaklarından dolayı düşük olasılıktadır. Teknolojinin de, ülkeler açısından sosyal eşitsizlikleri telafi etmede büyük bir araç olması artık, her türlü silâhın sadece belli milletler tarafından kullanılan araçlar olması olgusunu ortadan kaldırmıştır. Yeraltı terör örgütleri yüksek tahrip gücüne sahip silâhlara giderek daha kolay sahip olabileceklerdir. İleri teknolojiyi kullanarak her hangi bir yerde çok gelişmiş bir terör hareketinin ortaya çıkması sadece zaman meselesidir. Bu da, büyük ülkelerin, terör eylemini destekleyenlere karşı misillemeye girmesiyle düşük yoğunluklu savaşların artmasına neden olacaktır. Bunun yanı sıra artık, özellikle gelişmiş ülkelere karşı savaşı göze almak da akılcı devletler açısından çok olası değildir.

Güçler Arası Savaş Türleri

Bu nedenle, bundan böyle çıkacak savaşların;

a) Asimetrik savaş boyutlarında ve küçük gruplar tarafından egemen devletlere karşı,

b)Küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin kendi arasında,

c) Çıkarı çok zedelenmiş ABD gücünde bir küresel gücün gözüne kestirdiği küçük ve orta boyutlu ülkelerle olacağı söylenebilir.

Geleceğin savaşlarının, hem asimetrik özelliklerinden hem de uluslararası kuruluş ve büyük devletlerin iki veya daha çok ülke arasında çıkacak konvansiyonel savaşlara izin vermeyeceği gerçeğinden hareketle, çok hızlı gerçekleştirilmesi söz konusudur. Bu nedenle geleceğin ordularının hızlı hareket yeteneğine sahip olmaları şarttır. Bunu sağlayacak en önemli etkenler de, orduların savaşacak askerlerini sürekli eğitmeleri, yeni strateji ve taktik konseptler geliştirmeleri, bütün ordu kademelerinin bunları uyumlu bir şekilde uygulayabilecekleri organizasyon içinde olmaları ve gerekli teknolojileri geliştirip sağlayabilmeleri oranında oluşur. Burada önemli olan, geliştirilmiş yeni konseptlerin, ordunun bütün vurucu güçleri, özel ve destek kuvvetleri tarafından etkin ve uyum içinde uygulanmasıdır.

Geleceğin savaşlarını analiz edebilmek için öncelikle konunun operasyonel boyutunu incelememiz gerekir. Her şeyden önce geleceğin savaşlarının geçmiş savaşlardan farkı, savaşılacak ülke veya ortamın stratejik açıdan ciddi bir şekilde irdelenmesi gereğinde ortaya çıkar. Silahlı çatışmanın evreleri geniş bir açıdan, ekonomik, sosyal, ekolojik, hukuki, siyasi ve teknolojik yönleriyle ele alınmalıdır.

Bu konuda yapılacak değerlendirmelerin başarısızlığı, savaşa girişen ülkelerin, savaş alanında veya daha sonra savaşı kazansalar bile, işgal ettikleri topraklarda sorunlarla karşılaşmalarına neden olur. Bunun en güzel örneği ABD’nin bugünlerde Irak’ta çözümlenmesi gereken sorunlarında açıkça görülebiliyor.

Gelecekteki Savaşların Olası Nedenleri

Gelecekte topyekun büyük savaşların çıkma olasılığı azalıyor olsa da, toplumlar veya ülkelerdeki etnik gruplar arası gerginliklerin, şiddet yaratarak çatışmalara yol açma olgusu artma eğilimindedir. Dünya üzerinde sömürge konumunda olan ülkelerin azalması sonucunda, eski sömürge ülkelerinde ortaya çıkan ve halen en şiddetli örneğini Afrika ülkelerinde gördüğümüz etnik gruplar ve dini tarikatlar arasında süregelen güç kazanma mücadelesi şu anda dünyadaki önemli çatışmaların nedenlerinden biridir. Öteki nedenler arasında, küreselleşmenin getirdiği ekonomik sonuçlar ve burada ortaya çıkan kazanan ve kaybeden ülkeler arasında birbirlerini sorumlu tutma olgusu ile özellikle dünyanın fakir bölgelerinde yoğun şekilde hüküm süren doğal kaynakların paylaşılması sayılabilir. 2030’larda 8 milyara erişecek dünya nüfusunun fakir ülkelerinin insanları, zengin ülkeleri fakirliklerinden sorumlu tutarak geleceğin çatışmasını özellikle zengin ülkelerin başında gelen ABD’ye karşı çıkarabileceklerdir. Ancak gelecek on yıllarda çıkması olası silahlı çatışmaların en çok da özellikle ülkelerin kendi içlerinde olacağını söylemek, sömürge yönetiminden kurtulan, yeni kurulmuş veya otoriter rejimlerin baskısından belli ölçülerde çıkmış rejimler açısından rahatça söylenebilir. Çünkü bu tür rejimlerin en büyük sıkıntısı uluslararası haberleşme olanaklarının artmış olmasından dolayı halklarının, ileri ülkelerin insanlarının yaşama standartlarına erişme arzusunun, başlarındaki rejime karşı küresel ekonomiye koşut bir yaşam istemiyle baş kaldırmaları şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu da ülkelerin ordularının bizzat taraf olabileceği iç çatışmalara yol açabilecek, uzun süren yerel savaşları yaratabilecektir. Sonuç olarak geleceğin savaşları ile ilgili şu tespitleri de yukarıdaki görüşlere ek olarak belirtmek isteriz:

-Bundan sonra, gelişmiş ülkeler arasındaki bir savaş (çok düşük bir olasılıkla) ve az gelişmiş ülkelere karşı gelişmiş ülkelerin açacağı bir savaş (çok yüksek bir olasılıkla) çok hassas silâhlar kullanılarak yapılacak ve düşman toplumunu yok etmek üzere tasarlanacaktır. Böyle bir şey ise, karşılıklı yok etme girişimlerine neden olabilecektir,

– Beklenmedik ve anî askerî harekât artık resmî savaşların yerini alacaktır. Bundan böyle , resmen ilân edilmiş savaşlar geçmişte kalacaktır,

-Topyekûn milli güvenlik artık bir hayâldir. Küreselleşme çağında top yekûn güvenlik ve topyekûn savunma, ulaşılması mümkün olmayan hedeftirler. Ülkeler güvenlik konseptlerini buna göre yeniden düzenleme sorunuyla karşı karşıyadırlar,

-Büyük bir stratejik savaş, patlama ihtimâli her ne kadar zayıf olsa da, büyük ülkeler ve özellikle ABD için hâlâ önemli bir tehdittir. Buna karşı büyük güçler (özellikle ABD) bir yandan kendi nükleer silahlarını azaltma ve potansiyel düşmanlarına bunun gereksizliğini ortaya koyup azalttırma seçeneğini zorlarken öte yandan da füze sistemlerini geliştirerek teknolojik üstünlüğü ellerinde tutmaya çalışacaklardır,

Geleceğin Ordularının Rolü ve Stratejik Zafer

21. Yüzyılda gerçekleşecek çatışma ve savaşların çıkış nedenleri ve özelliklerinin eskiye oranla çok daha değişeceği gerçeği, bundan böyle orduların klasik görev anlayışlarının da değişeceği sonucunu ortaya koyar.Bugüne kadar orduların klasik görev anlayışı ;

· Düşman bir ülke ordusunu veya belirli bir düşman örgütünü yenmek,

· Tehlike içinde bir devleti veya sorunlu bir bölgeyi istikrara kavuşturmak,

· Müttefiklere, işbirliğinde bulunan devlet kuruluşlarına, içlerinde bulundukları kriz sırasında veya bundan çıktıktan sonra destek sağlayarak yardım etmekti.

Geleceğin ordularında ise, buna ek olarak verilecek rol, savaş alanında kazanılmış zaferin stratejik bir zafere dönüştürülmesinde olacaktır. Tarih boyunca, kazanılmış savaşların sonunda her seferinde bu stratejik başarıya ulaşıldığını göremiyoruz. Bu olgunun en güzel örneği Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Almanlara karşı net bir zafer kazanmış olan müttefiklerin bu başarıyı, Alman toplumunun ve kültürel unsurlarının değiştirilmesinde gösterememelerinde görebiliriz. Nitekim, Almanya kısa bir zaman sonra tekrar uluslararası güç kullanma konumuna erişip, İkinci Dünya Savaşını çıkarmıştır. Çünkü stratejik zafer yalnız düşman ordusunu savaş sahasında yenmek ile başarılamaz. Kesin zafer, işgal ve sonrası düşman toplumunun kültürel, ekonomik ve politik sistemlerinin de değiştirilmesiyle olur. Bu olgunun önemi her halde Irak’ta, halen ABD güçlerinin karşılaştıkları ve çözmeleri gereken en önemli sorundur. Kara unsurlarının mutlaka kullanılmasını gerektiren stratejik sonuca dönük savaşın yanı sıra, geleceğin savaşlarında başka ve kara unsurlarının hiç kullanılmayabileceği savaş yöntemi de daha az olasılıkla söz konusu olabilecektir. Küresel güç konumunda olan ülkeler, elinde KİS bulundurduğu ve potansiyel tehlike yarattığından kuşku duyduğu ülkeyi kendi kara unsurlarını tehlikeye atmadan yalnız uzaktan, bütün hava ve balistik füze olanaklarıyla bombalayarak askeri açıdan güçsüzleştirebilecek, söz konusu ülkenin ve bölgenin özelliklerinden daha sonra iç işlerine karışmayıp gelişmeleri kendi haline bırakabilecektir. Bu olasılık önümüzdeki zaman içersinde gerçekleşebilecek bir ABD-İran çatışmasında bu şekilde ortaya çıkabilir. Esasen bu yaklaşım daha evvel Birinci Körfez Savaşında belli ölçülerde uygulanmış ve sonradan beklentiler boşa çıkıp, stratejik başarı elde edilemediği için ikinci savaş başlatılmıştır.

Dünyanın gelecekte giderek artan sorunlara gebe ortamında orduların, zamanın ve teknolojinin getireceği yeniliklerden,olası düşmanlarının faydalanması oranının çok daha ötesinde kendilerini geliştirmeleri önemlidir.

Ek Askeri Yetenekler

Günümüzdeki askeri güçlerin gelecekte giderek artan ölçülerde rol alacakları çatışmalarda sahip olmaları gereken ek ve önemli yetenekler;

– Daha uzak menzilli harekatların gereği olan kuvvet sevki ve bunun taşınması ,

– Yerel bir savaşı çabucak kazanabilme imkânı öteki bir savaşın patlamasını kendiliğinden caydıracaktır. Bu nedenle yerel savaşlarda hızlı ve kesin müdahalelerde bulunabilecek güçlerin oluşturulması,

– Ağır ve zırhlı birliklerin gerekliliğinin azalmasına karşı hafif, hareket yeteneği hızlı hafif birliklere giderek gerek duyma, bunları sağlama,

– Gelişen teknolojiye paralel olarak sahneye sürülen ve personel güvenliğine öncelik veren, insan kaybını azaltan yeni silah sistemleri,

– İleri bilgi teknolojisi sistemleri yardımıyla ve gerçek zaman verileriyle merkezi komuta kontrol sisteminin, merkezi uygulama ile beraber hareket ederek harekat alanındaki gelişmelerden anında haberdar olma yeteneğinin gelişmesi,

– Hassas güdümlü füze sistemlerinin giderek daha çok kullanılacak nitelik ve niceliğe erişmeleri,

– Her türlü tehdide karşı koyabilmek için çok akılcı ve sistematik plânlamaya gerek vardır. Bu plânlamanın en başta gelen maddesi istihbarat olmalıdır. Özellikle önleyici istihbarat için daha çok kaynak ayrılması,bununla ilgili ve harekat alanındaki gelişmeleri, istihbarat, gözetleme ve izleme platform ve yetenekleriyle entegre bir şekilde izleyebilecek sensör ve algılayıcı ağ sistemlerinin geliştirilerek hizmete sokulması,

– İnsansız hava araçlarının giderek savaş ve çatışma alanlarında aktif olarak kullanılmasının arttırılması,

– Erken uyarı uçaklarının, görünmezlik özelliği olan uçakların, Elint-Sigint ( Elektromanyetik ve Radyo Dalgaları İstihbaratı) ve elektronik savaş ve karıştırma yetenekli uçakların geliştirilerek ve giderek artan oranda sahneye çıkması,

– Bütün güçlerle gerçekleştirilecek kararlılık (bu hem askeri hem de stratejik zaferi sağlayacaktır)

– Taktik, stratejik ve psikolojik boyutları kapsayan geniş alanlı hassas uygulamalar,

– Karmaşık ve asimetrik çatışmalardaki kullanılan güçlerin bu ortam ve sorunlara cevap verebilecek tarzda yetiştirilip sürekli geliştirilmeleri,

– İttifak halinde bulunan koalisyon güçleriyle uyumluluk ve bunları da günün koşullarına uygun teknolojik standartlara çıkarmak,

– Günün ve çatışma ortamının gerektireceği üzere, değişebilecek koşulları karşılayabilecek konsept ve organizasyon uyarlamalarına gidebilme yeteneğidir.

Özellikle bu son olgu, asimetrik savaşlarda karşılaşılan güçlerin karar alma ve eyleme geçme süreçlerinde organizasyonlarının küçüklüğü nedeniyle sahip oldukları esneklik avantajını telafi edebilecek bir araç olması bakımından önemlidir. Çünkü bu tür gayrı nizami çatışmalarda en az karşı güç kadar çabuk ve esnek olunmalıdır. Yine savaşılan düşmanın sahip olduğu gücün çok daha üstünde bir gücü, başka bir yerden ötekine nakletmek gibi düşmandan daha iyi yeteneğe erişmiş olmak da önemlidir.

Asimetrik Savaşlar, Özel Kuvvetler

Özellikle asimetrik savaş durumunda, karşılaşılan örgütsel düşmanların, uluslararası hukuk, bürokrasi ve kurallara bağımlı olmadıkları gerçeğinden hareketle, en az bunlar kadar çabuk ve esnek hareket edebilecek bir takım gayrı resmi yöntemler geliştirmek ve bunları uygulayabilecek kuruluşlarla işbirliğine gitmek gerekebilecektir. Özellikle geleceğin düşük yoğunluklu ve asimetrik savaşlarında, vurucu esas güç ve destek güçlerinin ağırlıklı bir şekilde kullanılmayacağı ve daha ziyade özel kuvvetlerin kullanılacak olması gerçeği bu güçlerin gelecekteki önemini ciddi şekilde ortaya çıkarmaktadır.

Bu bağlamda, özel kuvvetlerin üç değişik yönde hazırlanması söz konusu olacaktır. Özel kuvvetler; bir yandan asimetrik savaş ve nereden geleceği belli olmayan karmaşık tehditlere, öte yandan iç savaşa karşı hazırlıklı olmalı veya bizzat uluslararası teröre ve tırmanmakta olan gerginliğe karşı konvansiyonel güçlerin girdiği çatışmalarda onları doğrudan desteklemelidir.

Günümüzde teknolojik silahların önemi ve buna bağlı olarak hava, uzay ve stratejik roket güçlerinin etkinliği tartışılmayacak ölçüdeyse de, kara kuvvetlerinin önemi, çok yönlülüğü nedeniyle her zaman en üst derecede olacaktır. Bizzat savaş yapılan ülke fiilen ele geçirilmeden kazanılmış başarı, Birinci Körfez savaşında Irak örneğinde olduğu gibi yarım kalmış başarı olur. Ancak kara kuvvetleri, bizzat girdiği topraklarda, stratejik ve kalıcı güvenlik koşullarını yerine getirir ve düşman toplumunun politik, ekonomik ve sosyal sistemlerinin hedeflere uygun şekilde reforma tabi tutulmasını ve böylelikle zaferin kalıcılığını sağlar. Bu olgu sağlanmazsa çözüme ulaşan sorun ileride tekrar ortaya çıkar. Özellikle asimetrik savaşlarda, askeri çözümler, stratejik kalıcı çözümlerle tamamlanamazsa sorunların ileride tekrar ortaya çıkmaları kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca “her terör eyleminin arkasında bir siyasî sebep yatmaktadır” düşüncesinden hareketle kişileri birer terörist hâline getiren sebepleri ortaya koymak ve oradaki sorunları çözmek, teröre karşı en etkili mücadele ve stratejik savaşı kazanma yaklaşımı olacaktır.Bu da ordulara bundan böyle sorunlara yalnız askeri boyutta bakmamaları gereğini ortaya koyar.

Tarihsel olarak bakıldığında, gelecekte dünyayı bekleyen topyekun savaş tehlikesi, geçmişte küresel anlamda çok büyümüş güçlere karşı oluşan tepkiyle girişilmiş savaşların bir benzerini daha ortaya çıkarabilir. Bu gün için bu olgu ABD’ye uymaktadır. ABD çevresindeki potansiyel güç odaklarını veya müttefiklerini dikkate almadan, tamamen kendi çıkar ve egemenlik çizgisinde keyfi hareket ederse, bu tür koalisyonların oluşması ve gerginliklerin tırmanması kaçınılmaz olacaktır.

Yeni Teknolojiler ve Geleceğin Savaşları

Günümüz modern orduları çeşitli askeri teknolojilere önem vererek askeri anlamda devrim yaratacak kapasiteye erişmişlerdir. Bunlar arasında, hedefe hassas darbe, manevra yeteneği, iletişim teknolojilerinin etkin kullanımı, görünmez özellikli hava araçları, uzay sistemlerinin ağırlıklı olarak askeri anlamda kullanılması ve yeni askeri araçlar (özellikle insansız hava araçları) vardır. Bunların büyük bir kısmı son 15 yılda çeşitli savaş sahnelerinde, özellikle Birinci ve İkinci Körfez Savaşlarında etkin bir şekilde kullanılmışlardır. Bundan böyle bunların daha da geliştirilmesi gündemdedir. Halen hedeflerin yok edilmesi teknolojik olarak ve özellikle akıllı bombaların kullanımıyla bir sorun olmaktan çıkmışsa da bunların doğru saptanmasının güçlüğü gündemdeki yerini korumaktadır. Bu bağlamda, gözetleme ve keşif gibi olgular geleceğin savaşlarında çok daha fazla önem kazanacaktır.

Halen gelişmiş ülkelerin (başta ABD) gözetleme sistemleri, hareket halindeki ve kamuflajlı, koruganlı mekanlarda gizlenmiş hedefleri izlemede, yeraltı tesislerindeki oluşumları ayırt etmede, gece ve kötü hava koşullarındaki hedefleri doğruluk derecesi yüksek şekilde saptamada yüzde yüz başarılı değillerdir. Geleceğin güçlü ordularının, savaş ve operasyonlarda başarılı olmaları için kesin ve doğru istihbarat temini sorununu çözmeleri gerekir.

Son Savaşlardan Alınan Dersler

Körfez Savaşlarında, Bosna, Kosova, Afganistan operasyonlarında özellikle istihbarat sağlamada uydular, insansız hava keşif ve saldırı araçları ve görünmez özellikli hava bombardıman araçları başarıyla kullanılmışsa da bunların bir kısmı modern hava savunma sistemlerine karşı hala hassastırlar. Bu nedenle gelecekte bunların savunma özelliklerinin arttırılması gerekmektedir.

Birinci Körfez Savaşı ve bunu izleyen 14 yılda gerçekleştirilen öteki operasyonlar, özellikle ABD için elindeki çeşitli sofistike silahları denemede yararlı olmuştur. Bu silahların avantajları ve gelecekteki savaşları dikkate alarak geliştirilmesi gereken noktaları bir labaratuvar ortamındaymışçasına irdelenmiştir.

Birinci Körfez Savaşında, ilk görünmez özellikli uçağının (F-117) kullanımı, ilk uzay savaşı teknolojilerinin (GPS sistemlerinin kara birliklerince kullanılması, iletişim ve gerçek zamanlı istihbarat ), ilk kez yoğun bir şekilde Cruise füzelerini kullanımı gerçekleştirilmiştir. Ancak bu savaşta SCUD füzelerinin avlanması başarısızlıkla sonuçlanmış, Saddam ile ilgili istihbaratlar boşa çıkmış ve KİS bulunamamıştır.

Bosna ve Kosova operasyonlarında ilk avcı insansız hava araçları denenmiş, B-2’ler ilk kez savaşa sokulmuş ve ilk kez GPS yönlendirilmiş bombalar kullanılmıştır. Bu operasyonlarda da gayri nizami birliklerin hedeflenmesi ve tespitinde ve yerden havaya füzelerin etkisizleştirilmesinde sorunlar yaşanmıştır.

Afganistan harekatında; ilk kez yoğun anlamda özel kuvvetler (gerçek özel kuvvetler savaşı) ve silahlı insansız hava araçları olarak kullanılmış,yine ilk kez geniş anlamda, topçu ve zırhlı birlik desteği olmadan hava ve özel kuvvetler işbirliği ve harekatı sağlanmıştır. Internet ve benzeri iletişim araçlarının da savaş alanında kullanılması bu savaşın ilklerindendir.

Son Irak savaşında; ilk kez yoğun ölçüde uzaktan hassas kumandalı füzeler, en yoğun (şimdiye kadar) özel kuvvetlerin kullanımı, zırhlı birliklerin gayrı nizami birliklere karşı kullanılması, yoğun insansız hava aracı kullanımı, bütün ABD uçaklarının lazer yardımlı ve GPS güdümlü bombaları atma yeteneğine erişmesi ile ilk kez bir balistik füzenin savaş esnasında önlenmesi ve keşif uçaklarının 24 saat sürekli kullanımı gibi ilklere ulaşılmıştır. Bütün bunlar, geleceğe dönük savaşlarda orduların hangi kapasite ve platformda savaşabileceği gibi ip uçları vermektedir.

Günümüzde entegre gözetleme sistemlerinin savaşları kazanmadaki önemi dikkate alındığında, bunların önümüzdeki savaşlarda daha geliştirilmiş olarak sahneye çıkmaları kaçınılmazdır. Özellikle hava keşif araçlarının vurulabilirliği, uydu sistemlerinin gözetlemesi gereken yerleri aralıklarla izleyebilmeleri ve bütün izlenmesi gereken yerlere nüfüz edememeleri gibi sorunlar çözüldükçe geleceğin orduları daha etkin ve netice alıcı vurucu güce erişmiş olacaktır.

Karşılıklı Teknolojik Önlem Araçları

Ancak bu gelişmelere karşın düşman güçleri de aşağıda sözü edilen etkin araçlarla bu teknolojik üstünlüğe meydan okuyabilecektir:

· GPS karıştırıcılar,

· Küçük ve portatif haberleşme karıştırıcıları,

· Karşı tedbirler(yanıltıcı tuzaklar, geliştirilmiş kamuflajlar),

· Gayrı nizami birliklerin kullanacakları modern hafif silahlar,

· Geliştirilmiş, taşınabilir, yerden havaya savunma füzeleri,

· Hava araçlarına karşı daha geliştirilmiş yerden izleme cihazları,

· Daha geliştirilmiş ve GPS destekli ve hatta nükleer başlık kapasiteli füzeler,

· Bilgisayar hack etme,

· Biyolojik ve kimyasal silah saldırıları için insansız hava araçları kullanımını,

· Gözetleme ve istihbarat temini yönünde ticari uydulardan faydalanma,

· Orta güçte lazer cihazları, ticari optik teleskop ve internetteki uydu bilgilerinden yaralanarak özellikle ABD uydu sistemlerine karşı önlem ve müdahale.

Buna karşın gelecekteki hakim güçlerin orduları da:

· KİS’lerin yerinin tespit ve imhası,

· Terörist veya düşman liderlerinin yerlerini tespit ve imhası,

· Teröristlerin, gayrı nizami ve yarı askeri güçlerin sivil halktan ayırt edilerek etkisiz hale getirilmesi,

· Balistik füzelerin etkisiz hale getirilmesi,

· Gayrı nizami ve asimetrik tehditlerin güç kullanılarak engellenmesi gibi mekanizmalara sahip olma durumundadırlar.

Bu bağlamda, geleceğin savaşlarında teknolojinin oynayacağı etkin rollerin bir örneğini, geçtiğimiz aylarda ABD Hava Kuvvetlerinin hizmete soktuğu yeni bir tür uydu karıştırıcı sisteminde görebiliriz. “The Counter Communications System”(CCS), adlı bu sistem yerden kumandayla istenildiği an, istenilen uydunun iletişimini, uyduyu kalıcı şekilde arızaya uğratmadan kesebilmektir. Bu anlamda bu uydu sistemi, bir silah olmasının yanı sıra diplomatik ve engelleyici bir araç olarak kullanılabilecektir. Bu tür araçların geliştirilmesinin önümüzdeki on yılda gerçekleşebilecek olası savaşların boyutlarındaki etkisi de ortadadır.

Sonuç
Geleceğin savaş realitelerine karşı hazırlıklı olma olgusu, küresel ve bölgesel güç olma konumundaki ülkeleri ve bunların egemenlik ölçülerini belirlemesi açısından önemlidir. Ülkemizin bir bölgesel güç olarak çıkarlarını koruma gereği de göz önüne alınırsa ordumuzun bu yeni gereksinim ve gerçeklere yaklaşımı bundan sonra daha da önemli olacaktır. Geleceğin asimetrik ağırlıklı savaşlarına her yönden hazırlıklı olması gereği önemliyse de aynı zamanda klasik ve yüksek yoğunluklu savaşlara da hazırlıklı olmak durumunda olan ordumuz, harekat yeteneği yüksek hafif birliklerin yanı sıra, zırhlı klasik ağır birliklere de ağırlık vermeyi sürdürmek durumundadır. Deneyim, disiplin ve eğitim açısından dünyanın sayılı ordusundan olan Türk Ordusunun, personelinin akademik eğitimi dahil her düzeyde geliştirdiği eğitim sistemi ve uygulamaya koyduğu teknolojik yeniliklerle, geliştirdiği harekat konseptleriyle çok büyük ölçüde ve umut verici bir şekilde geleceğin her yoğunluktaki savaşına hazır olduğu inancındayız.

Yazar: Ali Külebi

Kaynak: http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=96&sayfa=23

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

İktisat-Neoklasik İktisat-Fizik

Modern iktisadın öyküsü Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği yazması ile başlamıştır. Sıkı bir Newton hayranı olan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan